
Ahh Afife Jale ve bizim bu tiyatro sevdamız..
8 Haziran 2026 · 7 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Neden tiyatroya gidiyoruz? Bir sahnenin karşısında oturup başkalarının hikâyelerine tanıklık etmeyi neden bu kadar seviyoruz?
Transkript
Merhaba, kanalıma hoş geldiniz.
Ben Özlem. Üst üste üçüncü tiyatro biletimi alıyordum ki, düşünürken buldum kendimi.
Nereden geliyor benim bu tiyatro sevdam?
Aileden gelmiyor, eğitimini almadım.
Oyunculuk gibi bir hayalim de olmadı hiç.
Peki neden seviyorum?
Neden seviyoruz? Hiçbir şeyin tekrarının olmadığı, her şeyin o an sadece sana özel yaşandığı tek yer.
Yıllardır yaşamını sürdüren tiyatro.
Buldum kendimce birkaç neden.
1. Anı yaşamak.
Tiyatroda geri sartışı yok.
Hatta o kadar çok anda yaşıyorsun ki oyuncularda bazen kendini kaptırıp belki de hiçbirimizin anlayamayacağı şekilde doğaçlama yapıyorlar.
Ve biz bunlara o an şahit oluyoruz.
2. Sessizlik.
Belki de en çok ihtiyacımız olan ama unuttuğumuz, ne kadar iyi geldiğinin farkında olmadığımız sessizlik.
Karanlıkta, sessizce oturup, kimseyi yargılamadan, sözünü kesmeden.
Sadece anlamaya çalışmak.
Bir insana duyulan en saf saygı.
İşte bunu hatırladığımız yer.
3. Emeğe tanıklık.
Karşında bir ekran, düzenleme ya da montaj yok.
Aylarca süren emeği, sahnede dökülen teri, hissettikleri heyecanı canlı canlı izliyorsun.
4. Görünmez bağ.
Yan koltuğunda birisi var ve bu insanla aynı anda heyecanlanıyorsun.
Kahkaha atıyorsun. Bu his unuttuğumuz o insani bağları yeniden kuruyor.
5. Binlerce yıllık miras.
O koltuğa oturduğumuzda sadece sıradan bir oyun izlemiyoruz.
Binlerce yıldır nesilden nesile aktarılan kocaman bir mirasa hep birlikte sahip çıkıyoruz.
Ve oyun bittikten sonra o koltuktan kalkan kişi asla aynı kişi değil.
Işıktan dekora, sese, rejiden, bilet satıcısına kadar hepsi o kadar büyük bir saygıyı hak ediyor ki.
Ve ben en son hangi oyunun biletini mi aldım?
Afife Jale. Oyun daha Ekim ayında, biliyorum daha çok var ama biletin hemen tükenme riskini göze alamadım.
Çünkü merak ediyorum, bugün bizim sadece sosyal faaliyet olan tiyatro için ne mücadeler verilmiş?
Çünkü Afife Jale sadece bir tiyatro sanatçısı değil, bir cesaret hikayesi aynı zamanda.
Evet, bugün Afife Jale konuşacağız.
1902 yılında İstanbul'da dünyaya gelen Afife Jale, Osmanlı İmparatorluğu'nun son yıllarında büyüdü.
Bu dönem kadınların kamusal alandaki varlığının oldukça sınırlı olduğu bir dönemdi.
Ancak Afife'nin içinde erken yaşlardan itibaren sahneye karşı büyük bir ilgi vardı.
O tiyatroyu yalnızca izlemek istemiyordu, sahnede olmak istiyordu.
O yıllarda İstanbul'un tiyatro yaşamı oldukça hareketliydi.
Fakat Müslüman Türk kadınlarının sahneye çıkması yasaktı.
Kadın rollerini çoğunlukla Ermeni, Rum ya da yabancı oyuncular canlandırıyordu.
Afife ise bu kuralın dışında bir hayat hayal etti.
1918 yılında bugünkü şehir tiyatronun temirli olan Darül Debai kadın öğrenci alacağını duyurdu.
Bu duyuru Afife için bir dönüm noktası oldu.
Sınava girdi ve başarılı olarak kabul edildi.
Ailesinin tamamı bu kararı desteklemiyordu.
Özellikle de babası.
Tiyatroyu uygun bir meslek olarak görmüyordu.
Fakat Afife vazgeçmedi.
Darül Bedai de eğitim almaya başladı.
Sahne tekniği, oyunculuk, disksiyon çalışıyordu.
Hayalini kurduğu dünyanın kapısından içeri girmişti bir kere.
Ve tarih 1920'yi gösterdiğinde Kadıköy'deki Apollon Tiyatrosu'nda oynanacak bir oyunda kadın oyuncu sahnede çıkamayacaktı son anda.
Afife'nin oynamasına karar verildi.
17 yaşındaki o genç kadın sahneye çıktığında yalnızca bu rolü canlandırmıyordu.
Aslında tarihe geçiyordu.
O gece sahneye Jale adıyla çıktı.
Ve böylece Müslüman bir Türk kadın ilk kez profesyonel bir tiyatro sahnesinde seyirci karşısına çıkmış oldu.
Bugün kulağa sıradan geliyor olabilir ama o gece atılan adım yüzlerce yıllık alışkanlıkların ve yasakların karşısına atılmış bir adımdı.
Hikayenin en çarpıcı ve acı kısımları ise aslında burada başlıyor biraz.
Afifes sahneye çıkması yetkililerin dikkatini çekmeye başladı.
Bazı oyunlar sırasında polis tiyatroları basıyor, Afife'yi arıyordu.
Bir düşünün, oyuncu ezberine çalışıyor, sahneye hazırlanıyor ama aynı zamanda oyunun ortasında yakalanma ihtimalini de hesaplıyor.
Yaşanan bu baskılar sonunda Darül Bedai yönetimi üzerinde de etkili oldu maalesef.
Afife'nin sahneye çıkması giderek zorlaştı.
Sonunda kurumdan uzaklaştırıldı.
Hayatının merkeze koyduğu tiyatrodan uzaklaştırılmıştı.
Ancak onun için açtığı kapı kapanmadı.
1923'te Cumhuriyet'in ilanından sonra kadınların sahneye çıkmasının önündeki engeller kaldırılmaya başlandı.
Ama ne yazık ki Afife Jali mücadelesinin sonuçlarını uzun yıllar boyunca yaşayamadı.
Baskılar, ekonomik sıkıntılar ve yaşadığı sağlık sorunları hayatını giderek zorlaştırdı.
Şiddetli baş ağrıları sebebiyle dönemin tedavi yöntemlerinden biri olan morfin kullanmaya başladı ve zamanla bağımlılığı gelişti.
Hayatının son yıllarını oldukça zor koşullarda geçirdi.
1941 yılında henüz 39 yaşındayken hayata veda etti.
37 yaşında olduğumu düşününce ne kadar genç bir ölüm değil mi?
Afife Jale sahnede geçirdiği yıllardan çok daha uzun süreyi sahneye çıkabilmek için mücadele etti.
Bugün onu hatırlamamızın sebebi yalnızca ilk kadın oyuncu olması değil, korkmasına rağmen sahneye çıkmayı seçmiş olması.
Gösterdiği kahramanca mücadele.
Bize mirası ise kadın oyuncuların sahnelerde özgürce yer alması, tiyatro festivallerinin düzenlenmesi, her yıl verilen afife tiyatro ödüllerinin olması.
Bir tiyatro bileti elimize aldığımızda çoğu zaman düşünmüyoruz bile.
Ama o koltuklarda oturabilmemizin, o sahnelerde kadınları izleyebilmemizin, istediğimizde sahneye çıkabilecek olmamızın arkasında afife jale cesareti var.
Tiyatroya gitmek sadece bir oyun izlemek değil.
Her perde açıldığında sahneye ilk adımı atan cesur insanların hikayelerinin yeniden canlanmasıdır.
Bir sonraki tiyatro biletini alırken Afif ve Jale'yi de hatırla olur mu?
Çünkü bazı insanlar yalnızca kendi hayatlarını değiştirmez.
Kendilerinden sonra gelen herkes için yeni bir sahne kurarlar.
Tiyatro iyi ki var.
Gitmeye devam edelim.
Bölüm sonuna geldik.
Daha fazla kahraman hikayelerini de dinleyelim diyorsanız...
Instagram'da etiketleyerek ve sevdiklerinizle paylaşarak beni çok mutlu edersiniz.
Sevgiyle.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
