
Zor Zaman Tavsiyeleri: Zihnimi Güçlendirebilir Miyim?
22 Nisan 2024 · 9 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
"Selamlaaarrr! Bu bölümde Michael Phelps’in hikayesiyle Melisa'nın rehberliğinde, içsel gücümüzü bulmanın ve pozitif bir zihinsel tutum geliştirmenin yollarını keşfediyoruz. Hepbirlikte bu ilham verici hikaye ile zihnimizi güçlendirmenin ve zor zamanlarımıza nasıl destek olabileceğimizin farkına varalım!’’
Instagram: melisaersahiin
Mail: ozamansanabisorupodcast@gmail.com
Transkript
Selamlar, hoş geldiniz.
Ben Melisa. Umarım hepimiz için mükemmel bir hafta olur.
Bugünün bölümünün çıkış noktası aslında bir seriyi doğuracak.
Peki nasıl doğuracak? Hepimiz zaman zaman zorluklarla karşılaşıyoruz.
Hatta bu zaman, genellikle çoğu zaman, yani neredeyse her gün falan.
Ve bunlarla başa çıkmak zorundayız bir noktada.
Ama kategorileştiremeyeceğim o kadar zor zamanımız oluyor ki bazen.
Ben de dedim ki en iyisi bu bir seri olsun.
Bir arada ben hortlatıvereyim bu seriyi ve zor zamanlarımızdan konuşalım.
Tavsiye vermek için... çok mu bilirkişisin sanki derseniz de kesinlikle hayır.
Ben de hala yolda keşfediyorum çoğu şeyin.
Ama bir şeyler söylemek için çok da bilirkişi olmak gerekmediğinin çıkarımını yapalı biraz oldu açıkçası.
Çünkü hepimiz bir şeyleri tecrübeyle bilirkişleriz aslında.
Ve inanın bazı zamanlar hiçbir şey alamayacağınızı düşündüğünüz ortamlar bile sizde bir farkındalık yaratabiliyor.
Mesela ben bazen şu açıdan bakınca kaç yıllık hayatında hiç böyle düşünmemiştim dediğim çok fazla basit şeyle karşılaşıyorum.
Hayatın karmaşıklığında bazen gerçekten çok basit olan şeyleri bile görmekte zorlanıyoruz.
Hatta kaçırıyoruz çoğu zaman.
Bazen de bazı şeyleri kaçırmak ya da yakalayamamak zor zamanlarımızı oluşturuyordur belki de.
Kimi zaman psikolojik anlamda zor durumlarda kalıyoruz.
Kimi zaman da fiziksel olarak yakalayıveriyor bizi bu durum.
Peki bunun genelde zihnimizin bize bir oyunu olduğunu söylesek ne kadar doğru olur acaba?
Zor zamanlarda içsel gücümüzü nasıl kullanabileceğimizi, pozitif bir zihinsel tutum nasıl geliştirebileceğimizi ve stresle nasıl başa çıkabileceğimizi Örneklerle ele alalım bu bölümde.
Doğru mu? Doğruysa ne kadar doğru?
Anlamaya çalışalım. Geçtiğimiz günlerde bir storytelling eğitimindeydim.
Eğitmenimiz çok güzel bir örnek anlattı.
Ben de bayağı etkilendim açıkçası.
Hatta bu örneği uygulamalı yapıp kendimiz de gerçekliğini deneyimledik.
Konu hiç sonunu tahmin etmeyeceğim şekilde Michael Phelps'ten açıldı.
Hani şu yüzme rekortmeni Michael Phelps.
Suya hükmeden adam da derler.
Hoca konuya şöyle bir giriş yaptı.
Herkesin bir sporla uğraşma özgürlüğü var.
Kimimiz ekstra bilgi duyuyoruz, kimimiz...
gerçekten mutlu oluyoruz yapmaktan.
Ama bir de bir diğer noktada vücudu yatkın olanlar ve yetenek olarak değerlendirmesi gerekenler var.
Hatta çoğu zamanda değerlendirilip muazzam yeteneğini duyuruyorlar.
İşte Michael Phelps de küçük yaştan vücut yatkınlığı belli ve büyük yetenek teşkil edenlerden.
Zaten ailesinin de yüzücü olmasının genetik bir vücut yatkınlığı bulundurmasına büyük bir işaret oldu.
Kesin. Küçük yaştan itibaren bir spor yapıyorsun.
Bir noktada profesyonel bir akışa giriyor bu.
Ve aslında çok erken yaşlarda eminim Yemeğini verdiğin şeyin ekmeğini yemeye başlıyorsun bir noktada.
Mükemmel bir yatırım ama tabii bu doğru kişinin elinde olduğu sürece.
Peki bu kadar süre bir insanı hiç sıkmaz mı?
Hep motivasyonun tavan mı devam edersin?
Tabii ki bu mümkün olan bir durum değil.
İşte tam da bu sebepten Michael Phelps'in de motivasyonunun düştüğü, içsel isteğini devam ettirmekte zorlandığı bir zaman dilimi oluyor.
Sebepleri belki bazı özel kaynaklara dayanıyordur.
Bunu da ancak tabii en iyi Phelps tanımlayabilir.
Tam da motivasyonun düştüğü bu noktada Phelps'in antrenörü Bob Bowman...
ona antrenman sırasında daha fazla motivasyon sağlamak için bir mp3 çalar hediye ediyor.
Aslında belki de burada Phelps'in hayatını etkileyecek muazzam bir adım atıyor.
Phelps antrenmanlar sırasında müzik dinlemeye başlıyor ve oldukça da seviyor bu durumu.
Hatta müzik dinlerken yaptığı antrenmanlarda hep geldiği noktayı hayal ediyor.
Kendini o durumun içinde düşünüyor.
Bu noktada aslında mp3 çalar onun için büyük bir motivasyon kaynağına dönüşüyor.
Ve Michael Phelps'in bu mp3 çalarla ilgili hikayesi de daha ilginç bir noktaya geliyor aslında.
2008 Pekin olimpiyatlarına hazırlanırken 7 altın madalya alarak kırdığı rekoru da kırmayı amaçlayan Femz yaptığı onca hazırlığa ve çalışmaya rağmen bir talihsizlikle karşılaşıyor.
Tam da suya daldığında gözlüğü su alıyor.
Yani bunun bir yüzücü için felaket olduğunu düşünürsek ne yapmasını bekleyebiliriz?
Sanki çok daha... güzel bir son değil, hazin bir son gibi gözüküyor aslında.
O kadar emek, çalışma, harcanan saatler boşa gidiyor gibi bir tablo resmen.
Fakat Phelps o kadar odaklı ki rekorunu kırmaya.
İçsel sesi ona şunu diyor.
Hey ne oluyor ya? Paniğe kapılma.
Çünkü neden biliyor musun? Sen geleceğin noktayı hayal ederek ulaşmayı çok iyi biliyorsun.
Çünkü buna kulağına taktığın bir mp3 ve dinlediğin müziklerle yaptığın egzersizler sayesinde ulaştın.
Ve şu an bunu görmeden de yapabilirsin diyor.
Ve Phelps gözlerini kapatıyor.
Kaba bir he... hesapla. Ben bu mesafeyi tabii şu an sallıyorum.
10 kulaç atsam bitirip geri dönebilirim diyor.
Ve o kadar güzel programlanan bir beyin ki bu.
Gerçekten de öyle oluyor biliyor musunuz?
Tabii bu esnada o kadar zor ki çünkü ne yaptığını bilmeden yapıyorsun aslında.
Ve dışarıdan öyle sesler geliyor ki paniğe kapılmamak elde değil.
Fakat hesapladığını yaptığında kafasını sudan bir çıkarıyor ki rekorunu kırmış ve 8.
madalyayı büyük bir hak edişle kazanmış.
Bakın aslında ne kadar güzel bir hikaye.
Ben bu hikayeyi dinlediğimde dedim ki ki neden ben de bazı şeyleri beynimde böyle programlamayı denemiyorum ki tam bunun üzerine bir uygulama yaptık ki size de bir bahsedeyim belki denemek isteyenleriniz olur diye şimdi önce
bir sağ kolunuzu kaldırıyorsunuz ve gidebildiğiniz noktaya kadar saat yönünde döndürüyorsunuz ama vücudunuzu sabit tutacaksınız ve elinizin en son hedef aldığı yeri aklınızda tutuyorsunuz sonra tekrar eski pozisyonunuzu
alıyorsunuz gözlerinizi kapatıyorsunuz ve o hedef noktanın daha da ilerisine dönebildiğinizi hayal ediyorsunuz Yeterince odaklanıp hayal ettikten sonra bir önceki pozisyonu tekrar alıp vücudunuzu sabit tutarak yine
sağ kolunuzu saat yönünde döndürüyorsunuz ve ne görüyorsunuz biliyor musunuz?
Kolunuz gerçekten de bir önceki hedef noktadan çok daha ileriye gidiyor.
Bu da aslında zihninizi yönetmenin sizin elinizde olduğuna...
harika bir uygulamalı örnek.
Ben uygulamadan sonra o kadar gaza geldim ki şey falan oldum böyle hani zihnime hükmediyorum be hükmediyorum şu an falan oldum.
Peki düşününce sizce de Michael Phelps'in hikayesi gerçekten ilham verici değil mi?
Hem fiziksel hem de zihinsel olarak olağanüstü bir dayanıklılık ve odaklanma sergilemesi gerçekten takdir edilesi bir başarı.
Onun hikayesinden aldığım bu ders hayatımda uygulamayı başarmam gereken çok önemli bir öğreti kazandırdı bana gerçekten.
Tam da bu durum işte bu bölümün zor zamanı olsun.
Çıktısı da zor zamanlarımızı nasıl zihinsel bir süreçle yönetebileceğimiz.
Hayat zaman zaman zorluklarla dolu olabilir.
Tabii ki olabilir. Beklenmedik engellerle karşılaşabiliriz.
Hayal kırıklıkları yaşayabiliriz.
Ve bazen de çaresizlik hissiyle başa çıkmak zorunda kalabiliriz.
Ancak içimizdeki güç ve pozitif bir zihinsel tutum bu zor zamanlarda bize kılavuzluk edebilir ve bizi ayakta tutabilir.
İçsel gücümüz aslında hepimizde var olan bir kaynak.
Ancak bazen yaşadığımız zorluklar veya dış etkenler nedeniyle bu gücü fark etmek ve kullanmak konusunda zorlanabiliyoruz.
İçsel gücümüzü bulmanın ilk adımı kendimizi derinlemesine tanımak, ne istediğimizi, neye inandığımızı, hangi değerlere sahip olduğumuzu anlamaktan geçiyor.
Bunun için zaman ayırmak ve kendinize dürüst olmak çok önemli.
Peki kendime zaman ayırdım, bunun üzerinde yoğunlaştım ve farkındalığım gerçekten de arttı diyelim.
Pozitif zihinsel tutumumu nasıl geliştireceğim?
Onu nasıl yapacağım yani? Aslında bunun birkaç yolu var.
Birinci yol olarak olumlu düşüncelerle beslenmeden başlayabiliriz.
Nasıl yapacağız peki bunu? Her gün kendimize güzel mesajlar vereceğiz bir kere.
Ben mesela yapıyorum. Bazen evet bugün çok güzel bir gün olacak falan diyorum.
Ve bunu yaptığımda da gerçekten ekstrem bir durum olmadığı sürece günüm güzel geçiyor.
Bir diğer noktada şükran ve minnettarlık.
Aslında bu o kadar atladığımız bir şey ki bence.
Birçok şey geliyor geçiyor.
İyi veya kötü ama sahip olduklarımıza odaklanıp iyi ki ya ben buna minnettarım şu an demeyi Aslında bunları yaptığımızda da bazen problemleri fırsata çevirme noktasında da daha umutsuz bakabilmeyi,
bu kazanımı edinip olumsuz durumları olumlu bir perspektiften görmeyi başarabiliyoruz.
Ama bence üzerinde en çok durulması gereken nokta da kendi içsel sesimize güvenmek.
Her birimizin kendi yetenekleri, bilgelikleri ve değerleri var aslında.
Dışarıdan gelen onay ve başkalarının beklentilerinden bağımsız olarak kendi içimizdeki gücün farkında olmak ve ona güvenmek hepimizin kendi özellikleri doğruluyor.
doğrultusunda şekil alıyor. Bu yüzden her ne kadar başkalarını dinlemeye, kendimizi tamamıyla kapatmasak da kendi iç sesimizin her zaman bizim doğrumuzu temsil ettiğini unutmamamız gerek.
Ve bizim doğrumuz da bizi çoğu zaman bizim en doğru yolumuza götürür.
Çok fazla bizim bizim diyorum.
Çünkü herkesin doğrusu ve doğru yolu o kadar farklı ki.
İşte tam da bu yüzden kendi iç sesin, senin iç sesin bu kadar önemli.
Ama bunu da şey olarak düşünmeyin tabii hani araba alacak param hiç yok ama iç sesin borca gir al diyor falan.
hani yani şimdi bunu yazanlar olur ben biliyorum.
Abla peki bunu ne yapacağız falan dersiniz.
Bu böyle bir şey değil tamam mı?
Velhasıl bu bölümdeki zor zaman tavsiyem aslında bulunduğunuz her zor durum için zihninizi yönetmeye öğrenmeniz olacak.
Güzel bir örnek verdik.
Egzersizden bahsettik ve bu tavsiyeyi nasıl gerçekleştirebiliriz anlamaya çalıştık.
Umarım sizin de bunu gerçekleştirmek için bir çabanız olur ve başarısınız diyerek o zaman size bir soru diyorum ve soruyorum.
Siz zor zamanlarınızda içsel gücünüzü Bu bölümü sonuna kadar dinlediğiniz için çok teşekkür ederim.
Sorunun cevabını benimle paylaşmanızı bekliyor olacağım.
Bunun için açıklamada Instagram hesabıma ulaşabilirsiniz.
Kucak dolusu sevgi ve öpücüklerimi iletiyorum.
Kendinize iyi bakın. Bir sonraki bölümde buluşmak üzere.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
