
Marcus Aurelius'tan Öğrenebileceğimiz 5 Yaşam İlkesi
22 Aralık 2025 · 10 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Yaris Poster'de OZAMANSANABİSORU60 koduyla sürprizler seni bekliyor. İncelemek için tıklayınız.
*
Selamlaaar! Bu bölümde Marcus Aurelius’un Kendime Düşünceler kitabından çıkarımla Marcus Aurelius’tan öğrenebileceğimiz 5 yaşam ilkesini konuşuyoruz.
Instagram: melisaersahiin
Mail: ozamansanabisorupodcast@gmail.com
*
Bu bölüm ''Yaris Poster'' hakkında reklam içerir.
Transkript
Yarisposter O Zaman Sana Bir Soru Podcast'ı sunar.
Selamlar, O Zaman Sana Bir Soru Podcast kanalına hoş geldiniz.
Ben Melisa. Geçenlerde bir bölüm yapmıştım dostlar.
Kontrol edemediklerini bırak, stoğacılıktan hayat dersleri diye bir bölümdü.
Bu bölüm aslında bana Marcus Aurelius'un Kendime Düşünceler kitabından gelmişti.
İnanılmaz bir kitap olduğunu düşünüyorum.
Bazı düşüncelere katılmadığım yerleri de oldu tabii ki ama genel olarak hani böyle hayatınızın farklı dönemlerinde tekrar tekrar okuyup her okuduğunuzda da farklı anlamlar çıkarabileceğiniz kitaplar vardır ya.
Bu da onlardan bir tanesi.
Ve bence o döneminizdeki mental durumunuzu da kendinize böyle en yararlı olabilecek şekilde uyarlayabileceğiniz ve oradan bir şeyler çıkarabileceğiniz bir kitap.
Yani böyle deyince de şey gibi oldu.
Hani sanki büyülü bir kitaptı.
Yani içinden ne çıkarıp aldığınıza bağlı.
Büyü etkisi de yaratabilir bence.
Biraz iddialı ama yaratabileceğini düşünüyorum.
Kontrol edemediklerini bırak bölümünde de bahsetmiştim.
Bazen hayatın kontrolünü kaybetmişiz gibi hissettiğimiz anlar oluyor.
Ne kadar uğraşırsak uğraşalım bir şeyler sürekli böyle elimizden kayıp gidiyormuş gibi oluyor.
Bazen insanlar beklediğin gibi davranmıyor, planlar tutmuyor.
Bazı şeyler üst üste geliyor falan filan.
Yani bunu o kadar uzun sıralayabiliriz ki.
Bunları hepimiz yaşıyoruz.
Benim de çokça yaşadığım oluyor.
Ve fark ediyorum ki çoğu zaman beni yoran şey yaşananlar değil.
Onlar hakkında böyle kafamda döndürüp durduklarım.
İşte tam da bu yüzden bugün Marcus Aurelius'la geldim.
Tam 2000 yıl öncesinden bir Roma İmparatoru kendisi.
Dışarıdan bakınca her şeye sahip gibi görünen bir adam.
Ama iç dünyasında. Tıpkı bizim gibi sürekli kendini sakinleştirmeye çalışan biri.
Kendime Düşünceler kitabında da yani biz kitap diyoruz ama aslında bu orijinalinde bir kitap değil bir defter.
Yani kimse okusun diye yazılmamış.
Sadece kendine notlar almış gerçekten Aurelius.
Ama biz bugün bunu kitap olarak okuyoruz ve o notların içinde de kendimizi buluyoruz.
Bence kesinlikle okuyun.
İnanılmaz hayat dersleri var içerisinde.
Bu hayat derslerinden de...
5 tanesini kopardım geldim bugün sizinle konuşmaya.
Şimdi başlayalım birincisinden.
Birincisi şu arkadaşlar, kontrol edebildiklerine odaklan.
Ayrılıyorsun belki de en temel cümlesi şu, seni rahatsız eden şey olanlar değil, onlar hakkındaki düşüncelerin.
Bu cümleyle ilk karşılaştığımda biraz sinir olmuştum açıkçası.
Çünkü insan diyor ki hayır ya yani beni gerçekten olay rahatsız etti.
Ama sonra böyle biraz düşününce fark ediyorsun.
Gerçekten seni yoran şey olayın kendisi değil.
O olaydan sonra zihninde başlayan konuşma.
Hayatta kontrol edemediğimiz o kadar çok şey var ki.
İnsanların tavırları, söyledikleri, yapmadıkları.
Ama biz yine de kontrol edemediğimiz her şeye hükmetmeye çalışıyoruz.
Aurelius burada çok net.
Eğer bir şey senin kontrolünde değilse onu zihninde tutma diyor.
Bunu başarabildiğin an inanılmaz bir hafiflik geliyor.
Çünkü yük sandığın şeyin aslında sana ait olmadığını fark ediyorsun.
Bazı şeyleri değiştiremiyorsunuz arkadaşlar.
Ben önceden acayip takılıp kalırdım.
Sonra bunları fark edince duruyorum bir diyorum ki.
Ya şu an bunu değiştirebilir miyim?
Arkadan beynim bir cevap gönderiyor hemen hayır diye.
Sonra diyorum ki o zaman mecbur kaldığın yerden devam hadi bakayım ya.
Yani yapacak bir şey var mı?
Değiştiremiyorsun. Geri zaman geri döndüremiyorsun.
Müdahale edemiyorsun. O zaman devam abicim.
Gelelim ikinciye. Doğayla ve akışla odaklan diyor.
Aurelius'un stoacı tarafı burada çok güçlü.
Diyor ki her şey olması gerektiği gibi oluyor.
Ya bu cümle bazen çok sert gelen bir cümle kulağa bence.
Çünkü insan acı çekerken ya da hayal kırıklığı yaşarken bu da mı olması gerekiyordu ya diye bir soruyor.
Bir sinirleniyor buna. Ama Aurelius'un demek istediği şu.
Hayat senin bireysel planlarından daha büyük bir düzenin içinde akıyor.
Direndikçe yoruluyorsun, kabul ettikçe de güçleniyorsun.
Bunu bir nehir gibi düşün. Sürekli ters yöne yüzmeye çalışırsan tükenirsin.
Ama akışa uyduğunda enerji harcamadan böyle güzelce ilerlersin.
Bu pasif olmak değil.
Bu doğru yerden mücadele etmek.
Şimdi gelelim üçüncüsüne.
Erdemli yaşa diyor. Aurelius için mutluluk çok yanlış anlaşılan bir kavram.
Mutluluk daha fazlası değil, daha doğru olan diyor.
Dürüst olmak, adil olmak, ölçülü olmak, cesur olmak, kimse görmese bile bu hallerde kalmayı başarabilmek.
Bence bu ilke çok rahatlatıcı.
Çünkü seni sürekli başkalarının onayına muhtaç olmaktan çıkarıyor.
Bir şeyi doğru yaptığını sen biliyorsan, başkasının fark etmesine ihtiyacın kalmıyor.
Aurelius'un dünyasında bu çok net.
İyi bir insan olmak yeterince büyük bir başarıdır diyor.
Ve bence gerçekten o kadar güzel bir cümle ki.
Şöyle oturup başarıların konuşulduğu bir ortamda senin bir başarın yokken böyle bir çıkış yaptığını düşünsene.
İyi bir insan olmak yeterince büyük bir başarıdır abi falan diye.
İnanılmaz bir force bence.
Gelelim dördüncüsüne. Zihnin kalesi diyor.
Aurelius zihni bir kale olarak tanımlıyor arkadaşlar.
Ve diyor ki hiç kimse sen izin vermedikçe zihnine giremez.
Bu şu demek birinin seni üzmesi, incitmesi, kırması aslında otomatik bir şey değil bunlar.
O noktada senin zihnin devreye giriyor.
Bu benim değerimle mi ilgili diyorsun yoksa bu onun davranışı mı diyorsun?
Zihnin gerçekten her şeyin merkezi ve onu eğitmek belki de hayattaki en önemli işimiz ya.
Ben buna gerçekten canı gönülden inanıyorum.
Bu noktada küçük bir parantez de açmak istiyorum.
Marcus Aurelius'un bu zihni koruma fikrini düşünürken şunu fark ettim.
Gün içinde zihnimiz o kadar dağılıyor ki.
Bazen kendimize küçük hatırlatıcılar koymaya gerçekten ihtiyacımız oluyor.
Hani böyle gözün bir yere takılır, tek bir cümle görürsün ve bir anlığına durup nefes alırsın ya.
Evde ya da çalıştığım alanda etrafımda gördüğüm tek bir söz hatta bazen tek bir görsel bile tamam ya sakinleş dememe yetiyor.
Eğer sen de yaşadığın alanı sadece estetik olarak değil.
zihinsel olarak da iyi hissettiren bir yere dönüştürmek istiyorsan yarış postere mutlaka bak derim.
Bize özel olarak da o zaman sana bir soru 60 koduyla %60 indirmemiz var.
Linki ve detayları açıklamaya bırakıyorum.
Tıklayarak hem estetik hem de zihinsel olarak iyi hissettirecek posterinizi ve çerçevenizi seçip etrafınıza konumlandırmanız için çok iyi bir fırsat bence.
Kaçırmayın derim. Yeni yıla girerken de güzel bir enerji olur.
Ya bir de böyle şeylerde mesela ben de çok erteleyen biriyim.
Beğenirim. Kaydederim, alırız derim.
Unuturum sonra onu. Ama o küçük hareketle enerjini değiştirmek için hemen girişmek gerekiyor işe.
O yüzden unutmadan hemen bölüm açıklamasındaki linke tıkla bence.
Şimdi tekrar Marcus'a dönüyorum.
Beşinci ve son ilke, Marcus Aurelius'un en sade ama en çarpıcı gerçeği bence.
Her şey geçiyor.
Bu düşünce ilk başta insanı ürküten bir şey ama biraz durup bakınca çok da rahatlatıcı gelmiyor mu?
Acılar geçiyor, korkular geçiyor, hayal kırıklıkları geçiyor, iyi şeyler de geçiyor.
O yüzden onların kıymetini bilmemiz gerekiyor.
Aurelius diyor ki, şu an elinde olan tek şey bu an.
Yani bugün, şu dakika, şu an burada olman, bu bölümü dinliyor olman, belki bir yerde yürürken, belki evde bir şeyler yaparken, belki sadece uzanmışken, işte tam burası.
Marcus Aurelius'un bana en çok hatırlattığı şeylerden biri bu.
Hayatı sonralara ertelememek.
Bir gün sakinleşirim, bir gün anlarım, bir gün keyfini çıkarırım dememek.
Çünkü o bir gün dediğimiz şeyin garantisi yok arkadaşlar.
Her şey geçiyorsa ki geçiyor.
O zaman şu an çok kıymetli.
Şu an hissettiklerin çok kıymetli.
Şu an aldığın kararlar çok kıymetli.
Ve bu biraz da şunu söylüyor aslında.
Her şeyi çözmek zorunda değilsin.
Her şey net olmak zorunda değil.
Ama şu an elinden geleni yapmak yeterli bir şey.
Aurelius'un defterine yazdığı cümleler bence bugün bize şunu fısıldıyor.
Daha sakin olabilirsin, daha yumuşak olabilirsin kendine karşı da.
Bunu hep söylüyorum o şefkat konusunu, kendimize şefkat konusunu.
Konuştuğumuz bu beş ilke, kontrol edebildiklerine odaklanmak, akışla uyumlanmak, erdemli yaşamak, zihni korumak ve geçiciliği kabul etmek aslında büyük büyük şeyler değil baktığımızda.
Gündelik hayatın içinde ufak ufak hatırlanması gereken şeyler.
Bazen bir düşünce, bazen bir duraksama, bazen tamam ya buradan devam ediyorum deme hali.
Kaldı ki bu ilkeleri hayatına böyle mükemmel bir şekilde uygulamak ya da stoacı olmak falan zorunda değilsin.
Her şeyi bırakabilen, her şeye sakin kalan...
biri olmak zorunda da değilsin.
Bence Marcus Aurelius'un asıl söylediği şey bu değil zaten.
O da zaman zaman öfkelenen biri, zaman zaman yorulan biri.
O da kafasında bin tane senaryo döndürmüş biri.
Ama farkı şu olmuş. Her seferinde kendine geri dönmüş.
Ben şu an neye tutunuyorum diye sormuş.
Bu gerçekten benim kontrolümde mi demiş.
Bu düşünce bana iyi geliyor mu diye kendini yoklamış.
Ve biz bugün bunu yapabiliyorsak yani böyle bir an durup kendimize bakabiliyorsak zaten yeterince İyi bir yerden başlamışız demektir.
O yüzden bu bölümü dinlerken şunu hissettiysen.
Ben de bazen böyleyim.
Ben de tam burada zorlanıyorum.
Bu cümle bana çok dokundu.
Bence bu bölüm amacına ulaşmıştır.
Çünkü değişim dediğimiz şey bir anda başka biri olmak değil arkadaşlar.
Bazen sadece fark etmek.
Bazen sadece yavaşlamak.
Bazen de kendime biraz daha yumuşak davranabilirim demek.
O zaman sana bir soru.
Bugün kendine hangi noktada biraz daha anlayış gösterebilirsin?
Bölümü sonuna kadar dinlediğin için çok teşekkür ederim.
İlgisini çekeceğini düşündüğüm bir arkadaşımla paylaşmayı ve yeni bölümleri kaçırmamak için Spotify'dan takip edip zili açmayı unutma lütfen.
Bölüm açıklamasına da mutlaka bakın.
Çünkü çok güzel bir Yaris Poster indirimi sizi bekliyor.
Kucak dolusu sevgi ve öpücüklerimi iletiyorum.
Kendine çok iyi bak.
Bir sonraki bölümde buluşmak üzere.
Yaris Poster o zaman sana bir soru podcastı sundu.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
