
Bir zamanlar futbol dışında bir spor dalının milyonları ekran başına toplayacağını düşünür müydük?
Transkript
Merhaba, kanalıma hoş geldiniz.
Ben Özlem. Bir zamanlar futbol dışında bir spor dalının milyonları ekran başına toplayacağını söyleseler, muhtemelen pek az kişi buna inanırdı.
Ama bugün milli takımın maç saatleri iş toplantılarından önce ajandalara yazılıyor.
Kafelerde ekranlar voleybola dönüyor.
Çocuklar okul bahçelerinde Eda olmak, Zehra olmak, Vargas gibi smaç vurmak istiyor.
Peki biz nasıl voleybol ülkesi olduk?
Bu bölümde sadece kupalardan değil, takımın nasıl milyonların umudu, gururu ve ortak heyecanı haline geldiğinden konuşacağız.
Aslında voleybol hikayem, Filenin Sultanları'nın son yıllardaki başarılarıyla başlamadı.
Benim için her şey Neslihan Demir'i izlemekle başladı.
O yıllarda sadece sımaçlarıyla değil, sahaya taşıdığı özgüveniyle de dikkat çekiyordu.
Farklı saç modelleri, makyajı, küpeleri çok konuşuluyordu.
Tam hayran olunası.
Ama ben bugün geriye dönüp baktığımda bunun çok daha anlamlı olduğunu düşünüyorum.
Güçlü bir kadın sporcu olmanın kendin olmaktan vazgeçmemek anlamına geldiğini gösteriyordu.
Belki de farkında olmadan benim gibi birçok insanın voleybola ilk ilgisi böyle başladı.
Voleybol Türkiye'de uzun yıllardır oynanan bir spor.
Ancak uzun süre futbolun gölgesinde kaldı.
Asıl değişim kulüplerin kadın voleyboluna ciddi yatırım yapmasıyla başladı.
Alt yapılar güçlendi.
Genç sporcular yetiştirildi ve yıllar içinde Avrupa'nın en güçlülüklerinden biri oluştu.
Bugün dünyanın en önemli voleybolcularının Türkiye'de forma girmesi tesadüf değil.
Bu yıllarca süren planlı bir emeğin sonucu.
Birçok kişi için ilk büyük kırılma 2003 Avrupa Şampiyonası'ndaydı.
O turnuvada sadece kazanılan madalya değil, takımın sahadaki cesareti de insanların kalbine dokundu.
İşte o günlerde Filinin Sultanları adı Bütün ülkeye yayıldı.
Aslında insanlar sadece galibiyet izlemedi, vazgeçmeyen kadınları izledi.
Başarı tek başına yetmez.
Dünyada başarılı birçok takım var ama hepsi insanların kalbine giremiyor.
Filinin sultanlarını farklı yapan şey sahada birbirine duydukları güvenli bize hissettirmeleri oldu.
Onların gücü birbirlerine destek olmaktan, takım ruhunu hissetmelerinden ve bize hissettirmelerinden, disiplinli çalışmalarından, pes etmemelerinden ve bunların hepsini tevazu
ile yapmalarından geldi.
Belki de biz kupalara değil o dayanışmaya aşık olduk.
Mesela Eda Erdem'i düşünün.
Yıllardır bu takımın bir parçası.
Onu izlediğimizde sadece iyi bir orta oyuncu görmüyoruz.
Gerektiğinde arkadaşlarını motive eden, en zor anlarında sorumluluk alan bir kaptan görüyoruz.
Liderlik tam da bu değil mi zaten?
Bir de Melisa Vargas var.
İlk geldiğinde çoğumuz onu güçlü servisleri ve smaçlarıyla tanıdık.
Ama zaman geçtikçe sadece attığı sayılarla değil bu takımın bir parçası oluşuyla da sevdik onu.
Sahadaki enerjisi, arkadaşları ile kurduğu bağ ve milli formaya gösterdiği saygı bence onu bu hikayenin unutulmaz isimlerinden yaptı.
Bugün küçük çocuklara en sevdiğin voleybolcu kim diye sorsanız Zehra Güneş cevabını çok sık duyarsınız.
Çünkü başarısı kadar samimiyeti ile de yeni nesil için güçlü bir rol model oldu.
Yıllar sonra bugünün çocukları da Ben voleybola Zehra sayesinde başladım diye anlatacak.
Sen de görüyorsundur.
Küçük kızların ailelerin ellerinden tutarak maça götürdüklerini, salonları doldurmalarını, voleybol kurslarına yazılmalarını, kadın sporcuların görünürlüğünün arttığını.
Bugün voleybol sahalarında sadece spor izlenmiyor, bir gelecek kuruluyor.
Belki de voleybol ülkesi olmak sadece iyi voleybol oynamak değildir.
Bir takımın bize birlikte yeniden sevinmeyi öğretmesidir.
Hatırla, daha çok yakın zamanda 26 Temmuz'da Brezilya'yı yenerek milletler liginde o kupayı kaldırdığımızı, nasıl sevindiğimizi hatırla.
Her sayıdan sonra birbirine sarılan o oyuncular bize şunu hatırlattı.
Büyük başarılar tek bir yıldızla değil, birbirine güvenen o ekiple geldi.
Sence biz gerçekten bir voleybol ülkesi olduk mu?
Filenin sultanları bize uzun zamandır unuttuğumuz bir duyguyu, birlikte sevinmeyi yeniden hatırlattı mı?
Dünden bugüne bu formayı giyen, bizi heyecanlandıran, gururlandıran ve nice çocuğa ilham olan tüm filinin sultanlarına teşekkürler.
İyi ki varsınız.
Ve bölüm sonuna geldik.
Bana eşlik ettiğiniz için size çok teşekkür ederim.
Sevdiyseniz Instagram'da etiketleyerek ve sevdiklerinizle paylaşarak beni çok mutlu edersiniz.
Tekrar görüşmek üzere.
Sevgiyle.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
