
Selamlaaar! Büyümek zor; yalnız başına kararlar almak, sorumluluklarla yüzleşmek ve geçmişe duyulan özlem... Bu bölümde, büyümenin getirdiği zorlukları ve bu süreçte kendimize nasıl destek olabileceğimizi konuşuyoruz.
Instagram: melisaersahiin
Mail: ozamansanabisorupodcast@gmail.com
Transkript
Selamlar, O Zaman Sana Bir Soru podcast kanalına hoş geldiniz.
Ben Melisa. Umarım büyüdüğünüzü fark etmek zorunda kaldığınız bir hafta olmamıştır arkadaşlar.
Benim öyle oldu biraz. Garip bir dönemden geçiyorum açıkçası.
Biraz böyle hayal kırıklıkları, biraz da ciddi kararlar içeren ve bu zor zamanda fark ettiğim ilk şey büyümemin göze çarpışı oldu.
Büyüdüğüm için kendi kararlarımı kendim veriyorum.
Büyüdüğüm için önceliklerimi belirlemek bana ait.
Büyüdüğüm için tek başına bir savaşta gibiyim.
Hepsi büyüdüğüm için.
Daha çok şey söylenir aslında büyüdüğüm için başıma gelenlere.
İşte tam da bunları sorguladığım noktada eminim ki sizlerin de böyle bir sorgusu vardır diye düşündüğümden.
Bu bölümü büyümek ve peşinden getirdiği zorluklar üzerine yapmak istedim.
Büyüdükçe hissettiğimiz o değişimler, belirsizlikler ve bizi zorlayan süreçler hepimizin bir yerlerde hissettiği ama belki üzerine fazla düşünmediği bir konu.
Büyüdük ondan falan deyip geçiyoruz çoğu zaman.
Ama bence üzerinde konuşulmaya çok değecek bir konuda.
Büyümek çoğu zaman böyle sanki fiziksel yaşla ilgili gibi görünse de aslında süreci kapsayan...
En büyük kısım ruhsal ve duygusal taraflarında.
İlk kez kendi kararlarını almak, bazen sorumlulukları üstlenmek, artık çocuklukta olduğu gibi birileri halleder.
İşte burada büyümenin ağırlığını hissetmeye başlıyoruz.
Benim büyüdüğümü ben ilk şöyle hissettim.
Aile evinden ayrılıp üniversiteye başka bir şehre gittiğimde böyle o an bir dank etti bana.
Gece yalnız yattığımda dedim ki eyvah artık annem, babam, kardeşim yanımda değil ne yapacağım falan diye.
Tabii ki her zaman sizinleler aslında ama onları yanında istediğinde 10 dakikada seninle olamayacaklar artık.
Onların yanında olamadığı her dakikayı maalesef...
Sen tamamlayacaksın. Eksiklerini tamamlayacak kimse olmayacak.
Problemlerine kimseden çözüm bulmasını bekleyemeyeceksin.
Ve en önemlisi de hani onların yanında oluşunun hissettirdiği o rahatlık var ya.
O da yok artık ya. İşte benim ilk aydınlanışım orada olmuştu.
Kendime büyüdün sen artık kızım hani böyle artık her şeyinle kendine uğraşmak zorundasın demiştim.
Yükünün ağırlığını yine kendinle paylaşacaksın.
Ki buna alışınca da bir süre sonra başkalarıyla paylaşamamaya da başlıyorsunuz.
Çünkü süreç öyle bir evriliyor ki kendini artık en iyi sen tanıyor oluyorsun.
Başkası sana hiçbir zaman senin kadar anlamlı yaklaşamıyor.
İsteklerini senden daha iyi bilemiyor.
Ya da duygusal eksikliklerini yaşadıklarını tahmin bile edemiyorlar.
İşte bunların böyle birike birike gelmesi de bazen çocukluk döneminde duyduğumuz o özlemi arttırıyor.
Hatta bazen değil belki de çoğu zaman değil mi?
O basit günlerin, o kaygısız anların özlemi böyle içimizi kaplayan bir denize dönüşüyor resmen ya.
Ama gerçek şu ki o dönem artık geride kaldı ve...
Maalesef bugün başka bir yerdeyiz.
Geçmişe olan bağımızı koparmadan bugün olduğumuz kişiye adaptasyon sağlamak önemli artık bu noktada.
Bu yeni sorumluluklara açık olmak ama çocukluk anılarını da güzel birer hatıra olarak korumak demek aslında.
Her ne kadar bazen yetişkin olmanın zorlukları ağır gelse de geçmişteki o güzel anıları birer ilham kaynağı gibi düşünmek belki de bizim için daha sağlıklı olur.
Büyüdükçe karşılaşılması kaçınılmaz hale gelen zorluklarla maalesef yüz yüze gelmek zorunda kalıyoruz.
Kariyer, ilişkiler, gelecek, işte hangi yoldan gitmeliyim, hayatımın geri kalanında ne yapmalıyım?
Bu soruların net bir cevabı yok maalesef ve çok üzgünüm ama hiçbir zamanda olmayacak arkadaşlar.
Belki de büyümek bu belirsizliklere karşı bir alışkanlık kazanmak anlamına geliyor.
Bu noktada belki de kendimize şunu sormak lazım.
Belirsizlikler içinde huzuru nasıl bulabiliriz?
Bir şeylerin her zaman net olmayabileceğini kabullenmek, Bazen en büyük özgürlük gerçekten.
Bazen geçmişte yaptıklarımızla yüzleşirken bazen de gelecekte yapacaklarımızı sorguluyoruz aslında yine bu yolculukta.
Bu süreçte kendimize şefkatli davranmak, başkalarına gösterdiğin merhameti kendine de gösterebilmek çok önemli.
Ben bunu hep söylüyorum.
Hayatın her aşamasında bazı kararları yanlış alabiliriz ya da beklentilerimizi her zaman istediğimiz doğrultuda karşılayamayabiliriz.
Bu yüzden kendimizi sürekli yargılamak yerine Her adamı bir öğrenme fırsatı olarak görmek gerekiyor.
Bu öğrenme süreci aslında bir nevi kendi kendimize büyüme rehberliği yapmak gibi.
Kendimize yol göstermek hayatın zorluklarına karşı dayanıklı olmuyor öğrenmek yani.
Evet yalnız olma hissi bazen ağır geliyor.
Ama aynı zamanda bu yalnızlıkla güç de buluyoruz bir yandan.
Hayatın her zorluğuna karşı tek başına direnmek değil elbette amaç.
Fakat büyümenin getirdiği en büyük sorumluluklardan biri de zorlandığında kendine destek olabilmek.
kendimize içsel bir dost olabilmek.
Bu arada bazen çevremizdekilerin bizim büyüme yolculuğumuzu anlamadığını hissedebiliriz.
Hepimiz bu yollardan geçiyoruz ve geçerken yaşadığımız zorlukları başkalarıyla paylaşmakta kimi zaman zorlanabiliyoruz.
Bizi en çok anlayacak kişi kendimiz olduğumuz için her deneyimi en derin biz hissettiğimiz için dışarıdan bakıldığında bu duygusal yoğunluğu paylaşmak zorlayıcı gelebilir.
İşte bu yüzden büyümek aynı zamanda kendimizi de tanıma yolculuğuna dönüşüyor.
Belki büyürken en büyük kazancımız da bu oluyor.
Kendimizi gerçekten tanımak ve güçlü yanlarımızla zayıf yanlarımızı kabullenmek.
Büyümenin en zor kısımlarından biri de hayatta her şeyin bir anlamı olmayabileceğini kabul etmek.
Hayatın her anını kontrol edemeyeceğimiz gibi her şeyin bir anlam taşımasını da beklememek gerekiyor bazen.
Bir şeyler olur ve biz anlam veremeyiz.
Bazen beklediğimiz gibi sonuçlanmaz ya da hayal kırıklığı yaratabilir.
Bu gibi anlarda hayatta anlam aramak yerine olanı olduğu gibi kabul etmek, kendimizi akışa bırakmak en iyisi.
Tabii bunu söylemesi kolay evet.
Yapması zor biliyorum.
Ama en azından bunu başarmak için adım atmak bile kendimize verdiğimiz büyük bir hediye.
Ve şunu unutmamalıyız ki bu büyüme yolculuğunda her deneyim bir iz bırakıyor.
Bu izler bazen yara gibi gözükebiliyor ama aslında hayatımızın şekillendiğini, olgunlaştığımızı gösteriyor.
Bu yaraları bir utanç kaynağı değil, bize ait bir güç sembolü olarak görmek belki de bizi daha güçlü hissettirecektir.
Son olarak büyümenin getirdiği bir başka gerçek de...
Hayatta ne kadar çok şey öğrenirsek aslında bilmediğimizin ne kadar fazla olduğunu fark etmemizdir.
Bu bazen korkutucu gelebilir.
Bazen de bizi yeni şeyler öğrenmeye teşvik edebilir.
Yani büyümek aslında bir tür farkındalık.
Her yeni bilgiyle kendimizi yeniden tanıyoruz.
Her deneyimde biraz daha olgunlaşıyoruz.
Ben bu yolculuğun yaşattığı zor zamanlara...
Üç tavsiye verecek olsam ilkinde kesinlikle kendini yargılama derdim.
Çünkü hepimiz hatalar yapıyoruz arkadaşlar.
Hatasız insan yok yani bunu kim diyorsa yalan söylüyor.
Ve hatalar öğrenmenin bir parçası ve bu yüzden de biraz önce dediğim gibi kendine yargılı olmaktan önce şefkatli ve merhametli olmayı dene.
İkinci olarak küçük değişimleri kabul et derdim.
Büyümek büyük adımlar atmak demek değil.
Küçük değişimler bile inanın çok anlamlı.
Ve üçüncü olarak da geçmişi sevgiyle anarken geleceğe umutla bak derdim.
Çok şiirsel oldu ama çok anlamlı bir yandan da.
Geçmişteki güzel anılar bizim bir parçamız.
Onları bırakma ama geleceği de kaçırma demek istiyorum aslında.
Bölümü yavaş yavaş toparlarken yine o zaman sana bir soru diyerek.
Sizin büyüdüğünüzü hissettiğiniz ilk an neydi diye sormak istiyorum.
Gerçekten çok da merak ediyorum gelecek cevapları.
Bölüm açıklamasındaki iletişim bilgilerinden mutlaka geri dönüş yapın bana olur mu?
Bu bölümü sonuna kadar dinlediğiniz için çok teşekkür ederim.
Kendinize iyi bakın ve yeni bölümleri kaçırmamak için Spotify'dan takipte kalmayı unutmayın lütfen.
Kucak dolusu sevgi ve öpücüklerimi iletiyorum.
Bir sonraki bölümde buluşmak üzere.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
