
22 Yıldır Çözülemeyen Çağla Tuğaltay Cinayeti
15 Haziran 2022 · 13 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Transkript
5 Haziran 2000 yılında İstanbul Şişli'de henüz 15 yaşındaki bir çocuk kendi evinde ölü olarak bulundu.
Şişli Fulya Mahallesi'ndeki evinde öldürülen Çağla Tuğaltay'ın katili hala bulunamadı.
Dava süresince iki şüpheli gözaltına alındı.
Çağla'nın öldürülmesine ilişkin davadaysa zaman aşımı 2020 yılında doluyordu.
Ancak sosyal medyada yapılan paylaşımlarla savcılık suç faili olduğu düşünülen kişilerin ifade alma işlemlerinin devam ettiği gerekçesiyle zaman aşımının durdurulmasına karar verdi.
Daha önce dosya kapatılmıştı.
2009 yılında ise İstanbul Emniyet Müdürü Hüseyin Çapkı'nın talimatıyla özel bir ekip kuruldu.
Görevlendirilen ekip de cinayeti aydınlatamadı.
2020 yılı başlarında cinayet müce anlıda da incelendi.
Ama yine bir sonuca ulaşılamadı.
Soruşturma derinleştirilerek devam ediyordu.
Peki ne olmuştu?
Çağla Tuğaltay nasıl öldürülmüştü?
25 Eylül 1985 doğumlu Çağla Tuğaltay Levent Kız Meslek Lisesi'nde çocuk gelişimi bölümü öğrencisiydi.
5 Haziran 2000 tarihinde henüz 15 yaşında olan Çağla kendi evinde boğazı kesilerek hayatını kaybetmişti.
Çağla Tuğaltay o gün okuldan gelmiş ve saat 16 gibi eve girmişti.
Annesi ve babasıyla abisi o gün evde değildi.
Babası iş yerinde çalışıyordu.
Annesi de... iş yerine yakın olan bir doktora gitmişti.
Abisi de evde yoktu.
Tek başına anahtarla kapıyı açıp eve girecek ve ailesini bekleyecekti.
Ancak hiç de böyle olmadı.
Annesi hastane randevusunda olduğu için okuldan eve döndüğünde yalnız kalan Çağla'ya bir süre ulaşamadı.
Ardından annesi yedek anahtarı bulunan komşularını arayarak Çağla'yı kontrol etmelerini istedi.
O dönemlerde oturdukları semtin orta üst düzeyde gelire sahip insanların oturduğu Daha çok nezih insanların yaşadığı bir semt olarak biliniyordu.
Oturdukları apartmanın olduğu bölge normal bir yerdi.
Apartmana giren herhangi bir yabancı görülmemişti.
Ancak alt komşuları Çağla Tuğaltay'ın evlerinin kapısını bir kez açtığını iddia etti.
Alt komşuya göre Çağla Tuğaltay'ın oturduğu evin kapısı sadece bir kez açılmış ve bir daha açılmamış ne de kapanmıştı.
Bu iddianın doğru olabileceği ancak kapının komşuların duymayacağı şekilde birden fazla kez açılmış olabileceği her zaman bir ihtimal dahilindeydi.
Bir ara alt komşunun kızı Çağla Tuvalta'nın bağırdığını duymuş ancak babası ya da abisiyle şakalaşıyordur diye düşünerek üst kata çıkmayı düşünmemişti.
Bir başkaları tarafındansa herhangi bir şiddetli ses ve bağırma olmadığı da iddia ediliyordu.
Olay günü yedek anahtarla girilen evde Çağla Tuvalta'nın cansız bedeni komşuları tarafından bulundu.
Komşusu eve girdiğinde korkunç bir sahneyle karşı karşıya kaldı.
Çağla erkek kardeşinin odasında yerde boğazı kesilmiş bir şekilde yatıyordu.
Polis hemen olay yerinde soruşturma başlattı.
Evden çalınmış tek eşya yoktu ve kapı girişi de zorlanmamıştı.
Apartmana giren yabancı birini gören de yoktu.
Cinayet aleti olan bıçak evin mutfağından alınmıştı ve üzerinde parmak izi bulunamamıştı.
Garip olan katilin iç çamaşırını evde bırakmış olmasıydı.
Ardından katilin ayak izlerine de ulaşmak çok zor olmadı.
Polis bu olay yüzünden senelerce Çağla'nın apartmanının altını üstüne getirdi.
İki sene boyunca apartmanı ablukaya aldı.
Katilin aynı apartmandan olabileceği tahmin ediliyordu.
Ama bu konuda da kesin bilgi edinilemedi.
Polis neredeyse o apartmanda yaşadı ancak anlamlı bir bulguya hiçbir zaman ulaşamadı.
Katil bir erkek olduğu için o dönemde apartmanda yaşayan erkeklerden parmak izi örnekleri alındı.
Cinayetten yıllar sonra 2013 yılında Çağla'nın tırnakları arasında katile ait DNA ad dönesi tespit edilince o dönem apartmanda yaşayan erkeklerden kan ve DNA numunesi alındı.
Sadece aradan geçen zaman içinde vefat eden erkeklerden DNA numunesi alınmadı.
Ancak apartmanda yaşayan erkeklerle katilin DNA'sı arasında hiçbir eşleşme veya uyumluluk tespit edilemedi.
Belki de katil ölen erkeklerden biriydi veya da değildi.
Bunu asla bilemeyeceğiz.
Çağla Tuğaltay daha 15 yaşındaydı.
Evine giren bir cani tarafından boğazı kesilerek öldürüldü.
Şişli Fulya'da boğazından bıçaklanarak öldürülen 12 yaşındaki Çağla Tuğaltay cinayetinde yeni bir gelişme oldu.
Çağla Tuğaltay cinayeti 2000 yılında işlenmişti.
15 yaşında katledilen talihsiz kızın katili ne yazık ki bir türlü bulunamadı.
Tam 21 yıl önce evinde vahşice öldürülmüştü 15 yaşındaki Çağla Tuğaltay.
Çağla Tuğaltay kendi evinde boğazı kesilerek öldürüldüğünde henüz 15 yaşındaydı.
O günden bu yana katil zanlısına dair net bir iz bulunamadı.
Gözü yaşlı anne katilin bulunacağına dair umudunu hiç yitirmedi.
O dönem olay yer ekipleri evde inceleme yaparken katil zanlısının spermlerine rastladı.
Evdeki kanlı ayak izleri ve katilin profilini oluşturan bir diğer detay da katilin son derece rahat davranmış olmasıydı.
Kanlı ellerini lavaboda yıkayan katil iç çamaşırını da olay yerinde unutması çok garip bir durumdu.
Eve giren
katil Çağla Tuvalet'in iç çamaşırını ya kendisi indirmişti ya da genç kız kıyafetlerini değiştirmek istediği sırada öldürülmüştü.
Bu olay hakkında çok fazla sayıda iddia ortaya atıldı.
Çağla'nın oturduğu apartmanda bir komşularında evin anahtarı olduğu ve annesinin kızına ulaşamayınca bu komşudan kızını kontrol etmesini rica ettiği ve komşunun dehşet verici bir ölüm
manzarasıyla karşılaştığı biliniyordu.
Annenin o gün doktora gidecek olduğunu sadece o komşunun bildiği iddia edildi.
Ancak o komşudan alınan kan örnekleri de evde olan hasar görmüş DNA verileriyle uyuşmuyordu.
Olayı haber alan ailenin eve gelir gelmez babasının genç kızın üstünü giydirdiği ve kanları temizlediği bile iddia edildi.
Ancak aile tarafından bu iddialar konusunda herhangi bir açıklama yapılmadığı için yalan olabileceği tahmin ediliyor.
Cinayetin işlendiği 2000 yılına ait gazete haberlerinde cinayet büro polislerinin katilin çok rahat davrandığı, pantolonunu çıkartması, iç çamaşırını olay yerinde unutması, lavaboda elini yıkaması gibi detayların
onun eve yabancı biri olmadığını gösterdiği ifadeleri yer alıyordu.
Bu da önemli bir detaydı.
O dönem Çağla'nın alt komşusu ifadesinde Çağla'nın ayaklarını vura vura yürüdüğü için evden çıktığını ve eve geldiğini anladığını söyledi.
İfadesine göre olay günü Çağla eve geldi, kapı çaldı ve biriyle konuşmaya başladı.
Komşusu tanıdık biri olduğunu düşündü, buna emindi çünkü ona göre tanıdık bir ses tonuyla konuşuyorlardı.
Ancak ne konuştuklarını duymamıştı.
Komşunun ifadelerine göre kapının zorlanmamış olmasından dolayı savcılık şüphelinin tanıdık biri ve erkek olduğu ihtimal üzerinde daha çok duruyordu.
Çağla Tuğaltay'ın annesi Gülnur Saygı cinayetin aydınlatılması için Müce Anlı'nın programına katılarak yardım talebinde bulundu.
Faili meçhul cinayetin aydınlatılması için harekete geçen Müce Anlı Çağla Tuğaltay cinayetinde çok sayıda ihbar aldıklarını emniyetin 3 kişi üzerinde durduğunu ancak özellikle çok
sayıda tecavüz vakasından içeri giren bir şahıs üzerinde durulduğunu belirtmişti.
Bir diğer bilgiye göre ise o zamanlar evin yakınında bir gece kondunun bulunduğuydu.
Muhtemelen sürekli içki içip yasaklı madde kullanan ve pek de tekin olmayan bazı erkekler burada dolanıyordu.
Bu gece kondunun sahibi yaşlı bir adammış ve daha sonraları buradan taşınmış.
Yaşı göz önüne alındığında muhtemelen şu an hayatta olmadığı da tahmin ediliyor.
Ayrıca Çağla'nın ölmeden önce uzunca bir süre ürkek davranışlara sahip olduğu da biliniyordu.
Annesi Çağla'nın geceleri korkmaya başladığını ve kendisiyle uyuduğunu söylemişti.
Çalan kapılardan korkuyor, arabaya bindiği gibi kapıları kilitliyordu.
Çağla'nın annesi Gülnur, kızındaki değişimleri fark etmişti ama bu kadar ciddi ve sonunda kızının kaybına sebep olacak bir durum olduğunu bilmiyordu.
Belki de Çağla'nın korktuğu birileri vardı.
Belki. Genel bir korkuydu.
Ama genç kız korkmakta haklıydı.
Ayrıca çağların katledildiği apartmanın bulunduğu mahallede bir sene önce 1999 yazında bir olay daha yaşanmıştı.
Hatta bu olay yüzünden psikolojisi bozulan ve temelli Almanya'ya göç eden bir kadının hikayesiydi bu.
Bu kadın burada yaşarken sistematik bir biçimde tacize uğramıştı.
O sıralar 19 yaşında ve yaşadığı evde devamlı olarak iç çamaşırları ve özel eşyaları kaybolmaya başlamıştı.
Yolda yürürken takip edildiğini ve izlendiğini hissediyordu.
Eve kimden geldiği belli olmayan telefonlar geliyor, telefondaki kişi sadece nefes alıp veriyordu.
Sapıkça sesler çıkarıyordu.
90'lı yıllarda bu tür telefon sapıkları oldukça yaygındı.
Ayrıca bu sapık anlaşılması zor bir diksiyonla sapıkça sorular da soruyordu.
Genç kız bu yüzden evde durmak istemiyordu.
Bir gün kendisi evde yokken kuzeni ve arkadaşı evde ve aniden bir adam kapıyı açıp zorla içeriye girdi.
Orta boylu, dalgalı saçlı, iri gözlü, kemerli burun yapısına sahip esmer bir adamdı.
İçeride birden fazla kişi olduğunu görünce süratle oradan kaçtı.
Belki de Çağla da öldürülmeden önce aynı şeyleri zaten yaşıyordu.
Fakat ne yazık ki bunu da bilmemiz artık mümkün değil.
O dönemler aynı bölgede birçok kadın benzer hadiseler yaşadı.
Polis daha sonradan bölgedeki genç kadınları ve çocukları taciz eden ve kamuoyuna kasklı sapık olarak yansıyan bir isim üzerinde yoğunlaştı.
Çağla'nın katili olabileceği düşünülüyordu.
Yıllar sonra kan ve DNA numuneleri alındı.
Parmak izi karşılaştırmaları yapıldı.
Ancak elde edilen veriler Çağla'nın katiliyle hiçbir suretle eşleşmedi.
Gözü yaşlı anne katilin bulunacağına dair umudunu hiç yitirmedi.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, failin meçhul suçlar bürosu savcılığı, suç faali olduğu düşünen kişilerin ifade alma işlemlerinin devam ettiği, devam eden incelemeler olduğu için bu nedenle
zaman aşımını ortadan kaldırmıştı.
Soruşturma ise derinleştirilerek sürmeye de devam ediyor.
Evet bugün 22 yıldır çözülememiş Çağla Tuval Tay cinayetine bir bakış attık.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
