
Selamlaaar! Bu bölümde, kıskançlığın evrimsel nedenlerini, etkilerini ve bu duyguyu nasıl motive edici bir güce dönüştürebileceğimizi konuşuyoruz. Keyifli dinlemeler!
Instagram: melisaersahiin
Mail: ozamansanabisorupodcast@gmail.com
Transkript
Selamlar, O Zaman Sana Bir Soru podcast kanalına hoş geldiniz.
Ben Melisa. Bugün hepimizin bir şekilde deneyimlediği, bazen bizi rahatsız eden, bazen de motive eden ama her zaman hayatımızda bir yer bulan bir duyguyu konuşalım istedim.
Kıskançlık duygusu, evet.
Kıskançlık deyince aklınıza ne geliyor mesela?
Böyle belki iş yerinde yeni terfi alan bir arkadaş ya da başka bir arkadaşınızın daha iyi bir ilişkiye sahip olması.
Hangisi geliyor mesela?
Kıskançlık çoğu zaman kendini çeşitli şekillerde gösteriyor ve bunun nedenini anlamak bu duyguyu doğru şekilde yönetmek için çok önemli.
Ben de aslında şuradan geldim konuya.
Aynı anda birçok yerde ve işte tabii ki var olmaya çalışan biri olarak sürekli böyle bir gelişme çabam, aynı zamanda kendimi anlama çabam da var.
Bu çoğu zaman böyle o kadar yorucu oluyor ki gerçekten.
Ama hedeflerim doğrultusunda ilerlediğimi belirgin şekilde görünce ne yorgunluk kalıyor ne başka bir şey.
Çünkü iyi gittiğini ve daha iyi olabileceğini görüyorsun.
Geçenlerde de yine bununla ilgili konuşurken biri dedi ki Bence seni çok kıskanan vardır ya nasıl yapıyor hani ben niye yapamıyorum falan diye.
Ama onlarda yarattığım bu kıskançlık bile bir farkındalık aslında dedi.
Nasıl yani dedim ya hani o an gerçekten anlam veremedim çünkü.
Birinin beni kıskanması nasıl bir farkındalık sağlayabilir hani diye sordum kendime.
Ve tabii ona da sordum.
Dedi ki kıskançlık aslında sadece başka birinin sahip olduğuna bakıp it çekmek değil.
Aynı zamanda senin de o şeye ulaşabileceğine dair bir işaret olabiliyor bazen dedi.
Önce böyle bir dumuru uğradım arkadaşlar.
Anlamlandırmaya çalıştım.
Sonra aslında ne kadar anlamlı olduğunu fark ettim.
Yani birinin beni kıskanması çok dile getirilmeyen bir versiyonda hani onu harekete geçmeye teşvik edebilen bir şey olabiliyor.
Aslında bakınca ne kadar mantıklı ya.
Yani genellikle negatif bir duygu olarak algılansa da aslında farkında olmadan bizi harekete geçiren bir güç de olabiliyor demek ki.
İşte bu yüzden kıskançlık üzerine biraz daha böyle derinlemesine düşünmeye karar verdim.
Örneğin mesela izlediniz mi bilmiyorum ama Grey's Anatomy dizisinde böyle Meredith ve Christina'nın arasındaki o tatlı çekişmeyi hatırladım ben bir.
İkisinin de birbiriyle olan o rekabeti var ya aslında onları daha iyi cerrahlar olmaya teşvik ediyor.
Kıskançlık bazen bizi motive eden bir güç haline gelebiliyor.
İşte tam da böyle. Ama burada önemli olan kıskançlığı doğru bir şekilde nasıl yöneteceğimiz.
Bu bölümde kıskançlığın böyle temel nedenlerini ve bu duyguyu nasıl pozitif bir güç haline getirebileceğimizi konuşalım istiyorum.
Kıskançlığın bu kadar yaygın ve tanıdık olması tesadüf değil aslında.
Çünkü bu duygu biyolojik ve sosyal olarak hepimizin içgüdülerinde var.
Ve bu sadece modern çağın bir sorunu da değil yani.
Bu duygu insan beyninin...
en eski bölümlerinden biri olan limbik sistemden kaynaklanıyor.
Daha önce beynimiz duygularımızı nasıl yönlendiriyor bölümünde de detaylı bahsetmiştim.
Bu sistem duygularımızı ve hayatta kalmamızı sağlayan temel içgüdülerimizi kontrol ediyor.
Evrimsel psikolog David Bass kıskançlığın, türümüzün devamlılığını sağlamak için geliştirilen bir mekanizma olduğunu savunuyor ve bir kitabı var.
Yine böyle İngilizcesini söyleyeceğim çünkü hani en orijinal şeyleri oradan alabiliyorsunuz.
Çeviriler genelde bana...
çok samimi gelmiyor doğruyu söylemek gerekirse.
The Dangerous Passion Why Jealousy is as Necessary as Love and Sex diye bir kitabı var.
Kıskançlığın insan ilişkilerinde nasıl bir rol oynadığını ve bu duygunun çiftler arasında nasıl denge sağladığını açıklıyor.
Bu teoriye göre kıskançlık daha fazla kaynak elde etmek, işte ilişkilerimizi korumak ve hatta tehlikelerden korunmak için bir içgüdü olarak evrimleşti diyor.
Bunu anlamak için bir örnek verelim mesela.
Binlerce yıl önce böyle bir kabile Düşünün bunu.
Yakınınızda birisi başarılı bir avcı ve diğerleri onu kıskanıyor.
Neden olabilir? Çünkü bu başarılı avcı daha iyi kaynaklara, daha fazla besine ve dolayısıyla da daha iyi bir hayatta kalma şansına sahip aslında.
Beynimiz bu karşılaştırmaları yaparak bize sürekli daha iyi olma, daha çok şeye sahip olma ve kendimizi güvene alma mesajını veriyor.
Aslında benim için bu kitapta dikkat çeken böyle bazı kritik noktalar var.
Onlara da değinmek istiyorum biraz.
Buzz kıskançlığın sadece kültürel veya sosyal bir fenomen olmadığını, aynı zamanda biyolojik bir içgüdü olarak geliştiğini öne sürüyor.
Daha önce dediğim gibi evrimsel perspektife göre kıskançlık duygusu atalarımızın hayatta kalma ve üreme başarısını arttıran bir mekanizma olarak ortaya çıkıyor.
Bass yine kıskançlığın özellikle cinsel ve duygusal sadakatsizliği tespit edip önlemek için geliştiğini belirtiyor.
Bu içgüdü insanların güvenliğini sağlamak ve işte ilişkiyi korumak adına önemli bir işlev taşıyor diyor.
Yani vay anasını ya bizim böyle negatifliklerinden beslendiğimiz kıskançlığa bakar mısınız arkadaşlar?
Aslında ne kadar pozitif etkileri de var.
Kitabın ismiyle böyle daha uyumlu bir noktada romantik ilişkiler için iki temel türe ayırmış Bass bu duyguyu.
Cinsel kıskançlık ve duygusal kıskançlık olarak.
Cinsel kıskançlık bir partnerin fiziksel sadakatsizliğine tepki olarak ortaya çıkarken, duygusal kıskançlık bir partnerin başka bir kişiye duygusal bağ kurduğunu hissettiğinde tetikleniyor.
Çok tehlikeli bir şey, çok tehlikeli bir şey ya.
Bas, evrimsel açıdan erkeklerin daha çok cinsel sadakatsizlikten, kadınlarınsa duygusal sadakatsizlikten endişe duyduklarını belirtiyor.
Bu farkın üreme stratejilerindeki biyolojik ve evrimsel farklılıklarından kaynaklandığını savunuyor.
Yine kitapta kıskançlığın bir ilişkiyi korumak ve partnerin sadakatini sağlamak için bir savunma mekanizması olarak geliştiği ifade ediliyor.
Bas'a göre kıskançlık potansiyel tehditlere karşı bir uyarı sistemi olarak çalışıyor ve bir partnerin böyle başka birine yönelmesini engelleyebilecek stratejileri harekete geçiriyor.
Bu stratejiler arasında sadakatsizliğin belirtilerini daha iyi fark etme, işte rakipleri gözlemleme ve ilişkide daha fazla ilgi veya dikkat gösterme gibi davranışlar yer alıyor.
Kıskançlığın işlevsel yönlerinin yanı sıra bu duygunun aşırıya kaçmasının da zarar verebileceği olacağını da belirtiyor tabii ki de arkadaşlar.
Hani burada sanki kıskançlık güzellemesi yapıyormuş gibi de olmayayım lütfen.
Bunu söylerken işte sağlıklı kıskançlıkla patolojik kıskançlık arasında bir denge kurmanın önemine de vurgu yapıyor.
Aşırı kıskançlık ilişkilerde böyle güvensizlik ve kontrolcü davranışlara yol açarak olumsuz sonuçlar doğurabilirken kontrollü bir kıskançlık duygusuysa ilişkilerin güçlenmesine katkı sağlayabilir diyor.
Yani başka dikkat çeken noktalardan biri de aslında kıskançlığın bireylerin partnerlerine olan yatırımının bir göstergesi olduğu vurgusu.
Bass, kıskançlığın bir bireyin partnerine ne kadar değer verdiğini ve bu ilişkiyi ne kadar korumak istediğini yansıttığını savunuyor.
Kıskançlık bireylere ilişkilerinde bir şeylerin ters gittiğini ve bir tehdit algılandığını göstererek bu durumu düzeltmek için harekete geçmeleri gerektiğini ifade eder, diyor.
Peki biraz da böyle modern dünyada kıskançlık kendini nasıl gösteriyor kısmına bakacak olursak.
Tabii ki günümüzün en belirgin alanlarından biri olan yine sosyal medyayla.
Yani psikolog Sherry Turkle'ın Reclaiming Conversation, The Power of Talking in a Digital Age diye bir kitabı var.
Sosyal medya başkalarının hayatlarını sürekli göz önünde bulundurmamıza neden oluyor.
Ve bu da kıskançlık duygusunu tetikliyor diyor.
Özellikle Instagram gibi platformlar insanların hayatının sadece en iyi...
Anların sergiledikleri yerler haline geldi biliyorsunuz ki.
Bu da izleyen kişilerde işte ben neden bu kadar mutlu değilim veya neden böyle bir hayat yaşamıyorum gibi düşüncelere yol açıyor.
Geçenlerde hatta 29 Ekim tatilinde çalışan bir arkadaşım dedi ki abi lanet olsun ya bak millet işte görüyorum oradan buradan fotoğraf atıyorlar geziyorlar ben çalışıyorum.
Hani onlar gibi geçireceğim bir tatilim bile yok falan.
Bu tür anlar aslında oldukça tanıdık değil mi?
Ama işte araştırmalar gösteriyor ki insanlar sosyal medya üzerinden sürekli başkalarıyla kıyaslama yaptıklarında bu durum maalesef düşük beğenilik saygısına ve artan kıskançlık hissine sebebiyet veriyor.
Kıskançlık bazen zorlayıcı bir duygu evet.
Ancak bazen de dengede kalabilmek için gerekli.
Hatta böyle Inside Out filmi var ya Ters Yüz.
Duyguların bir arada nasıl çalıştığını ve kıskançlık gibi olumsuz kabul edilen duyguların bile aslında bir amacı olduğunu çok güzel bir şekilde gösteriyordu.
Filmde hatırlarsanız belki yeşil renkli kıskançlık duygusu vardı.
Diğer duygularla birlikte baş karakterin hayatını dengede tutmak için çabalıyordu.
Yani izlemediyseniz kesinlikle izleyin derim bu arada.
Müthiş bir film. Benim acayip beğendiğim bir film kendisi yani.
Duyguları ve dengelerini daha iyi anlatan bir şey izlemedim arkadaşlar.
Bu kadar konuştuk işte kıskançlık kıskançlık diye.
Peki bu kıskançlığı nasıl daha iyi yönetebiliriz?
Yine geçen bölümde atıf verdiğim Brini Brown'un Daring Greatly adlı kitabında kıskançlığı bastırmak yerine bu duygunun bize ne anlatmak istediğini anlamanın daha doğru olduğunu savunuyor.
Yani ilk olarak kıskançlığı bir alarm sinyali olarak kabul edin.
Bu duygu aslında hayatınızda bir şeylerin değişmesi gerektiğini ya da kendinizi geliştirmeniz gereken alanlar olduğunu gösterebilir.
İkinci olarak sosyal medya kullanımınızı sınırlandırın bence çünkü az önce de dediğim gibi araştırmalar sosyal medyada geçirilen sürenin ve bu platformlarda yapılan kıyaslamaların kıskançlık duygusunu maalesef
ki arttırdığını gösteriyor.
Kendinizi başkalarıyla kıyaslamaktan kaçınmak için işte böyle sosyal medya kullanımı daha bilinçli hale getirmek ve sosyal medyanın başkalarının hayatını sadece çoğu zaman en iyi anlarını gösterdiğini bu yüzden
de gerçekliği unutmamak gerektiğini sürekli hatırlatın kendinize.
Üçüncü önerim de başkalarının başarılarını takdir etmeyi bir alışkanlık haline getirin.
Başkalarının başarılarını kutlamak empati yapmanızı ve kendinizi geliştirmenizi sağlar.
Başkalarının başarılarını takdir etmek insan ilişkilerini güçlendirir ve daha mutlu bir yaşam sunar.
Emin olun. Bugünkü bölümde böyle birazcık işte kıskançlık üzerine konuşmuş olduk.
Bu duygunun sadece olumsuz bir his olmadığını aslında bizi motive edebilecek ya da harekete geçirebilecek bir sinyal olabileceğini de gördük.
Aynı zamanda Kıskançlığın tarih boyunca evrimsel bir rol oynadığını ve modern dünyada sosyal medya gibi platformlarla nasıl şekillendiğini de görmüş olduk.
Önemli olan bu duyguyu nasıl yöneteceğimiz ve kıskançlığın bizi tüketmesine izin vermeden onu bir motivasyon kaynağına nasıl dönüştürebileceğimizi bulmak.
Hepimizin kıskançlık anları var.
Bu çok insani bir durum.
Ancak önemli olan bu anları fark edip bu duyguyu...
pozitif bir değişim aracı haline getirebilmek.
Unutmayın kıskançlık her ne kadar zorlu bir his de olsa doğru yönlendirdiğimizde kendimizi geliştirmemiz için güçlü bir motivasyon kaynağı haline de Gelebiliyor işte bu bölümde bahsettiğimiz gibi.
Eğer bu bölümü beğendiyseniz ve sizin de paylaşmak istediğiniz hikayeleriniz varsa benimle iletişime geçmeyi unutmayın lütfen.
Yeni bölümlerden haberdar olmak için podcast kanalıma abone olabilir ve sosyal medya üzerinden takip edebilirsiniz.
Bilgileri açıklamaya ekliyorum hep.
Kendinize iyi bakın, duygularınızı anlamaya çalışın ve her zaman hatırlayın.
Duygularınız sizin düşmanınız değil aslında en büyük rehberiniz.
Kucak dolusu sevgi ve öpücüklerimi iletiyorum.
Bir sonraki bölümde buluşmak üzere.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
