
Selamlaaar! Bu bölümde Selmin Gök’ün “Kendimi Buldum Arketiplerle Dönüşüm” kitabından yola çıkarak “Gezgin” arketipini konuşuyoruz.
Instagram: melisaersahiin
Mail: ozamansanabisorupodcast@gmail.com
Transkript
Selamlar, o zaman Sana Bir Soru Podcast kanalına hoş geldiniz.
Ben Melisa. Bir önceki bölümde arketiplerden bahsetmiştim arkadaşlar.
Orada bir genel giriş yapmıştık konuya.
Nedir, ne değildir, neleri içerir falan diye.
Dinlemediysen oraya bakmanı öneririm.
Bu bölümde de biraz daha derinleşelim istedim.
Çünkü konu benim çok ilgimi çeken bir konu ve herkes kendine bir şeyler çıkarıp alabilir buradan.
Tam olarak bu yüzden de konuşma ihtiyacı duyuyorum.
Yine Selmin Gök'ün kendimi buldum arketiplerle dönüşüm kitabı üzerinden anlatacağım.
Ve kendimin de çok yüksek oranda kullandığını düşündüğüm gezgin arketipiyle başlamak istedim.
Daha bölüme girişte Eleanor Roosevelt'in çok güzel bir sözü var.
Diyor ki hayatın amacı onu yaşamak, tadını almak, sonuna kadar deneyimler elde etmek, daha yeni daha zengin deneyimlere heyecanla ve korkmadan ulaşmaktır.
Zaten olaya böyle bir sözle giriş yapınca dedim ki tamam abi bu bölümde benden çok şey var kesin yani.
Dolayısıyla da ekstra bir odak geliştirdim tabii bu bölümü okurken.
Peki nedir bu gezgin arketipi diye bir başlayacak olursak.
İnsanın kendini arama yolculuğunda bilinmeyenle karşılaşmaya hazır olan parçasıdır.
Geleneksel kısıtlamaları kabul etmeyen, cesur, bağımsız, öncü ve özgürlük arayan parçamızı ifade eder.
Biraz çılgın bir parçamız yani.
Diyelim ki insan içinde bulunduğu hayatı rutin buluyor, kendi potansiyelini ortaya koyamıyor ya da içindeki deryayı böyle ortaya çıkaramadığını hissediyor veya üst üste böyle sıkıntılı olaylar, kayıplar
yaşıyor ve hayatını değiştirmek istiyor.
Yani anlayacağın yenilik arayışı var daha çok merak etmeyi arzuluyor.
Tüm bu gerekçeler gezginin ortaya çıkışını sağlayan, insanı kendine aramaya, kendi kendine, kendi başına bazı yolculuklara çıkarmaya davet eden itici güçler olabiliyor.
Ve en önemlisi gezginin var olma amacı kendini bulmaktır diyor kitapta.
Ve olmak cesareti kitabında da Paul'la Tiliç de bunu destekler nitelikte.
Kendilik kendi olma cesaretini göstermek insan varlığının özüdür.
İnsanın kendisine olmak istediği şeyi yapabilmesi dışında bir özü yoktur.
İnsan ne ise onu yaratır.
Yaratıcılığını belirlemek için ona hiçbir şey verilmemiştir.
Varlığının özü dışarıda bulduğun bir şey değildir.
İnsan onu kendi yapar.
İnsan kendisinden ne yapıyorsa ne çıkarıyorsa odur.
Kendi olarak var olma cesareti de kişinin ne olmak istiyorsa kendisini o yapma cesaretidir.
Ay bu cümleleri okumak Allah'ım nasıl yüksek farkındalıklı cümlelerdir bunlar ya.
Bu yüzden belki de gezgin arketipi bu kadar sık kendimde görebildiğim bir taraf.
Çünkü tam da bunların üzerine kendin olma cesaretini gösterebilmene yardımcı.
olan acayip bir içsel kaynak.
İçimizdeki gezgin parçam meraklıdır.
Farkındalık arayan radikal bireysel yanımızdır.
İşten sıkılmak, daha çok öğrenmeyi istemek, dünyayı merak etmek, yaşadığı rutin hayattan çıkmayı istemek, romantik ilişkisinde yenilik, farklılık ihtiyacı duymak gibi durumlar gezgini yola çıkmaya
davet eder. Benim gezgin parçam da yola çıkmaktan pek korkmaz mesela.
Önceden çok korkardı.
Yolda karşılaşacaklarını düşündükçe böyle anksiyetik krizlere girer.
Ama özellikle son bir yıldır falan acayip bir cesaretle gezgin parçamı böyle bambaşka ve belki de olması gerektiği boyutta yeniden deneyimliyorum.
Korkmuyorum yeni yolculuklara çıkmaya ya da bazen korksam bile çıkıyorum.
Getireceği kötü deneyimleri de kabul ediyorum.
Neticede onlardan da bir şeyler öğreneceğim diye düşünüyorum.
Çünkü gerçekten olduğum yerde sayıp böyle stabil bir hayat yaşamak yola çıkıp kötü şeylerle karşılaşmaktan daha çok korkutuyor beni.
hayatımı boşa geçirme hissinin gelmesi böyle artık yani gerçekten her şeyi yaptırabilir bana.
Sanırım gezgin parçamı daha iyi kullanmayı öğrendim ve öğreniyorum da diyebilirim.
Ki Rollo May de Kendini Arayan İnsanlar kitabında der ki Cesaret kişi özgürlüğe eriştikçe ortaya çıkan endişeyle yüzleşebilme kapasitesidir.
Ben de endişelerimle yüzleşebilme kapasitemi arttırdım demek ki bir noktada.
Gezgin parçamız kendimiz olma potansiyelimizi açığa çıkaran çok güçlü bir parça.
Merak, risk almak, yeniliklere ve değişime açık olmak, yeni bir yolculuk için ilk adımı atmak, harekete geçme ve cesaret bu parçanın...
en güçlü yanlarıdır. Çok gaza getirici değil mi ya?
Zaten bence gezgin kendi gaza getirmeyi de çok iyi başarabilen bir parça.
En azından kendimde öyle gözlemliyorum.
Ve tüm bunları yapınca da çok büyük ilham verici bir güce de dönüşüyor.
Çevresine de yansıtıyor ışığını.
Bunun bendeki en büyük motivasyonu da kitapta da denildiği gibi kendi olmanın peşine düşmeyenin başkalarının peşinde kalması.
Ben hayatım boyunca kimsenin peşinde kalmak istemedim.
Belki bu çok büyük bir korkum bile olabilir.
Yani peşinde kalacağım tek şey bir önceki versiyonum olsun isterim açıkçası.
O da yenilenene kadarki süreç için.
Sonra kabuklarımı atar yeni bir benle yolculuğa çıkarım.
Yani biz bu dünyaya bir benlikle geliyoruz.
Bu gelişmiş formu belirli bir benlik değil maalesef.
Daha çok bir potansiyel.
Gezgin parça da bu potansiyeli ortaya çıkarmak için geziyor, hareket ediyor, halatlarını söküyor, konforsuz ve bilmediği yollara giriyor.
Kaybolması bu potansiyeli yaşatması için büyük bir olay aslında.
Birinin ailesiyle yaşamaktan bunalması, bir kişinin geçimsizlik yaşadığı bir ilişkiye saplandığını hissetmesi gibi örnekler gezgin parça için...
İtici güçler olabilir. Olumsuzluklar gezgini kendini bulması için yola çıkarır.
Bunlar da şöyle yanlış bir imaj çizmesin bu arada.
Gezgin sanki hani başka kimseyi istemez başına buyruktur falan gibi.
Aslında gezgin sahip olmayı değil ait olmayı önemser.
Yalnız olmayı değil tek başına kalabilmeyi teşvik eder.
Yani insanı sevme, ait olma ya da bağ kurma ihtiyaçları ile çelişki içinde değildir.
Sadece tek başına kalabilmeyi de becerebildiği versiyonların içinde bulunmak ister.
Ama tabii her arketip gibi gezginin de gölge yanları var.
Aşırı ve kontrolsüz değişim halinde köklenememek, merkezinde kalamamak mesela.
Rutinden sıkılıp işini, partnerini, yaşadığı yeri sıklıkla değiştirmek gibi eğilimleri gösterebilir bu yüzden de.
Yani bunu az önce dediğim gibi kullanmaz da yalnız olmaktan kimseye ihtiyaç duymamaktan mutlu olduğunu belirten bir versiyonda kullanmaya çalışırsan aslında gölge yanına düşersin.
Hatta Selmingök diyor ki genç bir eğitimci katılımcısı ona şöyle demiş.
Bağlanmak bana göre değil.
İnsan özgür kalmak için dünyaya gelmiştir.
Birine saplanıp kalmak için değil.
Ama gezgin parçasını olması gerektiği gibi kullanan biri bağ kurmayı özgürlüğün engeli olarak görmez.
Ki insan bağ kurmak, sevmek ve sevilmek isteyen ilişkisel bir varlıktır.
Sevmeyi arar, sevilmeyi ister.
Yani işte böyle playboy, çapkın falan gibi lakaplar gerçek bir gezgini mutlu eden şeyler değildir.
Bunlardan mutluluk duyan gezgin de karanlık tarafına düşmüş olabilir.
Ya bu algılar aslında biraz da toplum tarafından böyle romantik.
Antik ilişkide yakın ve özel konmanın mümkün olmadığına inandırılmamızla da alakalı.
Ama günün sonunda şunu unutmamak lazım.
İçimizdeki gezgin parça kendimizi bulmak için bizi olduğumuz yerden kopartıyor.
Bu amaçla evlerimizi değiştirmemizi sağlıyor.
Bu ev bir ilişkide olabilir, bir şirkette olabilir, bir imajda olabilir.
Kitapta çok güzel bir örnek var hatta onu da aktarmak istiyorum.
Gezgin parçanın tarihteki bir örneği.
Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en önemli eserlerinden biri olan Nutuk'ta Mustafa Kemal Atatürk, başka devletlerin himayesine girme seçeneklerini savunan kişilerin Yetim parçalarına gezgin parçası
ile karşılık vermiş ve o dönemi şöyle seslendirmiş.
Ben bu kararların hiçbirinde isabet görmedim.
Çünkü bu kararların dayandığı bütün mantıklar çürüktü, temelsizdi.
Gerçekte içinde bulunduğumuz o tarihte Osmanlı devletinin temelleri çökmüş, ömrü tamamlanmıştı.
Osmanlı memleketleri tamamen parçalanmıştı.
Ortada bir avuç Türk'ün barındığı bir ata yurdu kalmıştı.
Son mesele bunun da taksimini sağlamaya çalışmaktan ibaretti.
Osmanlı Devleti onun istiklali padişah, Halife, hükümet bunların hepsi anlamı kalmamış bir takım boş sözlerden ibaretti.
Neyin ve kimin dokunulmazlığı için kimden ne gibi yardım sağlanmak isteniyordu?
O halde ciddi ve gerçek karar ne olabilirdi?
Efendiler bu durum karşısında tek bir karar vardı.
O da milli hakimiyete dayanan kayıtsız şartsız bağımsız yeni bir Türk devleti kurmak.
İşte daha İstanbul'dan çıkmadan önce düşündüğümüz ve Samsun'da Anadolu topraklarına ayak basar basmaz uygulanmasına başladığımız karar bu karar olmuştur.
Atamın gezgin parçasına bak be.
Kurban olurum sana yiğidim benim.
İnsanın kendi yolculuğuna çıkabilmesi için içindeki gezgin parçayı ortaya çıkarmaya ve aktif hale getirmeye ihtiyacı var.
Ve bu parça insan olma yolculuğunun açılış kapısı.
İçinizdeki gezgin parçaya dair çok güzel farkındalık soruları var kitapta.
Onları da instagramda paylaşmayı düşünüyorum.
Kendisi için yanıtlamak isteyenler takipte kalabilir.
Bir önceki bölümde de söyledim yine söylüyorum.
Bu bölümler ilginizi çekiyorsak kitabı mutlaka ama mutlaka okuyun.
Müthiş farkındalık yaratan bir kitap.
Ben okuduğum için çok mutluyum.
Keşke okumasaydım da ilk defa okuma hissini bir daha yaşayabilseydim.
Bazı kitaplar böyle oluyor işte.
O zaman sana bir soru balım.
Bu anlattıklarım gezgin parçanı harekete geçirdi mi?
Bölüm açıklamasına iletişim bilgilerini bırakıyorum.
Oralardan soruların cevaplarını iletebilirsiniz bana.
İletenlerle çok güzel sohbetler yapıyoruz.
Onlara da buradan çok teşekkür ediyorum.
Bir şeyler paylaşabiliyor olmayı seviyorum burada.
Sen de paylaştıklarımı seviyorsan kaçırmamak için Spotify'dan takipte kalmayı unutma lütfen.
Ve hatta bu bölümü çılgın bir gezgin arkadaşına gönder.
Bölümü sonuna kadar dinlediğin için çok teşekkür ederim.
Dolusu sevgi ve öpücüklerimi iletiyorum.
Kendine çok iyi bak. Bir sonraki bölümde buluşmak üzere.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
