
Selamlaaar! Bu bölümde, bir dating app deneyimim ve izlediğim bir izdivaç programı üzerinden hız çağında ilişki kurmayı, yüzeyselliği ve derinleşememeyi konuşuyorum.
Instagram: melisaersahiin
Mail: ozamansanabisorupodcast@gmail.com
Transkript
Selamlar. O zaman Sana Bir Soru Podcast kanalına hoş geldiniz.
Ben Melisa. Arkadaşlar ben geçenlerde hiç yapmayacağım bir şey yaptım ve maalesef bir dating app indirdim.
Normalde çok benim yapabileceğim bir şey yani benlik bir şey değil.
Ama bu böyle bir farklı geldi gözüme.
İsim vermeyeyim ama olay şuydu.
Ortak böyle okuduğunuz kitaplar üzerinden birileriyle eşleşiyorsunuz falan.
Aa dedim ne kadar tatlı işte kitap okuyan adamlar sanırım.
Kesin daha farklı bir noktadan anlaşırız falan diye böyle.
Aa benim safım.
Saf Melisa'm benim.
Ben ne bileyim o adamlar oraya okumadıkları halde kitap ekleyebilirler.
Ne bileyim onlar da bunun kadınların hoşuna gideceğini düşünüp tamamıyla bu kötü düşünceyle gelebilirler bu platforma diye.
Bak ben epi indirdim tamam mı?
Son zamanlarda okuduğum kitapları girdim, hoşuma giden alıntıları falan girdim böyle saf saf.
E tabi fotoğraflar da ekledim ama hani böyle her halimden koydum.
Hani özenli bir halimi de koydum, sıfır makyaj bir halimi de koydum.
Sanıyorum ki bu verilerle örtüşen birileriyle bir eşleşme olur.
Neyse bana başladı böyle eşleşmeler.
Ama nasıl biliyor musunuz?
Yağmur gibi. Saniye başı telefon titriyor böyle.
Yeni bir eşleşme, yeni bir eşleşme falan diye.
Neyse dedim ne oluyor ya?
Bu ne böyle? Zaten akşamdı.
Bütün geceyi de hani ona ayırmak istemedim.
Gerçekten kitap okuyacaktım.
Koydum telefonu kenara sabah bakarım dedim.
Arkadaşlar sabah bir baktım bin küsur eşleşme.
Abi böyle bir saçmalık nasıl olabilir?
Daha sadece bir gece olmuş yani bir gün bile olmamış.
Bir günü tamamlamamışım bile ben bu evde.
Yani siz pusuda mı bekliyordunuz?
Hani ne yapıyordunuz? Sonra dedim ki hani hep bu konudaki önyargılarım yüzünden zaten bir şey olmuyordu.
Biraz insanları alan tanıyan dedim.
Tamam hani bu kadar önyargılı olma biraz böyle sal falan dedim.
Başladım profilleri incelemeye.
İşte okudukları kitapları, yazdıkları alıntıları falan.
Hesabını yükseltip direkt böyle mesaj atma hakkına sahip olanlara falan böyle bir döndüm.
Bak profiline hiç kitap eklemeyen bile var.
Hani burası bir kitaplar üzerinden tanışma en azından o amaçla kurulan bir uygulama ya.
Bir zahmet bir yalandan da olsa Allah kahretmesin yani ekleseydin keşke.
Neyse onlara zaten direkt engel attım da hani adam zaten uygulamanın amacını bile anlamamış.
Seni nasıl anlayacak? Ya da işte böyle saçma sapan kitaplar, anlamsız alıntılar falan var.
Ben direkt anladım zaten bunların hepsinin hani böyle bir manita avlama dünyasında yaşadığını.
Yani bu da çok kaba ve çirkin bir tabir farkındayım.
Fakat maalesef yani.
Git başka uygulamalara abi.
Tamam kitap okumak zorunda değilsin.
Tamam benim kadar hassas olmayabilirsin de.
Ama hani uygulamanın amacı bu ya.
Ya affedersin de senin beynindeki nöronların sayısı zaten bir çocuk kitabını anlamlandırmaya bile yetmez hani.
Neyse ya sinirlerim geriliyor.
Neyse hala böyle çabam devam ediyor falan tamam mı vazgeçmiyorum.
Mesaj atanlardan hani böyle potansiyel olabilecek bir iki kişi böyle uzun uğraşlar sonucu seçtim ve cevap verdim.
Ama anladım ki onu bile seçememişim.
Ya da onun bile seçilemeyeceği bir uygulama atmosferi yaratılmış içeride.
Bir de daha seviyeli olsun diye hani böyle prosunu mu ne almıştım.
Yüksek hali gibi bir şey oluyor herhalde hani böyle herkese erişemiyor gibi bir şey galiba tam hatırlamıyorum.
Abi adamlarla konuşuyorum.
Ama kitap okumaktan, edebiyattan yani anlayacağın bu dünyadan bir haberler.
Gerçekten kendime o kadar sinir oldum ki.
Dedim ne bekliyordun?
Ah be salak ne bekliyordun?
Bir gün zor dayandım ve sildim uygulamayı.
Bir daha da üzerine bakmamak üzere veda ettim.
Bir kere daha şunu anladım yani.
Bir şeyin senlik olmadığı kanısına varmışsan senlik değildir.
Niye buna ikna almıyorsun ki?
İnsan bazen kendini böyle kandırıyor işte maalesef.
Neyse artık tam anlamıyla eminim.
Bu işler gerçekten senlik değil Melisa dedim.
Ya sen hem muhallebicide tanışmak isterim falan diyen birisin.
Dating hep senin neyine ya yani.
Cidden bu arada arkadaşlarım bazen kızıyor bana.
Diyor ki sen ne istiyorsun kızım falan diyorlar yani.
Ben de diyorum ki yani böyle eskiler hep anlatır ya.
İşte ben babanızla muhallebici de tanıştım falan.
Muhallebilerimizi yerken bakıştık sonra da bana çay ısmarladı.
Nasıl hikayeler ama ben bayılıyorum bunlara.
İşte benim zihnimde böyle tatlı hikayeler var.
Umut ediyordum ki böyle bir hikayem olsun.
Fakat hani çocuğuma nasıl diyeceğim şu noktada mesela?
Dating app'ler vardı anneciğim, babanla oradan tanıştık falan diye.
Yani çocuk direkt dating app'lere yönelecek sonra.
Doğrusunun o olduğunu falan düşünecek.
Eyvah yavrum yapma falan da diyemezsin.
Sonra sana çıkar der ki sen niye yaptın o zaman hani bir şey de diyemezsin.
Evet ben niye yaptım falan olursun.
Ya bu arada bunları dating app'leri kötüleyen bir noktadan da söylemiyorum.
Kullananına tabii ki hayırlı olsun.
Belki ben beceremiyorumdur.
Belki benlik değildir yani sadece.
Benim duygusal tarafım daha böyle geleneksel tanışma yöntemlerinden hoşlanıyor sanırım.
Bu anlattıklarım benim düşüncelerim arkadaşlar bu arada tamam mı?
Bunlar benim. Sonra gelip kızmayın bana.
Hele hayatının aşkını böyle dating app'te bulanlar falan hiç gelmesin.
Size bir şey demiyorum. Allah mutlu mesut etsin canım.
Sonra ben gittim tam da bu buhranda böyle başladım Love is Blind izlemeye tamam mı?
Yani bu sefer de düştüm izdivaç batağına yani.
Hani bir anda böyle yaşamıma böyle şeyleri çekmeye başladım.
İnanın iyisini ben de bilmiyorum.
Ben böyle heyecanlar arıyorum bazen sadece.
Neyse ama bu konudaki görüşüm de aslında böyle daha farklı bir noktadan oldu.
Hani izdivaç programı...
noktasındaki görüşüm aslında daha farklı bir noktadan oldu.
Normalde bizim Türkiye'deki izdivaç programları böyle saçmalık ötesi oluyor ya.
Bu program onların tam tersine böyle acayip bir mantık süzgecinden geçirebildiğim bir noktaya konumlanmıştı.
Kısaca şöyle bahsedeyim.
Programda kadınlar ve erkekler...
Wow nasıl yani kadınlar ve erkekler mi var?
Bunlar böyle farklı alanlarda duruyorlar.
Buluşma saatlerinde birbirlerini görmeyecekleri şekilde böyle kişisel odalarda buluşuyorlar.
Yani aslında şöyle iki kişi farklı odada ama sesin geçirgen olduğu bir sistem var.
Arada da bir duvar var. Neyse sadece böyle birbirleriyle konuşuyorlar ve bu konuşmalar o kadar mantıklı, o kadar duygusal zekası yüksek bir yerden ki hani belki de bu yüzden bildiğim saçma izdivaç programlarının aksine
daha da mantıklı geldi bana.
Birbirlerine sordukları sorular, birbirleri hakkında öğrenmek istedikleri, kendileri hakkında paylaşmak istedikleri, ne bileyim böyle düşündükleri evlilik biçimi hakkındaki ortak paylaşımları, destek bekledikleri noktalar,
destek verebilecekleri noktalar falan.
Hani böyle o kadar mantıklı bir yer dendi ki.
Yani kişiden kişiyi değişmekle birlikte genel olarak hani mantıklı geldi bana.
Velhasıl bu görüşmeler sonrası bir kişi böyle ağır basıyor.
Ve bu noktada işte anlaşılıp erkeğin evlenme teklifi etmesi falan bekleniyor.
Erkek kişisi yine duvarın arkasından evlilik teklifi ediyor.
Ve sonra birbirlerini ilk defa yüz yüze görmek üzere buluşuyorlar.
İşte burası Zurnan'ın zart dediği yer tam olarak.
Çünkü ilk görüşteki o frekansla en az konuşarak bir şeyler hissetmeleri kadar önemli yani.
O tutkuyu hissetmek, o kalbin böyle bir pırpırlaması falan.
Bundan sonra da hemen yüzük müzik oluyor.
Oralar biraz hızlı geldi tabii bana.
Sonra tatile çıkartıyorlar bunları.
Sonra kendi doğal habitatlarına salıyorlar.
Kırk gün sonundaydı herhalde öyle hatırlıyorum.
Düğünleri oluyor. Net evlilik kararları burada öğreniliyor aslında.
Hatta şöyle oluyor. Bazen böyle bunlar kesin evlenir dediğin çiftlerden biri o anda hayır falan diyor.
Böyle şok oluyorsun. Ya da bunlar kesin ayrılır dediğin çiftlerden ikisi de evet evet evet falan diyorlar ve evleniyorlar.
Şok oluyorsun. Yani öyle bir sistem.
Şimdi başlangıçtaki süreç böyle dediğim gibi tatlı bence.
Ama sonrası çok böyle anlamlandırabildiğim ya da pek bana göre bir şey değil.
40 günde nasıl karar vereyim abi?
Adam 40 gün rol de yapabilir yani ya da kadın işte.
Rol yapabilirler 40 gün boyunca.
Şimdi düşününce ben o ilk baştaki kısmını sevdim herhalde sadece yani.
Şu an öyle bir farkındalık yaşadım.
Konuşmayı ilerletebileceği adam bile bulamayınca insan maalesef böyle oluyor.
Neyse yani diyeceğim o ki hani mantıklı bir iletişim vardı benim için o tarafta.
Herkes kendi fikirlerini söylüyor ve karşıyı dinleyip anlamlandırmaya falan çalışıyordu.
Bu gerçekten hani şu anki hayatlarımızda inanılmaz zor hale gelmiş durumda bence.
Ve bunun bir izdivaç programında bu kadar kolaylaması yani en azından hani odakların bu iletişim üzerine kurulu olması beni etkiledi.
Kaldı ki oradaki hani o duygusal iletişimlerin kalitesi de beni çok etkiledi.
Çok derin sohbetler gördüm böyle özellikle bazı ikililerde.
Ve bu karşındakiyle derinleşebilme işi benim çok hoşuma giden bir şey.
Sonra şunu fark ettim. Aslında mesele hani böyle dating app'ler değil, mesele izdivaç programları falan da değil.
Mesele bizim hızımız arkadaşlar.
Her şey o kadar hızlı ki eşleş, yaz, cevap gelmezse geç, konuş, sıkılırsan sil, bir şey zorlaştı mı bu değilmiş falan deyip kapat.
Yani sanki ilişkilerde artık uygulamalar gibi oldu.
Kullanışlıysa kalsın, işte kasıyorsa sileyim falan ya da güncellemesi gelmezse çöpe gitsin falan gibi bir noktadan.
Love is Blind'i izlerken de beni çarpan şey şu oldu.
Orada insanlar kaçacak yer bulamıyordu ya.
Göz yok, mimik yok, beden dili yok.
Sadece kelimeler var ve kelimeler kaçamadığın şeyler aslında.
Bir cümle kurarsın böyle ve artık o cümlenin arkasında durmak zorundasındır.
Belki de bu yüzden bana böyle daha gerçek geldi.
Çünkü biz normal hayatta hep kaçıyoruz bence ya.
Soru zorlaştı mı hemen böyle bir şakaya vuruyoruz.
Konu derinleşti mi konuyu değiştiriyoruz.
Bir duygu bizi rahatsız mı etti?
Ben aslında böyle biri değilim falan diyoruz.
Hani halbuki bu beni şöyle bir noktadan şu şekilde hissettirdiği için rahatsız etti falan demek yerine.
Böyle hep bir kaçış var.
Hep böyle bir hız var. Çok hızlı şekilde bir şeylere ilerletme isteği, olmayınca hemen bitirip kaçma isteği, ortadan yok olma isteği falan.
Yani dating app'lerde de baktığımızda aynısı oluyor.
Profilin bir cümlesi bile yetiyor bazen vazgeçmeye.
Bu bana göre değil ya falan diyorsun.
Ama belki de mesele hani o göre olup olmaması değil de orada biraz durabilmek.
Ben uygulamayı sildiğimde böyle bir hayal kırıklığı falan hissetmedim mesela.
Daha çok bir netleşme hissettim kendi içimde.
Hani bazen bir şeyi denersin ve dersin ya.
Tamam ya bu değil yani hani.
İşte o tam olarak.
Yani benim için tam olarak o gerçekten.
Ama bu bu değil hali de çabasızlık anlamında da değil.
Sadece pazarlık masasında olma halini sevmiyorum ben.
Ben hala tesadüflere inanıyorum galiba arkadaşlar ya.
Yan yana gelmeye, zamana, aynı cümleye aynı anda gülmeye, biri konuşurken saatin kaç olduğunu unutmaya ve belki de en çok şuna inanıyorum.
Bazı tanışmalar planlanmaz.
Hani böyle algoritması, filtresi falan yoktur.
Ne bileyim uyum yüzdesi falan da vermez.
Sadece olur o. Biriyle aynı anda susabilmek mesela.
Sessizlikte rahatsız olmamak.
Bir cümleyi yarım bırakınca tamamlanabileceğini ya da onunla birlikte tamamlanacağını bilmek.
Bunlar eşleşme ekranında yazan şeyler değil.
Ama hayatta çok şey söyleyen şeyler bunlar.
O yüzden ben galiba biraz böyle bu hız çağında yavaş kalıyorum bu konuda.
Birinin kim olduğunu iki mesajda anlayamamaktan korkmuyorum.
Aksine anlayamamak bana daha dürüst geliyor.
Çünkü bazı insanlar hemen anlaşılmaz.
Yani zaman ister, temas ister, tekrar ister.
Belki de sorun şu, biz artık tanışmayı değil de sonucu seviyoruz.
Nereye varacak, olacak mı, değecek mi?
Ama bazı yollar sadece yürümek içindir ya.
Varış noktasından tamamıyla bağımsız.
Belki bu gereksiz bir romantizm gibi gelebilir ya da hayalperestlik gibi.
Ama bu benim canım yani bu benim.
Yapabileceğim hiçbir şey yok.
O zaman sana bir soru.
Sen birini tanımak isterken onu seçmek mi istiyorsun yoksa onunla karşılaşmak mı?
Hani benim gibi böyle hala tesadüflere inanan bir noktada mısın merak ediyorum.
Bölümü sonuna kadar dinlediğin için çok teşekkür ederim.
İhtiyacı olduğunu düşündüğüm bir arkadaşınla paylaşmayı ve yeni bölümleri kaçırmamak için Spotify'dan takip edip zil açmayı unutma lütfen.
Kucak dolusu sevgi ve öpücüklerimi iletiyorum.
Kendine çok iyi bak.
Bir sonraki bölümde buluşmak üzere.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
