
Selamlaaar! Bu bölümde, ilişkilerimizde ve günlük hayatımızda sıkça karşılaştığımız bir konuyu, duygusal bağımlılığı ele alıyoruz. Başkalarının onayı olmadan kendimizi değerli hissedebiliyor muyuz? Duygusal bağımlılığın kökenlerine, çocukluk dönemine uzanan hikâyelere ve bu bağımlılıkla nasıl başa çıkabileceğimize dair derinlemesine bir sohbet. Kendi içsel gücümüzü keşfetmek ve bireysel tatmini bulmak için hangi adımları atabiliriz? Hadi, bu yolculuğa birlikte çıkalım! 🌿✨
Instagram: melisaersahiin
Mail: ozamansanabisorupodcast@gmail.com
Transkript
Selamlar, O Zaman Sana Bir Soru podcast kanalına hoş geldiniz.
Ben Melisa. Umarım kendinizi ya da duygularınızı birilerine bağlı hissetmeden yaşadığınız bir hafta olmuştur.
Aslında birçoğumuzun farkında bile olmadan içine düştüğü bir konuyu ele alacağız bugün.
Duygusal bağımlılık konumuz.
Geçenlerde şunu fark ettim.
Bazı insanlar resmen şöyle yaşıyor.
Bir karar alacak... Ama tek başına asla alamıyor.
Hep birilerine sorması gerekiyor.
Hep birilerine danışması gerekiyor.
Sanki yanında bir karar asistanı taşıyormuş gibi resmen.
Sadece kendi düşünmez karar verirken başkalarını da hatta onları memnun etme durumunda düşünür.
Ya da birine bir hediye alacaktır mesela.
Günlerce düşünür. Acaba beğenir mi?
Acaba bunu alırsam benim hakkımda ne düşünür?
Oysaki hediye hediyedir yani.
Önemli olan düşünmüş olmak değil mi?
Ama bunları düşünür çünkü arka planda bu kişi mutluluğu...
ve kendini değerli hissetmesini başka bir bireye ya da bir ilişkiye bağlıyordur.
Bir nevi mutluluğunu rehin veriyor gibi düşünebiliriz aslında.
Kendi kararlarımızı verirken sürekli bir başkasının onayına ya da tepkisine ihtiyaç duyduğumuzda aslında içimizde eksik bir parçayı tamamlamak için dışarıya bağımlı hale gelmişiz demektir.
Şimdi bir düşünün, bugün en basit bir konuda bile karar alırken acaba kaç kez başkasının ne diyeceğini düşündünüz ya da ne hissedeceğini dikkate aldınız?
Aslında bu pek çoğumuzun farkı...
Peki bu neden böyle oluyor?
Duygusal bağımlılığın kökenlerinde genellikle çocukluk dönemine uzanan bir hikaye var aslında.
Küçükken ebeveynlerinden yeterince ilgi görmeyen ya da aşırı kontrolcü bir aile ortamında büyüyen çocuklar bu eksikliği partnerlerinde tamamlamaya çalışabiliyorlar.
İlerleyen yaşlarda da mutluluğumuzu sürekli bir başkasının eline teslim etme eğilimi geliştiriyoruz bu nedenle.
Sürekli partnerinden ilgi bekliyor.
Partner işte böyle telefonunu geç cevapladığında falan böyle acayip bir panik yaşıyor.
Her tartışma sonrasında hatta ilk olarak kendi değerini sorguluyor.
İşte bu yine partnerini kaybetme korkusu yaşamasından kaynaklı.
İşte aman beni beğenmedi mi?
İşte acaba ne yaptım?
Falan gibi düşünceler.
Bu aslında kendi öz saygısını sadece partnerinin onayına bağlama alışkanlığından kaynaklanıyor.
Duygusal bağımlılığın en yaygın belirtisi şudur.
Kendinizi yalnız ve değersiz hissettiğinizde o boşluğu bir başkasının varlığıyla doldurmaya çalışıyorsanız geçmiş olsun arkadaşlar.
Bu tür bir bağımlılık kişinin kendisini yetersiz ve değersiz hissetmesiyle beslenen bir bağımlılık.
Kendi içsel gücümüzü bulamayıp başkalarının bizi tamamlama fikrine kapıldığımızda bu döngü giderek derinleşmeye başlıyor.
Psikolojide bu durumu açıklayan bazı teoriler var.
Mesela bağlanma teorisi bu konuda oldukça açıklayıcı teorilerden biri.
John Bowley ve Mary Ainsworth çocuklukta ebeveynlerimizle kurduğumuz bağın yetişkinlikte kurduğumuz ilişkilerde nasıl davranacağımızı etkilediğini savunuyor.
Yani çocukken güvenli bağlanma geliştiremeyen bireyler yetişkinliklerinde bu güveni partnerlerinden sürekli olarak bekliyorlar.
Bu bağımlılığı yaşayan bireylerde kendi öz saygılarının ve öz değerlerinin sadece başkalarının onayıyla şekillendiğini gözlemlemek çok mümkün.
Bu da yine kişinin kendi içsel güçlerini fark edememesi ve sürekli dışarıya bağımlı hissetmesine neden olan bir durum tabii.
Susan Forward da Toksik Ebeveynler kitabında bu tür bağımlılıkların kökenini inceliyor.
Çocukluktaki sevgisiz veya kontrolcü ebeveynlerin bireylerin bağımlılık eğilimlerini nasıl şekillendirdiğini anlatıyor burada.
İlginizi çekiyorsa bu tarz konular böyle bir bakabilirsiniz bu kitaba.
Örneğin çocukken ebeveynlerinden yeterli onayı ve ilgiyi göremeyen bir birey yetişkinlikte kendi değerini dış onaylarla kanıtlama ihtiyacı hissediyor.
Bu durumda duygusal bağımlılığa kapılmak tabii ki kaçınılmaz.
Çınılmaz oluyor diyebiliriz.
Çoğu zaman bu bireyler bir ilişkideyken karşı tarafın ilgisini kaybetmemek için sürekli ama sürekli çaba sarf ediyorlar.
Ve bu çaba onları yormaya başladığında bile bu döngüden maalesef çıkamıyorlar.
Burada yani en önemli nokta şu aslında.
Kendinize şunu sormanız lazım.
Mutluluğumun kaynağı sadece bu kişi mi?
Onun onayı olmadan kendimi değerli hissedebiliyor muyum?
Eğer bu sorulara cevabını sayırsa belki de kendi değerinizi ve mutluluğunuzu yeniden tanımlamanız gerekiyordur.
Ancak bunu yapmak hemen gerçekleşecek bir süreç değil, bunun farkındayım.
İlişkilerde kendi iç gücünüzü bulmak ve bireysel olarak tatmin olmayı öğrenmek zaman alabilen bir süreç.
Bu yüzden bu durumu fark etmek ve bu konuda adım atmak en önemli başlangıç noktası bence.
Bu bağımlılığın temelinde genellikle öz saygı eksikliği ve terk edilme duygusu yer alıyor.
Terk edilme duygusunun az ya da...
Fark edilme korkusu yer alıyor aslında.
Bu kişiler ilişkilerinde karşı tarafın ilgisini kaybetmekten korktukları için sürekli ama sürekli daha fazlasını yapmaya çalışıyorlar.
Ve sonuç tabii ki kaçınılmaz arkadaşlar yani.
Kendini tükenmiş hissediyorsun bunun sonucunda.
Ki aksi de pek mümkün değil zaten.
Bu durumu fark etmek ama çoğu zaman bence bir uyanış anı.
Çünkü fark etmek bence değişimin en ama en büyük adımlarından biri.
Peki fark ettim.
Ne yapmalıyım? Bence ilk adım kendimize şefkat göstermeyi öğrenmemiz gerekiyor.
Uzmanlar duygusal bağımlılığı aşmanın ilk adımının kişinin kendi değerini kabul etmesi olduğunu savunuyorlar.
Yani partneriniz olmadan da bir birey olarak yeterli ve değerli olduğunuzu bilmeniz gerekiyor.
Bu farkındalık bireyin içsel gücünü bulmasını sağlıyor çünkü ve bu noktada da dışarıya olan bağımlılığını azaltıyor aslında.
Ancak bu süreç bazen tabii ki kolay olmayabiliyor.
Özellikle bu bağımlılığın çocukluk dönemindeki köklü deneyimlere dayandığı durumlarda tek başınıza bu duygusal döngüyü kırmak bence çok zorlayıcı.
Bu yüzden profesyonel destek almak bu aşamada büyük yardımcı olabilir diye düşünüyorum.
Bir terapiste çalışmak bu bağımlılığın kökenlerine inmenize ve bu kökenlerden kaynaklanan duygusal yükleri yavaş yavaş serbest bırakmanıza yardımcı olabilir.
Kendinizi keşfetme ve bireysel gelişim, duygusal bağımlılığı aşmanın En güçlü yollarından biri.
Bu hobiler geliştirmek olabilir, yeni sosyal çevreler kurmak olabilir veya kişisel hedefler belirlemek gibi adımlarla yine mümkün olabilir.
Kendi başınıza zaman geçirmek ve yalnız kalabilmek her zaman değil tabii ki.
Ama bunu doğru zamanda ve doğru şekilde yapıyorsanız bireysel kimliğinizi oldukça güçlendirecektir.
Duygusal bağımlılığı aşmak bir günde tamamlanacak bir süreç değil.
Ancak bu durumu fark edip üzerinde çalışmaya başladığınızda kendinizle ilgili önemli keşifler yapacağınız kesin.
Bu bağımlılıktan kurtuldukça hem ilişkilerinizde hem de kendinizle olan bağınızda daha sağlıklı bir denge kurduğunuzu zaten göreceksiniz.
Bu noktada duygusal bağımlılığın uzun vadeli çözümünü ele almak önemli bence.
Kendinize şunu hatırlatmanız gerekiyor arkadaşlar.
Kendi mutluluğunuz ve değerinizi sadece ama bakın sadece siz belirleyebilirsiniz.
Partneriniz, arkadaşınız...
bilmem kim, dıdısının dıdısı falan boş ver abi hepsini ya.
Başkasının bu duyguları şekillendirmesine izin verme.
Yani ilişkilerde güçlü ve bağımsız bir birey olmanın temeli içsel gücünüzü fark etmek ve kendi kendinize yetebilmek.
Bu süreçte sabırlı olmak, küçük adımlarla ilerlemek çok önemli.
Örneğin küçük kararları tek başınıza almakla başlayabilirsiniz.
Çünkü bu konudaki ilk eksiklik buradan geliyor.
Günlük hayatınızda bir başkasının onayını aramadan kendi seçimlerinizi yapmayı deneyin sadece.
Çok basit bir seçim bile olabilir ya.
Bir kıyafet alırken böyle kırmızısını mı alayım, siyahını mı alayım, pembesini mi denesem, morunu mu denesem falan gibi yani çok basit seçimler de olabilir bunlar.
Tüm bunların yanında kendinize bireysel hedefler belirlemek kişisel gelişim yolculuğunuzda size acayip büyük bir rehberlik edecektir.
Yeni hobiler edinin, farklı sosyal çevrelerle iletişim kurun, ne bileyim yalnız kaldığınızda kendinizle barışık olmayı öğrenin.
Mesela yalnız kaldığın zaman neler yapmaktan hoşlanırsın, neler yapabilirsin, bunları bir deneyimle bir bak gerçekten hoşuna gidiyor mu, gitmiyorsa yeni şeyler keşfetmeye çalış.
Yani sonuç olarak duygusal bağımlılığı aşmak bir süreç ve her süreçte olduğu gibi tabii ki inişler olacak, çıkışlar olacak.
Burada önemli olan bu durumdan kurtulmayı hedef edinmek ve size sağlıklı ilişkiler kurmak, kendinizi daha güçlü hissetme fırsatı sunacağının farkında olmak.
Zaten bunu yaptığınız zaman kendinizi o kadar güçlü hissedeceksiniz ki kendi kendinize var olabildiğinizi hissedeceksiniz bir kere en başta.
Yani o duygu bence çok güzel bir duygu.
Hani ben kendi kendime de yetebiliyorum.
Birilerine ihtiyacım yok. Hani bu şey demek değil bu arada.
Kendi kendime yetiyorum, kimseye ihtiyacım yok falan demek değil.
Kendi kendine olman gereken zamanlarda eğer bunu başarabiliyorsan bu okey.
Yoksa hepimizin birilerine ihtiyacı var tabii ki yani.
Bir sosyal çevreye, bir şeyler paylaşacak bir arkadaşa, ne bileyim aile bireylerine.
Tabii ki de hepimizin ihtiyacı var.
Neyse bu konu böyle dallanır, budaklanır, gider.
Ben şimdi o zaman sana bir soru diyorum ve soruyorum sorumu.
Bugün ilişkilerinde ya da günlük yaşamında kendi değerini hissetmek için başkasının onayına ihtiyaç duyduğun anlar oldu mu?
Eğer cevabın evetse bu durum senin için ne anlama geliyor?
Hiç düşündün mü bunu? Umarım bu bölüm sende bir yeşil ışık yakmıştır.
Sonuna kadar dinlediğin için çok teşekkür ederim.
Eğer bu bölümde bahsettiğim konularla ilgili düşünceleriniz varsa ya da paylaşmak istediğiniz kendi deneyimleriniz de bulunuyor olabilir.
Bana Instagram'dan ulaşabilirsiniz.
Genelde bölüm açıklamasına ekliyorum ulaşım bilgilerimi.
Hem Instagram hesabına hem de mail adresime.
Spotify'dan da takipte kalmayı unutmayın lütfen.
Kucak dolusu sevgi ve öpücüklerimi iletiyorum.
Kendinize çok çok iyi bakın.
Bir sonraki bölümde buluşmak üzere.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
