
Selamlaaar! Bu bölümde ilk aşkımla sohbet ediyoruz. Herkesin vardır bir ilk aşkı.
Benimkini merak edenler bölümü dinlemeye!
Instagram: melisaersahiin
Mail: ozamansanabisorupodcast@gmail.com
Transkript
Selamlar. O zaman sana bir soru podcast kanalına hoş geldiniz.
Ben Melisa. Bu bölümde ilk defa bir konuk aldım ve konuk hayatımın ilk aşkı arkadaşlar.
Evet. Çok spontane gelişti.
Ben yaka mikrofonu almıştım.
Onu deneyelim diye oturduk.
Madem oturduk seninle bir bölüm yapalım dedim.
Hoş geldin Hasan'cığım.
Ablanın podcast kanalına hoş geldin.
Nasılsın? İyiyim yavrum.
Sen nasılsın? İyiyim.
Bu kanal hakkında ne düşünüyorsun ya?
Biraz buradan başlayalım.
Bir sene oldu mu senin? Geçti.
Bir buçuk sene iyi de geçti.
Bir buçuk sene oldu. Tabii geçti.
Bir buçuk sene iyi de geçti. Ben seni zaten bir şeye başladım mı onu bitirmeye, geliştirmeye ve tabiri caizse koparmaya olan hevesini ayrılandım.
Disiplinime yani. Evet. Birazcık genetiğin o kısmından ben de alsam iyi olabilirmiş.
O bana gelmeyeceğim.
Sana gelmeyeceğim. Evet.
Ben biraz daha ailem herhalde.
Varsa bir eksiğim söyle ama yani düzeltiriz.
Yok ya hani şu an beğeniyorum yani yaptığın işi.
Bence güzel bir iş yapıyorsun.
Teşekkür ederiz o zaman canım benim.
Şimdi böyle konuşursak çok spontane ben çok uzun konuşurum biliyorsun ben konuşmayı çok severim.
Sen maçı izlerken az önce ben birkaç soru hazırladım.
O sorular üzerinden gidebiliriz okey sen ne dersin?
Tamam hadi sor bakayım. Hadi bakalım.
Şimdi bir tane soruyla başlıyorum.
Bu soru bence güzel bir soru.
Acaba nasıl saçma bir soru geliyor.
Ya var ya bu evin deli karakteri yani biz zaten iki çocuğuz bu evin içerisinde.
Ben ablayım Hasan erkek kardeş işte.
Evin deli karakteri daha böyle hoplayan zıplayan karakteri her şeye böyle yetişmeye çalışan karakteri benken Hasan benim tam zıttım bir karakter.
Daha sakin daha böyle ağır başlı falan bir karakter.
Yani tabii kendi içimizde bu olay birazcık daha evrilebiliyor ama genel olarak böyle ben daha zıpırım o daha sakin bir karakter.
O yüzden bazı konularda o kadar ayrışıyoruz ki.
Ya ben onu anlayamıyorum ya o beni anlayamıyor falan.
Neyse bakalım şimdi bu bölümde akla bok çıkacak ortaya.
Çıkacak ortaya. Şimdi ilk soruyla başlıyorum.
Bu kesin benim kardeşim dedirten.
En tipik özelliğim ne?
Yani aslında senin için benim özelliğim ne?
Benim için de senin özelliğin ne?
Dışarıdan baktığında işte bu Hasan'ın ablası dedirsen mesela bir özellik.
Ya bence net bir şekilde cingar ve atılgan olman.
Ama o senin tam tersinin yani o noktada.
Sen mesela benim kadar cingar bir tip değilsin.
Ha okey sen şeyi soruyorsun.
Daha sana yaklaşık olan.
Mesela fiziksel olarak hiç benzemiyoruz.
Kimse bizi yan yana koyup da bunlar kardeş demezler.
Ama öyle bir tane özellik söyle ki evet ya bu Hasan'ın ablası desinler.
Şey olabilir bence. Merhamet ve rasyonalite dengesi.
Ha evet. İkimiz de güzel yapıyoruz değil mi?
Evet evet. Ben de vicdan diyecektim biliyor musun bu arada?
Aklımdan ilk geçen şey vicdan.
Bence ikimiz de genel olarak sevdiğimiz kişilere karşı iyi vicdan gösterebiliyoruz.
Ya bu arada sevmediğimiz kişilere karşı da vicdan gösteriyoruz bazen.
Ve işte o noktada da birazcık...
Rasyonel davranmamız gerekiyor.
Ama kimse o dengeyi %50-%50 kuramıyordur zaten.
Biz yeterince dengeli kuruyoruz bence.
Ama bir tık farklı da gözüküyor olabiliriz.
Tam %50-%50 değil de.
Sevmediğimiz doğru kelime olmayabilir.
O kadar da yakınlık geliştiremediğimiz insanlara karşı da bazen vicdan geliştiriyoruz bence.
Bu bize bir tık da anneden geldiğini düşünüyorum.
Bizde anne karakteri biraz aşırı merhametli, vicdanlı bir karakter.
Yani annemiz öyledir yani. O kısmın oradan geldiğini düşünüyorum ben.
Mesela az önce bile yaşadık aynısını.
Evet. Neyse çok da derinlere girmeyip çıkamayız boğuluruz.
Tamam o zaman burada anlaştık bence de.
Ya çocukken en çok kavga ettiğimiz konu neydi bizim abi?
Ya en çok kavga ettiğimiz konu neydi?
Sen çocukken birazcık serseri bir tiptin.
Ama ergenlikten bahsediyorsun.
Ben çocukken diyorum. Çocukken herhalde çocukça şeylerden kavga ediyoruz.
Hatırlayamadım şimdi. En çoğunu hatırlayamadım.
Salak saçma şeylerden kavga ediyorduk.
Bence daha çok bizim yaşlarımız yakın bu arada.
Aramızda bir buçuk yaş var.
Daha çok böyle fiziksel şeylerden kavga ediyorduk.
O senin, o benim.
Mesela kalem kavgası, defter kavgası.
Hayır benim falan. Hatta ben çok net bir tane şey hatırlıyorum.
Bir tane defter kabı vardı hatırlıyor musun?
Askerli böyle. Mesela o normalde benim de abi.
Ama o askerli kap da yani erkindir.
Abi öyle bir şey yok. O benim kabımdı.
Onun cepleri falan vardı. İçine ben bir sürü malzeme koyuyordum ona.
Bak hala şunun kavgası veriyor.
O benim kabımda abi tamam mı?
O kap nerede şimdi? Bilmiyorum burada bir yerde yani.
Bak o kadar hani artık önemsizleşmiş.
Ama o zamanlar onun için çok kavga ediyorduk mesela bunu hatırlıyorum.
Ya işte her şey vaktinde değerli.
Sen şey diyordun işte aynen yine böyle diyordun.
O askerli olduğu için benim olmalı işte.
Erkek şeyi o kızlar kullanmaz onu.
Ben de diyorum ki ne alaka? Ama günün sonunda yine senin olmuştu diye hatırlıyorum ben.
Günün sonunda yine benim olmuştu.
Yani o yüzden bak ben hatırlamıyorum bile düşün yani onun için kavga ettim.
Sen söyleyince aklıma geldi.
Sen söylemesen gelmezdi aklıma mesela.
Ben şu an bunu ilk aklıma gelen bu oldu şu an.
Demek ki çok yer edinmiş. Ama genel olarak işte böyle fiziksel şeylerdi.
Onu demeye çalışıyorum hani. O kalem benim, bu kalem senin.
Bu defter benim, o senin falan.
Ya da bir şey alınırdı mesela hani.
Çok hani erkek kız özellikle olan bir şey değilse onun kavgası da yapılırdı.
Ya da babam bir şey getirdiğinde mesela.
Benim mi, senin mi falan.
Şeyleri bile hatırlıyorum o. Hani böyle şey veriyorlardı ya kan yönetmen.
Ya ben abi bir erkek kardeşiniz olunca bence çok kız oyunları oynayamıyorsunuz.
Benim küçükken... Hatırladığım oyunlar ben şey falan hatırlamıyorum bak.
Evcilik o bu şu hatırlamıyorum.
O kamyonları hatırlıyorum.
Evde şu holde futbol falan oynadığımızı hatırlıyorum kale yapıp.
Sonra her oyunun sonunda birbirimizi dövdüğümüzü hatırlıyorum.
Her oyunun sonunda birbirimize net giriyorduk bak bu arada.
Biz hiçbir oyunu anlaşıp da bitiremiyorduk.
Birbirimize dalıyorduk yani. Vardı öyle bir şey evet.
Yani çocukken şeye çok değer veriyorsun zaten.
Bu sadece bize özel de değildir.
Hani elinle tutabildiğin, gözünle görebildiğin şeylere birazcık daha değer veriyorsun.
Ama işte sonra...
Bak mesela şimdi o askerli şeyin nerede olduğunu bile bilmiyoruz.
Bir yerden çıkar. Yine burada sende bir yerde.
Neyse bulursan senin olsun.
Ben küçükken hak kazanmışım.
Şimdi de sen hak kazanmışsın. Teşekkür ediyorum ablacığım.
Peki buradan aslında güzel bir noktaya gelelim.
Hangimiz daha inatçı sence?
Ve kanıt var mı?
Verdiğin cevaba bir kanıdın var mı?
Ya şu an kanıt aklıma gelmiyor ama sen inatçısın yani.
Bence de ben daha inatçıyım sana göre.
Ben biraz şey konusunda da saçma şeyleri diretme konusunda da biraz inatçıyım.
Ya da tam tersi bir noktada girdiğim işi sonuçlandırma konusunda da inatçıyım.
Evet işte saçma şeylere inat konusunda birazcık stoplasan kendini daha iyi olabilir.
Ama girdiğin işlere inat yapıp onu başarma hırsın.
Hırs demeyeyim de azimliyim değil mi?
Daha doğru bir kelime. Evet çok öyle aşırı hırsın değilimdir.
Azim bence de azim. Azimin ben çok seviyorum onun özelliğini.
O zaman buradan da şunu sorayım.
Birbirimizin sinir olduğumuz ama bırakamadığımız da bir özelliğimiz.
Benim çok net bir tane var mesela.
Sende sinir olduğum ama senin bırakamadığın.
Direkt söyleyeyim mi? Sen söyle çünkü benim aklıma gelmedi şu an.
Benim sende... Sinir oldun ve seni bırakamadığın en belirgin özellik sigara.
Nefret ediyorum abi.
Yani tamam hani gerçekten birazcık daha böyle kendini ne denir stoplayarak daha kontrollü bir şekilde içsen okey.
Ama bunun kontrolden çıktığını düşündüğüm için hiç hoşuma gitmiyor.
O yüzden bunu sevmiyorum.
Direkt aklıma bu geldi. Evet doğru.
Sen de? Ya senin bırakamadığın bir alışkanlık işte zaten şu an aklıma gelmedi ama yaptığımız istişare sonucunda herhalde sinirlendiğinde böyle bağırman.
Çok yırtıcı davranman.
Bir şey diyeyim mi? Bu bence çok yakın olduğum kişilerde kontrol edemediğim bir özelliğin.
Öyle diyorum zaten. Ne yapacaksın gidip dışarıda birine yani çok da sinirlenmeyeceğim bir durumda hop oey diye bağırmanın yani bir şeyi yok.
Ya evet işte onu yapmıyorum ama orada şey de var hani kendini daha yakın hissettiğin kişilerin yanında birazcık daha böyle farklı özelliklerin ortaya çıkar ya bence biraz ondan da oluyor.
Yani mesela gidip de işlerindeki arkadaşlarıma sinirlendiğimde sana bağırdığım gibi bağıramam.
Ama sana avazım çıktığı kadar bağırabiliyorum.
O rahatlama opsiyonunu ben sende kullanıyorum gibi bir şey.
Aslında çok doğru mu? Bence değil.
Zaten değil. Sence değil, direkt değil yani.
Direkt kısıyorsun o insana yani.
Doğru. Peki sence gelelim o soruya.
Anne babamızın gözünde favori çocuk kim?
Ve neden? Ya ben bu arada hani şey diyorlar ya anne baba olunca anlayacaksınız.
Hani evlat ayrımı yapılmaz vesaire.
Ya ben cidden o sözlerine güveniyorum yani evlat ayrımı yaptıklarını düşünmüyorum.
Ben de bizim ailemize bakınca evet düşünmüyorum.
Ama yine daha iş bitirici noktada daha yardımcı olan bir noktada bence benimdir.
Çünkü sen bana göre daha toleranssızsın.
Yani mesela eve bir şey alırken bile beni ararlar.
Şunu alalım mı bunu alalım mı diye.
Ama mesela küçük şeyler için sana arayıp sormazlar.
Ya da mesela annem bir dedikodu vardır.
Biriyle tartışmıştır. Bir şey olmuştur.
Hemen beni arar anlatır.
Saatlerce konuşur falan. Ama seni arayıp anlatmaz mesela.
Çünkü bilir sen zaten dinlemezsin.
Sana saçma geldiği için yani.
Dinlemeyeceğinden değil. Sen saçma o bulduğun için.
Ya gerçekten önemli bir şey olsa vesaire.
Hani dinliyorum zaten. Ama hani mesela ne bileyim hani.
Küçük bir olay. Konuşulmaya bile değer değil.
Dinlerken yani. Dinleyesin bile gelmiyor.
İşte onları bile dinliyorum ben.
Evet. O konuda bence daha tolerans.
Bu benim favori çocuk yapar mı bilmiyorum.
Ama bence bu özelliğim senin, sana göre bir artı yani.
Evet artı o. O zaman bana yaptığın ama bana itiraf edemeyeceğin bir şey söyle.
Yaptığım ama sana itiraf edemeyeceğim hiçbir şey yok hayatımda ya.
Gerçekten. Çünkü yani düşününce sen de bunu direkt söylersin zaten.
Biz birbirimizin aynı zamanda en yakın arkadaşıyız da.
Senin vardır ama bence.
Aslında benim önceden oluyordu da son 2-3 senedir hiç yok biliyor musun?
Yani gizli gizli bir şey yapsam bile mesela annemle babamdan sakladığım bir şey yapsam bile sen biliyorsundur muhtemelen.
Son 2-3 senedir yok.
Ondan önce ne olabilir mesela düşünüyorum.
Benim böyle basit şeylerim oluyor.
Mesela bir yere gitmişimdir tamam mı?
Başka bir yere gittiğimi söylemişimdir.
Kafa ütülememek için yani kendi kafamın ütülenmesi için falan.
Bunu bana da yapıyor musun peki?
İşte yapıyordum ama son 2-3 senedir yapmıyorum onu diyorum.
Mesela geçen gün geldim biliyorsun.
Kimseye bir şey söylememiştim sana dedim haberin olsun geldim diye falan.
O artık bence seninle aramızda açtığımız bir şey diye düşünüyorum.
Evet zaten ben seni kısıtlamaya giden birisi de değilim.
Sadece ne yaptığını bilmek ve eğer...
yaptığın şey mantıksızsa o noktada stop olabilme fikri benim için cazip geldiğinden yaptığın tolerans edilebilir bazı davranışlarına mesela bir şey demiyorum.
Neden? Çünkü ben o tolerans edilebilir davranışına bile bir şey dediğim takdirde sen şey diyeceksin.
Hani bu ona bile şunu diyor.
Bu sefer hani yaptığın bazı şeyleri bana söylememeye başlayacaksın ve belki de o şeylerde ben seni stoplamam gerekecek.
Evet kaçırırsın. Bu çok net bir şey.
Ne kadar bastırılırsan o kadar yalan söyleme seviyen artar.
Bu bence çocuklarda falan da böyle.
O yüzden özellikle ergenlik döneminde falan böyle birazcık daha yapıcı olup çocuğun sana karşı bir şeylerin anlatabilme güvenini kazandırman lazım diye düşünüyorum ben.
Evet yani sen tolere edebileceğin şeyle ona öfkeli bir şekilde yaklaşarak veya ona stop koyarak daha stop koyma yoluna gidersen şey olur zaten.
o senin hiç onay vermeyeceğin bir şeyi sana söylemeyi de reddeder.
Hiç söylemez. Ve sen onun için o noktada rasyonel bir stop mekanizması olma görevini yerine getiremezsin yani.
Doğru bir de orada şey var mesela hani önceden bir şeyleri önceden dediğim hani biraz daha küçükken bir şeyleri kaçırmak daha normal geliyordu yani söylememek ya da sana müdahale edildiğinde sinir olmak falan daha
normal geliyordu ama şu anda farklı bir bakış açısıyla bakabiliyorum mesela şey diyebiliyorum o gün geldim kimseye söylemedim ama sana söyledim ya direkt aklımdan ne geçiyor biliyor musun ya oldu da deprem oldu abi bir şey oldu Kimse bilmezse beni
nerede arayacaksınız? Anladın mı?
Mesela hani böyle bir düşünceyi geliştirdiğimden beri çok mesela karşı çıkmıyorum bunlara.
Ama önceden biliyorsun mesela şeydim.
Bana kimse karışamaz falan modunda biriydim.
Hala bazen o mekanizmam ortaya çıkıyor.
Bazen doğru bazen doğru olmamakla birlikte yapıyorum bunu farkındayım.
Ama büyük oranda törpülediğimi düşünüyorum.
Büyük oranda törpülemesen bile şunu unutma.
Sana kimse karışamasa dahi ben karışırım.
Hadi lan oradan. Karışalım.
Senin işte bak senin koruyucu şeyin çıkıyor orada ortaya.
Evet. Senin koruyucu bir tarafın var çünkü benim de öyle.
Benim zaten şu hayatta en çok sevdiğim ve sahip olduğum sıfatlardan biri ablalık.
Öyle mi? Evet.
Dünya üzerinde ve ben buna öyle bir misyon edinmişim ki kendime.
Çok sevdiğim arkadaşlarımla falan da uyguluyorum.
Tabii seninle boyutu tartışılamaz.
Seninle aramızda gelişen benim ablalığımın boyutu tartışılamaz.
O çok ayrı bir nokta.
Ben bayağı bir anne gibi hissediyorum kendimi sana karşı.
Ama ben bu misyonu büyük ihtimalle çocuklukta da öyle bir edinmişim ki.
Hala hayatımda çok sevdiğim insanlar uygularım.
Ve bak benim çok yakın arkadaşlarıma sor.
Hep derler. Melisa işte abla gibi, anne gibi.
Düşünemediğimiz şeyleri düşünür.
Aklımıza gelmeyen şeyleri önümüze serer.
Tavsiye verme konusunda çok iyidir.
Yönlendirme konusunda... çok iyidir.
Çünkü o misyon bana galiba biraz şunu öğretti.
Hani o kişinin verebileceği en iyi kararı ya da yapabileceği en iyi şeyi yapma yönünde onun hani önünü açmak.
Ona yardımcı olmak. Ve onun hayatını kolaylaştırmak.
Ben biraz bu olayı seviyorum.
Sevdiğim kişilere avladık yapıp onun hayatını kolaylaştırma olayını seviyorum yani.
Evet sende var ama zaten bu şey.
Türk kadının anaç yönü vesaire.
Tipik bir özelliği zaten.
Bizim ailede biraz fazla baskılanır bence.
Mesela annem de öyledir.
Ben de çok öyleyim. Ben de çok anacımdır.
Ama bunu çok yanlış kullandığım noktalar var biliyor musun?
Mesela artık ilişkilerimde, duygusal ilişkilerimde bunu o kadar kullanmayacağım.
Çünkü ben bunu kullandıkça bu kullanılan bir şey biliyor musun?
Sömürülüyor yani. Hani o annelik yaptıkça, ablalık yaptıkça.
Yani bir olayda bir misyonun varsa tek o misyonun kalmalı.
Sevgiliysen sadece sevgili olmalısın.
Ablaysan sadece abla olmalısın.
Yani yarın öbür gün senin hayatına biri girdiği zaman sana sevgililik yapmaya kalkmamalıyım anladın mı?
Sadece ablan olarak arkanda durmalıyım.
Ya da anneysen sadece anne olmalısın.
Babalık yapmaya çalışmamalısın gibi.
Ya bence bu yerine göre değişecek bir şey yani.
Ama çok sömürülen bir şey bak.
Ben bunu çok yaşadım gerçekten.
Ya mesela ben... Allah gecinden versin tabii.
Mesela annemi kaybetsem.
Annemi kaybetsek. Sevdiğim insandan böyle anne şefkati gibi duyguları tatmayı beklerim.
O raddede herhalde.
Bu ne kadar sağlıklı bilmiyorum ama belki de buna katılmayanlar olacaktır.
Ama insan bazen bazı şeyleri başka insanlara ait olan bazı şeyleri bir başka insanda da arayabiliyor.
Bak bu şefkat konusuna katılıyorum.
Evet böyle denilince farklı bir noktaya da çekiliyormuş gibi olabilir ama bence ben iyi anlattım.
Evet bak şefkat konusuna katılıyorum.
Çünkü ben de çok şefkatli seven bir insanım ve karşımdan da şefkatli sevilmeyi beklerim.
Bence sevginin en saf hallerinden biridir şefkat göstererek sevebilme ve sevilme.
kapasitesinin olması. O yüzden buna anlayış gösterebiliyorum ve benim için de mantıklı bir yerde bu.
Benim bahsettiğim şey birazcık daha o anaçlığın, şefkatin, duygusallığın daha fiziksel aktivitelere çevrilmesi.
İşte mesela onun yapacağı her şeyi planlaman işte aç mı, tok mu, uykusu mu var, yok mu?
Bu tarz. Ama işte kadınlar da böyle dönüşüyor.
Yemek yedi mi, yiyemedi mi?
İşte işi oldu mu, olmadı mı?
Uyudu mu, uyumadı mı?
Bir ihtiyacı var mı, yok mu?
Halbuki bu aslında daha çok anneliğe ait sorulardır bunlar.
Yani sen hayatındaki kişiye annelik yapmaya çalışırsan ve işte o duygusal bağ, sevgililik, eş her neyse.
O arandaki oluşan o duygusal bağı bir tık daha geri plana atıyorsun.
Sen onun annesi olmaya başlıyorsun.
O zaman da bir noktaya kadar yürüyor bir şey.
Neyse boşver tamam bunlar çok derin konular.
Yani ana misyonunu kaybetmiş oluyorsun aslında.
Aynen o zaman da ilişkinin içinde kayboluyorsun.
Ve tatminde olamıyorsun yani.
Peki. Birkaç tane soru var.
Çok da uzun olmasın diye şey yapıyorum ama konuştukça da konuşuyoruz valla.
Olmadı iki parta bölerim.
Kardeşinle gurur duyduğun bir an.
Ya ben genel olarak senin gibi bir ablam olduğu için gurur duyuyorum zaten.
O yüzden spesifik bir an aklıma gelmiyor.
Çünkü ben zaten ablam, Melis Erşen gibi bir ablam olduğu için gurur duyuyorum.
Ah be kalbim şu an var ya böyle çiçeklendi çiçeklendi.
Ben bunu hep diyorum ki zaten sana.
Ama hani spesifik bir an sordum.
Mesela seninle zaten gurur duyuyorum ama şunu başardığın an benim için bir farklıydı falan gibi.
Ya sen şu ana kadar çok şey başardın.
O yüzden yani öyle artık normal geliyor senin bir şeyler başarmanı anlıyor musun?
Hani o şey gelmiyor.
Ulan başarımın bile bir önemi kalmadı böyle.
Evet evet çok şey oldu yani spontane bir şey değil yani.
nasıl desem düzene girmiş bir şey.
Yani bu seni övmek için dediğim bir şey değil ama sürekli bir yerlerden bir başarılar elde etmeyi başarabilen birisin.
O yüzden hani bir başarından dolayı aslında seninle şey duymuyorum, gurur duymuyorum.
Aslında ben senin hani böyle bir kişiliğe sahip olduğun için ve aynı kan bağını taşıdığımız için ulan diyorum hani şey böyle bir ablam var ve aynı kan bağını taşıyoruz.
Bundan gurur duyuyorum işte.
Ya sen var ya yerim seni.
Şimdi seni bölümden sonra parçalayacağım.
Ben de genel olarak seninle tabii ki gurur duyuyorum.
Ama mesela üniversite mezuniyetim bir farklıydı galiba benim gözümde ya.
Ya da ilk defa öyle ciddi bir şeye katıldığımız için.
Böyle o gün bir farklı hissettim kendimi yani.
Ya da seni ilk defa büyümüş mü hissettim?
Belki de öyle oldu. Sen hep gözümde küçüksün çünkü.
Yine şey mi yaptın acaba? Anaşık duygunu böyle zirvelere şey yapıp.
İşte bu benim çocuğum gibisinden falan bir şey.
Bak öyle oluyor. Geçen gün gitti mi işte arkadaşımın doğum gününe?
Abisi de oradaydı onun.
İşte abisi konuşma yaptı.
İşte kardeşiyle alakalı falan.
Benim bir gözüm doldu.
Ben hiç gelemiyorum.
Direkt aklıma sen geliyorsun.
Direkt ablalığım geliyor falan.
Böyle hemen bir duygusallaşıyorum anladın mı?
Böyle inanılmaz bir bağ var bizim aramızda arkadaşlar.
Gerçekten yani. Herkese nasip olmaz.
Ama herkese nasip olmasını da çok isterdim.
Yani herkesin bu... tadı deneyimlemesini çok isterdim.
Yani Türk aile yapısının şu günlerde ne kadar bozulduğunu düşünürsek bence herkes böyle bir bağ sahip olabilseydi kültürel anlamda da Türk aile
yapısı çok güzel bir konuma taşınırdı bence.
Evet doğru. Peki gelecekte birlikte yapmak istediğimiz bir hayalimiz var mı?
Her şeyi birlikte yapmak istiyoruz.
Genel olarak zaten yaptığımız şeyler de hep birbirimizin yanında olduğumuz için.
Ama hani öyle hayal olarak bakacak olursak bence bir tık daha böyle ekonomik özgürlüğümüzü alıp hani daha hani böyle kendi başımıza işte kendi başımıza derken mesela senle uçak bileti alıp Japonya'ya gitmek falan.
Ya da işte kendi evimizi alıp böyle bu...
Ev senaryoları arasında falan işte kaybolmamak.
Aslında aile olarak böyle refaha kavuştuğumuz bir tabloyu önümüze almayı isteriz gibi.
Evet onu isterim. Bir de benim ayrı olarak şey senle değil de Allah'a nesip ederse senden olacak bir yeğenle daha çok planım olabilir yani.
Evet sen onu yaparsın bu arada.
Evet çok güzel. Ben de bunu çok isterdim.
Senden olacak bir yeğenle.
Ama bu konuda beni biraz korkutuyorsun.
Hiç olmayacakmış gibi geliyor.
Umarım öyle bir senaryonun içerisinde bulmayız kendimizi.
Çünkü ben bir yeğene sahip olmayı isterim.
Evet. Ya bu işler belli olmuyor ya.
Çok şey klişe bir laf ama ya öyle.
Belli olmuyor bunlar. Doğru.
Peki birbirimizin hayatında bir günü kontrol edebilseydik neyi değiştirirdik?
Benim çok net çok belli.
Senin şu pinekleme huyunu değiştirirdim mesela.
Pineklemek ne oluyor? Hani böyle boş kaldığın anda kendini yatağa atıp.
Ya uyuşukluk halin anladın mı?
Senin uyuşukluk halini biraz değiştirmek isterdim.
Mesela ben tam tersi bir insanım ya.
Boş mu kaldım mesela? Ne yapayım?
Dizim izleyeyim, film izleyeyim, kitap mı okuyayım, ne yapayım falan.
Böyle hemen bir şey olurum.
Kendine bir aktivite yaratmaya çalışırım.
Ama sen boş boş şurada pinekleyebilirsin sadece.
Böyle deyince de sen şeyi hissediyorum kendimi.
Çok sorumsuz bir insanmış gibi hissediyorum.
Hayır, sorumlulukla alakası yok.
Sen sorumluluklarını gayet iyi yerine getiren birisin.
Sadece biraz uyuşukluk yapmayı da seviyorsun.
Ama uyuşukluk yaptığım raddede bile şey yapıyorum.
Mesela açık bir wheels kaydırmaktansa gidiyorum bir şey araştırıyorum mesela.
Bence bu güzel bir özellik aslında.
Ama yattığım için o eylem şeymiş gibi algılanıyor.
Yatıyor ve pinekliyor.
Ama sen çok uyuyorsun da.
Ben biraz uyumayı şey olarak görüyorum hani.
Hayatımdan kaçırdığım vakitler.
Çok uyumuyorum ben ya. Uyuyorsun abi.
Senin uyku düzenin bok gibi tamam mı?
Ama yavrum 6-7 senedir biz beraber yaşamıyoruz ki ben.
Mesela hafta için 2'de uyuyorum 6'da kalkıyorum.
Tamam çok saçma. Benim normal düzenim hatta öyle gibi 2-6.
Yani bilmiyorum ben hafta sonu geliyorum ya buraya mesela.
Sen çok uyuyormuşsun gibi geliyor bana.
Hafta sonu sen buraya geliyorsun çok iyi.
Çünkü bütün haftalık aslında bu yorgunluğumu şeyimi enerji deposunu herhalde hafta sonu yapmaya çalışıyorum.
Ama uyku düzenini düzeltmen lazım bu arada rezalet yani.
Öyle bir şey yok 2'de uyuyup 6'da kalkmak falan var ya bedenin...
Çöker yani. Bütün vücut sistemini çöker yani.
Şu an genç olduğun için kaldırıyor olabilirsin ama ileride çok büyük eksikliklerini yaşarsın.
2026 hedeflerimden biri.
Hadi bakalım. Yıllara hedef koymaya başladık.
Geçen sene de 2025 hedeflerin vardı.
Hatırlatırım. Onları bu konuda sana kızgınım.
Neyse. 2026'ya daha düzgün bir giriş yap lütfen.
Tamam. Başka sorum ne vardı diye bakıyorum.
Son sorum olsun.
Hayatında ben olmasaydım ya da benim hayatımda sen olmasaydın hayatın nasıl olurdu?
Şimdi sen olmasaydın ve ailenin tek çocuğu mu olsaydım yoksa sen olmasaydın başka bir kan bağım olan herhangi bir kardeşim olsun gibi soralım.
İkisi de olur. Hiç kardeşin olmadığı.
Ben yokum hayatında öyle düşün.
Başkası var ya da hiç kimse yok fark etmez.
Hayatında ben olmasaydım.
Benim gibi bir ablan olmasaydım.
İşte hayatımda hiç sen olmamış olsaydın.
Senin hiç farkında olmadığım için muhtemelen değerinle ilgili bir farkındalığım olmayacak.
Tamam başka bir kardeşin olsaydı.
Ama şöyle düşün. Evet bu soru biraz şimdi böyle bakınca saçma oldu ama şöyle düşün.
Benim gibi bir ablaya sahip olmanın varlığını bildiğin bir noktayı düşün.
Biraz ütopik bir düşünce.
Böyle bir şeyin varlığını biliyorsun.
Böyle bir ablanın varlığını biliyorsun.
Ama hayatında yok.
Ben çok ağır depresyona girerdim ya.
Bu da şey gibi oldu. Hani sanki ben ölürsem.
gibi oldu. Evet öyle oldu.
Çünkü senin farkındayım ve farkında olmama rağmen yoksun.
Bak şöyle ben hiç kardeşim olmasaydı bile bir kardeşim olsun isterdim.
Çünkü ben paylaşma halini çok seven bir insanım.
O paylaşma sahiplenme falan o güdüleri barındıran bir insan olduğum için bir kardeşim olsun isterdim.
Ama tabii ki şu an seninle geliştirdiğim bağ eğer mesela ortadan kalkarsa o beni var ya müthiş üzer yani.
İnanılmaz üzer. Senin gibi birinin varlığını bilip de hayatıma dahil edememe o beni mesela çok üzer.
Bu cevabı çok net bir soru ama bak ikimiz de yapamayız yani.
Evet yapamayız. Yapamayız yani bunu hiçbir üzerine ek cümle kurmaya gerek yok.
Bir de dayanak bence ya.
Dayanak tabii canım yani.
Mesela şey dersin ya böyle insanlar söyler işte hayatta sadece kendinize dayanın vesaire falan.
Abi tamam kendine dayan da yani bir noktada bu bir realitedir.
Dayanman gereken bir şey olacak.
Anladın mı? Yani bir şey olacak.
Sen tuttun düştün mü?
Seni tutacak. Veya kalktın mı?
Çok mu kalktın? Seni birazcık indirecek.
Zaten o şöyle kendi kapasitenin olması ayrı bir şey.
O zaten olsun. Ama başka biri de senin o kapasiteyi kendine yettiremediğin anlarda ortaya çıkması için vardır zaten.
Evet. Sen o kapasiteyi yettiremediğinde çıkıp tamam senin yetemediğin noktada ben arkandayım deyip sırtına bir el koyup seni bir sıvazlayıp arkada bir dağ olup bunu bilmek çok önemli bir şey anladın mı yani?
Ben gelip mesela kötü bir şey yaşadığımda işte Hasan'a gelip anlatmayı bir rahatlama...
konumu olarak görüyorum gibi.
Bu çok önemli bir şey. Ben hiçbir zaman şeyi savunan bir insan olmadım.
Ben bu hayatta tek de yeterim falan.
Böyle bir şey yok.
Tek yetersin tabii ki de. İnsan sosyal bir varlık.
Tek yetemez bu arada. Bak şöyle.
Tek yetmen gereken zamanlar olur.
Çünkü herkesin farklı bir hayatı var.
Bazen de tek yetmen gerekir.
Hani biz bazen diyoruz ya işte biz olmazsak ne yapacaksınız?
Bazı şeyleri hani öğrenin.
bazı şeyleri tek başınıza yapabilme kapasitenizi de geliştirin diye.
Bu önemli bir şeydir. Ama günün sonunda dediğim gibi o kapasiteyi aşamadığında, o kapasitenin gerçekleştiremediği bazı şeyler olduğunda, dayanma gücün gittiğinde ya da biraz daha zayıfladığında birinin olduğunu, yani
sırtını yaslayabilecek birinin olduğunu bilmek çok büyük bir güçtür.
Kesinlikle. Günün sonunda senin için kardeşim, benim için ablam var diyebilmek çok büyük bir handikap ikimiz açısından da.
Ve lüks. Evet. Ay çok fenasal bir bölüm oldu.
O zaman son olarak son soru dedim ama son olarak bitiriyorum artık.
Bizi dinleyenlere söylemek istediğin bir şey var mı?
Hepinize o zaman sana bir soru podcastini dinlerken bol keyifler diliyorum.
Teşekkürler bizi dinlediğiniz için.
Evet o zaman bölümü sonuna kadar dinlediğin için çok teşekkür ederim.
İlgisini çekeceğini düşündüğün bir arkadaşınla paylaşmayı ve yeni bölümleri kaçırmamak için Spotify'dan takip edip zili açmayı unutma lütfen.
Kucak dolusu sevgi ve öpücüklerimi iletiyorum.
Kendine çok iyi bak.
Bir sonraki bölümde buluşmak üzere.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
