
Selamlaaar! Bu bölümde, her şeye itiraz eden insanlarla konuşurken nasıl ele geçirilmiş gibi hissettiğimizi ve bu durumla nasıl başa çıkabileceğimizi konuşuyorum. Sakin kalmak, sınırlarımızı korumak ve huzurumuzu bozmadan iletişim kurmanın yollarını arıyoruz. Keyifli dinlemeler!
Instagram: melisaersahiin
Mail: ozamansanabisorupodcast@gmail.com
Transkript
Selamlar. O zaman Sana Bir Soru Podcast kanalına hoş geldiniz.
Ben Melisa. Ay bu hafta sinirlerimi o kadar geren bir konuyla geldim ki anında müdahale etmekte zorlandığım, bu yüzden de sonradan kendime çokça kızdığım bir konu.
Umarım bu hafta başınıza gelmemiştir.
Hatta umarım hiç gelmez başınıza ama biraz zor.
Ya şimdi geçenlerde bir eğitimde biriyle tanıştım tamam mı?
Böyle eğitim arasında konuşuyorduk falan.
Önce bana böyle sanki ondan bir şeyler kapabilirmişim gibi gelmişti.
Sonra biraz konuşma ilerleyince benim sinir katsayım artmaya başladı.
Neden diye soracaksınız.
Çünkü ne desem reddediyor abi.
Ama hayır bak şöyle.
Ama bence yanlış düşünüyorsun.
Bir de şöyle düşün. Sürekli bu kalıplar var.
Bak ama bir tane kabul ettiği ya da hak verdiği düşünce hatırlamıyorum.
Hatta dedim ki acaba ben mi şu an yanılıyorum?
Sonra... Hadi dedim bir duygularınla alakalı bir şey söyle.
Çünkü bunun reddi olmaz yani hani kimin ne duyguyu hissettiğine başkası nasıl karışabilir?
Hissediyor yani ne yapabilirsin?
Sonra dedim ki şöyle bir durum yaşayınca işte böyle hissediyorum falan tarzında bir cümle kurdum.
Ve bana ne dedi biliyor musunuz?
Yanlış hissediyorsun.
Ne? Abi pardon sen kimsin de birinin yanlış duyguyu hissettiğini söyleyebiliyorsun?
Ya da ne hissetmesi gerektiğini.
Yani bu bana gerçekten o kadar hastalıklı geliyor ki.
Sonra dedim ki Okey Melisa çok tehlikeli sulardasın.
Hem sinirlerini hem de bu insanı bozmamak için ya uzaklaş şu an buradan ya da ona hak ver ve bu eziyeti bitirerek bir daha asla ama asla birebir muhatap olma.
Yani birinin senden yaşça büyük olunca her şeyi senden daha iyi bildiğini sanması.
O ne derse desin senin saygından ya da cahilliğinden susacağını sanması.
Bak şu an yine çok gerildim.
Acayip gerildim. Benim doğrum banadır abicim tamam mı?
Sen benden 20 yaş büyüksün diye çok bilgi olmuyorsun.
Bilgili olmakla bilgi olmak farklı şeyler.
Bunu karıştırmayın artık.
Yani tamam illaki benden daha deneyimli, daha tecrübelisin.
Nihayetinde bu hayatı benden daha uzun süre yaşadın.
Ama ben senin deneyimlerine verdiğin tepkilerine ya da yaşanmışlıklarının getirdiği duygulara uyumlanmak zorunda mıyım?
Ne oluyoruz yani?
İşte bu konu üzerine biraz kafa yordum bu yaşanan sahne üzerinden.
Çünkü şunu fark ettim.
O an dumuru vuruyorum.
ve tepkilerimle söyleyeceklerimi çok hızlı kontrol edemiyorum.
Bir noktadan sonra konuşmanın kontrolünü tamamen kaybetmişim gibi hissetmeye başlıyorum gerçekten.
Yani ne söylerseniz söyleyin karşınızdaki kişi her şeye hayır diyor ve siz de kendinizi bir savaşın ortasında buluyorsunuz.
Ve o savaş öyle ani başlıyor ki karşı koymak için bir planınız bile yok.
Bu aslında benim için bir nevi yenildiğim bir savaş oldu.
Tabii bu kadar hazırlıksız yakalanmamdan kaynaklı.
Demek ki daha önce bu kadar net fark edememişim.
Yoksa illaki yaşamışımdır yine aynı durumdan.
Hatta şu an bir düşününce böyle bunun çok ciddi örnekleri olan bir iki arkadaşım da geldi aklıma.
Abi onlar da yine aynı şekilde bak.
Hani büyük yaş falan dedim ama sadece büyük yaş örneği değil bu anladın mı?
Her şeyi reddeden bir iki arkadaşım var böyle.
Hani şey dersin. Merhaba benim adım Melisa.
Hayır senin adın Melisa.
Teşekkür ederim abi. Baya büyük bir aydınlanma yaşattın bize.
İkimizin dediği de aynı kapıya çıkıyor ama en doğru seninki abi.
Tamam. En doğru seninki yani.
Neyse işte ben bunları düşününce aynı savaşa bir daha yakalanma ihtimalim için hazırlık yapacağım dedim.
Yoksa hiç kendim gibi davranmıyorum ve sonra bu beni sinirlendiriyor fark edince.
Önce dedim ki şu düşmanı bir tanıyayım abi.
Sordum kendime her şeyi reddeden insanlar kimdir dedim.
Hani şu her cümleye ama her cümleye hayır öyle değil işte bence yanlış düşünüyorsun ya da işte ama falan diye başlayanlar.
Genelde karşıdaki kişinin söylediklerini kabul etmek yerine hep tersini savunma eğilimindeler.
Peki bu bir karakter meselesi mi yoksa bir tür savunma mekanizması mı?
Şimdi bu insanlar bazen kendi duvarlarını açmaktan korktukları için her şeye karşı çıkıyor olabilirler.
Bazen de bu reddetme durumu karşısındaki kişiyi kontrol altında tutma arzusundan kaynaklanır.
Çok bilmişliğinden de diyebiliriz buna.
Onlar için de her şey bir tartışma alanına dönüşüyor böylelikle ve reddederek kendilerini güçlü hissediyorlar.
Bu kişilerle konuşurken karşılaştığımız en büyük zorluk hiçbir noktada ortak bir zeminde buluşamıyor olmak.
Çünkü onların hedefi anlaşmak değil.
Sürekli bir direniş içinde kalmak istiyorlar.
Tamam abicim diren neye direniyorsan.
Her şeyi en çok sen biliyorsun.
Sen çok üstün bir varlıksın.
Ultra tecrübe ve yaşanmışlıklara sahipsin.
Okey tamam harikasın yani tamam mı?
Hey Allah'ım yarabbim ya.
Neyse. Peki bu tür insanlar bizim üzerimizde ne tür duygular yaratıyorlar?
Her şeyden önce böyle biriyle konuşurken genellikle kendimizi oldukça savunmasız hissediyoruz.
İşte bölümün başında size verdiğim örnekle yaşadığım an gibi.
Ne kadar uğraşırsak uğraşalım sanki sürekli bir karşı çıkışla karşılaştığımızda zihnimiz bir süre sonra bu itirazları kabullenmeye başlıyormuş gibi geliyor.
Sadece tartışmadan çıkmak için tamam haklısın falan deme noktasına geliyoruz.
Oysa haklı olduğunu bile düşünmüyorsunuz.
Ama bu savaşı sürdürmenin bir anlamının olmadığında farkındasınız.
Böyle durumlar uzun vadede tükenmişlik hissine yol açıyor işte.
Birkaç defa böyle bir diyalog yaşadıktan sonra kendinizi sürekli savunmak zorunda hissettiğinizden tartışmalardan kaçmaya başlıyorsunuz.
Bu tür reddedicilik karşısında bir de işte öfke duygusu ortaya çıkıyor.
Sonuçta insan karşısındaki kişiden biraz anlayış bekliyor, empati bekliyor.
Ama sürekli bir dirençle karşılaştığında sinirlenmemek gerçekten elde değil.
Yani şu an bölümü yaparken bile hani böyle içimden bir alevlenme oluyor gerçekten.
O öfkede bazen kendimizi suçlamamıza neden oluyor işte.
Neden bu kişiyle anlaşamıyorum?
Neden kendimi bu kadar kötü hissediyorum diye düşünmeye başlıyoruz.
Ama gerçekte olan şey şu.
Bu insanlar sadece sizi değil aslında her şeyi reddediyorlar.
Bu yüzden onların davranışları karşısında çaresiz hissetmek çok normal aslında.
Yani bu onların problemi sizin değil.
Başkasının problemini sizi rahatsız etmesi de ayrı bir konu.
Yani git çöz kardeşim şu problemini.
Çözmüyor çünkü bir problem olarak görmüyor bunu.
Şimdi bir de şu ele geçirilmiş hissetme durumuna biraz daha yakından bakalım.
Bir insan neden kendini bu kadar çaresiz ve kontrolünü kaybetmiş gibi hisseder?
Aslında bunun altında çok temel bir neden var.
İnsan olarak hepimiz kontrolü elimizde tutmak istiyoruz.
Hayatımızı, ilişkilerimizi, fikirlerimizi bunların hepsini kontrol edebilmek bizi güvende hissettiriyor çünkü.
Ama karşımızdaki kişi sürekli olarak her şeye karşı çıktığında o kontrol elimizden kayıp gidiyor.
Bu sadece konuşmanın kontrolünü kaybetmek değil yani.
Aynı zamanda kendi düşüncelerimizin değerini sorgulamaya başlamamız anlamına da geliyor.
Sanki karşınızdaki kişi her şeyi reddettikçe siz de kendi düşüncelerinizin değersiz olduğunu inanmaya başlıyorsunuz.
Bu aslında karşılıklı saygının yok olduğu bir duruma dönüşüyor bence çoğu zaman.
Siz ne kadar açık fikirli olmaya çalışsanız da karşınızdaki kişi sizinle ortak bir noktada buluşmamakta ısrar ediyorsa o saygı bağı da yavaş yavaş maalesef eriyor.
Sonuç olaraksa kendinizi bu diyaloğun bir parçası değil, bir hedefi gibi hissediyorsunuz.
İşte ben de bu tarz bir durumla karşı karşıya kaldığımda yaşadığım rahatsızlıktan mütevellit, kendime bu tür insanlarla nasıl başa çıkarım sorusunu sorduğumda birkaç cevap geliştirdim.
Birincisi, bu tür insanlar karşısında ne kadar itiraz etseler de sakinliğini korumak.
Karşınızdaki kişi sizi provoke etmeye çalışıyor olabilir.
Bu durumda kontrolünüzü kaybetmek sadece sizin sinirlerinizi bozacak.
Derin bir nefes al ve konuşmayı soğukkanlı bir şekilde sürdür yani.
Bence en iyi yöntemlerden bir tanesi.
İkincisi konuyu farklı şekilde değiştirmeye ya da evriltmeye çalışmak.
Bazen farklı bir konuya geçmek reddedici kişinin de gardını düşürebilir ve daha sağlıklı bir diyalog başlatabilir diye düşünüyorum.
Üçüncüsü geri çekilip tartışmayı başlatmamayı tercih etmek.
Bazen en sağlıklı yöntem bazı tartışmalara hiç girmemek oluyor çünkü.
Siz de böyle durumlarda kendinize şu soruyu sorabilirsiniz.
Bu tartışmayı sürdürmek bana gerçekten ne kazandıracak?
Eğer bir fayda görmüyorsanız çekilmek bence en iyi seçenek.
Ve bence son olarak en vurucusu da sınırlarınızı korumak.
Karşınızdaki kişi her şeye itiraz ediyorsa bu tartışmayı sürdürmek size kesinlikle ama kesinlikle zarar verecek.
Böyle bir durumda konuşmayı sonlandırmak olabilir, konuyu kapatmak olabilir.
Kendi sağlık tercihinizi kendiniz belirleyin.
Kendi ruh sağlığınızı korumak çünkü her zaman öncelikli olmalı sizin için.
Baktın olmuyor konuşmayı bitireceksin ama hani şimdi sınırları korumak dedik ya.
Direkt şapadanak diyeceksin ki şu an bu konuşmanın seyri...
beni rahatsız ediyor. İyi günler.
Saygılar bay yani.
Bunu yaparsan zaten bir daha muhatap olmaktan da kurtulmuş olursun o kişiyle.
Kökten çözüm. Hani diyecek ki okey ben bunu en azından bu yaptığım saçma gezdekası şeyi bu kişiye yapamayacağım.
anlamına geliyor. Aslında en nihayetinde her şeyi reddeden insanlarla başa çıkmak gerçekten sabır gerektiren bir süreç.
Ama bu süreçte en önemli şey kendi sınırlarını ve ruh sağlığını korumak.
Çünkü her ne kadar karşımızdaki kişi bizim sinirlerimizi zorlayıp bizi tartışmaya çekmeye çalışsa da bizim de bu tartışmaya dahil olup olmama hakkımız var.
Bazen geri çekilmek hatta tamamen iletişimi kesmek en sağlıklı yol olabiliyor.
Son olarak da şunu ekleyeyim.
Hepimiz zaman zaman bu tür insanlarla karşılaşacağız.
Kimse mükemmel değil ve hepimiz bir noktada kendi bildiğimizden şaşmakta istemeyebiliyoruz.
Ama karşı tarafın da haklarına ve hislerine saygı duymak işin püf noktası.
Bir insanla sağlıklı bir iletişim kurmak sadece kendi düşüncelerini değil karşındaki düşüncelerini de anlamaya çalışmaktan geçiyor.
Ve eğer bir gün siz de kendinizi bu tür bir tartışmanın içinde bulursanız sadece sakin olun.
Kendinize ve düşüncelerinize güvenin çünkü sizin de söylediklerinizin bir değeri var ve bu değeri kimse küçümseyemez.
Kendimize saygı duymak, sınırlarımızı korumak ve gerektiğinde hayır demek çok önemli.
Evet bazen bu süreç sinir bozucu olabiliyor ama unutmayın her tartışmayı kazanmak zorunda değiliz.
Çünkü emin olun bazen en büyük zafer tartışmadan çekilip kendi huzurumuzu korumak oluyor.
Bu bölümü sonuna kadar dinlediğiniz için çok teşekkür ederim.
Eğer bu bölümde anlattıklarımla...
Siz de benzer şeyler yaşadıysanız ya da bu konu üzerine paylaşmak istediğiniz düşünceleriniz varsa mutlaka bana yazın.
Bölüm açıklamasında iletişim bilgilerimi bulabilirsiniz.
Belki birlikte bir çözüm buluruz ya da en azından birbirimize destek oluruz.
Ne dersiniz? O zaman sana bir soru.
Siz de böyle bir kişiyle karşılaştınız mı?
Eğer karşılaştıysanız o an ne yaptınız ya da ne yapamadınız?
Cevaplarınızı dört gözle bekliyorum.
Bu bölümü sonuna kadar dinlediğiniz için çok teşekkür ederim.
Kucak dolusu sevgi... Ve öpücüklerimi iletiyorum.
Kendinize çok iyi bakın.
Bir sonraki bölümde buluşmak üzere.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
