
Selamlaaar! Bu bölümde hepimizin yaşadığı o “dönemlik arkadaşlıklar” konusunu ele alıyoruz. Eğer sen de "arkadaşlıklar neden biter?" diye merak ediyorsan, bu bölüm tam sana göre.
Instagram: melisaersahiin
Mail: ozamansanabisorupodcast@gmail.com
Transkript
Selamlar, o zaman Sana Bir Soru Podcast kanalına hoş geldiniz.
Ben Melisa. Arkadaşlar, geçen gün eskiden arkadaşım olup da şimdi olmayan insanları düşünüyordum.
Yani şimdi olmayan derken hani ofansif bir yerden de değil.
Herkes herkesle sonsuza kadar arkadaş olmak zorunda değil neticede.
Ya da arkadaş kalmak zorunda değil neticede.
Ve bazı arkadaşlıklar da bitiyor haliyle.
Bazıları kötü bitiyor belki kavgalı kazıkalı falan bazıları doğru düzgün insan gibi konuşarak bitiyor.
Bazıları da bitiyor ama nasıl bitiyor bilmiyorsun.
Bir gün böyle kendinle o kişiyle artık konuşmaz görüşmez halde buluyorsun.
Ve bu sana kötü de hissettirmiyor işin diğer tarafında.
İşte tam da bu tarz arkadaşlık ilişkilerimi düşündüğümde dedim ki bence hayatta şunu kabullenmek lazım.
Bazı arkadaşlar dönemlik.
Nasıl dönemlik peki? Mesela kimisiyle çocukken arkadaş olursun, seneler sonra bile hatırlarsın ama bir buluşup konuşmak gelmez aklına.
Bazısıyla ilkokulda, bazısıyla parkta, bazısıyla sadece üniversitede.
Üniversite bitince bir daha onu görmezsin bile ve bu seni rahatsız da etmez.
Sonra iş hayatında da öyle.
Herkes her iş yerindeki arkadaşıyla sonsuza kadar görüşmüyor.
O yerden ayrılınca hatta belki ayrılmadan bile görüşmeyi konuşmayı kesiyorsun ama yine de rahatsız olmuyorsun.
Bu durumlar hepimizde var biliyorum.
Ve işte hayatımıza bazı dönemlerde bazı arkadaşlıklar giriyor ve çıkıyor.
Ama çıkmalarından rahatsız olmuyoruz.
Çünkü içeride bir yerlerde herkesle sonsuza kadar arkadaş olmayacağını söyleyen biri var.
Ve o bundan rahatsız olmanı engelliyor.
Yani aslında bence bu çok da doğal bir şey.
Çünkü hayat sürekli değişiyor ve biz de değişiyoruz.
Çocukken birlikte oynadığın arkadaşlarınla, ergenlikteki dostlarınla, üniversitedeki sınıf arkadaşlarınla kurduğun bağlar farklı.
O dönemlerin getirdiği enerjilerle, ihtiyaçlarla, paylaşılan anlarla anlam kazanıyor.
Ama o dönemin bitmesiyle de o insanlarla olan ilişki de bazen doğal olarak sona eriyor.
Mesela ben üniversitedeyken çok yakın olduğum bir arkadaşım vardı.
Böyle gün boyunca birbirimizin yanından ayrılmazdık.
Derslere beraber gir, çık, kantine beraber git, oraya beraber git, buraya beraber git, sabahlara kadar sohbetler falan.
Ama üniversiteyi bitirdikçe işler farklılaştı.
Birbirimizle konuşmalarımız azaldı, görüşmelerimiz neredeyse hiç olmadı.
İlk başlarda böyle bir eksikliğini hissettim tabii ama zamanla o boşluk kendiliğinden doldu.
Hayatıma başka insanlar, başka arkadaşlıklar, başka deneyimler girdi.
Ve sonunda fark ettim ki o arkadaşlık o dönemin bir parçasıydı.
O dönemde bana kattığı her şeyle birlikte hayatımda yerini aldı ve bittiğinde daha da fazla üzülmedim açıkçası.
Çünkü o zamanlar bana, benim gelişimime hizmet etti bir yerde.
Bazen insanlar hayatımıza girdiğinde sadece o dönemde ihtiyaç duyduğumuz şeyi veriyorlar.
Düşünsenize çocukluk arkadaşlarınızla ya da işte okulda tanıdığımız insanlarla kurduğumuz bağlar çoğunlukla o dönemlerin koşullarıyla şekilleniyor.
Çocukken en büyük derdimiz neydi mesela?
Oyun oynamak, işte eğlenmek, birlikte vakit geçirmek.
Ergenlikte bu bağlar farklı bir boyuta taşınıyor.
Kimisiyle arkadaşlık, kimisiyle aşk başlıyor falan.
Üniversitede ise bu bağlar işte sosyal çevremizin, akademik dünyamızın ya da geleceğe dair kurduğumuz hayallerin parçası haline geliyorlar.
Ama sonra hayatın akışıyla birlikte o insanlar birer böyle geçici figürler haline geliyor.
Bu konuda yapılan birçok araştırma da insanların değişen yaşam koşulları ve tabii yaşam evrelerinin arkadaşlıklarının niteliğini nasıl dönüştürdüğünü ortaya koymuş.
Sosyal psikologlar insan ilişkilerinin farklı dönemlere yayılan doğasını sıklıkla vurguluyorlar zaten.
Birçok araştırmaya göre de insanlar hayatlarının farklı aşamalarında farklı ihtiyaçlar duyarlar.
Ve bu ihtiyaçlar da farklı türde arkadaşlıkları getirir.
Yani her dönemin bir arkadaşlık tipi var ve bir dönem bittiğinde o arkadaşlık da bitiyor.
Uzmanlar dönemlik arkadaşlıkların insanları psikolojik olarak nasıl dengelediğini, geçici ama güçlü bağların kişisel gelişim için nasıl faydalı olduğunu da vurguluyorlar.
Örneğin bir iş yerinde tanıştığınız bir arkadaşlık siz o işi yaparken size büyük bir destek sağlasa da iş yerinden ayrıldığınızda bu arkadaşlık otomatik olarak azalabiliyor veya sona erebiliyor.
Ancak bu tür arkadaşlıkların psikolojik olarak genelde bir zararı olmuyor.
Çünkü psikologlar bu tür ilişkilerin daha çok bağlanma yerine bağımsızlık ihtiyacını karşıladığını söylüyorlar.
Ve aslında burada önemli olan şu o arkadaşlıkların sona ermesinin bir kayıp değil bir dönüşüm olduğunu kabul edebilmek.
O dönemde size hizmet eden bir bağ zamanla başka bir yere, başka bir insana dönüşüyor.
Yani bir arkadaşlık bir noktada sonlandığında o bitiş her zaman kötü hissettirmiyor.
Hatta birçok durumda o ilişkiyi geride bırakmak kişinin kendi yolculuğunda daha fazla yer açması anlamına geliyor.
Bu değişim ve dönüşüm hayatın doğal bir parçası arkadaşlar.
Tabi bir diğer açıdan bakıldığında dönemlik arkadaşlıklar bazı insanlar için bir kayıp gibi de hissettirebilir.
Çünkü bir arkadaşlık sona erdiğinde O kişinin hayatınızdan çıkması duygusal olarak zorlayıcı olabiliyor haliyle.
Ancak çoğu zaman bu kayıp yerini yeni fırsatlara ve daha anlamlı ilişkilere bırakıyor.
Bu da demek oluyor ki hayat, insanlar ve arkadaşlıklar hakkında kesin bir kural yok.
Bazen bir insanı hayatınızda uzun yıllar tutmak için çok çaba harcarsınız.
Bazen de bir arkadaşlık sadece birkaç yıl veya ay sürer.
Ama o dönemde size kattığı şeyler yıllar boyu aklınızda kalır.
Bir de şöyle bir şey var. Dönemin arkadaşlıkları bazen hayatımıza tam da ihtiyacımız olduğu anda geliyorlar.
Örneğin bir tatilde tanıştığınız bir insan o an için böyle sizinle muazzam bir bağ kurabilir.
O an birlikte geçirdiğiniz vakitler çok özel gelebilir ama o tatil bittiğinde o arkadaşlık da doğal olarak sona erer.
Belki zamanla sosyal medya üzerinden birkaç kez yazışırsınız ama gerçek hayatta bir daha da pek de görüşmezsiniz gibi.
O arkadaşlık belki de sadece o dönem için gerekliydi.
Sadece o dönemde size o duygusal bağlantıyı sunarak kattığı derslerle hayatınızda yerini aldı ve sonra da bitti.
Bu durumun çok doğal bir şey olduğunu kabul etmek insanı bence acayip rahatlatan bir şey.
İşte bazı insanlar hayatımıza yalnızca bir dönemde belirli bir süreliğine giriyorlar.
Aslında hayat böyle çoğu zaman bir yolculuk gibi ya.
Her yolculukta bir süreliğine yanınızda olan dostlar, yol arkadaşları olur.
Kimisi yol boyunca sizinle birlikte yürür, kimisi ise daha kısa bir süreyle hayatınıza girer.
Bu kısa süreli arkadaşlıklar bazen çok derin izler bırakıyorlar.
Ve aslında bu kısa süreli arkadaşlıkların getirdiği izler de bir başka dönemde karşınıza çıkacak dostluklar için bir hazırlık gibi.
Yani her dönemde yaşadığınız arkadaşlıklar bir sonraki döneminizi şekillendiriyor.
Bazen bu yeni insanlarla tanışmak ya da eski bir arkadaşlıkla yeni bir düzeyde ilişki kurmak olabilir.
Ben şeye de inanıyorum mesela.
Bazı insanlarla yanlış dönemlerde tanıştığımız da oluyor.
Bir türlü olduramıyoruz o ilişkiyi.
Belki bizim kafamız karışık oluyor.
Belki karşıdaki zor bir dönemden geçiyor.
Bir taraf kendini olduğu gibi yansıtamıyor yani.
Eğer böyle olunca da çok sağlıklı bir ilişkide gelişemiyor.
Ama belki o kişiyle daha sağlıklı bir döneminizde tanışıp onu olduğu haliyle bilseydiniz.
Sağlıklı olmadığı bir döneminde de kaldırabilirdiniz.
Ben de böyle durumlar yaşadım çünkü.
Uzaktan bakıyorum her şeyimiz çok okey anlaşabilecek gibiyiz.
Ama işin içine girince hep bir çatışma.
Sonra haliyle sonlanıyordu iletişim.
Böyle olup da keşke başka dönemlerde başka koşullarda baştan tanışsaydık dediğim birkaç kişi var açıkçası.
Bazısı da ara ara gelir aklıma.
Ama yine işte böyle oturup şunu kabullenmek lazım bence.
O da o dönem bana lazımdı.
Böyle bir deneyim yaşamış oldum ve buradan da bunu öğrendim.
Bazı insanlarla da yanlış dönemlerde tanışabileceğimi fark ettim.
Bu da bir öğretidir yani sonuçta yoksa gelip burada da söyleyemezdim.
Bazı arkadaşlarım var mesela.
Arkadaşlıkları onlar için çok önemli.
Zaten arkadaşlıklar bu arada herkes için önemli olmalı da hani bu bahsettiğim biraz daha şey bir noktadan hani saplantılı.
Sonra işte böyle bazı dönemlerde ilişkilerini bitirmek zorunda kaldıklarında yıkılıyorlar.
Ya tamam üzülürsün tabii ki de ama bu kadar yıpratmaya gerek yok.
Kendini de karşıdaki kişiyi de zaten o arkadaşlık ilişkisi sürse de sana da ona da zarar vermekten başka bir işe yaramayacaktır.
Bazen bazı bitişleri kabul etmek lazım arkadaşlar.
Hayatımızdaki her şeyin hayatımızın sonuna kadar bize eşlik etmesini beklemek.
Bize de haksızlık, karşıdakine de haksızlık.
Herkesin bir kendi yolu var.
Kimi dümdüz çiziyor, kimi sürekli engebeli bir arazide, kiminin yoldan haberi yok.
Bu yollarda da bırakın kim ne istiyorsa onu yapsın.
Yapmadım demesin, olmadı demesin, cesaret edemedim demesin.
Ya pişman olursam demesin.
Pişman oldum ama ya yapmasaydım demedim desin.
Bu konuda şöyle de düşünmek lazım bence.
O dönemlik arkadaşlarınızla tanışmasaydınız hayatınızda nelerin eksik kalacağını.
Mesela üniversitedeki o arkadaşınız sayesinde belki de ilk kez sunum hazırladınız.
Onunla birlikte bir projeyi tamamladınız.
Veya o iş arkadaşınız sayesinde iş yerindeki stresle başa çıkmayı öğrendiniz.
O tatil arkadaşınız belki de size bambaşka bir kültürü tanıttı.
Belki de size o an ihtiyacınız olan neşeyi verdi.
Bu insanlar tam da o dönemde sizin için bir kapı açıyor.
Ve o kapıdan geçtikten sonra da görevini tamamlıyorlar.
Onların sizin hayatınızda kalması gerekmiyordu.
Çünkü onlar zaten o dönem için bir anlam ifade ediyordu.
Biliyorum bazılarınız ama ya ben o arkadaşlığı kaybetmek istemiyorsam diye düşünebilir.
Ya da işte neden herkesle sonsuza kadar arkadaş kalamıyoruz.
Ben onunla sonsuza kadar arkadaş kalmak istiyordum diyebilir.
İşte tam da bu noktada bence olaya bakış açımızı değiştirmemiz gerekiyor.
Bir arkadaşlığın sona ermese o arkadaşlığın başarısız olduğu anlamına gelmez.
Tam tersine belki de o ilişki görevini başarıyla tamamladığı için sonlandı.
O ilişki sana bir şey kattı, seni dönüştürdü ve artık yeni deneyimlere hazırladı seni.
Bence bu durumu bir ev temizliğine de benzetebiliriz.
Bazen evde eşyalar birikir ama bazıları artık işe yaramaz.
Belki bir zamanlar çok sevdiğin bir eşya artık odanda sadece yer kaplayan bir hale gelmiştir.
O eşyayı atınca yerine daha yeni, daha sana ait, daha işlevsel bir eşya koyabilirsin.
Bence arkadaşlıklar da böyle.
Bazen o dönemin enerjisiyle kurulan bir bağ artık senin bugünkü enerjine uymayabiliyor.
O bağı salıvermek aslında kendine daha uygun insanlara, daha anlamlı ilişkilere yer açmak demek.
O yüzden bu kadar da korkmamak lazım bazı şeyleri bitirmek için.
Bir şeyler bitti gözüyle bakmak yerine yeni şeyler başlayacak gözüyle bakmak çok daha sağlıklı.
Peki bu süreci nasıl daha bilinçli yönetebiliriz?
Bence buradaki en önemli şey dürüstlük.
Hem kendine hem de karşı tarafa karşı dürüst olmak.
Bir arkadaşlık sana iyi gelmiyorsa kendini bu ilişkiyi sürdürmek zorunda hissetme.
Bazen insanlar ne kadar ayıp olur şimdi ya ne derler bilemedim ki.
Çok da yakın dostluk işte şimdi birden bitirmem doğru olmaz falan gibi düşüncelere kapılabiliyor.
Ama unutmayın ki her iki tarafa da zarar veren bir ilişkiyi sürdürmektir asıl haksızlık olan.
Hayatımızda sonsuza kadar süren arkadaşlıklar var elbette.
Onların değeri paha biçilemez.
Ama bu dönemsel olanların değersiz olduğu anlamına ya da senin Belirli dönemlerde belirli ilişkileri yönetemediğin anlamına gelmez.
Onlar bize o an için gerekenleri veren, bizi dönüştüren ve yolculuğumuza devam etmemizi sağlayan özel insanlar.
O yüzden bırakın herkes kendi yolunda dilediğini yapsın.
Bırakın insanlar istediği gibi değişsin, gelişsin ve siz de bu değişimlere ayak uydurmaktan korkmayın.
O zaman sana bir soru.
Sizin hayatınızda bu konuda en çok aklınızda kalan dönemlik arkadaşınız hangisiydi ve o ilişkiden ne öğrendiniz?
Bölümü sonuna kadar dinlediğin için çok teşekkür ederim.
İlgisini çekeceğini düşündüğün bir arkadaşınla paylaşmayı ve yeni bölümleri kaçırmamak için Spotify'dan takip edip zili açmayı unutma lütfen.
Kucak dolusu sevgi ve öpücüklerimi iletiyorum.
Kendine çok iyi bak.
Bir sonraki bölümde buluşmak üzere.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
