
Tutkularımızla İşimiz Arasında Dengede Kalabilir Miyiz?
10 Haziran 2024 · 9 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Selamlaaaar! Hayatın koşuşturmacası içinde tutkularımızavakit ayırmak ve iş dengesini korumak mümkün mü? Deneyimler ve önerilerle tutkularımızı takip etmeyi ve dengeyi sağlamayı öğrenmemiz gereken bir yolculuktayız. Tutkularınızla işiniz arasında nasıl bir denge kurabilirsiniz? İşte cevaplar bu bölümde!
Instagram: melisaersahiin
Mail: ozamansanabisorupodcast@gmail.com
Transkript
Selamlar, hoş geldiniz.
Ben Melisa. Umuyorum ki bu hafta bayram planlarına uyum sağlamak için alınması gereken izinlerin stres yarattığı bir hafta olmaz.
Herkes rahat rahat izinler alsın, tatillerini birleştirsin.
Yani en azından bayram tatili bizim için eziyet değil de böyle bir rahatlama seansı gibi olsun.
Kafamızı toplayarak geri dönelim işimizin başına.
Yani aslında bir noktada hep iş işte, nereye kadar?
Ben sıklıkla bu konuda kendini kaybeden biri olarak bu aralar kendime çok vakit ayıramadığımı fark ettim aslında bunları.
Böyle acayip yoğun bir iş dönemi olunca haliyle akşamları kendinize eve attığınızda aklınızdan geçen tek şey yani dinlenmek.
Hani oturayım bir ayağımı uzatayım ne bileyim böyle bir boş boş duvara bakayım.
Hani hiçbir şey yapmayayım falan.
Ama bir yandan da yapmaktan hoşlandığın hatta bir noktada seni rahatlatan bazı tutkuların var.
Mesela benimkilerden biri spor yapmak.
Yani yapmadığım zamanlar kendimi o kadar rahatsız, o kadar huzursuz hissediyorum ki.
Yaptığımda da bir o kadar modum yükseliyor, enerjik hissediyorum.
Hem fiziksel hem de mental açıdan çok iyi geliyor kısacası.
Ama işte hani böyle çok gerçekçi bir noktadan bakacak olursam da sabah 8 akşam 5.30 çalışan bir insan olarak işte eve geldin, yemek yedin, hani yaptığını da geçtim artık yani yaptın da yedin
de topladın da derken zaten akşamı ediyorsun.
Benim günler de böyle biraz bölünmüş durumda.
Haftanın 2 günü İngilizce dersi var falan akşamları 2 saat.
E bunların yanında çamaşırın oluyor, ütün oluyor, temizliğin oluyor, işte eşine dostuna vakit ayırman gerekiyor falan.
Sanki hani of yani. Kaldı ki işte podcast bölümleri için bir vakit ayırıyorum, ajans için bir vakit ayırıyorum derken bana zaman kalsın diye günün 48 saat olmasını ister duruma geldim.
Peki bu kadar işin gücün arasında kendimizle vakit geçirmemizi sağlayan, bizi rahatlatan, biraz da hayatın akışını unutturan tutkularımızı nasıl yöneteceğiz?
Aynı anda tutkularımızı sürdürmek, iş hayatımızda başarılı olmak ve aynı zamanda da dengeli bir yaşam sürdürmek gerçekten mümkün mü?
Yani aslında öncelikle...
ve şunun farkında olmak lazım bence.
Ben bu tutkularıma vakit ayırdığımda mesela benim stres seviyem azalıyor.
İşte zihinsel sağlığımı korumamda daha etkili oluyorum ve bunlar benim hayat kalitemi arttırıyor.
E hayat kalitemi artınca daha verimli bir insana dönüşüyorum.
O zaman da işime işte daha çok odaklanıyorum ya da daha iyi odaklanıyorum.
Daha iyi odaklandığımda da daha çabuk çözüyorum belki de sorunları.
Bu da bana yine hem zaman kazandırıyor hem de zihinsel olarak bir güç veriyor.
Bunları oturup düşündüğümde dedim ki okey Melisa çok haklısın.
Peki bu konuda bir gelişim sağlamak için ne yapacaksın ya da neler yapabilirsin?
Sonra bir oturdum ne yapıyorum ne yapmıyorum falan yazdım bir kağıda.
Öncelikli olarak şunu fark ettim.
Bir zaman planlaması yaparken içine tutkularımı katmıyorum.
Yani onlara zaman kalırsa hani yapacağım şeylermiş gibi bakıyorum.
E abi yani zaten böyle düşünürsen direkt yok saymış oluyorsun onları.
Hani yok saydığın bir şeyi nasıl zorlamadan planlamana dahil etmeyi bekliyorsun ki?
Sonra dedim ki bundan sonra işte gününü haftanı artık...
Neyini planlıyorsan ki ben genelde iki plan yaparım.
Haftalık ve günlük olacak şekilde.
Çok uzun sürece yayılmış planlar benim motivasyonumu düşürüyor.
Çünkü süreçte illa planlandığı gibi yürümeyen şeyler oluyor.
Bu yüzden de önce genel adlarıyla haftamı hani bu süreçte değişiklikler olursa diye de bunlara açıklık yaratması için sonrasında günlerimi planlarım.
Böyle yapınca da ufak tefek değişiklikler pek etkilemiyor açıkçası.
Neyse işte dedim ki hangi süreç için ne planı yapıyorsan yap.
Planının içine şu tutkularını da...
Kat. Yaz kardeşim o plana yani.
Spor yapacaksın de, kitap okuyacaksın de, gezeceksin, tozacaksın de.
De yani. Bu sadece bir 30 dakika bile olabilir.
Yeter ki ekle planını.
Ve hani onu da yapman gerektiğin algısını oluştur kendinde.
Ha bir de bu planı programı yaparken bir önceliklendirme de yapmak lazım bence.
Hani bu benim için neden önemli sorusunu sorup cevabını hep hatırlatmak lazım kendimize.
İşte ben bunu programıma ekliyorum.
Çünkü bunu yaptığımda daha verimli oluyorum.
Ya da işte daha rahat uyuyorum, daha enerji...
Sonuçta hepsi benim akışıma yansıyan olumlu şeyler.
İşin gücün arasında kaybolurken bunları unutmamam lazım.
Hani bu da şey demek değil bu arada.
İşini gücünü bırak tutkularına odaklan falan değil tabii ki.
Hayat maalesef bu kadar kolay keskin kararlar verilebilecek bir yer değil.
İşte bu yüzden de bir tarafa işlerini bir tarafa da tutkularını yazıp bir önceliklendirme yaparak programının neresinde hangisine yer verebileceğini planlaman lazım.
Az önce dedim ya hani ben kısa vadeli plan...
Çünkü uzun vadeli planlardaki değişiklikler motivasyonumu düşürür diye.
Oradaki en büyük kasıtlarımdan biri de spontane gelişen şeyler mesela.
Hani bir anda arkadaşın der ya hadi akşam yemeğini dışarıda yiyelim.
Bu yemek sonrası da işte çaya kahveye bilmem neye dönüşür falan ya da işte başka senaryolar.
İşte bu noktada bunlara hep hayır diyemediğini fark ediyorsan bir sıkıntı var demektir.
Arada tabii ki yapılması gereken şeyler kesinlikle bunlar ama hani her davete her yeni opsiyona bütün işini gücünü bırakıp eve...
demek de aslında çok büyük bir problem.
Yani burada yine hayır diyebilmeyi becerebilmek lazım aslında.
Aynı şekilde gereksiz görevlerde yani hani böyle sana verilen her iş, her görev senin sorumluluğun kapsamında olmayabilir ya sonuçta.
Bunlara da hayır demeyi bil.
Bir diğer noktada da bence mola vermeyi o kadar atlıyoruz ki.
Ben bunu hem kendimde hem de çevremdekilerde o kadar çok gözlemliyorum ki.
Yani bazen bir durmak gerekiyor.
Bir nefes almak gerekiyor yahu.
İnsanız hani biz bunu 5 dakika kalığına bile olsa yapmadığımız için işte bunlar birik...
çok büyük molalara ihtiyaç duyuruyorum.
Halbuki böyle aralarda kendime mini molalar yaratsam kendimi hem tazelemiş olacağım hem motivasyonum artmış olacak.
Hatta bazen de bu mini molalara tutkularınızla eşlik edebilir.
İşte mesela bir 10 dakika mola verdiğinizde açıp bir podcast ya da bir müzik dinleyebilirsiniz.
Ya işte bu noktada da arada kendimize acımamız lazım bence.
Hani şu an dur bir nefes al bir kendini dinle diyebilmemiz lazım.
Hayat hep akışta hep bir şeyler oluyor bitiyor sonra başka şeyler falan derken Aslında günün sonunda hep kendimizle olduğumuzu unutuyoruz.
Kendimi mutlu edeyim, hayat standartlarımı hep daha da iyileştireyim, peşinde koşayım.
Bunu diyebilmemiz lazım aslında en başta.
Ben mesela kendime bu konuda bir adım ileri taşıyabilmek için ne yapabilirim diye düşündüğümde zaten her şeyi yazarak kayıt altına alan biri olduğundan dedim ki bence ben tutkularımı da yazayım bir.
Hani bu beni daha da motive eder.
Çünkü her aşamada tekrar yazmam gerekecek ya.
Yazdıkça da gelişimimin farkına varacağım iyice.
Açtım işte sayfayı, yazdım.
Spor yapıyorum. 3 ay içinde şunu hedefliyorum.
İşte podcast yapıyorum. 5 ay içinde kanal için şunu hedefliyorum.
Ya da işte bu yaz bilmediğim bir yerleri keşfetmek istiyorum.
Veya hani şu şu şu yerleri görmeyi hedefliyorum gibi.
Şimdi bunu yapmam aslında tutkularımı bir hedefe dönüştürdü.
Ve yazlıklarımı tanımlayabilmek için de bir efor harcamam gerektiğinin bilincindeyim.
O yüzden bu tutkularımın da benim hayatım için iş gibi gerekli olduğunun bilincine varıp bu adımı attım ben.
İşte hayat, iş, aile ve tutkular arasında denge...
kurmak her zaman gerçekten kolay değil.
Ama ben yine de hani sanki böyle imkansızmış gibi bir yaklaşımda sergilemek istemiyorum.
İşte bahsettiğim planlama, önceliklendirme, hayır demeyi bilme ve kendine zaman ayırma gibi basit adımları takip ederek tutkularımı takip etmeyi ve daha mutlu, aynı zamanda da daha tatmin edici bir yaşam sürmeyi
başarmayı bu bölümle birlikte daha da hedef edindim diyebilirim.
Unutmayalım ki en en önemlisi kendimize değer vermek ve kendimizi mutlu etmek öncelikle ve denge hali...
kendini yakalayabilmek için de kendimizi dinleyip eş zamanlı olarak tutkularımızı ve işlerimizi birbiriyle sentezleyerek götürmeyi becerebiliyor olmak gerekiyor şu zamanda.
20. yüzyılın en zengin Afrikalı, Amerikalı ve ilk milyarder Afrikalı, Amerikalı olma ünlüne sahip olan talk show sunucusu, yapımcı ve oyuncu Oprah Gale Winfrey, tutkuların seni canlı tutar,
seni motive eder ve seni her gün yataktan kalkmaya teşvik eder demiş.
Bu kadar başarılı bir insanın söylediği bu söz yine aslında bizi...
tutkularımıza sahip çıkmanın daha verimli işler yaptırdığının bir kanıtı niteliğinde.
Ve yine Steve Jobs'ın da güzel bir sözü var.
Tutkularınızı takip edin, başarı sizi takip edecektir diye.
Bu söz de yine kişinin tutkularına odaklanması ve onları takip etmesi durumunda başarının kaçınılmaz olduğunu vurguluyor.
Tutkularını takip eden kişi kendini geliştirmeye daha da istekli oluyor ve zorluklarla karşılaştığında daha az pes ediyor.
Sonuç olarak tutkularını takip eden bireyler genellikle daha büyük bir tatmin ve başarı Bu sözde yine bu noktada kişilere kendi tutkularını bulmaları ve onlara sadık kalmaları konusunda ilham vermeyi
hedef edinen bir söz bence.
Bölümü bitirirken ben de şunu söylemek istiyorum.
Kendimize değer vermek ve kendimizi ihmal etmemek hayat kalitemizi artırmanın önemli bir anahtarı.
Hayatın koşuşturmacası içinde kendimize vakit ayırmak, tutkularımıza yönelmek ve dengeli bir yaşam sürmek sanki böyle mümkün değilmiş gibi davranmayı bırakıp bir an önce harekete geçelim.
derim ben. Önemli olan bu dengeyi kurarken bilinçli ve kararlı olmak.
Umarım bu bölüm hayatınızda dengeyi kurmanıza ve tutkularınıza daha fazla vakit ayırmanıza yardımcı olur.
Bölümü bitirirken yine meşhur bölüm sonu sorumu.
O zaman size bir soru diyerek soruyorum.
Sizin tutkularınız ve işiniz arasında dengede kalmayı başarabildiğiniz anlar var mı?
Ya da genel olarak bunu yapabiliyor musunuz?
Bu bölümü sonuna kadar dinlediğiniz için çok teşekkür ederim.
Sorunun cevabını benimle paylaşmanızı bekliyor olacağım.
Bunun için açıklamada Instagram hesabıma ulaşabilirsiniz.
Spotify'dan da takipte kalmayı unutmayın lütfen.
Şimdiden herkese iyi bayramlar ve keyifli tatiller dilerim.
Kucak dolusu sevgi ve öpücüklerimi iletiyorum.
Kendinize iyi bakın. Bir sonraki bölümde buluşmak üzere.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
