
Selamlaaar! Tam da onaylanma ihtiyacı duyduğun bir anda “Neden Onaylanmak İstiyorum?” diye düşündün mü hiç? Düşündüysen bu bölüm senin için.
Instagram: melisaersahiin
Mail: ozamansanabisorupodcast@gmail.com
Transkript
Selamlar! O zaman Sana Bir Soru Podcast kanalına hoş geldiniz.
Ben Melisa. Umarım bu hafta onaylanmalara ihtiyaç duyup böyle kimseden bir baş sallama, bir sırt sıvazlama bile göremediğimiz bir hafta olmamıştır.
Nasıl hemen dramatize ettim ama olayı.
Yani şaka bir yana da, ben de şuradan geldim konuya.
Hani bazen böyle çok keskin doğrular yaparız ya, sonucunda da bir evet süper olmuş ya da iyi düşünmüşsün ya da ne güzel yapmışsın falan duymak isteriz.
Hatta bazen o kadar duyamayız.
ki kendimizi karşıya onaylatmak için soru soru herhalde buluruz.
İşte ama iyi olmamış mı?
Güzel olmuş değil mi?
Sence nasıl düşünmüşüm?
Falan gibi. Yani bu noktaya gelmek de aslında ne kadar acı verici.
Fark edin beni demek istiyorsun ama bir yandan da şu döner mesela benim beynimde.
Neden fark edilmek istiyorum?
Ya da doğru yaptığımı biliyorum.
Neden hala onay bekliyorum?
Aslında bu insanın temel psikolojik ihtiyaçlarından biri.
Onaylanma ihtiyacı ve bu ihtiyaç da başkaları tarafından kabul edilmek, takdir edilmek ve beğenilmek arzusu en nihayetinde.
Bu ihtiyaç insanın temel psikolojik ihtiyaçlarından biri ve evrimsel kökenlere dayanıyor.
İlk insanlardan beri sosyal gruplar...
halinde yaşamak zorundaydık ve grup tarafından kabul edilmek hayatta kalmak için oldukça kritik bir durumdu.
Günümüzde de bu ihtiyaç hala bizimle ve sosyal çevremizde kabul görmek, kendimizi güvende ve değerli hissetmemizi sağlar nitelikte.
Peki biraz daha derinlemesine inceleyecek, böyle köklerine inecek olursak.
Aslında ilk durak çocukluk ve aile.
Küçükken ailemizden aldığımız ilk onaylar bizim özgüvenimizin temelini oluşturuyor.
İşte yaptığımız resmi aferin çok güzel olmuştu.
diyen bir ebeveyn bize değerli olduğumuzu hissettiriyor aslında.
Bu da zamanla dış onaya olan ihtiyacımızı şekillendiriyor ve kişiliğimizin hatta özgüvenimizin temel yapı taşlarını oluşturuyor.
Örneğin okulda bir başarı elde ettiğimizde öğretmenimiz hemen der ya hani bravo çok iyi iş çıkardın aferin sana iyi ilerliyorsun falan.
Bu bizim için çok büyük bir motivasyon kaynağı olur.
Hatta şöyle bir bakın çocuklara öğretmeninden en ufak bir onay almak için bile böyle neler yapmazlar yani hani.
O onayı alınca da bütün akşam sevinçten onu konuşursunuz artık evde.
Geçmiş olsun. İşte ben şunu yaptım da öğretmenim şöyle dedi de böyle beğendi de şöyle oldu da.
Bütün akşam yandın artık.
Onu anlatacak sana yani.
İşte bu tür olumlu geri bildirimler kendimize olan güvenimizi arttırıyor ve ileride benzer durumlarda daha iyi performans göstermemizi sağlıyor.
Çünkü hani yapacağında onay alacağını bildiğin şeyi her onaya ihtiyacın olduğunda yapmak hatta bu motivasyonla daha da geliştirmek istersin.
Bir diğer noktada aileden gelen onayın eksikliği ya da olumsuz geri bildirimler de tam tersi bir etki yaratabilir.
Eğer sürekli eleştiriliyorsak ya da işte başarılarımız görmezden geliniyorsa kendimizi yetersiz, ve değersiz hissetmeye başlarız.
Bu durum yetişkinlik döneminde yine dış onaya olan bağımlılığımızı arttıran durumlardan biri olabilir.
Örneğin işte bir çocuk sürekli olarak bu neden böyle oldu, neden daha iyisini yapmadın gibi olumsuz bildirimlerle büyürse ilerleyen yaşlarda yaptığı her şeyin onaylanmasını bekleyebilir ve bu onayı almadığında
da büyük bir hayal kırıklığı yaşayabilir.
Hani şey gibi bu vardır ya neden komşunun çocuğundan yüksek puan almadın?
Hep bir komşunun çocuğunun başarısına bak.
bağlı her şeyin yani. Hep bir komşu çocuğu vardır kıyaslandığın.
Aslında ne yanlış bir kıyaslama değil mi?
Hani onaylanma durumunun komşunun çocuğuna bağlı olması.
Hatta komşunun çocuğunun başarısına bağlı olması.
Lanet olsun abi onaylamayın ya.
Yani istemiyorum tamam mı?
Lanet olsun ya. Al komşunun çocuğu senin çocuğun olsun.
Al başına çal yani. Bu konuda da işte topluma ve kültürümüze yöneldiğimizde de toplumun belirli davranışları ve başarıları onaylayıp ödüllendirdiğini görürüz.
İşte burada sosyal medyanın devreye girdiği bir yer de var.
Şimdiki dönemde özellikle.
Yani ah o beğeniler, o yorumlar yok mu?
O etkileşim ihtiyacımız yok mu?
Hepimiz bir noktada sosyal medyada bir şey paylaştık ve beğeni bekledik ya da işte yorum bekledik.
O anlık tatmin beynimizde küçük bir mutluluk patlaması yaratıyor böyle.
Toplum da orada oluşan beğeniye ya da işte yorumlara göre şekilleniyor.
Belirli davranışları ve başarıları onaylamaya başlıyor.
Ama bu beğeniler ve yorumlar sürekli daha fazlasını istememize neden oluyor bir noktada.
Böyle yetinmiyorsun artık. Daha fazla onay arayışına giriyorsun.
Bu da bizi sürekli olarak başkalarının gözünde nasıl göründüğümüzü düşünmeye ve buna göre hareket etmeyi itiyor.
Bir noktadan sonra kendi değerimizi tamamen başkalarının onayına bağlamış oluyoruz.
Yani benim de sosyal medyada böyle anılarım var tabii.
Mesela podcast bölümünü paylaşıyorum ve gelen yorumlar beni gerçekten motive ediyor.
Tabii demotive edenler de var.
Orası ayrı bir durum. Ancak bir yandan da şunu fark ettim.
Bu onaylanma ihtiyacı sürekli beslendiğinde bir bağımlılık yaratıyor arkadaşlar.
Bir bakmışsınız bir beğeni daha almak için sürekli bir şeyler paylaşır hale gelmişsiniz.
İşte bir yorum daha almak için neler yapabilirim diye düşünüyorsunuz sürekli.
Bu durum özgüvenimizi dış kaynaklara bağımlı hale getiriyor işte bir noktada.
Ve içsel olarak kendimizi yeterli hissetmemizi zorlaştırıyor.
Ama bir diğer noktada da onaylanmak istememizin en büyük sebeplerinden biri de bizi motive etmesi aslında.
Bu da daha iyi olmaya başarmaya iter belki de.
Sağlıklı ilişkilerde karşılıklı onaylanmak o ilişkiyi güçlendirir.
ve derinleştirir derler.
İş hayatında veya kişisel hedeflerimizde başarılı olmak için başkalarının onayına ihtiyaç duyabiliriz.
Evet, bu normal bir şey.
Ve bu onaylar bizi daha fazla çaba göstermeye teşvik eden bir noktada olabilirler.
Ancak bu ihtiyacın dengede tutulması oldukça önemlidir.
Aksi takdirde sürekli onay arayışı içerisinde maalesef kaybolabiliriz.
Ama tabii işin bir de karanlık bir yüzü var.
Aşırı onaylanma ihtiyacı.
Bu da maalesef bir noktada öz saygı.
Başkalarının onayına bağımlı hale gelirsek kendi değerimizi sorgulamaya başlarız.
Ve bu da bir noktada kısır döngü yaratır.
Bir türlü kendimizi böyle yeterli hissetmeyiz.
Sürekli dışarıdan gelen onaylarla kendimizi değerli hissetmeye çalışırız.
Ve bu da az önce de dediğim gibi yine uzun vadede...
özgüvenimizi zedeler ve bizi daha da onaya bağımlı hale getirir.
Peki bu ihtiyaçla nasıl başa çıkabiliriz?
İlk adım bu ihtiyacın farkına varmak.
Kendi değerlerimizi ve sınırlarımızı belirlemek, dış onaydan bağımsız olarak kendimizi değerli hissetmek.
Kendi içsel değerine odaklanırsan ve başkalarının onayına bağımlı olmadan kendini sevip kabul edersen emin ol çok büyük bir adım atmış olursun.
Yakın arkadaşlarımız ve ailemizle açık iletişim kurmak, onlardan aldığımız geri bildirim, değerini bilmek de bu noktada çok önemli.
Ve aslında bence şu da çok önemli bir şey.
Hani bölümün başında da dedim ya doğru yaptığını bilirsin ama hani başkalarından da duymak istersin diye.
Sen bu bilince vardığında kendini onaylamayı başarabiliyorsan en nihayetinde zaten bunu doğru yaptığını düşündüğünde gerçekleştiriyorsun.
Yani diyorsun ya zaten ben şu an bunu doğru yaptığımı biliyorum.
En azından çok yüksek oranda eminim.
Bunu demem bile kendini onayladığının bir göstergesi.
Sadece bu durumu fark et bence.
Ve bu da çok önemli bir adım.
Arka plana atmamak hatta sürekliliğini sağlamaya çalışmak lazım.
Kendimizi kutlayalım.
Başarılarımızı kutlayalım.
Küçük de olsa her başarıyı kendimize bir ödül olarak görmeye çalışalım.
Kendi kendimize aferin bunu başardın demeyi bilelim.
Çünkü bu da yine özgüvenimizi arttırır ve dış onaya olan ihtiyacımızı azaltır.
Sonuç olarak onaylanma ihtiyacı insanın doğasında var olan bir şey.
ister yeterliliğini ölçmek için ihtiyaç duy.
Bu ihtiyacı anlamak ve onunla sağlıklı bir şekilde başa çıkmak için ilk adım bu ihtiyacın kesinlikle farkına varmak.
Kendi değerlerimizi ve içsel gücümüzü keşfetmek, dış onaydan bağımsız olarak kendimizi değerli hissetmek.
Unutmayın, kendinizi sevin ve kendi değerinizi bilin.
Siz zaten değerlisiniz.
Onay alsanız da almasanız da.
Ben de başladım yine. Neden onay almak istiyorumdan geldim buralara.
Anacım kendini sev.
Değerini bil. Değerlisin.
Onayını manayını boşver.
Neyse. Hepsi bir bütün ve bu bütünün içinde sen de varsın.
Onayların da var. Onaylanmamaların da.
Ve onaylanmak isteme dürtüsü de çok doğal.
Bunu unutmam. Evet, bugün de geldik yine bölümün sonuna.
Neden onaylanmak istediğimizi ve bağlantılı noktalarını konuştuk.
Bence güzel de oldu sanki.
Hepimizin neredeyse her gün baş başa kaldığı durumlardan biri çünkü.
O zaman sana bir sorum.
Sen ne zaman onaylanma ihtiyacı duyuyorsun?
Kendine güvenmek istediğinde mi?
Sosyal çevrende kabul görme ihtiyacı duyduğunda mı?
Kişisel başarı ve motivasyonunu körüklemek istediğinde mi?
Veya başka herhangi bir sebep de olabilir.
Cevaplarınızı benimle paylaşmanızı bekliyor olacağım.
Bunun için açıklama... Instagram hesabıma ulaşabilirsiniz.
Her bölümden sonra bölüm görselini paylaşıyorum Instagram'da.
Yorumlarınızı, isteklerinizi, cevaplarınızı falan oraya bırakabilirsiniz.
Ya da direkt DM üzerinden de ulaşabilirsiniz.
Spotify'dan da takipte kalmayı unutmayın lütfen.
Kucak dolusu sevgi ve öpücüklerimi iletiyorum.
Kendinize iyi bakın. Bir sonraki bölümde buluşmak üzere.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
