
Selamlaaar! Bu bölümde en yakın erkek arkadaşlarımdan Salih’e bir arkadaşlık testi yapıyorum. Bazı sorularım oldu kendisine, gerçek yüzünü görmüş oldum, siz de görün istedim hsgshsjshhs Şaka bir yana çok tatlı, güzel bir arkadaşlık bölümü oldu. Keyifli dinlemeler!
Instagram: melisaersahiin
Mail: ozamansanabisorupodcast@gmail.com
Transkript
İNTRO İNTRO Selamlar.
O zaman Sana Bir Soru Podcast kanalına hoş geldiniz.
Ben Melisa. Umarım her şey yolundadır.
Bugün yine benim bir misafirim var.
Yine diyorum ama zaten bundan öncekinde de öyle çok bir konuklu bölümüm olmadı.
Sadece bir kardeşimle bölüm yapmıştım.
Şimdi de ikinciye en yakın erkek arkadaşlarımdan birisi olan Salih'le bir bölüm yapalım dedik.
Biz aslında şu an Kosova'dayız.
Geziye geldik. Yani kendimize birkaç günlük bir gezi planı yapmıştık.
Şimdi akşam otururken de ben de mikrofonlarımı yanıma getirmiştim.
Hadi seninle bir kayıt alalım ya dedik ve mikrofonların başına geçtik.
Salih hoş geldin, nasılsın?
Hoş bulduk, teşekkür ederim.
Gayet iyiyim, sen nasılsın? İyiyim, teşekkür ederim.
Nasıl geçiyor bu iki gün?
İki gün Kosova biraz garip.
Soğuk bir yandan, şanssızlıklarımız bir yandan, uçak seferimiz çok saçma bir şekilde rötar yedi vesaire.
Garip geçiyor, evimiz biraz sıkıntılı, soğuk.
Donuyoruz. Ama deneyin bunları.
Bu arada gerçekten buraya gelişimiz böyle acayip bir serüvenle başladı.
Şöyle ufak bir bahsedecek olursak.
Şimdi bizim sabah 8.10'da uçağımız vardı.
Ve gerçekten uçak 8.10'da kalktı.
Kalktı derken şöyle bir ayağını sürdü.
Sonra uçaktaki bir tane adam panik atak geçirmeye başladı.
Ve adamı ikna etmeye çalıştılar tabii de.
Böyle biraz sakinleştirmeye çalıştılar falan.
Ama adam asla ikna olmadı.
Böyle durumlarda da tabii geri döndürüyorlar.
uçağı ve yolcuyu indiriyorlarmış.
Tabii ki öyle yaptılar. Neyse sonra biz geri dönerken herkes böyle şey diyor.
Allah kahretmesin işimiz var kardeşim işte bir buçuk saat uçacağız gideceğiz falan.
Neyse sonra biz adamı indirdik ya.
Salih en ön taraftaydı bu arada.
Çekimde bizi böyle bayağı bir arkaya atmışlar.
Yani beni arkaya onu en öne gibi olmuş.
Ondan sonra ben arkada olduğum için adamı çok daha net görebildim.
Neyse çok da uzatmayacağım.
Adamı indirdik sonra biz tekrar yola çıkacağız.
Bu sefer de uçak arıza verdi.
Sonra bizi başka uçağa aktardılar falan filan derken.
Sonra biz Pasovaya geldik.
Bir yağmur yağıyor, bir soğuk.
Yani var ya böyle inanılmaz.
Spor ayakkabılarla gelmişiz.
Ayağım dondu. Yani böyle gezi bir tık şey başladı bizim için.
Kültür başladı diyebiliriz ama olsun Salih'in de dediği gibi bunlar tecrübe.
Sonra neyse eve geldik.
Salih'cimin bulduğu eve.
Ev soğuk ama nazı bir soğuk biliyor musunuz?
Hani titriyorsunuz yani böyle.
Neyse adama falan yazıyoruz.
Adam da diyor ki işte sezondan dolayı kaloriferler kapandı.
Nedir o? Klima.
Klima. Klimayı çalıştırabilirsiniz falan.
Yok klima çalışmıyor. 3 gündür böyle bir sürünmece halindeyiz.
Yarın da dönüyoruz falan filan.
Neyse bu bizim Kosova hikayemiz.
Çok da uzatmayalım. Şimdi bugün burada son gecemiz.
Böyle dediğim gibi bir kayıt alalım dedik.
Benim Salih'e bazı sorularım var.
Tabii ki biraz arkadaşlık bazlı bir bölüm olacak.
Salih şimdi ilk sorum şu.
Biz seninle nasıl arkadaş olduk?
Güzel soru. Başta aslında üniversite sınavına hazırlandığımız dönemde hatta bir tık daha öncesine dayanıyor.
Tanışmışlığımız, bir arkadaşımız vasıtasıyla tanışmıştık.
Şu an aramızda olmasa da. Bizim evlerimiz yakında öyle bir şansı vardı.
Dershaneye gide gele aslında.
Karda, kışta, soğukta o yürüye yürüye bir arkadaşlık başlamıştık.
Doğru, evet. Bizim öyle bir dershaneye arkadaşlığımız başladı ve biz Salih'le yaklaşık 10 yıldır arkadaşız.
Evet. Bayağı bir süre oldu.
Peki Salih'cim. Şimdi beni ilk gördüm hani arkadaş olacağız.
Bir arkadaşımızı tanıştırdı, bir öncülük etti falan.
İlk izlenimin neydi? Ben bu kızla arkadaş olurum dedin mi?
İlk gördüğümde gene dershaneye gidiyordun ortak arkadaşımızla.
O zaman çok bir zil mi olmadı ama birkaç gün içerisinde daha da böyle hani bana oranla daha çalışkan, daha inek diyebileceğim bir şekil Şemal'deydin.
Hani sen daha çok derslere öncelik verirken ben bir an önce bitse de eve gitsem, oyun oynasam vesaire düşünüyordum.
Ama hayatta böyle insanlar da lazım diye düşünüp arkadaş olabilirim demiştin.
Ben daha çalışkanım değil mi?
Benimle arkadaş olmak istedim.
Benim çalışkanlığım senin de işine yaradı mı peki?
Ya yaramadı ama... Belki yarayabilirdi yani bilmiyorum.
O biraz tabii senin isteğinle şekillenecek bir şey.
Peki sence ben iyi bir arkadaş mıyım?
Yani bence öylesin çünkü beni de tanıyorsun.
Hayatımda bir elin parmak sayısını geçmiyor sahip olduğum arkadaşlar.
Sen de bunların arasındaysan bu da iyi bir arkadaş olduğunu gösteriyor bence.
Evet ama aslında biraz da şöyle bu iyi arkadaşlık kavramı bence yani.
Senin iyi arkadaş kavramınla benim iyi arkadaş kavramım günün sonunda çok da bir ortak noktada buluşmayabilir.
Ama senin iyi arkadaş kavramın...
kavramındaki birkaç kritere demek ki ben uyum sağlayabiliyorum ya da benim arkadaş kavramındaki birkaç kritere sen uyum sağlayabiliyorsun ki bir noktada buluşmuşuz.
Bazen şunu da düşünüyorum ben.
Yaş aldıkça arkadaş olmak zorlaşıyor.
Bence daha küçük yaşlardayken bu konuda daha az kriterlerimiz vardı.
Ve o zamandaki arkadaşlarımın çoğu aslında benim şu anki devamlı arkadaşlarım.
Ben asıl şu an arkadaş edinmekte zorlanıyorum.
Mesela senin için de öyle mi? Ya benim için de öyle çünkü seninle 10 yıllık arkadaşlığım var ve en yeni arkadaşım sensin.
Yerlere nazara. Yani şu dakikalardan sonra hani bu şekilde bir arkadaş olabileceğim kimseyi düşünmüyorum.
Çünkü kafa artık hani uyuşmaya çalıştırmayız.
Hani ona çaba sarf etmeyiz bu saatten sonra.
Toleransımız mı azaldı? Onlar azaldı.
Belki olsa olur ama artık istek yok.
Tolerans azaldı. Belki hiç arkadaşımız olmazsa bu denenebilir ama şu an için kendimce konuşuyorum.
İhtiyacım da yok açıkçası. Mesela ben bu konuda senin aslında tam tersinimdi.
Hani girdiğim ortamda insanlarla iletişim kururum.
Girdiğim ortamda... Onlarda insanlarla iletişim kurarım.
Arkadaş edinmeye çalışırım.
Ama günün sonunda arkadaş edinmek okey de yakın arkadaş olabilmek farklı bir olay ya.
Ya arkadaş edersin abi. Şurada sokaktan geçenleri çevirirsin.
Ya benimle arkadaş olur musun dersen arkadaş olursun yani.
Ama o yakın arkadaşlık halini devam edebilmek için bence yani o yakın arkadaşlık halini devam ettirebilmek için bence biraz tolerans seviyemizin yukarıda olması gerekiyor.
O kişiye karşı onu tolere edebiliyor olmamız gerekiyor.
Ve ben hep şunu diyorum aslında. Hani ilişkilerde de geçerli, arkadaşlıkta da.
Şimdi yeni biriyle tanışıyorsun ve senin arkadaşın olabilecek mi, senin sevgilin olabilecek mi, senin eşin olabilecek mi bilmem ne falan gibi kararlar vermen gerekiyor ya.
Orada hiçbir zaman kendimize %100 uyan birini bulamayacağız.
Yani şöyle, şöyle bir tolerans geliştirmek gerekiyor aslında onu demek istiyorum.
Diyelim ki senin %70'e toleransın var.
Tamam %70'e inebiliyorsun.
O zaman o aradaki %30'u tolere edebileceğin insanları ya arkadaşın ya sevgilin ya eşin dostun yapıyorsun işte.
O %30'u tolere edemediğin kimse senin hayatına yer edinemiyor.
Aslında bu sistemin böyle bir zemine oturması lazım.
Yoksa sana %100 uyan bir arkadaş, sevgili bilmem ne bulmak çok zor bence.
Sen ne düşünüyorsun? Ya ben zaten bu işlerin bu kadar detaylı düşünmek...
Yani bu tarafları beni çok yoruyor.
Açıkçası hani biraz daha rahat biri olduğum için.
Çok basit bakıyorum.
Hani muzu soyup yiyorum ben sadece.
Hani anlaşabiliyorsam anlaşıyorum.
Ve bu saatten sonra o uzun yıllardır tanışmış olduğum arkadaşlarımla da bir sorunum olursa muhtemelen çoğu zaman görmezden gelir.
Bir şekilde tatlıya bağlamayı düşünüyorum.
Sen bugün bana dedin ya hani şey diye.
Ben artık bir şeyleri o kadar da ciddiye alamıyorum diye.
Bu biraz ondan kaynaklı olabilir mi?
Ben mesela öyle şey yapamam.
Görmezden gelirim diyemem.
Tabii ki de görmezden geldiğim çok fazla şey oluyordur benim de ama bir noktada onu söyleme ihtiyacı duyuyorum muhakkak.
Hani bu yaptığım beni rahatsız etti, bak bu yaptığım beni kırdı, bu yaptığım beni üzdü gibi.
Yani dediğim gibi bu belki de benim bunca yıldır deneyimlediğim şeylerden çıkan bir sonuç.
Yani bu tarzı rahatsız ediyorum kendimi ve bu tarzda devam etmek beni safe hissettiriyor.
Peki madem bu tolerans konusundan girdiysek o zaman şunu sorayım Salih'cim.
Benim en sevdiğim ya da ya da demeyeyim hem bir tane sevdiğin söyle hem de en sinir bozucu bulduğun özelliklerinden bir tanesini söyle.
O zaman sinir bozuculardan başlıyorum.
Başla bakalım. Bir tane söylemek zorundayım mı yoksa birkaç tane söyleyebilir miyim?
Birkaç tane söyleyebilirsin.
Sen belli yani içinden geliyor senin beni bir yerin dibine sokmak.
Madem sordun. Şimdi birincisi anaçlık konusu.
Çok anaç olduğunu düşünüyorum.
Buna bakıyorum ya.
Hemen iyi hemen kötü özelliğin bence bu benim.
Yani ben bana nelik etmene gerek yok bence.
26 yaşındayım. Senden büyüğüm.
Ve benden büyüğüsün. Aramızda 5 ay falan var.
Sonuçta büyüğüm. Ne anlatıyorsun sen?
İkinci olarak bazen şakalarımı anlamıyorsun.
Anlamıyorum değilim. O şakaları anlamamak değil.
O ne biliyor musun? Ciddi misin değil misin anlayamıyorum.
Tamam. O zaman çok kötü şaka yapıyorum.
Neyse. Üçüncüsü olarak şunu söyleyebilirim.
Ağzına takılan bir şarkı oluyor ve sürekli bunu tekrarlıyoruz.
Doğru bunu yapıyorum ya.
İnsanları bıktırıyorum gerçekten.
Bu var evet. Haklısın.
Eskiden daha çok yapıyordum dördüncü söylüyorum.
Ara ara dans etmeye başlıyordum hatırlıyor musun?
Aslısı mıyım? Peki sen beni öyle mi anlatıyorsun ki şu an?
Şöyle eskiden utanıyordum yaptığında.
Artık yapsam onu da olmaz. Artık yani sosyal anksiyetisi çok da olmayan bir insanım.
Aslında beşinci olarak da şunu düşünmüştüm.
Ey maşallah sen. Dedik ciddi bir şey desem bile gülüyorsun ve bazen gerçek olduğunu öğrenmek için yemin etmemi istiyorsun.
Abi benim, bak benim gerçekten yakın erkek arkadaşlarımla yaşadığım en büyük problemlerden biri bu yani.
Sizin gerçeklik algınızın içine giremiyorum ben anladın mı?
Hani acaba doğru mu söylüyor, yalan mı söylüyor, acaba hani bu gerçek mi falan.
O yüzden her bokunuza gülmeye başladım affedersin abi yani.
Hani aa diyorsunuz komik geliyorsunuz, be diyorsunuz komik geliyorsunuz yani anladın mı?
Yani orada çok anlaşılıyor ama hani bazen çok böyle bir şey soruyorum bilmem gerekiyor.
Ama gülüyorsun. Ne gibi mesela?
Şaka yapıyormuşum gibi. Ama işte anlamıyoruz ki bak...
Olay o zaten hani şaka mı yapıyorsun gerçek mi algılayamıyorum.
Buna bir ne bileyim anahtar kelime mi bulacağız bir şey mi bir çözüm yolu bulmamız lazım.
Yani bu önümüzdeki bir 10 yıla kadar çözülür diye düşünüyorum bence zamanla olarak.
İnşallah. İstersen sevdiğin huyuna geçeyim.
Geç Salih'cim bir zahmet al.
Ona da bir tane falan söylersen bozulacağız ama.
Şimdi sevdiğim huylardan birisi yormayan bir arkadaşlığın olması.
Atıyorum bugün Kosova'dayız.
Bugünden sonra 6 ay görüşmeyelim.
6 ay bir gün sonra konuşursak her hiçbir şey olmamış.
Çünkü devam ederiz oradan. Doğru.
Bir diğeri de mesela tekliflere ve deneyimlere açık olman.
Hani şunu yapalım mı desem ben ilgini çekebilir.
Hiç bilmiyorsan bunu yapmak istersin.
Genelde çok sık hayır demem.
Evet. Ve bence arkadaşlığında arkadaşını önemsediğini hissettiriyorsun.
Bence bu da iyi bir özellik.
Nasıl hissediyorsun mesela?
Yani öyle çok bir hani detaya girmek istemiyorum.
Ama şöyle atıyorum başına çok da sık önemsemediğim bir şey geldi.
Ama sen benim adım onu daha çok önemsiyorsun.
Evet yaparım öyle şeyleri.
Doğru diyorsun. Yapıyorum. Ben o zaman cevap vereyim ama ben bir tane söyleyeceğim abi.
Öyle senin gibi liste falan çıkarmadım ben.
Benim adım ama. Evet tabii ben de söyleyeyim.
Tamam peki. O zaman ben de e-sinir bozucuyla başlayayım.
Peki. E-sinir bozucu özelliğin bence şu.
Duygularını belli etmiyorsun.
Yani o an ne yaşadığını anlamak çok güç senin.
Anladın mı? Hani o an kırıldın mı, üzüldün mü, sinirlendin mi falan.
Ben mesela seni ne zaman sinirli gördüm hatırlamıyorum.
O biraz evim tercih mi?
İşte bence belli etmiyorsun yani.
Belli etmelisin bir tık da olsa diye düşünüyorum.
Tamam. Bu en seybolcu bulduğum özelliğin.
En sevdiğim özelliğin de hızlı aksiyon alabilmek senin.
Hani mesela bir şey yapalım dedik ya.
İşte şunu denemeye gidelim.
İşte bunu yapmaya gidelim.
Hemen mesela Kosova'ya gelelim dedik.
Hemen araştık, bilet aldık falan filan.
Hızlı aksiyon alabilmek, onun üstünü kapatmamak.
Bir şey konuştuysak onu yapmak için illa bir aksiyon alıyoruz senin.
Bunu seviyorum. Evet biraz daha plandan ziyade daha...
hani konuşmada kalmıyor anladın mı?
Bazı iletişimler vardır ya mesela kanka Kosova'ya gidelim ya.
Tamam kanka gidelim ya falan ama kimse gitmez Kosova'ya anladın mı?
Bu öyle bir şey ya da işte mesela bazen yine bizim de oluyor bu arada yaptığımız hani şunu yapalım bunu yapalım deyip yapamadığımız zaman mesela geçen gün ne dedik?
İşte değişik bir aktivite yapalım hani bu sefer dedik değil mi?
İşte Taksim'e gittik, Beyoğlu'na gittik, Mansumiyet'in üzerinde gittik falan filan.
Orada başka yerlere gittik işte Fransız yetimhanesine gittik falan.
Onu konuştuk ve gerçekten bir sonraki buluşmada değişik bir aktivite yaptık.
O aksiyonu alabilme yetimini seviyorum.
Tamam o zaman madem bu kadar 5 tane siniri bozucu özellik saydın üstüne şunu sorayım.
Bizim arkadaşlığımızda hiç zorlandığın bir an oldu mu?
Olduysa neydi? Yani birebir iletişimde bir zorlandıman olmadı ama bir keresinde şöyle bir şey olmuştu.
Şimdi baktığımızda 10 yıl geçen bir arkadaşlık süremiz var.
Hayatıma yeni giren kızlarla ilgili bir zorlandığım durumlar oldu.
Şey gibi mi? Benimle ilgili değil ama o.
Ama dolaylı olarak seninle ilgili.
Çünkü diyor ki bana ya bu kızı gözüm tutmadı.
Bu kızla konuşma diyor.
Atıyorum. Hatırlıyorsundur.
Evet hatırlıyorum. Şimdi seninle 10 yıl geçmiş.
bir arkadaşlığım varken yeni giren birisi böyle bir sistemde bulunca genellikle giden kişiler onlar oluyor.
Çünkü bizde nedir? Yola çıktıklarını, yolda bulduklarını değişmezsin.
Ah be abim.
Ya şöyle hani ona benim yapabileceğim hiçbir şey yok.
O kişinin kendi karakteriyle ve birazcık da kıskançlık mekanizması ile alakalı bir şey.
Ama yani şöyle düşününce çok algılayabildiğim bir şey değil.
Benim de mesela tanıştığım, görüştüğüm insanlar oluyor ve onların çok yakın kız arkadaşları oluyor.
özellikle bu kadar uzun süreli bir arkadaşlıkları varsa bana onun o kadar anlaştığı birine saygı duymamak çok yanlış geliyor.
Şöyle, beni sevmek zorunda değil kimse bu arada.
Anladın mı? Beni sevmeyebilir.
O onun kendi tercihi. Ama benimle senin arkadaşlığımıza yani ikimiz arasındaki bu arkadaşlığa bir noktada saygı duymak zorunda yoksa zaten sana da saygı duymamış oluyor ya.
Bu sadece senin hayatına giren kişiler için söylemem.
Benim hayatıma giren kişiler için de böyle.
Mesela şey dediklerinde bana ya Salih de yani işte Her boku da Salih'le yapmayın ya da işte bu kadar da yakın olmayın, hoşuma gitmiyor falan.
Yani bunlar bir noktada bazen dikkat edebilecek şeyler olmakla birlikte çok müdahil olunduğunda sanki kişinin kendi hayatına da biraz saygısızlıkmış gibi geliyor bana.
Yani kesinlikle öyle. Biraz da artık Türk toplumunun bence değişmesi, farklı kültürlere bürünmesinden kaynaklı olduğunu düşünüyorum.
Ama çok da kanalımda bu konulara girmek istemiyorum.
Tamam. Tamam bu bölüm bir arkadaşlık bölümü.
Haklısın çok da bu konulara girmeyelim.
Sonra mağazalar dinlerler falan.
Beni daha çok sevmezler.
Ya benim de hiç şey takıntım olmadı hayatta biliyor musun?
Beni sevdiler mi sevmediler mi?
Beni severler mi sevmezler mi?
Ben genel olarak insan seviyorum.
Bana çok özel bir hani çok gerçekten beni rahatsız edecek bir şey yapmadığı sürece bir nefretim ya da bir sevmeme halim olmaz.
Bu da benim çok anlamlandırabildiğim bir şey değil.
Mesela insan hiç tanımadığı bir kere bile yüz yüze görüşüp konuşmadığı birini nasıl sevmeyebilir?
Bana saçma geliyor ama neyse dediğim gibi bu başka bir bölüm ve başka bir konu olabilir.
Velhasıl efendim konumuza devam edecek olursak.
Aslında şunu merak ediyorum biraz daha.
Şimdi diyoruz ya hani 10 senelik bir arkadaşlığımız var.
Yani bir sürü zaman geçirdik ergenliğimizden bu yaşımıza kadar diyebiliriz.
Peki o zaman sana şunu sorayım.
Beni tanıdığın ilk zamanki halimle şimdiki halim arasından ne fark var?
Yani var mı bir fark? Ne diyorsun sen bu soruya?
Yani şöyle diyebilirim.
Hani o zamanlar çalışkan birisiydim.
Gerçi şu zamanlarda da çalışkansın.
Bu bir benzerlik oldu.
Şöyle bir fark var sanki yani.
Sanki o zamanlar böyle daha öfkeli, daha zıparlayan, biraz daha cazgır biriyken şu aralar daha sakin, biraz daha...
Ilımlı yaklaşan yani kısacası aslında büyüdün diyebiliriz.
Daha böyle hayata daha yavaş bakıyorsun sanki.
Şöyle söyleyebiliriz aslında.
Yaş aldıkça birazcık daha şefkatimi, merhametimi, sevgimi daha ön plana çıkartmanın aslında beni ne kadar güzelleştirdiğini fark ettim diyebiliriz.
O öfkeli hal bana pek yaramıyormuş.
Onu anladım. Özellikle şu son iki senede çok iyi anladım.
Ve bu arada da beni öfkelendiren, beni gerçekten kendimi olmaktan çıkaran birçok...
insanı da hayatımdan çıkardım.
Öyle söyleyeyim. Hayatıma artık daha saf yani sevgimi verebileceğim, merhametimi alabilecek ve şefkatimi de tabii alabilecek insanlarla devam ediyorum.
Ki bu da beni hani daha da onlara karşı daha fazla verme konusunda tetikliyor.
Sen de onlardan biri olduğun için bunu hissetmiş olman çok normal tabii ki de.
Evet ben de bu arada kendimde en fark ettiğim en net fark ettiğim şeylerden biri bu olabilir.
Artık daha hızlı öfkelenen, daha hızlı parlayan biri olmaktan ziyade daha anlam vermeye çalışıyorum.
çalışan, daha anlayışla yaklaşmaya çalışan birine dönüştüm diyebiliriz.
Haklısın sanırım buradan.
Benim bir de sana şöyle bir sorum var.
Buradan çok hani bir bağlantısı yok ama bunu düşünmüştüm yani.
Sence erkekler arkadaşlarına duygularını gerçekten açabiliyorlar mı?
Hani dedim ya mesela sen çok bastırıyorsun en sevmediğim özelliğini o.
Çok anlayamıyorum diye. Mesela sen bana yeterince açık mısın?
Benimle bir şeyleri paylaşma konusunda zorlanıyor musun?
Yani şimdi baktığımızda ben bir erkek olarak bir erkek arkadaşıma daha kolay bir şekilde bahsedebiliyorum kendimden.
Bu biraz da konuya göre değişir tabii.
Ama erkek arkadaşlarıma daha rahat anlatabiliyorum bazı şeylerimi.
Hani bazı özel konuları.
Sanma o kadar rahat anlatamam.
Çünkü kültürden kaynaklı biraz.
Senin kadın olmanla kaynaklı.
Aslında benim sormak istediğim şey çok da bu açıdan değil.
Birazcık daha duygular açısından soruyorum.
Mesela erkekler erkeklerle duygularını paylaşmaları daha mı iyi yoksa genel olarak bu konuda bir yetersizlikleri var?
Bence erkekler erkeklerle duygularını daha kolay paylaşabilir.
Kadınlardan ziyade. Çünkü her zaman bence hem cinsle paylaşmak daha kolaydır diye düşünüyorum.
Tamam. Bu cevabın benim için çok yeterli bir cevabı.
değilim ama başka münasip bir vakitte seni sıkıştırmayı düşünebilirim.
O zaman yavaş yavaş bölümün de sonuna gelirken sana aslında son bir soru sormak istiyorum.
Çünkü bu da hep benim merak ettiğim şeylerden biri arkadaşlarıma ve hayatımdaki sevdiğim insanlara karşı.
Şunu merak ediyorum. Hayatımla ilgili yanlış kararlar aldığımı düşündüğünde içinden ne geçiyor?
Mesela genelde bana söylüyor musun?
Hani şöyle bu arada bu benim de fark edebileceğim bir şey ama senin nezdinde bence çok da hani senden şey duymuyorum.
Ya yanlış yapıyorsun. Melisa falanını duymuyorum.
Yani ben mi yanlışsız biriyim yoksa sen mi söylemiyorsun?
Asıl soru şu yanlış kararlar aldığımı düşündüğünde içinden ne geçiyor?
Yani şimdiye kadar benim de bildiğim çok da bir yanlışını görmedim açıkçası.
Yanlışın olsa da genellikle hani ben olacağı varmış deneyimlesin kötüyü de yaşasın düşüncesinde baktığım için tabii ilk başta böyle çok belirgin bir yanlışım varsa bunu sana uyarırım söylerim ama ötelemem
yani bunu. Hani yanlışında yaşamanı isterim.
Ne bileyim hani böyle hayatıma yanlış bir insan almışımdır.
İşimle kariyerimle ilgili yanlış bir karar vermişimdir.
Belli bir ortak arkadaşımıza karşı yanlış bir aksiyon almışımdır.
Yanlış bir tavır sergilemişimdir falan.
Seni şu ana kadar dediğin şeylerden çoğunda destekledim.
Sen de biliyorsun ki. Yapıyorsan vardır bir bilgiyi.
Yani evet. O yüzden hani galiba sen sorunsuzsun bunlarla.
Galiba ben sorunsuzum.
Okey ya. Bu da güzel bir tanım oldu.
Galiba ben sorunsuzum. Ama bu sana göre tabii ki.
Yani başka insanlara sorduğunda benim sorunlu olduğum birçok noktayı söyleyebilirler.
Ki ben de tamamen sorunsuz olduğuma inanmıyorum bu arada da.
Yine de yüksek oranda kendim için doğru kararlar alabilme yetimi geliştirdiğime açıkçası inanıyorum.
Bir miktar da olsa. Sen de mesela bence kendin için doğru kararları verebilen bir.
Hani böyle çok ekstra dışarıdan desteğe ihtiyaç duymuyorsun.
Sorarsın tabii ki bu arada.
Hani ararsın, yazarsın böyle bir şey oldu, şöyle bir şey oldu bilmem ne falan ama hani günün sonunda yine senin bildiğin bir doğru vardır.
Ya bu biraz da bizim büyüdüğümüz çevreyle ilgili bence.
Yani bize biraz böyle...
Bir şeyler kattı. Yaşadığımız insanlarla alakası var.
İşte yıllar geçtikçe bu deneyimleri bu şekilde güzelce kullanıyoruz bence.
Evet yani biz deneyimi dönüştürmeyi öğrenebilenlerdeniz diyebiliriz aslında.
Evet. Ama bence çevremizde bunu öğrenemeyen de hala çok fazla insan var diye düşünüyorum.
Ya tabii ki. Evet doğru.
Salih teşekkür ederim.
Rica ederim. Bölümüme eşlik ettiğin ve konuk olduğun için Salih'cim.
Ben teşekkür ederim. Ama sinir olduğum 5 özelliği kayıttan sonra konuşmayacağız sanırım.
Yanılıyorsun. Şaka yapıyorum.
Saydığın özellikler çok mantıklı özelliklerdi.
Yani genel olarak benim de yaptığım ve başkasının hoşuna gitmeme olasılığı yüksek olan şeyler.
Olabilir yani. Herkes de her şeyimi beğenmek zorunda değil ki abisi değil mi?
Doğru doğru. Tamam o zaman çok teşekkür ederim sorularımı açık yüreklilikle cevapladığın için ve bölüme eşlik ettiğin için.
Başka bir bölümde belki başka konuları yine konuşuruz seninle.
Ne diyorsun? Tabii bu sefer konu seçimini ben yaparsam çok mutlu olurum.
Tamam ama bu şimdi seninle...
İlk bölümüm ya hani bir insanlar seninle benim aramdaki iletişimi bilsin.
Senin kim olduğunu bilsinler falan hani.
Bu daha mantıklı değil mi? Evet hak veriyorum.
Bu da bir sonraki de kendim istiyorum.
Tamam artık kanaldakiler seni tanıyor sadece.
Teşekkür ederim. Tamam o zaman bölümü burada bitirirken sonuna kadar dinlediğiniz için size de çok teşekkür ederim.
İlgisini çekeceğini düşündüğün bir arkadaşınla paylaşmayı ve yeni bölümleri kaçırmamak için Spotify'dan takip edip zili açmayı unutma lütfen.
Kucak dolusu sevgi ve öpücüklerimi iletiyorum.
Kendine çok iyi bak.
Bir sonraki bölümde buluşmak üzere.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
