
Selamlaaar! Bu bölümde “güçlü” olmanın romantik ilişkilerde neden bazen zorlayıcı bir şeye dönüştüğünü konuşuyoruz.
Instagram: melisaersahiin
Mail: ozamansanabisorupodcast@gmail.com
Transkript
Selamlar. O zaman Sana Bir Soru podcast kanalına hoş geldiniz.
Ben Melisa. Geçtiğimiz hafta romantik ilişki konuştuk.
Romantik ilişki yetkinliği nedir dedik.
Detaylandırdık bayağı bir.
Baktım çok sevdiniz.
Kutsal Şubattır, aşk ayıdır diyerekten bu ayın ritmini bozmayayım o zaman dedim.
Kendime sıkça sorduğum sorular var bu romantik ilişki konusunda benim.
Hayatın çoğu alanında güçlüysen neden romantik ilişkilerinde zorlanıyorsun?
Her şeyi kontrol edebilen biri neden aşkta kontrolü kaybediyor?
Güçlü olmak bazen duvar mı örüyor gibi.
Çünkü gerçekten küçük yaştan beri hayatın çoğu alanında güçlü olmaya çabalayan ve genelde de başaran biri olarak söylüyorum bunu.
Narsist bir noktadan da algılamayın bu arada lütfen.
Önceden ben başarılarımı söylemeye, böyle güçlülüğüme değinmeye falan utanırdım.
Ama nesine utanıyorum ki?
Yani hani tırnaklarımla kazıyarak oldu sonuçta bunlar.
Kolay olmadı. Ama ben de pes etmedim.
Ve bugünkü güçlü karakterimi inşa etmiş oldum.
Bu sebeple de söylemekten çekinen biri olmayı bırakıyorum ki hayatımda da bu enerji...
beni terk etmesin. Neyse ne diyordum?
Böyle bir karakter olarak romantik ilişkiler konusunu oturtamadığımı düşündüğüm çokça olur ve bunu çevrendeki güçlü insanlardan, arkadaşlarımdan falan da gözlemliyorum.
Bana özel bir şey de değil bu yani.
Düşünüyorum bu güç bana bir zehir mi veriyor acaba ya da hani arka tarafta zihnim zaten yeterince güçlüsün sen kimseye ihtiyacın yok falan mı diyor anlamıyorum.
Aslında böyle de düşünmüyorum baktığımda.
Dünyanın en güçlü insanının bile birilerine ihtiyacı vardır arkadaşlar.
Duygusal güçlülük, duygusal destek, bunların yarattığı o mutluluk hali çok başka bir şey neticede.
Dünyaya tek başına gelmiş olabilirim ama tek gitmek zorunda değilim yani.
Ki teknik olarak tek başıma da gelmedim aslında.
Annem vardı, babam vardı doğduğumdan beri sonuçta.
Neyse işte anladın sen onu.
Şimdi gelin biraz bu güçlü insan meselesini açalım.
Güçlü olmak ne demek?
Benim tanımımda kendi ayaklarının üzerinde durmak, karar alabilmek, maddi manevi bağımsız olmak, kriz anında panik yapmamak, sorumluluk sahibi olmak.
Bunların hepsi güçlü taraflar ve bunlar gerçekten çok kıymetli özellikler.
Ama bugün konuşacağımız mesele biraz şuna dayanıyor.
Hayatta işe yarayan bazı özellikler ilişkide aynı şekilde işlemeyebiliyor.
Çünkü ilişki başka bir alan.
Performans alanı değil, kontrol alanı değil.
İki insanın birbirine biraz alan açtığı, biraz da kendini bıraktığı bir yer.
Ve bence güçlü insanların ilk zorlandığı yer burası.
Bu kontrol kısmı.
Hayatın çoğu alanında kontrol bizde ya.
Çalışıyoruz, plan yapıyoruz, hedef koyuyoruz, başarıyoruz falan.
Ama ilişki öyle bir şey değil arkadaşlar.
İlişki belirsizlik içeriyor.
Karşındaki insanın duygu dünyası var, geçmişi var, travmaları var, o anki ruh hali var.
Ve bunların hepsi senin kontrol alanının dışında.
Güçlü insan genelde şunu bilir ya hani, ben hallederim.
Ama ilişkide her şey halledilecek bir problem olmuyor çoğu zaman.
Sadece hissedilecek bir durum da olabiliyor.
Ve güçlü insanın ikinci zorlandığı yerde tam burası.
Savunmasız olamamak. Çünkü güçlü olmak çoğu zaman böyle erken yaşta öğrenilmiş de bir şey ya.
Belki küçükken erken büyüdük, belki kendi işimizi kendimiz görmeyi öğrendik, belki duygularımızı içimizde çözmeyi böyle bir alışkanlık haline getirdik ve sonra bir gün bir ilişkiye giriyoruz.
Karşımızdaki kişi diyor ki bana ihtiyacın olsun istiyorum ama biz o ihtiyacı sanki zayıflık gibi kodlamışız zihnimize.
Ben kimseye muhtaç değilim ben tek başıma da yaparım.
Ya evet yaparsın ama soru şu hep yapmak zorunda mısın?
Gerçek yakınlık biraz kırılganlık istiyor.
Birine bazen ben burada zorlanıyorum diyebilmeyi istiyor.
Güçlü insanlar bunu söylemekte zorlanıyorlar.
Çünkü güçlü imajı çatlar diye korkuyorlar.
Bir de şu var. Güçlü insanlar genelde yüksek standartlı oluyorlar.
Biraz böyle seçici, kolay kolay kimseye yer alan açmayan bir tarafta oluyorlar.
Yani bu kötü olup olmadığını tam olarak benim kestiremediğim bir şey açıkçası.
Aslında zaman zaman kötü olduğunu düşünüyorum.
Çünkü bazen standartla duvar birbirine karışıyor o noktada.
Benim seviyemde biri olsun, benim tempoma ayak uydursun, benim kadar güçlü olsun falan gibi düşünceler oluyor.
Peki şunu soruyor muyuz?
Benim kadar güçlü biri benimle yarışır mı yoksa bana yakınlaşır mı?
Çünkü iki güçlü insan bir araya geldiğinde bazen bir ilişki değil de bir güç savaşı da başlayabiliyor.
İşte kim daha az ihtiyaç duyacak, kim daha az arayacak, kim daha cool kalacak falan.
Halbuki arkadaşlar ilişki cool kalma yeri falan değil yani.
Bence ilişki yumuşama yeridir.
Ve belki de asıl mesele şu.
Güçlü kalmak kötü bir şey değil tabii ki yani hani öyle bir noktadan değil de.
Diğer yandan sadece güçlü olmak yeterli de değil.
Duygusal esneklik yoksa, yardım isteme kapasitesi yoksa, kontrolü bırakma cesareti yoksa o güç duvara dönüşüyor.
Ben kendi adıma şunu fark ettim açıkçası.
Hayatın çoğu alanında güçlü olmak beni ileri taşıdı evet.
Ama ilişkide yani duygusal ilişkilerde bazen yavaşlamayı, biraz bırakmayı, biraz güvenliği öğrenmem gerekiyor.
Belki de güçlü insanların öğrenmesi gereken şey daha güçlü olmak değil de biraz...
Biraz güvenebilmek yani o hali de yaratabilmek.
Çünkü dünyanın en güçlü insanı bile birinin yanında böyle bir başını yaslayabilmek ister ya.
Ve bu zayıflık değil yani.
Bu bir insanlık hali bence.
Güçlü insan dediğimiz profil aslında psikolojide de çok çalışılmış bir profil.
Özellikle bağlanma kuramında ve duygu düzenleme çalışmalarında bayağı yer vermişler bu profile.
Bağlanma kuramının kurucularından John Bowley ve sonrasında tabii Mary Answorth şunu söylüyor.
İnsanların erken dönem bağlanma deneyimleri yetişkinlikte kurdukları romantik ilişkileri ciddi şekilde etkiliyor.
Mesela kaçınan bağlanma stiline sahip kişiler.
Biliyorsunuz bu stiller bu ara çok ünlendi.
Ya benim çok ilgimi çeken şeyler değil kaçıngan, utangaç, o bu şu falan da.
Tabii bunun böyle çalışmaları olduğu için aktarma gereği duyuyorum.
Ama o hani kişinin kendisine çok da sosyal medyaya bakarak tanımlayabileceği bir şey olduğunu düşünmüyorum.
Hani ben kaçıngan bağlanıyorum.
Ben işte bilmem ne bağlanıyorum.
Ya buna siz karar veremezsiniz arkadaşlar.
Bunun kararını vermek istiyorsanız bir psikoloğa gitmelisiniz bence yani.
Neyse. İşte bu genellikle şöyle görünüyor.
Bağımsız görünüyorlar.
Kimseye ihtiyaç duymaz gibi görünüyorlar.
Duygusal mesafeyi koruyorlar.
İlişkide derinleşeceği noktalarda geri çekiliyorlar.
Ve bu insanlar dışarıdan hani güçlü görünen insanlar ama aslında güçlü olmaktan ziyade kendini korumayı öğrenmişler.
Yani bazen güçlü olmak duygusal olarak kimseye fazla yaklaşmama stratejisi gibi bir şeye dönüşüyor.
Bak bir hikaye anlatayım.
Diyelim ki Ayşe. Allah Allah bu Ayşe kim acaba?
Ayşe kariyerinde başarılı biri tamam mı?
İstek ve ihtiyaçlarını yerine getirebiliyor.
Kimseye maddi olarak bağlı değil.
Dost çevresi var. Hayatı düzenli.
Ama ilişkilerinde hep şu cümleyle karşılaşıyor.
Sen bana pek ihtiyaç duymuyorsun gibi.
Ayşe sinirleniyor. Niye duyayım ki ben zaten yapabiliyorum diyor.
Ama mesele yapabilmek değil ya.
Ben de yeni fark ediyorum bunu bu arada.
Böyle çok biliyormuş gibi anlattığıma bakmayın.
Benim de yeni yeni fark ettiğim bir şey.
Burada mesele paylaşabilmek.
İlişki karşılıklı bir ihtiyaç alışverişidir ya hani.
Psikolog Sue Johnson diyor ki Hold Me Tight diye bir kitabı var.
Öneririm güzel bir kitap.
Orada şunu söylüyor. Romantik ilişkilerde en temel ihtiyaç güvenli duygusal bağdır.
Ve güvenli duygusal bağ şu soruya verilen cevaptır aslında diyor.
Zorlandığımda sen orada olacak mısın?
Güçlü insan çoğu zaman şu mesajı veriyor.
Ben zaten zorlanmam ki. Ama bu mesaj karşındakinde şu hissi yaratabilir.
Ben burada fazlalık mıyım o zaman abi yani?
Bir de bir kontrol meselesi var tabii bu işin.
Kontrol aslında kaygıyı düzenleme biçimlerinden bir tanesi.
Kaygılı olduğumuzda genelde böyle plan yaparız, belirsizlikte kalmak istemeyiz.
Ve güçlü insanların belirsizlik toleransı da düşüktür bu arada genelde.
Ama aşk belirsiz bir şey ya.
Karşındaki insanı %100 çözemezsin yani.
İlişkinin geleceğini de garanti edemezsin.
Psikolog Esther Perel der ki, güvenlik ile belirsizlik arasındaki gerilimden doğar.
Ama güçlü insan genelde güvenliği arttırmak ister, belirsizliği de azaltmak ister.
Bu da ilişkiyi zamanla mekanik bir alana çeviriyor tabii.
Bir başka katman da şu, performans.
Başarılı insanlar genelde performans odaklıdır arkadaşlar.
İşte çalış, üret, sonuç al.
Ama ilişki bir performans alanı değildir maalesef.
Aşk öyle KPI'lerle falan ölçülen bir şey değil.
Bu ay duygusal yatırım hedefimizi tutturduk falan.
Öyle şeyler yok burada yani.
Ve burada da çarpıcı şey şu oluyor.
Hayatta başarılı olan biri ilişkide zorlanınca ilk kez başarısızlık hissi yaşadığını düşünüyor.
Hani ben bu kadar her şeyde başarılıyken bunu nasıl yapamayabilirim?
Burada nasıl başarısız olabilirim gibi bir noktadan.
Ve güçlü insanlar da başarısızlık hissini tolere etmekte zorlanan tipler aslında.
Bir de şu var, güçlü insanlar çoğu zaman erken olgunlaşmış oluyorlar.
Belki küçük yaşta sorumlu kalmıştır dediğim gibi.
Belki aile içinde güçlü olmak zorunda kalmıştır.
Belki duygusal yük taşımıştır taşıması gerektiğinden fazla bir şekilde.
bilinç dışı olarak şu rolü içselleştirmiştir.
Ben toparlayan kişiyim.
Ama romantik ilişkide sürekli toparlayan olmak bir noktada partner değil de ebeveyn rolüne kaymak gibi oluyor.
Nereden biliyorsun diye sormayın sakın.
Sakın o zoru sormayın.
Bu da romantik çekimi inanılmaz derecede azaltan bir şey.
Çok net şekilde söyleyeyim. Benim inanılmaz şekilde bir anaçlık problemim var arkadaşlar bu arada.
Bunu çözmem lazım. Bir bölüm şunu bir konuşalım.
Şimdi beni çok koparır buradan.
Devam edeyim kaldığım yerden en iyisi ben.
Araştırmalar şunu gösteriyor.
İlişkide yüksek öz yeterlilik ve bağımsızlık iyi bir şeydir.
Ama eğer bu duygusal paylaşım azaltıyorsa ilişki doyumu düşer.
Romantik yetkinlik dediğimiz şey de burada devreye giriyor.
Bağımsız kalabilmekle yakın kalabilmek arasındaki devre.
Bir önceki bölümde bahsetmiştim bunlardan.
Yani mesele güçlü olmamak değil de mesele gücün esneyebilmesi.
Bir başka küçük hikaye söyleyeceğim.
Diyelim ki Mehmet. Mehmet kim acaba?
Mehmet mantıklı, sakin, kriz çözebilen biri tamam mı?
Partneri bir gün ağlayarak ona geliyor.
Mehmet çözüm sunuyor böyle.
İşte şunu yaparsan geçer böyle düşünme abartıyorsun.
Ama partnerinin ihtiyacı olan çözüm bu değil.
Onun ihtiyacı olan şey görülmek.
Ve güçlü insanlar bazen duyguyu çözmeye çalışırken duygunun kendisini ıskalıyorlar.
O yüzden de belki güçlü insanların ilişkide zorlanmasının bazı sebepleri vardır diye düşünüyorum.
Ki var da. Bunları şimdi size söyleyeceğim.
Birincisi arkadaşlar kontrolü bırakmakta zorlanıyorlar.
Bunu az önce de söyledim.
Gerçekten ciddi bir kontrol etme.
arzuları var içlerinde.
İkincisi savunmasız görünmek istemiyorlar.
Üçüncüsü ihtiyaç duymayı zayıflık sanıyorlar.
Dördüncüsü hep güçlü rolde kalmaya inanılmaz derecede alışmışlar.
Beşincisi de performans mantığını ilişkiye taşıyorlar.
Ama aşk başka bir kas istiyor ya.
Ve belki de güçlü insanların öğrenmesi gereken şey de şu bu noktada.
Güç duvar örmek değildir.
Güç gerektiğinde o duvarı indirebilmektir.
Bunu şey gibi düşünmek lazım.
İşin bu tarafındaki gücün dinamiği başka.
Hani onu kafanda başka bir yere otur.
Romantik hayatımda da güçlü bir karakter olmak istiyorsam esnek olmam lazım.
Gerektiğinde duvarları mı indirebilmem lazım?
Çünkü işin bu tarafındaki güç dinamiği gerçekten bambaşka.
Senin bildiğinden başka inan bana yani.
Hayatta güçlü olmak tek başına kalmak zorunda olduğunda bile böyle ayakta...
kalabilmek demek ya. Ama ilişkide güçlü olmak birinin yanında ayakta kalmak zorunda hissetmemek demek.
Aradaki fark çok kritik bence.
Bir düşünün derim. Bağlanma kuramı burada bize çok şey söylüyor aslında.
Bowlby ve Ainsworth'un çalışmalarından sonra yetişkin bağlanma stillerini inceleyen araştırmalar gösteriyor ki kaçınan bağlanma stiline sahip kişiler dışarıdan güçlü, bağımsız ve kontrollü görünürler ama içsel
olarak yakınlık arttıkça alarm sistemleri çalışmaya başlar.
Yani bilinçli olarak ben Ben kimseye ihtiyaç duymam demeyebilirler aslında.
Ama sistemleri otomatik olarak bir mesafe koyar.
Yakınlık arttıkça geriye çekilme, duygu yoğunlaştıkça mantığa sığınma, tartışma çıktığında susma ya da kopma.
Bunlar bilinçli birer kötülük değiller.
Bunlar öğrenilmiş birer korunma biçimleriler aslında.
Ve bu noktada şunu fark etmek çok önemli.
Güçlü görünmekle güvenli bağ kurabilmek aynı şey değil.
Johnson'ın Emotional Focus Terapi yaklaşımında tam olarak bunu söylüyor.
İlişkide asıl soru haklı mıyım değil.
Ulaşılabilir miyim sorusudur diyor.
Çünkü insanlar genelde haklıdır ama ulaşılabilir olmayabiliyorlar.
Ve burada bir başka boyut daha var çok önemli olduğunu düşündüğüm.
O da özdeğer. Bazı güçlü insanlar aslında özdeğerlerini üretkenlikten, başarıdan ve bağımsızlıktan alıyorlar.
Yani değerli olmanın yolu güçlü olmak onlar için.
Ama romantik ilişkide değerli olmanın yolu çoğu zaman şu oluyor.
Olduğun halinle sevilmeye izin vermek.
Ve bu performansla ölçülebilen bir şey değil.
Esther Perel'in söylediği bir şey var çok hoşuma gider.
Arzu bilinmezlikten beslenir ama bağ...
Bağı dediğimiz şey işte o kırılganlıktan beslenir.
Yani birinin sana hayran olması başka bir şey.
Birinin seni en kırılgan halinle görüp yanında kalması başka bir şey.
Güçlü insanlar genelde hayranlık alırlar.
Ama kırılganlık gösterme konusunda çekingen oldukları noktalar fazlalıktadır.
Şöyle bir sahne düşün. Bir ilişki var.
İki kişi var yani burada. İkisi de güçlü.
İkisi de bağımsız. İkisi de ben en iyiyim diyor.
Ama aslında ikisi de bir noktada şunu söylemek istiyor.
Bana biraz yaklaş ya.
Biraz seninle bir kaynaşalım şurada.
anladın mı? Fakat kimse ilk adımı atmıyor.
Çünkü ilk adım atmak zayıflık gibi geliyor.
Ve ilişki iki güçlü insan arasında böyle asılı kalıyor sanki.
Çünkü orada bir güç savaşı başlamıyor belki ama güç sessizliği başlıyor.
Kim daha az arayacak?
Kim daha az ihtiyaç gösterecek?
Kim daha cool kalacak?
Ama ilişki cool kalma yeri değil dedik ya.
Hani ilişki yumuşama yeridir benim için demiştim ya ben.
Gerçekten öyle. Özellikle şu aralar çok gözlemliyorum.
İnanılmaz bir cool kalacağım diye böyle strateji çabaları var.
Yok Geç cevap verdi, geç cevap vereyim.
Yazmadığı ben de yazmayayım.
Yok öyle dedi, ben de böyle diyeyim falan.
Abi böyle hayat mı yaşanır ya?
Bari hayatın bu kısmını da bu kadar düşünmek zorunda hisset.
Ben bana 10 saat sonra cevap verene de gördüğüm gibi cevap veriyorum.
Benim böyle egom bu kadar kırılgan bir yerde değil yani.
Ya da malım. Hani bilmiyorum artık gerçekten.
Yani bu konuda bazı sıkıntılarım var.
Yani tartışılır ama cidden bazen beynimde hani o kadar fazla ses oluyor ki.
Bir de bunu düşünmek istemiyorum ya.
Kızmayın bana ama çok yer...
saçma ve ne bileyim ucuz düşünceler geliyor bunlar bana.
Neyse. Bir de şu ebeveyn rolü meselesi var.
Erken olgunlaşmış insanlar özellikle aile içinde toparlayan, sakinleştiren, çözüm bulan bir roldelerse o şekilde büyümüşlerse yani romantik ilişkide de aynı rolü üstlenme eğiliminde oluyorlar.
Ama sürekli güçlü ve toparlayan taraf olmak da bir süre sonra eşitliği bozan bir şey.
Aristoteles'in dostluk kurallarından biri eşitlikti ya bunu da yine bir önceki bölümde söylemiştim.
Sürekli bir tarafın güçlü diye...
diğer tarafın destek alan olduğu bir dinamik, uzun vadede romantik çekimi zedeleyen bir şey.
Çünkü çekim biraz da karşılıklı ihtiyaçtan doğuyor.
Şimdi çok kritik bir noktaya geliyoruz.
Araştırmalar şunu gösteriyor arkadaşlar.
Yüksek öz yeterlilik ve bağımsızlık tek başına ilişki doyumunu arttıran şeyler değiller.
Ancak bu özellikler duygusal açıklıkla birleştiğinde ilişki doyumu artıyor.
Yani bağımsızlık artı duygusal esneklik eşittir sağlıklı yakınlık demek.
Sadece bağımsızlık eşittir mesafe demek.
belki de güçlü insanların en çok çalışması gereken kas şu.
Duygusal tolerans dediğimiz şey.
Belirsizliğe tolerans, yanlış anlaşılmaya tolerans, zayıf görünmeye tolerans.
Çünkü gerçek bağ kontrolü değil, güvenle.
Kendime dönüp baktığımda şunu görüyorum.
Benim güçlü yanım beni ileri taşıdı evet ama romantik alanda aynı güçle, aynı sertlikle ilerlemeye çalıştığımda gerçekten yıprandım.
Yani haliyle ilişki de yoruldu.
Demek ki mesele güçlü olmamak değil.
Mesele gücü yumuşatabilmek.
Romantik alanda güçlü olmak aslında haklı çıkmak değil de kalabilmek demek.
Çözmek değil dinleyebilmek demek.
Kontrol etmek değil güvenebilmek demek.
Ve belki de en önemlisi şu ben hallederim cümlesini birlikte hallederiz de dönüştürebilmek demek.
O zaman sana bir soru.
Hayatın çoğu alanında güçlü olman ilişkide de hep güçlü kalman gerektiği anlamına mı geliyor?
Yoksa güçlü olmanın en üst seviyesi bazen o zırhı da çıkarabilmek demek.
Belki de aşk iki güçlü insanın yarışması değil de iki güçlü insanın birbirinin yanında gevşek.
diye düşünüyorum.
Ve belki de asıl güç şudur.
Sevilmeye ihtiyaç duyduğunu kabul edebilin.
Çünkü dünyanın en güçlü insanı bile birinin yanında başını yaslayabilmek ister.
Ve bu zayıflık değil, bu insanlıktır.
Eğer bir gün gerçekten güvenli bir ilişki kurmak istiyorsan belki de önce güçlü görünmekten değil güvenmekten başlamalısın.
Ben bugün biraz bunu düşündüm.
Belki sen de bir yerde durup düşündüysen bu bölüm amacına ulaşmıştır diye düşünüyorum.
Bölüm sonuna kadar dinlediğin için çok teşekkür ederim.
İhtiyacı Bu bölümü onunla paylaşabilirsin.
Yeni bölümleri kaçırmamak için Spotify'dan takip etmeyi unutma lütfen.
Kucak dolusu sevgi ve öpücüklerimi iletiyorum.
Bir sonraki bölümde buluşmak üzere.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
