
Selamlaaar! Bu bölümde Selmin Gök’ün “Kendimi Buldum Arketiplerle Dönüşüm” kitabından yola çıkarak arketipleri konuşuyoruz.
Instagram: melisaersahiin
Mail: ozamansanabisorupodcast@gmail.com
Transkript
Selamlar, O Zaman Sana Bir Soru podcast kanalına hoş geldiniz.
Ben Melisa. Geçenlerde bir kitap okumuştum.
Instagram'da da paylaşmıştım, görmüşsünüzdür belki.
Selmin Gök'ten Kendimi Buldum Arketiplerle Dönüşüm.
Kitabın adı bu. Selmin Hanım bu kitabı Çanakkale'de bir köyde inzivaya çekilerek yazmaya başlamış.
Ben de bu kitabı Çanakkale'nin bir ilçesinde kendimce inzivadayken okudum.
Biraz da bu yüzden derin bir bağ kurdum galiba.
Bunun tesadüften ziyade bana iyi gelecek bir zamanda böyle ortaya çıktığına yani gerçekten bu kitabı okuduğumda iyi hissedeceğim bir zamanda okuduğuma inanıyorum.
Ki zaten kitabı okurken içeriği de bana bunu kanıtlar nitelikteydi.
Daha girişte diyordu ki bana göre insanın yaşam yolculuğunun tek bir amacı vardır.
Izdırabı azaltarak kendini iyileştirmek.
Dış dünyada olan biten her şey kendini iyileştirmek isteyen ruhun vesilesi olabilir.
O yüzden Young dışa bakan rüya görür.
İçe bakan uyanır demiştir.
Tam da içime biraz daha derinlemesine bakmak istediğim bir dönemdeyken aha dedim ya bu kitap bana çok iyi gelecek.
Kitapta da yangın arketipsel imgelerinden, bunların hayatımızdaki etkilerinden, bilinç dışımızın bu ögeleri bilince getirmesinden ve kendi yaşamımızı iyileştirmekten bahsediliyor.
Ki zaten arketip nedir diye soracak olursanız özellikle Carl Gustav Young'ın analitik psikolojisinde önemli bir kavram.
İnsan zihninde doğuştan var olan, kolektif bilinç dışında yer alan evrensel semboller, kalıplar ve imgeler olarak tanımlanıyor.
Bunların hepsi evrenseldir.
Kültürler arası benzerlik gösterirler.
Farklı toplumlarda benzer şekillerde ortaya çıkarlar.
Bilinç dışında bulunurlar.
İnsan doğasının temel bir parçasıdırlar.
Bilinçli deneyimlerimizle şekillenmezler.
Mitolojilerde, masallarda ve rüyalarda sıklıkla görünürler.
Farklı zaman ve mekanlarda anlatılan hikayelerde tekrar eden karakterler ve temalar böyle arketipsel yapıdadır.
Ki Young da felsefe, edebiyat, sanat ve pek çok alanda kullanılan arketip kavramına rüyaları, dinleri ve mitolojik hikayeleri inceleyerek ulaşmış zaten.
Arketipler aslında bilinç dışı fikirleri kavrayışımızın biçim kazanmasına yardımcı olan ruhsal kalıplardır.
davranışımızı belirleyen, doğuştan gelen biyolojik dürtülerden oluşurlar.
Cinsellik dürtüsü, açlık ve saldırganlık bu tür içgüdülerden mesela.
İnsan... İnsanlığın ortak tarihinden, atalarından getirdiği bilinç dışı ögeleri taşıyarak dünyaya geliyor.
Bu bilinç dışı ögelerdeki ortak kalıplara, modellere de arketip adı veriliyor basitçe.
İnsan türü bu kolektif kalıplar nedeniyle benzer şekilde düşünüyor, hissediyor, davranıyor, rüya görüyor.
Mesela Pearson içimizdeki kahraman kitabında diyor ki her kar tanesi benzersizdir değil mi?
Ama kar tanelerinin derin yapısında onları kar tanesi olarak tanımamızı sağlayan bir benzerlik vardır.
Arkeotipler de böyle işte.
Burada da şeyi düşünelim mesela.
Bu hani cesaret, yiğitlik gibi savaşçı nitelikleri sergilen herkes farklıdır.
Ama biz yine de her birinde savaşçı özü görüp tanırız.
Basitçe arketipler şu anda böyle işte kral, kraliçe, bilge, cadı, anne, baba dediğimizde zihnimize gelen resim, işte ne bileyim tarif, model ya da bu gibi özellikler oluyor.
Bu aklımıza gelenler de bilinç dışımızda gömülü olan izleri taşıyorlar.
Hepimizin sahip olduğu belirli özellikleri tanımlayıp olumlu ve...
Veya olumsuz anlamlar çıkarabiliyorlar.
Mesela anne arketipi için olumlu anlamda Meryem Ana.
Ya da işte vahşet ve öfke niteliğiyle Hinduizm'de geçen Tanrıçak Kali örnek veriliyor.
Sayısız arketip var arkadaşlar.
İnsanlığın ortak mirasından gelen sayısız arketip.
Zaten sınırlı olsaydı açıklamak çok zor olurdu bu arada.
Düşünsene bu kadar insan çeşitliliği nereden gelecek o zaman yani.
Ama yang arketipleri diye bilinen 12 tane arketip var.
Bu kitapta da 6 tanesine yer verilmiş.
Bu 12 arketip işte bilge, masum, yetim, hükümdar, savaşçı, sihirbaz, zengin, yaratıcı, asi, aşık, oyunbaz ve fedakar.
Bu kitapta yer verilenlerse gezgin, masum, yetim, fedakar, savaşçı ve sihirbaz.
Ama bu bölümde onlara çok girmeyeceğim bu arada.
Onlar tek başına bir bölüm eder çünkü.
Ayrı bölümler yapmak istiyorum onlardan.
Daha detaylı konuşalım isterim böyle.
Hepsinin içinde kendimizden çok fazla şey bulacağımıza eminim.
Bu bölümde biraz daha böyle...
arketiplere giriş yapmış olalım.
Nedir, ne değildir bir fikrimiz olsun ki hepsine tek tek daha iyi anlam yükleyebilelim.
Bu altı arketipe kitapta yer verilmesinin sebebi de gelişimimizi en çok etkileyen arketipler olarak tanımlanmaları.
Hatta Selmingök diyor ki 14 senelik eğitmenlik ve koçluk hayatıma şöyle bir dönüp bakınca insanların bu arketiplerin güçlü yanlarını kullanmakta zorluk çektiğini ya da gölge yanlarına işte yani reddedilen,
bastırılan ya da sahiplenilmeyen yanlarına düştüğü ortak hikayelerin olduğunu görüyorum.
Ki bu da tekrar eden sorunlar yaşayan kişileri ortaya çıkarıyor.
Yani 14 senenin Allah bilir kaç insan içerdiğini düşünürsek oldukça büyük bir veri.
Kaldı ki içine girdikçe çevrenizdekilere de bu gözle bakmaya başlayınca ekstra...
bir hak veriyorsunuz. Yang'ın en önemli öğretilerinden biri de bu kişisel gölgelerimizle yüzleşmek dediğimiz şey, içsel gelişim yolculuğumuzun ilk ve en önemli adımı.
Hatta bireyselleşme sürecini anlattığı bu İnsan ve Sembolleri kitabında diyor ki, bir kişi gölgesini görmeye kalkarsa, kendinde reddettiği ancak başkalarında açıkça görebildiği bu niteliklerin ve dürtülerin
farkına varır. Genellikle de bundan utanır.
Bencillik, zihinsel tembellik, özensizlik, gerçek dışı fanteziler, planlar...
ve entrikalar, dikkatsizlik ve korkaklık, işte aşırı para ve mal sevgisini bu karanlığın göstergeleri olarak tanımlıyor.
Her insanın o kadar farklı bir kendi olma serüveni var ki.
Hatta Joseph Campbell kahramanın yolculuğu kitabında diyor ki bir kahraman olağan dünyadan çıkıp doğaüstü tuhaflıklar bölgesine doğru ilerler.
Buradan masası güçlerle karşılaşır ve kesin bir zafer kazanılır.
Kahraman bu gizemli maceradan benzerleri üzerinde üstünlük sağlayan ve güçle geri döner.
Yani diyor ki yolda karşılaştıklarımız bizi öyle bir dönüştürür ki elimizdeki güçlerin üzerine ekleyerek üstünlük sağlayacak kıvama geliriz.
Aslında bir noktada eklemek zorunda kalıyoruz da bir şeyleri aşabilmek için.
Kendimizce yöntemler geliştiriyoruz.
Bazen hiç bilmediğimiz şekilde baş etmeye çalışıyoruz.
Tam da sürecin içindeyken öğreniyoruz.
Bunların hepsi de bize önceden sahip olmadığımız yeni güçler katıyor.
Ama belki de bu arketiplere hakimiyetimizi artırıp kendimiz için daha da kullanılabilir hale getirirsek böyle güçlü başlayabiliriz bu savaşa.
Hatta olduğumuzdan daha güçlü başlayabiliriz.
Bu potansiyelimizi kullanmayı bilmek bence çok büyük bir güç kazandırır.
Aslında hepimizin içinde var ama dediğim gibi kullanmayı bilme konusunda eksiyiz biraz.
Tıpkı şey gibi hiç yürümediğinizde bacaklarınız hantallaşır ya güçsüz düşeriz hani böyle.
Bu taraftaki potansiyelimizi kullanmadığımızda da böyle hamlaşıyor işte.
Arasında da elimizdeki güçten bir haber oluyoruz.
Pearson yine içimizdeki kahraman kitabında çok güzel sorular soruyor.
İnsan içinde hangi parçaları barındırır?
Bu parçaların getireceği zenginliğe nasıl kavuşabilir?
Hangisinin sesini duyarsa kendi sesini, izini daha çok bırakır bu hayata?
Hangi parçalarıyla neyi parçalar?
İnsan nerede kesintiye uğratır kendi yolculuğunu?
Hangi parçaları onu kuvvetlendirir?
Hangi parçalarını kullanırsa yaratır şah eserini?
Hangi parçamızın sesinin yaşam deneyimimize hakim olacağı nasıl belirlenir?
Bu soruları okuyunca kendi adıma hepsini cevapladım ben.
Çok da iyi geldi. Sana da öneririm yapmanı.
Hangi parçamızın yaşamımızı etkileyeceği hem kişisel tarihimiz hem de toplum tarafından belirleniyor.
Sahip olduğumuz her içsel güç insan olmayı...
ve olgunlaşma sürecimize hizmet etmek amacıyla var.
Mesela bu kitapta yer alan arketiplerden yetim, zorluklara dayanma amacıyla, gezgin kendini bulma amacıyla, savaşçı değerini kanıtlama amacıyla, fedakar cömertlik gösterme amacıyla, masum
mutluluğa erişme amacıyla, sihirbaz yaşamı dönüştürme amacıyla bize yardım ediyor.
Daha iyi anlamanız için yine kitaptaki bir örneği vereceğim.
Diyelim ki romantik ilişkinizde aldatıldınız.
İçsel parçalarınızın sesi şu şekilde duyulabilir.
Yetim yanın der ki mesela ben bunu hak edecek ne yaptım ki?
Yıllardır hep kendimden verdim.
Gezgin yanın da der ki geçen gün hissetmiştim zaten bir tuhaf davranıyordu.
Başka planlarım vardı neyse konuşmayı kısa kesip uzaklaştım.
Savaşçı yanın der ki benden daha iyisini mi bulacak ya?
Her türlü bana döner o.
Bak gör neler yapacağım ona.
Fedakar yanın da der ki ne diyeyim benimle mutlu olamadı.
Onunla mutlu olsun. Peki masum yanın ne der?
Hayat beni destekler.
Evrene güveniyorum. Eğer onunla değilse demek ki başka bir yerde kısmetim.
Sihirbaz yanında der ki belki onu kaybettim gibi gözükebilir ama ben hayata dair çok önemli kazanımlar elde ettim.
O dönem senin için hangi arketip ağırlıkta bilemiyorum tabii ama sana iyi gelen hangisi ise onu öne çıkarmayı bilmen gerek.
Yani az önce de dediğim gibi herhangi birisinin gölgesine kapılmaman lazım.
Ama şu kesin seçimlerimizin sorumluluğunu aldığımızda hikayemiz değişiyor.
Bu kitapta da hikayelerimi fark etmeyi ve işlevsiz olan iç seslerimi dönüştürmeyi pratik ettim ben de gerçekten.
Yaşam yolculuğunda bilincimi arttırma çabam var bunu biliyorum ve bu kitaptan sonra da içsel parçalarımın olumlu yanlarını kullanmaya, gölge yanlarıyla da yüzleşmeye, daha da özen göstermeye çalışacağım.
Bir olay karşısında bize yön veren bu içsel rehberlerden sadece birini kullanmıyoruz.
Birinin olumlu yanlarını kullanırken diğerinin karanlığına düşebiliyoruz.
Çok normal yani insanız sonuçta.
Hiçbir şey kusursuz olmayı vaat edemez.
Kusurlarımız hep olacak.
Kusurlarımızla da olsa daha güçlü bir hale gelebilmek için bu anlattığım arketiplerin işlevine, seçimlerimize ve davranışlarımıza nasıl yön verdiğini fark ediyoruz.
Çünkü bu bilinç dışı ögeleri bilince getirerek irademizi arttırmamızı sağlıyor.
Hayatımızın sorumluluğunu elimize almamız için itici bir güç oluyor.
Bu kitabın da ana amacı buydu ve beni gerçekten çok farklı yerlere götürdü.
Okuma fırsatı bulduğum için de kendimi çok şanslı hissediyorum açıkçası.
Bu yüzden biraz bahsederek sana da önermek istedim.
Dediğim gibi başka bölümlerde de arketiplerin içine gireriz.
Böyle biraz daha özelleştirerek konuşuruz.
Çünkü kendimizden bir şeyler bulacağımız o kadar fazla şey var ki.
O zaman sana bir soru diyorum ve yavaştan bölümü bitiriyorum.
Zor bir an yaşadığında hangi içsel sesin seni yönlendiriyor?
Bölümü sonuna kadar dinlediğin için çok teşekkür ederim.
Yeni bölümleri kaçırmamak için Spotify'dan takipte kalmayı unutma lütfen.
Kucak dolusu sevgi ve öpücüklerimi iletiyorum.
Kendine çok iyi bak.
Bir sonraki bölümde buluşmak üzere.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
