
Selamlaaarrr! Bu bölümde ertelemenin köklerine iniyor ve bu alışkanlığı değiştirmenin yollarını keşfediyoruz. Sen de bir şeyleri sürekli erteleyenlerdensen bu bölümü dinlemeyi ve ertelemenin kökenlerine inerek çözüm yollarını keşfetmeyi unutma !
Instagram: melisaersahiin
Mail: ozamansanabisorupodcast@gmail.com
Transkript
Selamlar, hoş geldiniz.
Ben Melisa. Umarım hepimiz için çok verimli bir hafta olur.
Güzel aksiyonlar alırız, güzel işler yaparız.
Geçen haftanın bölümünde demiştim bundan sonra her bölüm spesifik bir şey dileyim diye.
Onu devam ettiriyorum. O yüzden verimli bir hafta diledim.
Ki bu haftadan bir şeyler kapalım.
Hatta bu bölümden de bir şeyler kapalım.
Bugünün bölümünde hepimizin hayatında zaman zaman karşılaştığı bir konuyu ele alacağız.
Erteleme alışkanlığımız bu konu.
Niye buraya geldik, niye bu konu peki diye soracak olursanız...
Geçenlerde podcastlerim hakkında konuşuyorduk.
Sevdiğim bir çalışma arkadaşım dedi ki ya hadi sana bir konu da benden olsun.
Şu ertelemeyi konuş ya.
Ben çok yapıyorum bunu bir bakalım neymiş ne değilmiş falan.
Belki bizim bakamadığımız bir açıdan bakarsın.
Fark edemediğimiz bir noktaya değinirsin diye.
Sonra ben de düşündüm.
Hem kendimi hem de çevremdekileri böyle bir tarttım.
Yani harbiden de böyle bir alışkanlık analiz ettim.
Hani zaten çok zor bir analiz de değil bu bu arada ama sonuçta derinlemesine bakmıyoruz genel olarak olaylara.
Hani şey durumu var, erteliyorum işte tamam ya falan hani geçişip gidiyor.
Ama bunu neden yapıyorum, hangi durumlarda yapıyorum, aşabilir miyim, aşarsam kendime ne katmış olurum gibi sorulara odaklanmak lazım biraz.
İşte tam da bu sebepten ertelemenin köklerini inip psikolojisini anlayarak...
Bu durumu aşmanın yollarına bakacağız bu bölümde.
Ben ilk olarak bir erteleme nedir sorusunu sordum kendime.
Şimdi erteleme, belirli bir görev veya sorumluluğu yapılması gereken zamanda yapmaktansa daha sonra yapmayı tercih etme eylemi olarak tanımlanıyor.
Ben kendimce bana ne ifade ettiğini söyleyecek olursam da bana göre şu yani.
Eğer bir işim varken onu yapmamak için kendime türlü türlü aktiviteler çıkarıyorsam yani kesinlikle erteliyorum demektir o işi ben.
Mesela işte sınav çalışmam gerekiyordur.
Gidip bir iki bölüm... dizi izlerim ya da işte evi temizlemem gerekiyordur.
Aman hani hiç işim yok ya Instagram Reels deryasına bir dalayım derim falan öyle bir şey yani.
Aslında temel noktada yapmak istediğiniz ya da yapmanız gereken bir şeyi gerçekleştirmemizi engelleyen bir güç bu.
Peki bu durumun köklerine biraz incek olursak yani bu da şey gibi oldu hani evet çocukluğunuza inelim bakalım derinlerde neler yatıyor falan.
Aslında hani hiç de öyle bir durum değil ama neyse ben bir köküne ineyim bir bakayım ne travmaları varmış bu arkadaşın bir göreyim.
İşte tam da bu noktada Burka ve Yuen'in Procrastination, Why You Do It, What To Do About It Now.
Kitabına bir göz attım.
Kitap ertelemenin altında yatan psikolojik nedenleri ve bu davranışın nasıl oluştuğunun köklerini ele almak için bazı unsurlara değinmiş.
İlk noktada yazarlar ertelemenin arkasında sıklıkla başarısızlık korkusu, eleştirilme korkusu veya beklentileri karşılayamama gibi endişeli duyguların olduğunu belirterek
bu korku ve endişelerin de insanları görevlerini ertelemeye yönlendirebileceğini söylemişler.
Ve bence o kadar doğru ki.
Çünkü hangimiz başarısız olacağımız ya da böyle rezil olacağımız düşüncelerinin yarattığı korku yüzünden bazı işlerimizi sonsuzluğa doğru ötelemedik.
Hatta ötelerken de kaybettik çoğu zaman biz bunları.
Ya da mesela çok basit bir noktadan bakacak olursak az önce verdiğim örnekten yola çıkarak söylüyorum yine.
Bir öğrencinin final sınavına çalışmak yerine sürekli olarak erteleme eğiliminde olduğu bir noktayı düşündüğümüzde bu ertelemenin altında yatan en büyük sebeplerden birisi kesinlikle başarısızlık korkusu.
Çünkü yani bu yine ha... Hangimizin başına gelmedi?
Sınavda başarısız olacağından ya da yetersiz not alacağından hangimiz korkmadık?
İşte bu korku da öğrencinin sınavla ilgili çalışmaya başlamaktan kaçınmasına ve erteleme eğilimine kapılmasına sebebiyet veriyor.
Sonuç olarak da öğrenci sınav hakkında düşünmekten ve çalışmaktan kaçmak istiyor.
Çünkü kısa vadeli de olsa rahatlık hissini tercih etmek ona daha makul geliyor.
Kitap bir diğer noktada ertelemenin içsel motivasyon eksikliğiyle ilişkilendirilebileceğini öne sürüyor.
Kişisel değeri veya ödülü azsa o kişinin göreve odaklanmak yerine daha tatmin edici olan diğer aktivitelere yönelebileceğini söylüyor.
Ben bunları böyle hep gündelik hayattan bir şeyler yakalayabilir miyim diye bakıyorum kendi aklımda.
Hani bu tabii daha iyi ilişkilendirebilmek için de.
Ve bu durumla alakalı da güzel bir örnek geldi yine aklıma.
Mesela bir çalışan düşünelim.
İş yerinde motivasyon eksikliği yaşayan, böyle bir şeyleri başarıyla sonlandırmak için gerekli gücü kendinde bulamayan bir çalışan.
Bu kişi her gün aşağı yukarı aynı...
işleri yapmak zorunda olduğunda ve bu görevlerin sonucunda da kişisel tatmin veya ödül alamayacağını düşündüğünde içsel motivasyon eksikliği yaşaması yani o kadar normal bir şey ki.
Bu durumda da çalışanın işe odaklanmak yerine daha tatmin edici olan diğer aktivitelere yönelmek istemesi de çok doğal tabii.
Örneğin işlerindeki görevleri ertelemek ve sosyal medyada vakit geçirmek.
Onun için daha böyle anlık tatmin ve keyif sağlayabilir.
Bu da çalışanın kısa vadeli zevkleri tercih etmesine ve işe odaklanmaktan kaçınılmaz.
sonuç olarak işsel motivasyon eksikliği kişinin daha az tatmin edici olan aktivitelerle vakit geçirmesine ve iş görevlerini ertelemesine yol açmış olur.
Kitapta değinilen bir diğer nokta da yine bir görevin nasıl başlanacağı ve tamamlanacağı konusundaki belirsizliklerin ertelemeyi tetikleyebileceği, görevin gereksinimlerinin net olmaması veya adımların belirsiz olması
insanları harekete geçirmekten alıkoyan faktörlerden yani gerçekten ben de nefret ediyorum belirsiz işlerden çünkü acayip strese sokuyorlar beni.
Başlamak istesem başlayamazsın.
Başlayamazsan bitiremezsin.
Aklında yer edinir durur.
Bu da seni rahatsız eder falan hani böyle tam bir psikolojik kıvranma süreci yaratır.
İşte tam da bu yaratılan süreçten kaçmak için yine böyle bir şeyleri ertelemeye başladığını fark edersin.
Çünkü onun böyle sende bir rahatsızlık yaratmasını böyle bir hazımsızlık yaratmasını istemezsin doğal olarak.
Bir diğer noktada da mükemmelliyetçilik eğiliminin ertelemeyi arttırabileceğini bir görevin mükemmel mükemmel olması beklentisi kişinin görevi başlatmaktan kaçınmasına neden olabileceğini öne sürüyor kitap.
Mesela kitabımızın her kelimesinin kusursuz olmasını isteyen bir yazar olduğumuzu hayal edelim.
Bu mükemmelliyetçi eğilimimizden dolayı kitaba başlamak yerine sürekli olarak projeyi ertelemeye yöneliriz.
Bu durumda projenin başlaması gecikir ve kusursuz bir sonuç elde etmek için beklemeye devam ederiz.
Bu da böyle bir erteleme silsilesine dönüşür gider.
Kitapta bahsi geçen ve benim ilgimi çeken bir diğer nokta da zaman yönetimi.
Yazarlar zaman yönetimi becerilerinin eksikliğinin ertelemeyi arttırabileceğini, bir kişinin zamanını etkili bir şekilde yönetemiyorsa veya uzun vadeli hedefler belirleyemiyorsa günlük görevleri
ertelemeyi daha yatkın olabileceğini belirtmişler.
Gerçekten de zamanım yönetemediğim durumlarda ben de hep bir şeyleri ertelediğimi fark ettim.
Çünkü hep şu düşünceyi oluşturuyorsun kafanda otomatikman.
Ben bu süreye bunu sığdıramam.
Ya da işte bu benim için yeterli olmadığından, yeterli bir süre olmadığından yapmam mümkün değil.
Bu da haliyle seni erteleye erteleye yine bir işi yapamamaya itiyor.
Bu gibi noktalarda kökleri inceleyen kitap bize ertelemenin üstesinden gelmek için çeşitli stratejiler ve öneriler de sunmuş.
Hani bu kadar köklere indikten sonra zaten insan kendi yolunu keşfediyor aslında.
Ama yine bir bu önerilere bakacak olursak da ertelemenin üstesinden gelmek için öncelikle hedef belirlemenin ve planlamanın önemini vurgulamışlar.
Belirli bir hedefe ulaşmak için net ve ölçülebilir hedefler belirlemek.
Ve bu hedeflere ulaşmak için de adım adım bir plan oluşturmak, ertelemeyi azaltmaya büyük ölçüde yardımcı olur demişler.
Ve ben de kesinlikle katıldım buna.
Ulaşmak için plan belirlenemeyen her hedef gerçekleşmemeye ya da başarılı sonuçlar vermemeye mahkum benim gözümde de çünkü.
Bir diğer noktada da zaman yönetimi becerilerimizi geliştirmek, bunun için de işlerimizi önceliklendirme ve bu konuda bir plan yapma yetisine hakim olmak, zamanımızı bölümleyebilmeyi becermek ve bu yoldaki zaman hırsızlarını
belirleyebilmek. Yani bu hani soyut bir şey de olabilir, somut bir şey de olabilir.
Bunları belirleyip önüne bir aktivasyonla engel koyuyor olmak gerekiyor aslında.
İçsel motivasyonumuzu arttırmak için kendimize motive edici hedefler belirlemek, ödül sistemi oluşturmak gibi güzel öneriler var yine kitabın içerisinde.
Ve büyük görevleri küçük parçalara bölmeyi adım adım, bu noktada adım adım ilerlemeyi öneriyor kitap.
Bir görevi başlatmakta zorlanan kişiler için görevi böyle daha küçük, daha yönetilebilir parçalara öneriyor.
ayırmanın ve her bir adımda ilerlemeyi kutlamanın motivasyonu artırabileceğini ve ertelemeyi azaltabileceğini söylüyor kitap yine.
Ben de bazen bunu yapıyorum aslında.
Tamam diyorum sakin ol ve küçük küçük ilerle.
Görevi görevcikler yap ya.
Ne acelesi var? Yavaş yap tamam, güzel olsun, sakin olsun, daha harika olacak falan diye.
Ve bunu yaptığımda da genelde süreci yönetmem kolaylaşıyor.
Aslında en önemli boyut da kişinin kendi ertelemesinin altında yatan nedenlerini anlaması ve değerlendirmesi.
Kitaptan yaptığım en iyi çıkarım ve uygulamaya koyacağım ilk yenilik de bu diyebilirim.
Çünkü bence de kişinin ertelemesinin, erteleme alışkanlığını edinmesinin nedenlerini ve tetikleyicilerini tanıması, bu alışkanlığı değiştirmek için daha etkili stratejiler geliştirmesi.
kesinlikle yardımcı olur.
Hadi hep birlikte bu yolculuğa çıkıp deneyimleyelim diyorum ben.
Bilmiyorum siz ne dersiniz?
Bu bölüm ertelemenin altında yatan psikolojik ve pratik nedenleri anlamımız ve bu alışkanlığı değiştirmek için adımlar atmamız için hepimize bir işaret olsun.
Kendimizi tanıyarak, işsel motivasyonumuzu arttırarak, zamanı etkili bir şekilde yöneterek ve hedefler belirleyerek ertelemeyi azaltmayı deneyelim.
Bakalım başarılı olabilecek miyiz?
Bunları yapmayı ertelemeyerek başlayabiliriz aslında olaya.
Ya bu bir başlangıç olsun.
Erteleme alışkanlığını çözmek için geliştirdiğin yöntemleri uygulamaya koymayı erteleme.
Okey miyiz? Bu sürecin tabii ki bir disiplin, çaba ve zaman gerektirdiğini atlamamak lazım.
Bu bölümde kendimizin daha iyisi olması yolculuğumuzda güzel bir katkı sağlamış olsun diyelim.
O zaman size bir soru.
En çok neleri erteliyorsunuz?
Bu bölümü sonuna kadar dinlediğiniz için teşekkür ederim.
Sorunun cevabını benimle paylaşmanızı bekliyor olacağım.
Bunun için açıklamada Instagram hesabıma ulaşabilirsiniz.
Spotify'dan da takipte kalmayı unutmayın lütfen.
Kucak dolusu sevgi ve öpücüklerimi iletiyorum.
Kendinize iyi bakın. Bir sonraki bölümde buluşmak üzere.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
