
2025’ten Ne Öğrendim, 2026’dan Ne İstiyorum?
29 Aralık 2025 · 15 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Selamlaaar! Geçen sene “2024’ten ne öğrendim, 2025’ten ne istiyorum” diye bir bölüm yapmıştım. Bu sene de yapmak istedim. Bu bölümde; anda kalma çabamdan, hayatı daha az ciddiye almayı nasıl öğrendiğimden, sınır koymanın özsaygımı nasıl büyüttüğünden, yavaşlamaya çalışırken hâlâ içimde koşan atlardan ve 2025’in bana bıraktıklarından bahsediyorum. Bir yandan da 2026’dan en baskın isteklerimi koyuyorum masaya.
Instagram: melisaersahiin
Mail: ozamansanabisorupodcast@gmail.com
Transkript
Selamlar. O zaman Sana Bir Soru podcast kanalına hoş geldiniz.
Ben Melisa. Dostlar ben geçen senede 2024'ten ne öğrendim, 2025'ten ne istiyorum bölümü yapmıştım.
Onu yaparken de bunu her sene yapayım kendime de bir kayıt olur hani döner bakarım falan demiştim.
Gerçekten bu bölümü yapmadan önce de gittim ve o bölümü dinledim.
Neler istemişim, istediklerimden ne kadarını yapmışım falan böyle bir kendimce değerlendirdim.
O bölümü de 2024'ün son haftası yayınlamıştım.
Bunu da 2025'in son haftası yayınlıyorum.
Şimdi bir başlayalım değerlendirmeye.
Daha çok anda kalabilmek ve hayatı daha az ciddiye almak istemişim.
Bunu yüksek oranda yapmaya çalıştım ve başardım da diye düşünüyorum.
Çünkü 2024'ten çıkarken gerçekten kötü bir ruh halindeydim.
Çok uzun süreli bir ilişkimi bitirmiştim falan.
Bu yüzden de sürekli geçmişe ya da geleceğe uğruyordum böyle bir zihnimde.
Ondandır ki anda kalmayı çok istemişim.
Ki gerçekten de bunun için elimden geleni yaptım.
Bunu yapınca böyle otomatikman da hayatı daha az ciddiye almak yükleniyor sanki.
Çünkü hayatın en ciddiye aldığımız anları sanki böyle geçmişin yüklerini...
geleceğinde kaygısını taşıdığımız anlar gibi geliyor bana.
Tam da bu yüzden anda kalma eylemini başarınca hayatın ciddiyeti ve tabii üzerinde yarattığı yük de azalıyor.
Böyle hayatın içinde biraz daha hafiflik, biraz daha gülümseme ve daha spontane anlar istemişim.
bir diğer noktada. İnsan kendine odaklanıp böyle hayattaki var olma sebebinin ve gerçek ihtiyaçlarının peşine düşünce bunlar direkt geliyor diye düşünüyorum.
Çünkü ben bu sene bunların peşine düşünce fark ettim ki hayatım gerçekten hafifledi.
Kahkahalarım arttı.
Ha tabii spontaneliğin çok bir alakası var mı bilmiyorum.
Ama onu da sanki böyle biraz becerebildim gibi.
Çünkü daha esnek planlar yapmaya çalıştım.
Önceden çok daha katıydım bu konuda.
Hatta planlarım bozulunca böyle bir hemen sinirlenirdim.
İsterdim ki hayatta her şey benim planlarıma göre olsun.
Tabii bir miktar olgunluğa erişince bunun çok zor olduğunu anlıyor insan.
Ve tabii doğru olmadığını da bu yüzden de bu sene planlarım böyle daha esnek, kendime daha alan tanıyacak şekilde oldu.
Yani öyle yapmaya çalıştım.
Böyle yaptığım için de tabii aralara daha çok böyle spontanelikler yerleşti.
Daha çok kendim olmak başkalarının beklentilerine göre değil de kendi kurallarıma göre yaşamak istiyorum demişim.
En çok kendim olmaya yaklaştığım yıl olabilir 2025.
Tamamen kendim olmak için tabii daha çok çabaya ihtiyaç var.
Ama bu sene bunun için verdiğim çabaları da göz ardı edip kendime haksızlık etmek istemem.
Kendi kurallarıma ve sınırlarıma inanılmaz sadık kaldım.
Başkalarının beklentilerini bir noktaya kadar önemsedim tabii ki ama kendi doğrularım olmalarına izin vermedim.
Ve bu konuda gerçekten gurur duyuyorum kendimle.
Şikayetçi olduğum ve hoşlanmadığım beni rahatsız eden her şeyi dile getirdim.
Tabii üst ruplu bir şekilde kendimi tatmin edeceğim diye insanları da kırmadan.
Ama o kadar hafifletici bir şey ki arkadaşlar.
Öz saygımı inanılmaz arttırdı.
Yavaşlamak istemişim.
Daha az acele daha çok dinginlik demişim.
Bu benim doğamda o kadar olmayan bir şeydi ki o kadar yok ki doğamda yani.
Tamamen yapmam hani böyle imkansız olan bir şey.
Ama yine de biraz yavaşlama hali içerisine girdim mi girdim.
Kendimi daha çok dinledim.
Zihnimde böyle atlar koşturtacak işler planlamadım.
Tabii hayatım yine hareketli bir şekilde aktı.
Bu da böyle biraz acelecilik getiriyor dürüst olmak gerekirse.
Ki bence bu benim kodlarımda da var.
Yavaşlığa pek tahammülüm de yok.
Yavaş insanlarla falan pek anlaşamam mesela.
Ya da böyle delirerek, çıldırarak falan anlaşırım.
Ama bunlara rağmen mesela bir yemek yaparken bile o anın tadına vararak hani iyice hissederek yapmaya çalıştım.
Bir dümdüz duvara bakarken kendimi suçlu hissetmemeye çalıştım.
Alan tanıdım yani kendime.
Bu çaba bile gerçekten çok iyi geldi yani.
Beni mutlu etmeyen hiçbir şeyi yapmamaya çalışacağım demişim.
Yani beni mutlu etmeyen ama sevdiğim bir başkasına iyi gelecek şeyler yaptım yine.
Yalan yok. Bazen böyle inanılmaz fedakar verici tarafım aktif oluyor.
Hatta bence sıklıkla aktif oluyor.
Ama yine de bu sene daha az yaptım diyebilir miyim?
Evet derim. Bu sene beni mutlu edecek şeylere daha fazla odaklandım çünkü.
Öyle olunca da böyle hayatınıza onları çekiyorsunuz bence zaten.
Ya ben şuna çok inanıyorum.
Hangi frekansta salınırsanız...
O frekansı daha fazla çekersiniz.
O yüzden olduğunuz hal olmak istediğiniz hale bir yatırımdır.
Boşuna anda kal demiyorlar.
Anda kal ki olmak istediğin hal için ne yapman gerektiğini fark et ve buna göre de bir aksiyon al.
Fiziksel ve ruhsal sağlık dilemişim.
Daha çok uyu, daha çok su iç falan demişim.
Açıkçası senenin başına ruhsal olarak çok iyi değildim.
Yalan yok. Aktif bir iyileşme süreci içerisindeydim de diyebiliriz.
Beni çok yıpratan bir süreçten geçmiştim çünkü o zamanlarda.
Ama bu süreçte beni ben yapan ve beni gerçekten inanılmaz istediğim noktalara dönüştüren bir başlangıç oldu.
O yüzden o sürece de gerçekten her ne kadar zor olmuş olsa da minnettarım.
Fiziksel olarak da çok büyük bir sıkıntım olmadı Allah'a şükür ama son düzlükte çakıldık biraz.
Böyle boyun ve sırt ağrılarım falan başladı.
Biraz gözlerim isyan etmeye başladı.
Ha bir de bir iki cilt problemi yaşadım ama onu da hallettik yani.
Koca bir şükür diyelim Allah daha kötüsünü vermesin.
Çevremde sağlık sorunları zaten fazlasıyla var arkadaşlar ve bu konu üzerinde sürekli bir çaba halindeyiz.
En azından bir de böyle kendimle uğraşmak zorunda kalmayayım ya.
Bu arada sağlık falan demişken bu yıl ilk ciddi kaybımda yaşadım maalesef.
Canımı anneannemi kaybettim.
O da beni bayağı büyüten bir etkendi.
Çünkü dediğim gibi ilk defa bu kadar ciddi bir kayıp yaşadım.
Yani bunun yanında annemin bu konudaki üzüntüsü de tabii beni derinden etkiledi.
Ya sevdiğiniz birini kaybettiğinize çok üzülüyorsunuz zaten.
Orası ayrı. Ama sevdiğiniz başka birinin üzüntüsünü görmeye de çok ayrı üzülüyorsunuz.
Yani yattığı yer incitmesin diyelim.
Hepimizin kayıpları için diyeyim hatta.
Neyse şimdi döndüreyim konuyu da hemen bir etkisinden çıkalım.
Gerçekten insan üzülüyor ya.
Neyse. Yaratıcı tarafımı daha da çok öne çıkarmak istiyorum demişim.
Çıkarmak için elimden geleni yaptım.
İçerikler ürettim, metinler yazdım, çekimler yaptım, editler yaptım, kurgular yaptım, gezdim, yeni insanlarla tanıştım, hiç görmediğim yerlere gittim.
Bunların yaratıcı tarafımı çok beslediğine inanıyorum.
Mesela ilk yurtdışı seyahatimi yapıp Makedonya'ya gittim ve beni inanılmaz cesaretlendirdi.
Sonra Türkiye'de bir sürü şehir gezdim.
Sivas, Gaziantep, Şanlıurfa, Adana, Kahramanmaraş, Yozgat falan.
Belki unuttuklarım vardır yine ama.
Buralarda deneyimlediğim her şey de beni gerçekten çok mutlu etti.
Aklıma yeni fikirler getirdi.
Yediğim yemekler, gezdiğim yerler, yaşanan anılar bunlar güzel şeyler.
Daha çok öğrenme fırsatı demişim.
Yeni bir dil, yeni bir beceri falan.
Ben bu sene yine çokça kitap okudum.
Çokça araştırdım, yazdım, izledim, anlattım.
Bunların içerisinden bir sürü şey çekip aldım kendime.
Yeni bir keskin beceri böyle çok söyleyemeyeceğim belki ama birçok becerimi geliştirme çabam olduğunu söyleyebilirim.
Ülke yine böyle çokça kez karıştı biliyorsunuz bu sene.
Bir sürü olaylar oldu. Kendi kişisel hayatım, duygusal hayatım, kariyerim, inişler çıkışlar içerisindeydi.
Etrafımda bir sürü şeyler oldu.
Ama tüm bunları kendim için böyle bir gelişim fırsatına çevirme çabam hiç bitmedi.
Hep bu yaşananlardan ne çekip alabilirim ve nasıl faydayı çevirebilirime odaklandım.
Elimden geleni yaptığıma da inanıyorum açıkçası.
Yapamadığım bazı şeyler oldu mu oldu.
2025 benim için böyle bir çok romantik komedi dizisi gibi falan olsun demişim mesela.
Komediler oldu ama romantik şeylerin yokluğu da oldukça dikkat çekiciydi.
Yani şöyle bu beklenendi aslında.
Çünkü gerçekten sağlıklı romantizm için kendimi dinlemem.
İsteklerimi ve ihtiyaçlarımı iyice bir çözümlemem gerekiyordu.
Önceden yaptığım hataları tekrar yapmak istemedim de açıkçası.
Ve böyle hep bir çözümleme, anlama süreci içerisine girdim.
Bu da haliyle bir süre ister tabii ki.
Öyle hemen olacak şeyler değil bunlar.
İyi ki de bu süreyi tanıdım ama kendime.
Orası ayrı. Olsun.
2026'ya bu konuda inancım var.
Absürt ama tatlı şeyler gelsin demişim hayatıma.
Yani hiç böyle nitelendirebileceğim bir şey gelmedi şu an aklıma ya.
Bilmiyorum gelseydi hani...
Öyle bir şey olsaydı aklıma gelirdi daha doğrusu.
Absürt olaylar yaşadığım oldu da hani absürt tatlılık derken ne demek istedim acaba?
Kendimi bilmiyorum daha. Neyse bakarız bu sene yaşarsak belki hani.
Heh buymuş falan derim.
Ha bir de cesaret istiyorum demişim.
Bunu herhalde finansal açıdan dedim.
Yani büyük ihtimalle öyledir. Ya ben finansal böyle risk cesaret konusunu bu senede tam anlamıyla çözemedim.
Bu konuda acilen böyle bir adım atıp paramı en iyi şekilde değerlendirmeyi öğrenmem lazım.
Ve bu konuda da cesaretli olmam lazım.
Mesela araba istiyordum.
Onu da cesaret edip alamadım.
Büyüdüğünüz ortamla da çok alakası var bence gerçi böyle şeylerin de.
Çünkü benim annemle babam da bu tarz konularda çok riskçi insanlar değiller.
Kredi kartı kullanımı bile böyle onlar için büyük bir olay.
Hal böyle olunca da insana işliyor abi yani.
Şu olayı nasıl çözebilirim?
Her türlü öneriyi açığım.
Bana yazarsanız çok mutlu olurum.
Şimdi 2025'i anlatırken biraz 2026 isteklerimden de bahsetmiş olabilirim tabii ama şöyle bir en baskın en öncelikli neler istiyorum bir bakalım.
Bir kere 2026'da hayatımda böyle bir köklü büyük bir değişiklik istiyorum artık.
Çok monotona bağladım bence.
Bir şehir değişikliği olur, köklenebileceğim yeni bir ev olur, böyle yeni bir deneyim getirecek bir değişiklik istiyorum.
Şu köklenme meselesi baya önemli aslında benim için.
Birçok şeyi köklenemediğim için yapamadığıma inanıyorum.
Yani aidiyet geliştirme konusunda problem yaşayan biri değilim.
Aksine çok hızlı aidiyet geliştiririm.
Böyle hemen olduğum yere, durumu, insanı sahiplenirim o his içime geldiğinde.
Ama köklenmek ayrı bir olay gibi sanki.
Ve bence herkesin köklenebildiği bir aidiyet yaşaması gerekir diye düşünüyorum.
Özellikle belli bir yaştan sonra.
Bu olaya 2026'da artık bir el atmam lazım.
Ya bir de gerçekten artık sisteme sinir olup kendime böyle bir işengeçlik de yaratarak vize işlerini ertelememeye çalışacağım.
Çünkü bu yeni yerler görmemi inanılmaz baltalayan bir şey.
Ve bu sene farklı iki ülke görmek istiyorum en az.
Ürettiğim içerikleri de böyle belirli bir standarta oturtmak istiyorum.
Ben biraz böyle başına buyruk bileyim arkadaşlar.
Canım ne istiyorsa, nasıl istiyorsa çok da önemli değil yani.
Onu yaparım. Canımın istediğini ve canımın istediği şekilde yaparım.
Yani bazen bu biraz sinir bozucu da olabiliyor ama.
Önemli benim için. Ama bunu biraz bastırıp böyle daha standarta bağladığım şeyler yapmayı da öğrenmem gerek.
Bu standarda da böyle hani robotlaşmak gibi falan düşünmeyin.
Benim kastım şu aslında.
Beni tanıyan biri bir içeriği görünce hani bu Melisa evet bu tam olarak Melisa diyebilsin.
Yani ses tonumdan, anlatımımdan, ritmimden, cümle kurma şeklimden.
Ha bu onun kafası falan aydınlanması yaşasın yani.
Net bir şekilde demesinden bahsediyorum bunu.
Biraz bunu istiyorum. Yine bir başka noktadan duygusal zekası kuvvetli ve destekleyici insanları hayatıma çekmek.
Bunun da bana bir şeyler katmasına izin vermek istiyorum.
Bu senede bence çokça böyle insan çektim hayatıma.
Dediğim gibi hani o frekansta salındığım için biraz da.
2026'da da çekmeye devam etmek istiyorum.
Kariyer anlamında artık bir şeylere karar verip böyle bir odaklanmak ve yükselerek hatta kazanarak daha da kazanarak yani ilerlemek istiyorum.
Bakın burada aslında kazanmak derken sadece para da değil.
Tamam para da olsun lütfen.
Hatta lütfen çok olsun.
Ama benim asıl kastım şu.
Ya ben ne yapıyorum sorusuna böyle her sabah daha net bir cevapla uyanmak istiyorum.
Çünkü bazen kendimi böyle bir sürü ihtimalin ortasında hiçbir şeye tam ayak basmayan biri gibi hissediyorum.
Hani bir ayağın taşta bir ayağın kumda sen de şey diyorsun ben yürüyemiyorum ki.
E canım yani nasıl yürüyeceksin?
O yüzden 2026'da kendime şunu demek istiyorum.
Melisa tamam güzel de yani şimdi artık bir tane şey seçiyoruz.
Bir tane şeyin içine giriyoruz ve derinleşiyoruz.
Sonra da aa bak bu benim istediğim şey.
Bu benim dediğim seviye falan gibi bir noktaya çıkıyoruz.
Yani o kendi gücümle yaptığım hissini daha sık yaşamak istiyorum açıkçası.
Çünkü o his cidden insanın böyle omurgasını düzleştiren bir şey.
Belki boyun ve sırt ağrılarından da bunu düzelterek kurtuluruz.
Yani bu saatten sonra biraz kurtulamayacak gibiyim ama neyse.
Ya ve bu odaklanma meselesi sadece işte de değil hayatın genelinde.
Mesela ben 2026'da şöyle bir şeye inanılmaz ihtiyacım olduğunu fark ettim.
Ritüeller abi. Yani sabah rutini, akşam rutini falan böyle.
Ya biraz klişe geliyor biliyorum ama yani evet tam olarak o.
Çünkü ben dağıldığımda dağılmayı çok iyi biliyorum.
Ama toparlandığımda da toparlanmayı iyi biliyorum.
Problem şu. Toparlanmaya geç başlıyorum.
O yüzden 2026'da kendime daha erken müdahale etmek istiyorum.
Hani böyle aa ben yine kafamın içinde 18 tane senaryo yazmaya başlamışım dediğim an orada bir duracağım.
Tamam senaryo yazarlığına sonra devam ederiz diyeceğim.
Hani şimdi gel bir su iç falan diyeceğim belki de yani.
Bu bile büyük bir gelişim olur diye düşünüyorum.
2025'de romantik komedi olmadı dedim ya.
2026'da en azından romantik kısmı gelsin istiyorum biraz da ya.
Komediyi ben zaten tek başıma yaparım.
Orada bir sıkıntı yok. Yani bana romantik lazım artık anlayacağınız.
Aşırı klişe ama maalesef lazım yani.
Şunu da biliyorum bu arada.
Ben artık beni seçen birini değil de beni anlayan ve benimle birlikte büyüyebilen birini istiyorum.
Yani büyük cümle kurdum biliyorum ama net.
Yani beni anlayan ve benimle birlikte büyüyebilen birini istiyorum.
Bir de 2026 için şu hedefi de korumak istiyorum.
Daha çok fiziksel bakım.
Yani bakım derken estetik manada değil sadece.
Uykusu, hareket.
Çünkü ben bazen gerçekten bir bitki gibi yaşıyorum.
Hani su verilmeyince solan sonra da solunca kendime kızıyorum.
Kızıyorum ki bir kızıyorum ki hem de.
E su vermedin ki abi yani.
Su vermedin ne bekliyorsun?
O yüzden kendime daha iyi bakacağım.
Bu yıl boyun sırt ağrısı bana bir şey dedi zaten.
Hani kendine gel bak ben de geldim dedi.
Ve son olarak şunu söylemek istiyorum.
2025 evet benim için gerçekten zor bir yıldı.
Güzel yanları vardı, komik yanları vardı, yorduğu yanları vardı.
Ama ben şunu hissediyorum.
Ben 2025'te kendime baya yaklaştım.
Yani en azından biraz daha diyelim.
Ve bu bana yetiyor.
Çünkü bazen çok ilerledim diye bir şey yok.
Bazen az ama gerçek ilerlemek var.
Benim için 2025 tam olarak buydu.
Kendimi en yetişkin hissettiğim ve gerçekten en olgunlaştığım yıldı bu zamana kadar ki.
2026'dan da isteğim bu açıkçası.
Daha gerçek bir yıl olmasını, daha net bir yıl, daha köklü, daha odaklı ve aynı anda daha hafif olmasını istiyorum.
O zaman sana bir soru.
Sen 2026'dan neler istiyorsun?
Bölümü sonuna kadar dinlediğin için çok teşekkür ederim.
İhtiyacı olduğunu düşündüğün bir arkadaşınla paylaşmayı ve yeni bölümleri kaçırmamak için Spotify'dan takip edip zili açmayı unutma lütfen.
Kucak dolusu sevgi ve öpücüklerimi iletiyorum.
Kendine çok iyi bak.
Bir sonraki bölümde 2026'da buluşmak üzere.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
