
Yaris Poster'de OZAMANSANABİSORU60 koduyla sürprizler seni bekliyor. İncelemek için tıklayınız.
*
Selamlaaar! Bu bölümde, dinlendiğimiz yerleri, anları, kişileri konuşuyoruz.
Instagram: melisaersahiin
Mail: ozamansanabisorupodcast@gmail.com
*
Bu bölüm ''Yaris Poster'' hakkında reklam içerir.
Transkript
Yarisposter o zaman sana bir soru podcastı sunar.
Selamlar o zaman sana bir soru podcast kanalına hoş geldiniz ben Melisa.
Ya ben bu aralar o kadar yorgunum ki arkadaşlar.
İnanılmaz bir ağırlık hali var üzerimde.
Hani sürekli uyumak yatmak ister falan ya insan öyle bir hal.
Ki genelde ben çok sevmem öyle uyuşukluk halini.
Ama cidden elimde değil yani gerçekten bakın vücudum bu şekilde hissediyor yani ve ben de izin verdim açıkçası böyle hissetmesine.
Vardır bir bildiği.
Bu süreçte de en son ne zaman tam anlamıyla böyle dinlenmiş hissettiğimi falan düşündüm.
Bunun cevabını tam bulamadım ama bu düşünce beni genel olarak böyle bir dinlendiğim yerleri, anları, kişileri düşünmeye etti.
Herkesin hayatında böyle vardır ya dinlendiği yerler, dinlendiği anlar, dinlendiği kişiler.
Genelde bir sakinlik ve huzur yaratmaları sebebiyle öyle hissettiğimizi düşünüyorum.
Çünkü bence en çok sakin kalmayı ya da huzur yaratmayı beceremediğimizde yoruluyoruz.
Ve bunu yaratabilecek veya bizim yaratmamıza yardımcı olacak destekçiler arıyoruz.
Bu destekçilerin de herkes için çok değişken şeyler olduğunu görüyorum.
O yüzden biraz bunları konuşalım istedim.
Şimdi dinlenmek dediğimiz şeyden bir başlayacak olursak aslında hepimizin sandığından daha tuhaf bir şey.
Bazen beden yoruluyor ama zihnin dimdik ayakta.
Bazen zihnini susturuyorsun ama bu kez bedenin ben bittim diyor.
Dinlenmek ikisini aynı masaya oturtabilmek gibi aslında.
Sıkıntılı bir çift terapisi gibi düşünün.
Beden bir şey anlatıyor, zihin başka bir yerden giriyor, ikisi de birbirini tam duymuyor.
İşte dinlenme dediğimiz şey o iki tarafın sonunda tamam ya oturup biraz konuşalım dediği an.
Bilimse dinlenmeyi daha çok mekanik olarak anlatıyor.
Diyor ki zihnin boşluğa düştüğü anlarda yani hiçbir şey yapmıyormuş gibi göründüğün o dakikalarda beynin en derin merkezleri çalışıyor.
Duygular düzenleniyor, anılar kategorize ediliyor, korkular azalıyor, yaratıcılık artıyor.
Yani dışarıdan bakınca duruyorsun ama içeride hummalı bir temizlik var.
Ben bunu ilk okuduğumda açıkçası çok etkilenmiştim.
Demek ki boş boş oturmak aslında hiç boş değilmiş demiştim.
Ve sonra fark ettim ki hayatımdaki dinlenme anlarının çoğu aslında tam da bu boşluk dediğim yerlerde saklı.
Bir deniz kenarında böyle dalgaları izlerken, duşun altında suyun sesiyle düşüncelerim çözülürken.
Gece yatağa uzanıp tavana bakarken.
Bedenim ve zihnim sanki o anlarda bir anlaşmaya varıyor.
Tamam ya bugünlük bu kadar işte hadi biraz susalım.
Bulunduğumuz anın belki bulunduğumuz yerin tadını çıkaralım.
O anların yerlerin bizde bir iz bırakmasına izin verelim.
Hatta bazen de tam tersi bizde bulunduğumuz yerlere izler bırakıyoruz.
Bir mekana giriyorsun mesela enerjinle birlikte o oda başka bir yere dönüşüyor.
Başka bir şeye dönüşüyor. Yorgunsan odada sanki yoruluyor, mutluysan odanın ışığı bile değişiyor.
Bu karşılıklı bir etkileşim aslında.
Biz mekanı etkiliyoruz, mekan da bizi.
Evde bunu çok net hissediyorum ben.
Bazen bir odaya giriyorum ve diyorum ki burada bir şey eksik, burada bir şey beni aşağı çekiyor.
Ama bazen sadece küçük bir dokunuş, bir renk, bir görsel mekanın enerjisini inanılmaz değiştiriyor.
Sen mekana dokunuyorsun, mekan da sana geri dokunuyor anlayacağın.
Çünkü bazen bir mekana iyi gelmek o mekanın da sana iyi gelmesini sağlıyor.
Duvarına astığım bir poster, seçtiğim bir görsel, bir renk sadece dekor değil bunlar.
Ben buradayım dediğin bir iz ve günün sonunda en yorgun anında bile o ışık, o çizim, o poster her neyse seni toparlıyor.
Benim evimde de birkaç tane böyle köşe var.
Baktıkça ay tamam ya şurada biraz nefes alayım dediğim yerler.
Bir köşem var mesela berjerimin olduğu.
Yanında abajurum var bir tane.
Arkasında kitaplarım. Duvarına posterler astım.
Burası bana inanılmaz iyi gelen, dinlendiğimi hissettiren yerlerden bir tanesi.
Hatta posterleri bir yeniledim şimdi.
İnanın enerjim de yenilendi.
Siz de kendinize böyle alanlar yaratmak, dinlendiğiniz alanları güzelleştirmek isterseniz mutlaka Yaris Postere bakın.
Ben buradan alıyorum posterlerimi ve çerçevelerini.
Güzel Haber Hatta o zaman sana bir soru atmış koduyla hemen %60 indirimden yararlanabilirsin.
Linki ve detayları açıklamaya bırakıyorum.
Tıklayarak bir sürü güzel seçenek içinden sana uygun olan poster ve çerçeveyi seçerek al.
Evindeki en sevdiğin dinlenme alanını güzelleştir ya da kendine yeni bir dinlenme alanı yarat.
Şimdi dinlenme konusuna geri dönelim.
Ben düşündükçe şunu fark ediyorum.
Dinlenmek bazen uzaklarda aradığımız ama aslında her zaman yanımızda olan bir şey.
Hep böyle hani tatil lazım, kaçsam biraz şehirden uzaklaşsam falan diye düşünürüz ya.
Ama bazen en çok dinlendiren şey kendi içimizde açtığımız minicik bir pencere oluyor.
Mesela ben deniz kıyısında otururken böyle kendimi aşırı bir güvende hissediyorum ya.
Dalganın ritmi sanki benim kalp ritmimi de düzenliyor gibi geliyor.
Düşüncelerimin keskinliği yumuşuyor, meseleler küçülüyor.
Hayat biraz daha sakinleşiyor.
Tam da böyle deniz kenarlarında kendimi dinlediğim çok olmuştur.
Belki sizde de öyledir.
Çünkü suyun insana verdiği o dinginlik hissi gerçekten bilimsel olarak da kanıtlanmış bir şey.
Denize bakmanın beyni alfa dalgalarına geçirip sakinleştirdiği söyleniyor.
Gerçekten var yani o etki.
Bir psikolog suya bakmak zihni ayarlar diyordu.
Ben de gerçekten o an ayarlandığımı hissediyorum.
Mesela duş da öyle. Duş benim için sadece suyun akması değil, resmen zihinsel temizlik gibi bir şey.
Hep şöyle düşünürüm duştayken.
Gün boyu kafamın içinde dolanan düşünceler suyla birlikte akıp gidiyormuş gibi.
Bir konuya takılmışsam duşa girince çözülecek, akıp gidecek.
Bir kararsızlık varsa orada netleşecek falan gibi düşüncelerle giriyorum suyun altına.
Tabii ki öyle gerçekten akıp gitmiyorlar.
Ama o an o düşüncenin içerisinde olmak beni acayip dinlendiriyor mesela.
Ki su sesinin insana iyi gelmesi de boşuna değil.
Kortizolu azaltıyor. Belki de bu yüzden duşta herkes filozof kesiliyordur.
Ya da mesela yolculuk halinde dinlendiğim başka noktalardan.
Bir otobüs yolculuğu, bir uçak sesi, trenin böyle raylara vurduğu o düzenli tıkırtı.
İnsanı ilginç bir şekilde dinginleştiriyor bence.
Yani en azından beni. Bir de o sallanma hali var ya onu ben çok seviyorum.
Küçükken de mesela kendimi sallardım yatakta uyumak için ve bir itiraf hala yapıyorum ben bunu ve inanılmaz rahatlatıyor ya.
Yolda da hani böyle içerisinde bulunduğun araçta sallanırken bir an oluyor ya yani bir an oluyor derken.
Genelde araçlar neyle ulaşım yapıyorsanız sallanır.
Dışarıdaki manzara böyle akar.
Sen hiçbir şey yapmazsın.
Sadece izlersin.
Belki kontrolün sende olmaması huzur veriyordur.
Belki de hareket halindeyken kendi içimizde durabiliyoruzdur.
Kim bilir yani. Ama benim için dinlendirici bir etkisi olduğu kesin.
Mesela şey de çok dinlendirici gelir bana.
Böyle küçük kasabalarda gezinmek.
Büyük şehir gibi bağırmıyor, çağırmıyor, acele ettirmiyor.
Sanki orada hayat basitleşiyor gibi.
Basitleşince de yorulmuyorsun.
Ve insan asıl basitlikte dinleniyor bence ya.
Yani karmaşıklaşmaya başladığın yerde dinlenmekten ya da dinlenir hale geçmekten oldukça uzaklaşıyorsun.
Bir de ben yazarken inanılmaz dinleniyorum arkadaşlar.
Kelimeler böyle dizilirken zihnimde de diziliyor gibi geliyor.
Gün boyunca hissettiğim ama adını koyamadığım şeyleri yazıya dökerken tanıyorum.
Bazen bir cümlenin içinden böyle bana iyi gelen bir ses çıkıyor.
Bazen de yazdıkça böyle omuzlarımın düştüğünü, kendime biraz daha yaklaştığımı hissediyorum.
Zaten bakın kendinize dikkat edin.
Yazdıklarınızın enerjisine göre vücut postürünüz değişiyor.
Yüz mimikleriniz bile değişiyor.
Ben kayda almıştım bir gün kendimi.
Yani yarıldım ama inanılmaz da bir farkındalıktı.
Öneririm. Böyle düşündükçe aklıma geliyor.
Ya işte bu bölümlerde kendime konu üzerinde düşünme fırsatı tanıyorum ya.
İnanılmaz seviyorum bu olayı.
Neyse konuyu dağıtmayayım ben.
Aklıma şey geldi. Ben sevdiğim birinin kollarına teslim olduğumda da acayip dinlenir halde hissederim kendimi.
O kişinin böyle saçımla oynaması, sırtımı kaşıması, şefkat göstermesi falan inanılmaz bir huzurla doldurur içimi.
Ve o an sanki böyle salınıyor gibi hissederim.
Öyle bir rahatlama hali.
Bu hal bence zaten bayağı dinlendiriyor insanı.
Son bir tane daha söyleyeceğim.
O da Hiçbir şey yapmamaya izin verdiğim ve üzerinde uzun sürede takılıp böyle kendimi hayatı zindan etmediğim zamanlar.
Ama cidden hiçbir şey yapmamak bak.
Telefon yok, üretme baskısı yok, bir şey yetiştirme telaşı yok.
Sadece olduğun yerde şöyle birkaç dakika durmak ya.
O durma halinin nasıl mucizevi geldiğini anlatamam.
Beyin o sırada böyle kendini toparlıyor, iç sesin berraklaşıyor.
Kalbin yavaşlıyor.
Biz böyle bir şey yapmıyorum ya, boşa zaman falan sanıyoruz.
Ama aslında o anlarda en çok kendimize çalışıyoruz.
Tüm bunları düşünürken de şunu anladım.
Dinlenmek mekandan ziyade bir his.
Birinin omzu olabilir, bir deniz kenarı olabilir, bir duvar olabilir, bir kasaba olabilir, bir tren camı olabilir.
Ama ortak olan şey şu.
O anda kendine dönüyorsun.
Kendini duymaya başlıyorsun.
Ve dünya o küçücük anda biraz iyileşiyor senin için.
Senin de vardır mutlaka böyle anların.
Belki bir sokak, belki bir müzik, belki evde yaptığın bir rutin, belki bir mekan, belki de sadece gözlerini kapadığın o ilk birkaç saniye.
Dinlenmenin kendin için en becerebildiğin versiyonlarını bulmak ya da bulmaya çabalamak bence çok önemli bir şey.
Çünkü bunu becerebilirsen buna bağlı olarak gelişen başka kapasitelerini arttırabiliyorsun.
En basitinden kendine izin verilen o boşluk anlarının yani o hiçbir şey yapmadığın sadece durduğun anların Beynin emotional regulation dediğimiz duyguları düzenleme kapasitesini ciddi
şekilde arttırdığını söyleyen bir araştırma var.
Yani duygularını daha iyi yönetiyorsun, daha az tepki veriyorsun, daha çok düşünüyorsun, daha az patlıyorsun.
Sadece birkaç dakikalık duruşla bile bak.
Bir de mesela çok hoşuma giden başka bir bulgu da şu olmuştu.
Böyle gün içinde mikro dinlenme anları dediğimiz şeyler var ya.
İşte 3 dakika pencereye bakmak, 5 dakika sessizce oturmak, 2 dakika yürümek falan.
Bunların toplam etkisi tek bir büyük yıkılırcasına tatilden daha kılcı olabiliyor diyor araştırmacılar.
Yani aslında mesele yılda bir kez tatile gitmekten çok her gün kendine küçücük de olsa bir alan açabilmek.
O yüzden bence dinlenmek deyince aklımıza sadece böyle deniz kenarında şezlong gelmesin.
Bazen mutfakta çayını karıştırırken dalıp gitmek bile minik bir reset tuşu olabiliyor.
Ve bence işin en güzel tarafı şu.
Dinlenmek kimsenin bize vermek zorunda olduğu bir şey değil ya hani.
Bizim kendimize vermemiz gereken bir şey.
Kimse gelip şimdi durabilirsin demeyecek yani.
Keşke dese ama demiyor.
O yüzden kendi dinlenme biçimlerimizi tanımak, keşfetmek, fark etmek, ben nerede iyi hissediyorum, ne yapınca içim gevşiyor sorusunu biraz ciddiye almak lazım.
Belki seninki de benimkilerden çok farklıdır.
Kimimiz kalabalıkta dinleniyoruz, kimimiz yalnızlıkta dinleniyoruz, kimimiz şehirde, kimimiz kasabada.
Kimimiz yazarken, kimimiz müzik dinlerken, kimimiz örgü örerken, kimimiz oyun oynarken ama ortak bir şey var.
O anlarda kendimize biraz daha yaklaşıyoruz.
O yüzden bu bölümü dinliyorken belki sen de kendine o zaman sana bir soru diyerek şunu sorabilirsin.
Benim dinlenme şeklim ne?
Ben kendime gün içinde birkaç dakika bile olsa böyle alanlar açabiliyor muyum?
Eğer cevabın şu an için çok da değilse canın sağ olsun.
Belki bu bölüm senin için minik bir hatırlatmadır.
Bugün, bu hafta, bu ay kendine küçük boşluklar açmayı denersin.
Bazen gerçekten hiçbir şey yapmamak yapabileceğin en şefkatli şey oluyor çünkü.
Ben yavaş yavaş bitiriyorum artık.
Konuştukça konuşacağım yoksa.
Dinlendiğin, döndüğün, kendine yaklaştığın tüm anlar çoğalsın hayatında.
Ve lütfen unutma, yorulmak çok normal.
Dinlenmeye de hakkımız var.
Bölümün sonuna kadar dinlediğin için çok teşekkür ederim.
İlgisini çekeceğini düşündüğün bir arkadaşınla paylaşmayı ve yeni bölümleri kaçırmamak için Spotify'dan takip edip zili açmayı unutma lütfen.
Bölüm açıklamasına da bak mutlaka güzel bir Yarisposter indirimi seni bekliyor.
Kucak dolusu sevgi ve öpücüklerimi iletiyorum.
Kendine çok iyi bak.
Bir sonraki bölümde buluşmak üzere.
Yarisposter o zaman sana bir soru podcastı sundu.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
