
Selamlar! Bu bölümde içim buruk, üzgün ve öfkeliyim… Geçtiğimiz hafta Bolu’da bir otelde çıkan yangında kaybettiğimiz canları, bu acı olayın arkasındaki ihmalleri ve neler yapılması gerektiğini konuşuyoruz. Yangınların önlenebilir olduğunu ama ihmallerin trajedilere yol açtığını unutmamak için birey olarak neler yapabiliriz? Yetkililer hangi sorumlulukları almalı? Teknoloji bu tür felaketleri nasıl önleyebilir? Hepsi ve daha fazlası bu bölümde. Dinleyin, düşünün, harekete geçin. Çünkü sessiz kalmak, yeni felaketlere davetiye çıkarır.
Instagram: melisaersahiin
Mail: ozamansanabisorupodcast@gmail.com
Transkript
Selamlar, o zaman sana bir soru podcast kanalına hoş geldiniz.
Ben Melisa. Bu bölümde içim çok buruk, çok üzgünüm, çok öfkeliyim.
Geçtiğimiz haftayı çok acı kayıplarla geçirdik gerçekten.
Biliyorsunuz Bolu'da bir otelde çıkan yangın sonucu bir sürü can kaybettik.
Yani ben şunu fark ettim, gerçekliğini algılamam çok uzun sürdü.
Çünkü böyle şeylerin olmaması gerektiğini, hatta en azından ihmaller dolayısıyla olmaması gerektiğini düşünen, Ve buna çokça inanan biri olarak sanki böyle bir şey gerçek değilmiş gibi bir algılama
süreci yaşadım. Belki de kabullenmek istemedim tabii.
Sonra haberleri gördükçe, insanların feryatlarını dinledikçe, kendimi onların yerine koyup böyle acılarını bir nebze de olsa hissetmeye çalıştıkça dedim ki kendine gel Melisa ya böyle
bir şey var, gerçek bir şey bu.
Yaşandı yani bu. İnkar etme.
Yani olmamış gibi düşününce ne oluyor hani?
Bu benim kendi savunma mekanizmam belki de ama gerçeklikten çok koparıyorum kendimi bunu yaparken.
Biraz daha adapte olmak ve belki de bir ses çıkarmak için de bu bölümü kaydetmek istedim.
Gerçekten hiç istemeyerek oturdum mikrofonun başına.
Bayağı da bir kaçtım. Zaten ses sonundan da anlayacaksınız.
Önceki bölümler kadar böyle neşeli, heyecanlı falan olamayacak maalesef.
Çünkü çok etkiliyor beni böyle şeyler.
Yani birinci dereceden yaşayanları düşünemiyorum bile.
Bir yandan da bu olayın sadece Bolu'da değil, ülke genelinde güvenlik önlemlerinin ve denetimlerin ne kadar yetersiz olduğunu gözler önüne serdiğini düşünmekten kendime alamıyorum.
İnsanlar neden bu kadar ihmalkar davranıyor?
İnsan hayatı bu kadar muciz?
Yangın öncesinde anılabilecek onlarca önlem varken neden hiçbir şey yapılmamış?
Buldaki yangının detaylarına baktıkça ihmallerin boyutunu daha net görebiliyoruz.
Yangın alarm sistemi devre dışı, yangın tüpleri kullanılmaz halde ve yangın çıkış kapıları kapalı.
Peki bu otel nasıl faaliyetine devam edebiliyor?
Bu sadece otel yönetiminin de değil aynı zamanda denetim mekanizmasının da bir ihmali değil mi arkadaşlar?
Yani tabii düşününce bu tür trajediler sadece bizde yaşanmıyor.
Örneğin 2013 yılında Bangladeş'te bir tekstil fabrikasında çıkan yangında binden fazla insan hayatını kaybetmişti.
O olayda da tıpkı burada olduğu gibi güvenlik önlemlerinin alınmaması, çıkış kapılarının kapalı olması ve çalışanların bir yangına nasıl müdahale edeceği konusunda eğitimsiz olması kayıpların
bu kadar büyük olmasına neden olmuştu.
Benzer şekilde yine Amerika'da da bir gece kulübünde Çıkış kapılarının kilitli tutulması yüzünden yüzlerce insan hayatını yangın dolayısıyla kaybetti.
Bu olaylar güvenlik protokollerinin ne kadar hayata olduğunu bize aslında tekrar tekrar gösteriyor.
Ama biz bunları tekrar tekrar görüp nasıl ders çıkaramıyoruz gerçekten şaşıyorum.
Her defasında yok artık ya o kadar değildir dediğim her şey o kadar çıkıyor.
Hatta çoğu zaman daha korkunç şeylerle de karşılaşıyorum.
Yani kaçıncı yüzyıldayız?
Bütün imkansızlıkların aşıldığı ve tabii ki de aşılmaya devam edildiği bir dönemde nasıl bu kadar üst üste felakete izin verebiliyoruz?
Bu noktada sorumluluklarımızı yeniden düşünmek ve sorgulamak zorundayız diye düşünüyorum.
İnsan hayatının bu kadar değersiz görülmesi beni hem çok üzüyor, hem de çok derin bir öfkeye sürüklüyor.
Yangın gibi felaketler teknolojik olarak önlenebilir durumda ama burada asıl sorun insanların bunu önemsememesi ya da göz ardı etmesi.
Sanki hiç başımıza gelmeyecekmiş gibi davranıyoruz yani.
Bu ihmaller insanların acılarının ve kayıplarının en büyük sebebi oluyor.
Bol'daki yangın sadece teknik bir arıza ya da beklenmedik bir felaket değil yani.
Bir uyanış çağrısı olmalı bizler için.
Çünkü bu olayın arkasında yatan asıl gerçek Denetim eksiklikleri, maliyet bahanesiyle göz ardı edilen güvenlik önlemleri ve maalesef yaygınlaşmış bir vurdum duymazlık.
Yangın alarmı çalışmıyor, yangın tüpleri bakımsız, çıkış kapıları kapalı.
Yani bunların hiçbiri şanssızlık değil arkadaşlar.
Bunlar birer tercih, birer ihmal.
Ve bu tercihler yüzünden de bu ihmaller yüzünden de insanlar ölüyor.
Bir noktada da hani düşünüyorum ölenler bizim yakınlarımız değil diye mi bu kadar rahatız?
Ya da belki de işte farkına varamıyoruz.
Ben kendime de sordum bunu gerçekten.
Ve bu senaryonun başıma geldiğini düşündüğümde içim çok buruk bir acıyla doldu.
Ve bu acı hani öyle bir acı ki yani eminim bu acıdan böyle nasibini alanlar belki de ömür boyu bunu hissedecekler.
Belki de onların ömür boyu yakasını bırakmayacak bir acı.
Bu bölümü de işte sadece öfkemi ve üzüntümü paylaşmak için değil.
aynı zamanda bu konuda bir farkındalık yaratmak için de kaydediyorum.
Çünkü sessiz kalmak istemiyorum, sinmek istemiyorum, benim ya da yakınlarımın başına gelmedi diye insanların acılarını konuşmaktan kaçmak istemiyorum.
Bu konuda yapabileceklerimizden konuşmak istiyorum.
Çünkü böyle ihmaller yüzünden daha fazla kayıplar verip daha büyük acılar yaşamak istemiyorum.
Bunun için de öncelikle bireysel olarak daha bilinçli olmaya başlayalım derim ben.
Gittiğimiz otellerde, yaşadığımız binalarda yangın güvenliği önlemleri var mı?
Yangın çıkışı açık mı?
Yangın tüpleri yerinde mi?
Bunları bir sorgulayalım.
Sorgulamak ve talep etmek bizim en temel hakkımız ama biz bunları unutuyoruz çoğu zaman.
Çok talepkar gözükmek istemiyoruz biliyorum.
Yani ama arkadaşlar bırakın da bazen talepkar olalım ya.
Gerçekten yani bir şeylerden çekinerek hareket etmedik diye başımıza bunlar geleceğine bırakın çekilmez olalım, talepkar olalım, çok sorgulayan kişi olalım.
Yani ne bileyim sevmesinler gerekirse bizi ya.
Ama günün sonunda bunları yaptığımız için önlediğimiz felaketlerden, üzücü olaylardan gurur duyalım.
Zaten size bunları diyenler o zaman sizi kahraman ilan ederler merak etmeyin.
Ama tabii bireysel farkındalık tek başına da yetmiyor bir noktada.
Yetkililer ve kurumlar daha ciddi sorumluluklar almak zorunda.
Denetimler sadece bir formaliteden ibaret olmamalı.
Denetimlerin bağımsız ve şeffaf olması, eksiklerin anında giderilmesi için yaptırımların uygulanması gerekli.
Ayrıca bu tür trajedilerin ardından sadece üzülmekle de kalmamalıyız.
Bu tür olayların tekrarlanmasını engellemek için toplum olarak ses çıkarmalıyız.
Ve bence biz bunu sosyal medyada da çok iyi yapıyoruz diye düşünüyorum.
Sadece üzülünce bir şeyler olmuyor arkadaşlar maalesef.
Ve aynı zamanda bu konunun bir eğitim meselesi olduğuna da inanıyorum.
Yangın güvenliği eğitimi sadece çalışanlar için değil hepimiz için hayati bir bilgi.
Yangın çıktığında nasıl hareket etmeliyiz?
Panik yapmadan güvenli bir şekilde nasıl tahliye olmalıyız?
Bu bilgiler hayatta kalma şansınızı arttıran bilgiler olacaktır.
Çok yüzeysel bilgiler var belki hepimizde.
bir yangınla baş başa kalıp bakmadık bile ne kadar uygulayabiliyoruz diye okullarda, iş yerlerinde hatta belki de apartman toplantılarında bile yangın güvenliği eğitimi düzenlenmeli.
Yangın tüplerinin nasıl kullanacağını bilmek bile hayat kurtarabilir.
Fakat sadece öğrenmek değil, düzenli tatbikatlarla bunların, bu bilgilerin pratikte nasıl işe yaradığını da görmemiz gerekiyor tabii.
Bu tür tatbikatlar insanların paniğini azaltır ve tabii daha bilinçli hareket etmelerini sağlar.
Şunu unutmamalıyız ki yangın anında geçen her saniyenin önemi çok büyük.
Ne kadar hızlı ve bilinçli hareket edersek o kadar çok hayat kurtarabiliriz.
Bir mühendis olarak yangın güvenliği konusundaki teknolojik çözümlerden de biraz bahsetmek istiyorum.
Mesela modern yangın dedektörleri sadece dumanı değil, Sıcaklık değişimlerini ve karbonmonoksit seviyelerini de algılayarak çok daha erken uyarı verebiliyor.
Ayrıca otomatik yangın söndürme sistemleri özellikle büyük binalarda ve otellerde kesinlikle zorunlu hale getirilmeli.
Bu sistemler yangın başlangıcında devreye girerek yangını büyümeden kontrol altına alabilen sistemler.
Peki neden bu tür teknolojiler yaygın değil?
Cevabı tabii ki çok basit.
Tamamen maliyet.
Ama insan hayatı hiçbir maliyet hesabıyla kıyaslanamaz.
İşte burada yetkililere çok büyük bir görev düşüyor.
Bu teknolojilerin zorunlu hale getirilmesi ve denetimlerinin düzenli olarak yapılması gerekiyor.
Bir diğer önemli konu da yangın tahliye sistemleri.
Acil durum aydınlatmaları, sesli yönlendirme sistemleri ve yangın çıkış kapılarının açık tutulması gibi basit ama etkili önlemler bir felaket anında hayat kurtarabilir.
Fakat ne yazık ki bu tür sistemlerin eksikliği birçok yangında can kayıplarına neden oluyor.
Bunun en büyük örneği de işte Bull'daki otelde yaşandı.
İnsanların yangın çıkış kapılarına ulaşamaması ya da kapıların kapalı olması yüzünden birçok kişi hayatını kaybetti.
Hemi kanunda insan bütün düşünme sistemini kapatıyor bile olabilir.
Bu yönlendirmeler bu yüzden çok önemli.
Sen düşünmeden seni harekete geçirecek bir sistemin varlığı şart.
Bu sistemlerin sadece varlığı değil tabii çalışır durumda olması da kritik bir konu.
Yangın tüplerinin doluluk oranı, çıkış kapılarının kilitli olup olmaması, alarm sistemlerinin aktif çalışıp çalışmadığı bunların hepsi düzenli olarak kontrol edilmeli.
Denetim süreçleri sıkılaştırılmalı ve ihmaller ciddi yaptırımlarla cezalandırılmalı.
Çünkü bir felaketin ardından keşke demek maalesef hiçbir şeyi geri getirmiyor.
Ayrıca bu tür olaylarda iletişim sistemlerinin de büyük önemi var.
Yangın sırasında bina içerisindeki insanları hızlı bir şekilde bilgilendirmek, onları doğru yönlendirmek ve tabii paniği en aza indirmek için sesli uyarım sistemleri kullanılmalı.
Örneğin akıllı binalarda yangının hangi bölgede olduğunu gösteren ekranlar işte ya da tahliye yollarını belirten dinamik işaretlemeler vardır.
Bizde neden onlar? Ama tabii tüm bu teknolojiler ve sistemler insanların bilinçli bir şekilde hareket etmesiyle önem kazanıyor.
İnsanlar bu sistemlere güvenmeli ama kendileri de bilinçli olmalı tabii.
Çünkü teknoloji ne kadar gelişmiş olursa olsun bireylerin doğru davranış sergilememesi durumunda maalesef etkisi sınırlı kalıyor.
Son olarak bu olaylardan ders çıkarmalı ve gelecekte benzer acıların yaşanmaması için harekete geçmeliyiz demek istiyorum.
Maalesef geri gelmeyecek.
Ama onların anısını yaşatmanın en iyi yolu bu tür ihmallerin bir daha yaşanmaması için çaba göstermek.
Her birimizin bir küçük adımı büyük değişimlerin başlangıcı olabilir.
Bugün burada yaşanan bu büyük trajediden yola çıkarak düşüncelerimi ve duygularımı sizlerle paylaşmak.
Tabi biraz da uyarmak istedim.
Umarım bu bölüm hepimizi bir nebze de olsa düşündürür ve harekete geçmeye teşvik eder.
Eğer siz de bu konuyla ilgili paylaşmak istediğiniz bir hikayeniz, öneriniz ya da düşünceniz varsa bana mutlaka yazın.
Hep birlikte ses çıkaralım arkadaşlar.
Farkındalık yaratalım ve daha güvenli bir toplum için adım atalım diyorum.
Bölümü sonuna kadar dinlediğiniz için çok teşekkür ederim.
Kucak dolusu sevgilerimi iletiyorum.
Bir sonraki bölümde buluşmak üzere.
Kendinize ve tabii sevdiklerinize de iyi bakın ve lütfen güvende kalın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
