
Selamlaaaar! Bu hafta Jules Payot’un "İrade Terbiyesi" kitabını ele aldım bu bölümde. İradenizi nasıl güçlendirebileceğinizi ve günlük hayatınıza nasıl uygulayabileceğinizi konuştuk kitapla bağlantılı noktada. Hadi, birlikte irademizi terbiye edebilir miyiz bir bakalım! 🎙️✨
Instagram: melisaersahiin
Mail: ozamansanabisorupodcast@gmail.com
Transkript
Selamlar, hoş geldiniz.
Ben Melisa. Umuyorum ki bu hafta iradenize sahip çıkmaya çalıştığınız sabırlarla dolu bir hafta olmuştur.
Zira bugün konumuz...
İrade. Jules Payot'un hatta ben bundan sonra bölümün devamında Payot diyeyim.
İrade Terbiyesi serisini okumaya başladım.
Daha doğrusu henüz ilkini okudum.
Size de Instagram'dan sormuştum ne yapsak bölüm yapsak mı diye.
Yap dediniz. Bakın patlattım bölümü yani.
Öyle bir krallık. Neyse anacığım ben bu kitabı okudum.
Gerçi kitabı da o kadar uzun sürece yerdim ki ben mi kitabı okudum, kitap mı beni okudu tartışılır.
Kitabı birçok yorumcuda da görmüştüm.
Haliyle merak da ediyordum ve kapağında da Cemil Meriç'in disiplin içinde çalışmayı...
bu kitaptan öğrendim sözünü barındıran.
Bu kitabı yani bu sözü kapakta yazıyordu Cemil Meriç'in.
Ben de dedim ki o zaman ben de okuyayım yani bir bakalım neymiş bu disiplin içinde çalışmayı nasıl öğreniyormuşuz bu kitaptan falan diye.
Sonra işte dedim ki herkesin ihtiyacı olan bir şey yani bu bilgiye herkesin ihtiyacı var.
Bir okuyayım bakayım aktarabileceğim bir şeyler var mı?
Kendimi kapabilecek miyim bir şeyler diye.
Yani Cemil abim de heyecanlandırdı açıkçası biraz bu sözle.
Aldık gazı giriştik okumaya.
Ama baştan söylemeliyim ki Kitabın çok keskin bir dili var bence.
Hani böyle adeta üniversite sınavına hazırlanan çocuğunu böyle odaya kilitleyip en çalışkan hale getirmek isteyen yarışçı bir annem adında.
Ben hiç böyle keskin bir insan olmadım.
Hani genel olarak hayatın getirdiklerine göre şekillenmeyi tercih ediyorum.
Ama yine de kitabı sonuna kadar okudum tabii.
Siz istemeseydiniz bilmiyorum hani bölümü yapar mıydım.
Ama içerisinde hak verdiğim ya da vermediğim noktaları paylaşmaya değer görüyorum.
Belki de birinize bir noktada dokunur.
olursa da bir haber verirsiniz ama değil mi yani?
Şimdi şöyle basit bir giriş yapacak olursak hani öncelikle Payot kimdir ve İrade Terbiyesi kitabı ne anlatır?
Kısaca bunlara biraz değinelim.
Payot, 19. yüzyılın Fransız eğitimci ve filozoflarından biri olarak biliniyor.
İrade terbiyesi ise irade gücünün nasıl geliştirilebileceği ve bu gücün yaşamımızdaki önemine dair derinlemesine bilgiler sunan bir eser olarak değerlendiriliyor.
İrade, kişinin kendi istek ve arzularını kontrol edebilme, hedeflerine ulaşmak için direnç gösterebilme yetkisi olarak tanımlanan bir kavram.
Peki irade neden bu kadar önemli?
Günlük hayatımızda karşılaştığımız zorlukların üstesinde isimden gelmek, işte hedeflerimize ulaşmak ve bazı alışkanlıklarımızı kontrol altında tutmak için güçlü bir iradeye ihtiyaç duyduğumuz gerçeği işte bu kadar önemli hale
getiriyor bu kavramı. İradesizliği zayıflık olarak gören Payot diyor ki, zayıflık kendini tembellik ve isteksizlikle gösterir.
İçsel yaşamın önemli unsurlarından olan düşüncelerin, duygusal durumların ve eylemlerin bu noktada kontrol edilebileceklerin ve eğer bunları doğru...
kontrol etmeyi başarırsan zayıf olmamanın yani bir diğer noktada iradeli olmanın nasıl olabileceğine değiniyor.
Buradaki en kritik durumu da düşüncelerin duyguya dönüşmesi olarak tanımlıyor Payot.
Diyor ki düşünce onu canı gönülden kabul eden bir ruhta doğduğunda onu aşılamak için gereken tüm duyguları kendisine çeker ve bir şekilde onlarla beslenip kendisini güçlendirir.
Dahası düşüncenin gücü duygulara geçer ve onlara sadece güç vermekle kalmaz.
Mıknatıs nasıl demiri çekerse düşüncede bir mıknatıs gibi duyguları kendisine çeker.
Yani düşüncelerinle duygularını kontrol altına alabilirsin.
Ona göre bilinçli düşün diyor.
Çünkü Payot'a göre düşünceleri kontrol altına almak duyguları kontrol altına almaktan daha kolay.
Ve güçlü duygular zayıf duyguları dikkate almaz diyor.
Yani düşüncelerinle yarattığın duyguların gücünü kontrol edebilirsin diyor.
Wow! Abim bunu biz keşke yapabilsek diyoruz aslında.
Yani bir tane de örnek de açıklamış bu arada bu dediğini.
Ama basit bir yaklaşım olmuş tabii bence.
Diyor ki çalışma düşüncesi bizi yataktan fırlatmaya yetmez.
Ancak şafakta çalışmaya başladığımızı birilerine söylersek yatakta yakalanma utancı bizi üstümüzü giyinmek için yeterli bir motivasyona teşvik eder.
Yani ben bunu utanç duygum yüzünden yapıyorsam peki bunun ne anlamı var?
Ne kadar anlamı var bunun?
Yani doğrusu o olduğu ya da öyle yapman gerektiğini düşündüğün için yapma.
Birileri seni yakalar utanır diye yapıyorsun.
Hani sırf iradeli olacağım diye de başka yanlışlar yapmayayım be abi.
Bir diğer noktada da payot irade gücünü arttırmak için disiplinin ve kararlılığın önemine dikkat çekiyor.
Disiplin düzenli ve tutarlı bir şekilde hedeflerimize odaklanmamızı sağlarken kararlılık da karşılaştığımız engeller karşısında pes etmememiz için gereken gücü bize veriyor.
Hatta bir bölüm yapmıştım.
Yanlış hatırlamıyorsam ilk bölümlerimden biriydi.
İkinci ya da üçüncü olamıyor.
Karar mı kararlılık mı diye orada da yine bu kararlı olmanın öneminden bahsetmiştik.
Belki bir dönüp onu da dinleyebilirsiniz.
Bu noktalara da bu arada kesinlikle katılıyorum.
Ben de genel olarak disiplinli planlı bir insanımdır ve kafaya koyduysam yaparım.
Yani bunların iradeli olmayı da güçlendiren etkenler olduğunu söyleyebilirim açıkçası.
Çünkü yolda önüne saptırıcı engeller çıktığında yılmaman için sana destek olabilecek en önemli güçlerden biri bunlar.
Bunları düşünmek için bir miktar akla sahip olman gerektiğini de kibar bir şekilde aklın hükümdarlığı kısmında açıklamaya çalışıyor Payot ama yine ne yazık ki bana göre hatalı bir görüş bildiriyor.
Bakın bu arada bunlar tamamen bencesi onu da söyleyeyim.
Bu konuda da diyor ki paşam tüm bilgiler akla dayanır ama bir bilgiye bir duygu eşlik ettiğinde akılsal unsurlarla duygular iç içe geçer ve bazen düşünceden daha güçlü ve yoğun olan duygu
kendisine bilincin ışığında bir yer bul...
Yani duygu düşünceyi etkisiz hale getirir.
Bu da bazen olması gereken bir durum değil midir ya?
Ki akıl ve duygular arasındaki ilişkiyle ilgilenen birçok filozof da bilgiyi ikiye ayırıyor bu noktada.
Tamamen akıldan kaynaklı bilgi ve yürekten bilgi olarak.
Bilgiye iki versiyon atayacak olsam ben de kesinlikle böyle derdim yani.
Çünkü tamamen aklın unsuru olması düşüncesi bilginin sal tokunur böyle tamamen duygudan uzak bir kavram olduğu düşüncesini çağrıştırıyor kafamda.
Yani tamam böyle bilgiler de tabii ki olabilir ama bazı bilgilerin bence duygu içerme hakkı da olmalı.
Şu an ben bir... Bilgi savuncusuyum arkadaşlar.
Neyse konuyu dağıtmadan kitaptaki güzel bir disiplin örneğinden bahsetmek istiyorum.
Alplerde 300 feet derinliğinde olan devasa granit geçitlerin nasıl oluştuğunu biliyor musunuz?
Ben de bilmiyordum. Kitapta okuyunca şaşırdım.
Bu devasa geçitleri yaz boyunca hiç durmadan akan kumla yüklü nehirler oluşturuyormuş.
Yani bakın buradan şimdi şuraya varacağım.
Sürekli yinelenen en ufak eylemler bile sonunda amaçlarına ulaşmayı başarıyor.
O yüzden büyük... Küçük demeden düzenli hareket çok önemli.
Bu da disiplin oluyor işte bir noktada.
Buna da değinip geldik tefekkür bölümüne.
Burada neyden bahsediyor peki bu abim?
En etkili noktalardan biri bence...
Buradaki ruhumuzdaki olumlu düşünce ve duyguları damıtmamız.
Yani ben bu tabiri çok beğendim açıkçası.
Ruhumuzdaki olumlu düşünce ve duyguları damıtmamız.
Baya güzel bir tabir olmuş.
Ve bu soyut düşünceleri sıcak, canlı, etkili duygulara dönüştürmek anlamında aslında.
Kimyada satürasyonda tutulan birçok maddenin içinde olduğu bir solüsyona bir kristal atarsanız gizemli bir çekimle solüsyonun derinliklerinde toplanır bu.
aynı yapıya sahip moleküller yavaş yavaş onun Etrafına toplanmaya başlar.
Kristal yavaş yavaş büyür ve aynı şekilde haftalar ya da aylarca tutulursa büyüklüğü ve güzelliği laboratuvarın böyle neşesi ve gururu olan o muhteşem kristallerden birine dönüşür.
Ancak solüsyon sürekli karıştırılır ya da sallanırsa tortu düzensiz bir biçim alır.
Kristal de kusurlu ve ne yazık ki küçük kalır.
Aynı şey insan psikolojisi için de geçerli.
Hayot'un bu benzetmesi bana gerçekten ilginç ve ilgi çekici.
geldi. Hayatımızdaki en ufak sarsıntılar bile büyük değişimlere neden olabilir.
Bu yüzden ruhumuzu sakin tutmak ve kendimize odaklanmak çok önemli.
İrade terbiyesi de tam olarak bu noktada devreye giriyor.
Güçlü bir iradeye sahip olduğumuzda dış etkenlerin bizi sarsmasına izin vermeyiz ve hedeflerimize odaklanmaya devam ederiz.
İşte tam da bu sebepten seni karıştırmalarına ya da sallamalarına izin verme.
Seni sallayabilecek tek kişi sensin.
Her zaman bunun bilincinde ol.
Peki bu kitap bize irademizi nasıl geliştirebileceğimizi nasıl öğretiyor?
Az önce anlattıklarımı da bu noktadan sonra biraz özetleyerek değineceğim.
Payot iradeyi güçlendirmek için bazı pratik önerilerde bulunmuş kitabın içerisinde.
İşte bunlardan bazıları küçük hedefler belirleyerek başlamamız gerektiğini söylüyor.
Küçük başarılar daha büyük hedeflere ulaşmamız için bize motivasyon sağlar diyor.
Bu da zamanla irademizi geliştirmemize yardımcı olan önemli etkenlerden.
Küçük adımların büyük sonuçlar doğurabileceğini hepimiz biliyoruz ama bunu uygulamak her zaman kolay değil maalesef.
Payot'un bu noktadaki tavsiyeleri de değerli olmuş bence.
Bir diğer önemli nokta ise alışkanlıkların gücü.
Yine az önce de bahsettiğim gibi Payot olumlu alışkanlıklar geliştirmenin irademizi güçlendirmede büyük bir rol oynadığını vurguluyor.
İşte bunlar neler mesela?
Sabah erken kalkmak, düzenli olarak egzersiz yapmak, sağlıklı beslenmek gibi alışkanlık.
İrademizi diyor disiplin etmek için harika araçlardan.
Bu alışkanlıkları geliştirmek için sabırlı olmalı ve pes etmemeliyiz.
Disiplinli bir yaşam tarzı irade terbiyesinin temel taşlarından biri diyor.
Ayrıca Payot'un iradeyi geliştirmenin bir diğer yolu olarak önerdiği zihinsel disiplin konusu da oldukça ilginç bence.
Zihinsel disiplin düşüncelerimizi kontrol altında tutmak ve olumsuz düşüncelerden kaçınmak anlamında kullanılmış kitapta.
Olumsuz düşüncelerin bizi...
hedefimizden uzaklaştırabileceğini ve irademizi zayıflatabileceğini söylüyor Payot.
Bu yüzden olumlu düşüncelerle zihnimizi beslemek ve negatif düşünceleri uzak tutmak çok önemli.
Düşüncelerimizi kontrol etmek, duygularımızı kontrol etmekten daha kolaydır demiştik yani bölümün başında.
İşte bu noktada devreye giriyor zihinsel disiplin.
Payot'un kitabında bahsettiği bir diğer ilginç konu da irade eğitimi.
İrade eğitimi...
İrademizi bilinçli olarak bir geliştirme süreci aslında.
Bu süreçte zorluklarla karşılaştığımızda pes etmemek ve hedeflerimize ulaşmak için kararlılıkla devam etmek çok önemli.
Yine bunu da az önce söylemiştim.
İrade eğitimi kendimizi sürekli olarak motive etmemiz ve hedeflerimize odaklanmamız gerektiğini hatırlatıyor bize.
Bu da zamanla yine irademizi güçlendirmeye yardımcı olan şeylerden biri oluyor.
Son olarak Payot'un kitabında sıkça vurgulanan bir diğer nokta da İradenin sınırları.
İradenin de bir sınırı olduğunu kabul etmemiz gerekiyor.
Her zaman irademizle her şeyi başaramayabiliriz.
Bu durumda kendimize karşı her bölümde dediğim gibi nazik olmalı ve başarısızlıklarımızı kabul etmeliyiz.
Başarısızlıklar da bizim için birer öğrenme deneyimi en nihayetinde.
İrademizi zorlamak yerine sınırlarımızı kabul ederek kendimizi geliştirmeye devam etmeliyiz.
Evet, Payut'un İrade Terbiyesi kitabı gerçekten de disiplin karar...
ve irade konularında birçok bilgi ve öneri sunan bir kitap.
Her ne kadar çoğu keskin bir dille yazılmış olsa da doğruluk payları büyük tabii.
Siz de bu kitabı okuyarak iradenizi nasıl güçlendireceğinize Payot'un gözünden bir bakabilirsiniz.
Belki en ufak noktada bile olsa bir farkındalık kazandırır.
Umuyorum ki bu bölüm size ilham vermiştir ve iradenizi güçlendirmek için bazı adımlar atmanıza yardımcı olmuştur.
Gelelim benim meşhur bölüm sonlarıma ve diyelim ki o zaman sana bir soru.
İrademi güçlendirmek için çok etkili bir yolum var diyen birileri var mıdır aramızda?
Bölümü sonuna kadar dinlediğiniz için çok teşekkür ederim.
Sorunun cevabını benimle paylaşmanızı bekliyor olacağım.
Bunun için açıklamada Instagram hesabıma ulaşabilirsiniz.
Spotify'dan da takipte kalmayı unutmayın lütfen.
Kucak dolusu sevgi ve öpücüklerimi iletiyorum.
Kendinize iyi bakın. Bir sonraki bölümde buluşmak üzere.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
