
Değişen beynin hikayesi
Transkript
Merhaba, kanalıma hoş geldiniz.
Ben Özlem. Biliyorsunuz ya da bilmiyorsanız ben söylemiş olayım.
Burada daha çok ilk olarak benim merak ettiğim, ilgilendiğim, üzerine araştırmalar yaptığım ve herkesle paylaşmak istediğim konular ile ilgili konuşuyorum.
Bu da böyle bir konu. Kahvemi aldım geldim.
Bu konumuz ciddi. Bir süre öncesine kadar kendime söylediğim, çoğu kişinin de kendisine söylediğine inandığım şu cümleleri sen de biliyorsundur.
Ben böyleyim. Ben değişmem.
Benim karakterim bu.
Peki ya beynin sen farkında olmadan yeniden şekilleniyorsa?
Bugün biraz beynimizin değişebilme gücünden, yani nöroplastisiteden konuşacağız.
Nöroplastisi de kelime anlamına bakacak olursak, nöro, sinir sistemi ifade ediyor.
Plastisi de ise plastik dediğimiz malzemenin temel bir özelliği ile ilgili.
Yeni bir şekle sokulup bu şekilde kalabilen anlamına geliyor.
Yani şeklini değiştirebilen, farklı biçimler alabilen şeylere plastik diyoruz.
Aslında bu 95'li yıllarda daha mevcut değildi.
95'lerde yeni kavramlar, yeni kanılar literatüre girmeye başladı.
Yeni hücreler oluşmaz denilen beyinde yeni hücre oluşumları, hücre bölünmeleri, erişkinlerde bile yeni hücre üretme yeteneğinin olduğu görüldü.
Burada bir itiraf geliyor.
Bu bilgiyi çok da uzun zaman önce değil, birkaç yıl öncesinde edinen ben derin bir nefes aldım.
Çünkü hep yaş ilerledikçe öğrenme yeteneğimizin azaldığını, Artık yeni becerilerin zor edindiğini duyduk, öyle bildik ve bu beni gerçekten geren bir şeydi.
Sinir hücrelerinin mikroskop fotoğraflarında olduğu gibi sabit, dallı budaklı yapıları olmadıkları, biçimsel olarak benzeseler bile dinamik olarak sürekli biçim değiştirdikleri keşfedildi.
Bu kırılma ile 2000'li yılların başından itibaren özellikle ders kitapları değişmeye, beynimizin 25'li yaşlardan sonra sabit, ne yaparsan yap değişmez bilgisi kitaplardan kaldırılıp, Yaşamımız
boyunca yaşımız kaç olursa olsun değişebilme ve yeni durumlara adapte olabilme yeteneğine sahip, yapısal olarak da bunu son derece karmaşık biçimde yapan bir organ olduğu anlaşılmaya başlandı.
Hayır hayır panik yok.
Tabii ki teknik sinir bilimini burada tartışmayacağız.
Her an değişebilen bir beyne sahip olmak, ne yaparsanız onunla değişen beyne sahip olmak, bizim gibi normal insanların hayatlarında ne ifade ediyor, biraz bunu konuşalım istiyorum.
Mesela Londra...
taksi şoförlerinin, beyinlerinin, o labirent gibi sokakları ezberledikçe fiziksel olarak da değiştiğini biliyor musun?
Ya da kendini hiç planlamamışken otomatik hareketle telefona uzandığın, ışığı yaktığın oldu mu?
İşte bunlar hakkında konuşalım.
Beynimizin deneyimlerle nasıl yeniden kablolandığını, alışkınlıkların nasıl bu kadar kök saldığını ve en önemlisi bu bilgiyi kendi hayatımızda nasıl kullanabileceğimizi anlamak, daha iyi öğrenmek,
daha sağlıklı olmak, Hatta belki zorlukların üstesinde gelmek için yanıt olacak bugün konuşulanlar.
Neroplastiste kavramından bahsetmiştim.
Peki alışkanlık oluşumu?
Belirli tetikleyicilerle karşı geliştirdiğimiz zamanla düşünmeden yaptığımız otomatik davranışlar.
Sabah ilk iş telefona sarılmak, kahve makinesinin düğmesine basmak gibi.
Mesela ben beynimizin bu alışkanlık özelliği olmasa araba kullanamazdım.
Şaka yapmıyorum çok ciddiyim.
Araba kullanmak bana dünyanın en zor işi gibi gelirdi.
Üç tane pedal var. İki ayağım var.
Hangisini ne zaman nerede kullanacağım?
Tabii o aşamada bir de vites değişecek.
Direksiyonu unutmayalım.
Yok yok hayatta yapamam diyordum.
Araba baba arabası. Sedan.
İzmir'in yollarını bilen biliyor.
Dar, yokuşlu. Ve araba üç pedaldan anlaşıldığı üzere manuel.
Tabii bunlar hep ön yargı.
Aha ön yargı.
Ehliyet cepte. Gerekli pratikler yapılmış.
Burada canım kardeşim ve biricik kuzenimin kulaklarını da çınlatayım.
Çok nazımı çektiler. Sadece bir motivasyon lazım.
Onu da kötü geçen sınav sonrası buluyorum kendimde.
Çünkü sınavımda kötü geçmiş zaten her şeyi başarmalıyım.
Bir şeyi başarmalıyım diyorum.
Aldım anahtarı çıktım o gün.
Sadece bir hafta soğuk terler döktüm diyebilirim.
Şimdi mi? Şimdi ise usta şoför diyorlar.
Beynimiz öyle statik değişmez bir organ değil.
Sürekli değişim içinde.
Yeni enstrüman çalmayı öğrenmek.
ya da beyin hasarı sonrası iyileşme potansiyeline kadar her şeyin temelini oluşturuyor.
Ve bu değişim sadece gençken olmuyor.
Yaşam boyu devam ediyor.
Peki değişim nasıl oluyor?
Mekanizması ne? Temelde birkaç ana mekanizma var.
Mesela snaptik plastisi de.
Beynimizdeki nöronlar yani sinir hücreleri snaps denilen bağlantı noktalarıyla haberleşiyor.
İşte bu bağlantılar kullanıldıkça güçleniyor.
Kullanılmayınca da zayıflıyor.
Tıpkı sık görünen patikanın belirginleşip kullanılmayan yolun zamanla kapanması gibi.
Beynimizde iletişim yolları sürekli optimize ediliyor.
Peki sadece bağlantı gücü mü değişiyor yoksa daha fazlası mı var?
Hayır, işin ilginç yanı fiziksel yapı da değişiyor.
Buna da yapısal değişiklik deniyor.
Beyin yani bağlantılar yani sinapslarla kurulabiliyor.
Mevcut bağlantıları yeniden şekillendirilebiliyor.
Hatta sinir lifleri yeni dallar uzatabiliyor.
Yoğun şekilde enstrüman çalan müzisyenlerin parmaklarını kontrol eden beyin bölgelerinin genişlediği görülmüş fiziksel bir büyüme yani.
Peki esnek beyin yapısı alışkanlıklarla nasıl birleşiyor?
Alışkanlıklar aslında beynimizin enerji tasarrufu yapmak için kullandığı kısa yollar.
Belirli bir ipucu mesela yağmurun yağması diyelim.
Otomatik bir rutini şemsiyeyi açmayı tetikliyor.
Ve bu da ödüllü bir ıslanmamayla yani rahatlamayla hissiyle sonuçlanıyor.
İpucu, rutin, ödül.
Bu üç adımlı döngü tekrarlandıkça davranış beynine kazınıyor ve otomatikleşiyor.
Düşünmeden yapıyoruz.
Beyinde otomatik döngüyü yöneten merkez için ise iki ana oyuncudan bahsedebilirim.
Bir tarafta basal gangling dediğimiz özellikle içindeki dorsal stratum bölgesi var.
Burası adeta beynin alışkanlık merkezi.
Davranışları otomatik pilota bağlayan yer burası.
Diğer tarafta ise prefrontal korteks var.
O da beynin siyosu gibi bilinçli karar verme, planlama, hedef belirleme onun görevi.
Alışkanlık oturdukça kontrol yavaş yavaş prefrontal korteksten bazal gangliaya kayıyor.
Yani siyodan otomatik pilota geçiyor.
Yani başlangıçta bilinçli olarak başlattığımız bir davranış zamanla düşünmeden yapılan bir tepkiye dönüşüyor.
Peki madem beynimiz bu kadar esnek, yani nöroplastisi de var, Alışkanlıklarımız da bu kadar güçlü, kodlanılabiliyor.
Bu iki özelliği kendi iyiliğimiz için nasıl kullanabiliriz?
Yani beynimizi ve alışkanlıklarımızı daha bilinçli şekillendirebilir miyiz?
Evet dediğini duyara gibiyim artık.
İşte burada yaşam tarzı faktörleri devreye giriyor.
Ve kaynaklar bize bu konuda pek çok ipucu veriyor.
Örneğin fiziksel egzersiz, adeta beyin vitamini.
Beyin büyüme faktörlerini arttırıyor.
Yeni bağlantılar kurulmasını kolaylaştırıyor.
Hafızayı güçlendiriyor.
Ve ruh halini iyileştiriyor.
Sürekli öğrenme ve zihinsel olarak uyarıcı bir çevrede bulunmak da çok önemli.
Yeni bir dil öğrenmek, bir müzik aleti çalmak, bulmaca çözmek, yeni insanlarla tanışmak beyinde yeni yollar açıyor.
Ve beyin zorluklarla karşı dayanıklılığını artırıyor.
Tıpkı bir kası çalıştırmak gibi.
Beyinde çalıştırmak gerekiyor aslında.
Tüm bahsettiğim faktörlerde evet ortak bir tema var.
O da tutarlılık. Bir davranışı alışkanlığa dönüştürmek için tek şart bu.
Peki bu ne kadar sürer?
Beynimiz istikrarlı sinyalleri otomatik pilota bağlamaya çok eğilimli.
Ortalama bir alışkanlığın otomatikleşmesi için gereken süre üzerine yapılan çalışmalarda 66 gün gibi bir süre bulunmuş.
Tabii bu kişiden kişiye ya da konuya göre değişkenlik gösteriyor.
Önemli olan mükemmel olmak değil, bir şekilde devamsızlığı sağlamak.
Şöyle toparlayacak olursak, beynimiz aslında Esnek ve sürekli değişen bir yapı.
Yani nöroplastik.
Alışkanlıklarımız ise bu esnek yapıya zamanla kazınmış, aslında verimlilik için kullandığımız ama bazen bizi zorlayan otomatik programlar.
Ancak yaşam tarzımızla, yani egzersizle öğrenmeyle, farkındalıkla, uykuyla, beslenmeyle, bu süreçlerle bilinçli olarak yön verme şansımız var.
Direksiyon biraz da bizde.
Kontrol bizde. Beynimizin nasıl çalıştığını, nasıl değiştiğini ve alışkanlıklarımızın nasıl oluştuğunu anlamak, bize kendi üzerimize bir kontrol ve değişim gücü veriyor aslında.
Bu bilgi gerçekten çok değerli.
Yani artık ben buyum, değişmem cümleleri mazi oluyor da diyebiliriz.
Tabii ki biz istersek.
Bölüm sonuna geldim.
Eşlik ettiğiniz için çok teşekkürler.
Eğer sevdiyseniz Instagram'da etiketleyerek ve paylaşarak beni mutlu edersiniz.
Tekrar görüşmek üzere.
Sevgiler.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
