
Sanal İlişkilerin Gerçek Hayatla Bağlantısı Ne?
29 Nisan 2024 · 10 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Selamlaaarrr! Bu bölümde insan ilişkilerinin sanal dünyadaki yansımalarını ve gerçek hayattaki etkilerini keşfediyoruz. Sosyal medyanın gücünü, idealize edilmiş imajların gerçeklikle olan ilişkisini ve daha fazlasını tartışıyoruz. Instagram'dan beni takip edip bölümdeki sorunun cevabını ve görüşlerinizi benimle paylaşmayı unutmayın!
Instagram: melisaersahiin
Mail: ozamansanabisorupodcast@gmail.com
Transkript
Selamlar, hoş geldiniz.
Ben Melisa. Umarım hepimiz için çok güzel bir hafta olur.
Güzel haberler alırız, güzel işler yaparız.
İnsanlara ve kendimize katkımız olur.
Daha çok dilek dilerim ama bugünlük bu kadar olsun.
Bu aralar çok sık konuğa olun bir muhabbet var.
Arkadaşlarım ve ilişkileri.
Hatta şöyle diyeyim. Arkadaşlarım ve sanal ilişkileri.
Yani aslında tam olarak öyle değil ama artık hani ilişkiler biraz daha sosyal medyadan tanışma çağına evrildi ya.
Tamamen o yüzden öyle diyorum. İşte bir arkadaşımız...
sevgilisi oluyor mesela. Sonrası şey aa süper ya nereden tanıştınız falan muhabbeti.
Ama çok büyük bir kısmının sonu aynı ve cevap genel olarak şey.
Sosyal medyadan sonra sanal dünyada başlayan bu ilişkilerin istemsizce bir psikolojisini incelemeye başladım ben.
Çünkü çoğunun sonunun çabuk sonlandığını ya da çok problemli ilişkilere dönüştüğünü fark ettim.
Peki nasıl başlıyor bu serüven?
İnsanlar önce böyle güzel elce bir dolaşıyorlar sosyal medyanın dipsiz bucaksız köşelerinde.
Sonra işte birilerini beğeniyorlar.
Yaklaşmalar başlıyor, işte mesajlar atılıyor, fotoğraflar paylaşılıyor.
Hatta belki de çok süre geçmeden buluşmalar ayarlanıyor.
Ki buluşma ayarlayanlar bu arada yine mantıklı bir açıdan bakabilenler.
Diğer noktadakilerin çok uzun süreler yüz yüze görüşmediği bile gördüğüm bir durum.
İşte bu noktada da ilişkilerin derinliği ve samimiyeti genellikle sınırlı kalıyor.
Aslında bu durumun dayanak noktası da sanal dünyada başlayan bir ilişkinin gerçek hayata taşınana farklı bir dinamikle karşılaşıyor olması çoğu zaman.
Çünkü bunu... Deneyimleyip, görüp, kararını vermek için de aslında birebir iletişimde olmak, göz teması kurmak gibi çok önemli noktaların deneyimlenmesi lazım.
Peki bu ilişkiler neden bu kadar kısa ömürlü oluyor?
Yani belki de sanal dünyada insanlar gerçek hayatta olduğundan farklı bir kimlik sergiliyorlar.
Bu ortamda insanlar işte daha cesur, daha iddialı ya da daha mükemmel versiyonlarını sunabilme imkanına sahipler çünkü.
Ancak gerçek hayata geçildiğinde sunulan bu imajın gerçeklikle uyuşmaması en büyük...
hayal kırıklığına neden olan etkenlerden biri.
Birçoğumuz sosyal medyada işte kendi hayatlarımızı, deneyimlerimizi hatta kişiliğimizi filtrelerle veya güzel görüntülerle sunma eğilimindeyiz.
İşte Instagram'da mükemmel pozlar veriyoruz, mükemmel bir hayatım var, mükemmel bir ilişkim var gibi görünen fotoğraflar, mesajlar paylaşmaya özen gösteriyoruz.
Twitter'da ise işte kendi düşüncelerimizi ya da duygularımızı paylaşırken daha cesur ve daha iddialı olabiliyoruz.
Çünkü aslında bu platformlar bize sanal bir sahne ne sunduğundan bu sahnede kendimizi istediğimiz gibi görmek için hiçbir engelimiz yok.
İşte tam da bu noktada gerçek hayata geçildiğinde bu sunulan imajın gerçeklikle uyuşmaması en büyük hayal kırıklığına neden oluyor.
Bir insan sosyal medyada harika bir ilişkisi varmış gibi gözükebilir.
Ancak gerçek hayatta bu ilişki karmaşık ve sorunlu olabilir.
Ki ben karmaşık olmayan hiçbir ilişki tanımıyorum.
En başta buna çocuk ebeveyn ilişkisi dahilken nasıl bekleyebiliriz ki karmaşık ve sorunsuz bir duygusal ilişki yaşamayı?
Veyahut başka bir noktada bir kişi kendinde zayıf...
Gördüğü bir noktayı sosyal medyada örtmek istiyor olabilir.
Örneğin cesur ve iddialı bir kişilik olarak kendini tanıtabilir.
Ancak gerçek hayatta içe dönük veya çekingen biridir.
Ki mesela hiç olmadı mı böyle ilişkileriniz?
Özellikle de ergenlik çağında.
Ben hatırlıyorum çünkü böyle ilişkiler.
İşte böyle karşı cinsle sosyal medya aracılığıyla utanmadan böyle şakır şukur bülbüller gibi konuşursunuz.
Ama yan yana gelince de böyle dilini yutarsın falan.
Mesela ben ortaokuldayken bir çocuk vardı konuştuğum.
Ama hani tabii öyle yani o zaman ne bileceksin hani cücüksün yani.
heyecan olsun diye ergenliğinde verdiği yetkiye dayanarak konuşuyorsun falan.
Çocukla her gün Facebook üzerinden mesajlaşma ve saatlerce konuşma seansları yapardık.
Ama okulda bir araya gelince ben kaçardım.
Utanırdım çünkü. Hani o duygunun senin için en azından o dönemde yasaklı olduğunu düşünüyorsun ya.
Hem korkuyorsun hem de Facebook'ta filtreli fotoğraflarında böyle harikasın.
İşte dudiler büyümüş, burunlar küçülmüş falan.
Yüz yüze gelince bunun fark edilmesinden korkuyorsun.
Hep kaçıyordum gerçekten.
Yani ne günlerdi ya.
Rezillik aslında dönüp bakıldığında.
Peki biz neden sanal dünyada kendimizi farklı bir şekilde sunma eğilimi gösteriyoruz?
Anonimlik ve özgürlüğün sağladığı etki, olumsuz sonuçlardan kaçabilme seçeneğimizin olması, kendine uygun bir imaj ve kendini insanlara zamanın algısında kabul ettirme ihtiyacın, oluşan
trendlere uyman gerektiğinin baskısını yapan grupların varlığı ve belki de kendine olan güvensizliğinden gerçek kimliğini ifşa etme korkun bu eğilimi oluşturan en büyük fark.
Bu faktörlerin kombinasyonu da insanları sanal dünyada kendilerini farklı bir şekilde sunmaya teşvik ediyor.
Uzmanlar da bu durumun artışını ve önemini gözlemlemiş olacak ki bazı araştırmalar yapmak için yola koyulmuşlar.
Örneğin araştırmacılar Self-Presentation on Social Network Sites yani sosyal ağ sitelerinde kendini sunma isimli bir araştırma yapmışlar.
Bu araştırmada sosyal medya kullanıcılarının kendilerini nasıl sunma eğiliminde olduklarını ve bu sunulan imajın gerçeklikle ne kadar uyumlu olduğunu incelemişler.
Ve bulgular da insanlara sosyal medyada genellikle olumlu bir imaj yaratma eğiliminde olduğunu ve bu imajı sıkça filtrelerle düzenlediklerini göstermiş.
Bir diğer ilgimi çeken araştırma olan The Roll of Anonymity Yani Türkçesi.
Bu arada İngilizcelerinin orijinallerine bakmak isteyenler olabilir diye söylüyorum.
Türkçesi de çevrim içi kendini açıklama sürecinde anonimliğin rolü bir sosyal ağ perspektifi.
Bu araştırmada anonimlik ve özgürlüğün insanların çevrim içi ortamlarda kendilerini farklı bir şekilde sunma eğilimini nasıl etkilediğini incelemiş.
Bulgular da anonimlik sağlayan platformlarda insanların daha açık ve cesur olma eğiliminde olduğunu göstermiş.
Hatta bu noktaları... izlediğinizde daha çok net değinebileceğiniz bir film öneriyim.
Filmimizin adı The Social Network.
2010 yapımı bu film tam da o zamanlarda iyice aktifleşen Facebook'un kuruluş hikayesini anlatırken bir yandan da sosyal medyanın gücünü ve etkilerini inceleyecek bir akışta tasarlanmış.
Mark Zuckerberg'in Facebook'u nasıl kurduğunu ve sosyal medyanın insan ilişkilerini ve toplumu nasıl değiştirdiğini konu aldığını söyleyebilirim.
Hatta şöyle kısaca bir bahsedecek olursam da Zuckerberg bir gece kız arkadaşının onu terk etmesi üzerine alkolün de verdiği etkiye dayanarak Harvard'ın öğrenci veri tabanına hackliyor ve Facemash adında bir site
oluşturuyor. Bu site öğrencilerin fotoğraflarını karşılaştırarak daha çekici olanı seçmelerine olanak tanıyan ve okul halkının da dikkatini oldukça çeken bir site.
Facemash'in başarısının ardından Zuckerberg ve arkadaşına Harvard Connection projesini geliştirmek için bir işbirliği teklifi sunuluyor.
Ancak Zuckerberg daha sonra bu projeyi bir kenara bırakarak kendi sosyal sitesi olan The Facebook kurmaya karar veriyor ve kuruyor.
Facebook'un kurulması ile birlikte Zuckerberg ve arkadaşının arasında iş ilişkileri biraz gerginleşmeye başlıyor.
Bu sebepten Zuckerberg Facebook'un büyümesi ve genişlemesi ile birlikte yeni ortaklar ve yatırımcılarla anlaşma yapıyor.
Bu süreçte arkadaşının hisseleri ve etkisi azalıyor ve tabi aralarındaki ilişki de giderek kötüleşiyor.
Facebook'un kurulması ve hızla büyümesi ile birlikte Zuckerberg'in liderliğinde şirketin etkisi ve önemi giderek artmaya başlıyor.
Facebook milyonlarca insanın hayatını değiştiren bir platform haline geliyor.
Ve sosyal medyanın gücünü gözler önüne seren çarpıcı bir platform oluyor.
Tabii şu an her ne kadar gölgede kalsa da hatırlarsınız o zaman bizler için oldukça büyük bir şeydi.
Çünkü Facebook sayesinde insanlar artık internet üzerinden iletişim kurabilir, bilgi alışverişi yapabilir ve dünya çapında bağlantılar kurabilir hale geldiler.
Zuckerberg Facebook'u yeni ortaklar ve yatırımcılarla genişleterek şirketin daha da büyümesini sağladı.
Sosyal medyanın gücü milyar dolarlık bir şirketin kurulmasında ve dünya çapında bağlantılar kurmasında.
etkili bir rol oynadı aslında.
Günümüzde ise özellikle gençler arasında sosyal medya platformları üzerinden paylaşılan içerikler yaşam tarzlarına, giyim tarzlarına ve hatta düşünce yapılarına doğrudan etki ediyor çoğu zaman.
Örneğin daha çok karşılaştığımız bir senaryoda bir influencerın paylaştığı fotoğraflar veya yaşam tarzı gençler arasında bir trend haline geliyor ve bu trendlere uyum sağlamak isteyenler kendi yaşamlarını bu yönde şekillendiriyorlar.
Bununla birlikte sosyal medyanın yarattığı bu yaşam tarzı trendleri genellikle gerçeklikten uzak olmakla birlikte paylaşılan içeriklerin filtrelenmiş ve mükemmelleştirilmiş olduğunu da düşünürsek tabii bu trendlere uymaya
çalışanlar da gerçek hayatta aynı standardı yakalamakta zorlandıklarından bu durumun insanların kendilerini sosyal medyada sunma eğilimini arttırması yönüne dönüşüyor.
Dolayısıyla sosyal medyanın insanların yaşam tarzlarını etkileme biçimi insanların kendilerini farklı bir şekilde sunma eğilimleriyle besleniyor.
İnsanlar sosyal medyada popüler olan yaşam tarzlarına uyum sağlamak veya bunları taklit etmek isteyebilir.
Bu da onları gerçek kimliklerinden uzaklaştırıyor ve daha idealize edilmiş bir versiyonlarını sunmaya teşvik ediyor.
Bu versiyonda da çoğu zaman kendileri olamadığından sağlıklı ilişki kuramama ya da ilişkiyi sağlıklı devam ettirememe problemi ortaya çıkıyor.
Ki ben bunu sadece duygusal ilişki olarak da düşünmüyorum bu arada.
Sıradan bir arkadaşlık ilişkisi bile olabilir.
Ve bu bence bir noktada kesinlikle günlük yaşamlarına da yansıyordur.
Çünkü sen artık yani sen olmamaya başladığın bir noktaya dönüşüyorsun ister istemez.
Tam da bu nokta. sosyal medyanın gücünü anlamak ve etkilerini doğru değerlendirebiliyor olmak çok önemli.
İnsanlar sosyal medyada kendilerini farklı bir şekilde sunma eğilimlerinin arkasındaki nedenleri ve bu eğilimin gerçek hayattaki ilişkilerine nasıl etki ettiğini anladıkları zaman gerçek bağlantılarının ve samimi ilişkilerinin
önemini hatırlayabilir. Hatta sosyal medyanın geldiği idealize edilmiş imajlara karşı korumak için de bir adım atma gereği duyabilir.
Şu dönemin içindeyken sosyal medyadan uzak kalmak ya da uzak kalın demek bana pek gelmez.
gerçekçi gelmiyor. Sadece doğru kullanmayı kendi yollarına çözümlemek gerektiğini düşünüyorum.
Benim de bunu oturup düşünme eğilimim işte dediğim gibi arkadaşlarımın sanal ilişkilerinden çıkardığım sonuçlarla şekillendi.
Bugün de burada size bunu aktarmış oldum.
O zaman size bir soru.
Sizin sanal ilişkileriniz gündelik yaşamınızı ya da en derinden sizi Nasıl etkiliyor?
Bu ilişkiyi sadece duygusal bir ilişki olarak düşünmeden yanıtlayalım.
Çünkü o zaman daha doğru cevaplar elde edebiliriz.
Bu bölümü sonuna kadar dinlediğiniz için çok teşekkür ederim.
Sorunun cevabını benimle paylaşmanızı bekliyor olacağım.
Bunun için açıklamada Instagram hesabıma ulaşabilirsiniz.
Kucak dolusu sevgi ve öpücüklerimi iletiyorum.
Kendinize iyi bakın. Bir sonraki bölümde buluşmak üzere.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
