
Neden hep yorgunuz: Horlama ve uyku apnesi (Konuk: Özen Kaçmaz Başoğlu) |56|
12 Ağustos 2026 · 24 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Bu bölümde uykuda solunum bozukluklarını göğüs hastalıkları uzmanı Prof. Dr. Özen Kaçmaz Başoğlu ile ele alıyoruz.
Yanıt aradığımız sorular:
- Toplumda kaç kişide uyku apnesi var ve neden çoğu bunu bilmiyor?
- Horlamak tek başına uyku apnesi demek mi, ne zaman bir uyarı sayılmalı?
- Uykuda nefesimizin durduğunu kendimiz fark edebilir miyiz?
- Tek başına yaşayan biri uyku apnesinden nasıl şüphelenebilir?
- Uyku apnesi sadece kilolu, orta yaşlı erkeklerde mi görülür? Kadınlarda, gençlerde, çocuklarda durum ne?
- Akıllı saatler ve telefon uygulamaları uyku apnesi tanısı koyabilir mi?
- Sırtüstü yatmak gerçekten fark yaratıyor mu?
- Uykusuzluk ve depresyonla psikiyatriste başvuran birinde uyku apnesinden ne zaman şüphelenmeli?
- Uyku apnesi hangi hastalıkların riskini artırıyor?
- Burun bantları işe yarar mı, ameliyat kesin çözüm müdür?
İçerik
(00:00) Giriş ve konuğumuz
(03:15) Ne kadar sık görülüyor?
(04:10) Horlama, apne ve tanık
(08:27) Kimlerde görülür?
(10:28) Tanı ve yatış pozisyonu
(15:26) Psikiyatri ve diğer hastalıklar
(19:03) Tedavi ve kapanış
Kaynaklar
İletişim
nebiliyorus@gmail.com
https://www.instagram.com/cenanhep
Transkript
Sabah uyanınca yeterince dinlenmiş hissetmemek, birçok branştan hekimin en çok duyduğu yakınmalardan biri.
Neden Hep Yorgunuz başlıklı 47.
bölümün bu kanaldaki en fazla dinlenen bölümlerden biri olması da aslında aynı şeye işaret ediyor.
Ne Biliyoruz'a hoş geldiniz.
Ben Cenan, psikiyatri uzmanıyım.
Bu kanaldaki yayınlarda insanları daha iyi anlamanıza yardımcı olmayı hedefliyoruz.
Gündüz uyuklama yakınması olan birinde aslında akla gelmesi gereken ilk nedenlerden biri uyku apnesi.
Yani uyku sırasında sağlıklı nefes alamama.
Ama ben 47. bölümde uyku apnesine hiç değinememiştim.
Çünkü bu konuyu benden çok daha güzel anlatabilecek çok daha yetkin insanlar var.
İşte bu kişilerden biri Prof.
Dr. Özen Kaçmaz Başoğlu bugünkü konuğum.
Kendisi Ege Üniversitesi'nde göğüs hastalıkları uzmanı.
Uykuda solunum bozuklukları da özel ilgi alanlarından biri.
Üstelik çok da iyi bir konuşmacı.
Sağolsun uzun zamandır üzerine bir bölüm yapmak istediğim bu önemli konu için konuk olmayı kabul etti.
Neden çok önemli bir konu?
Birincisi gece rahat nefes alamamak, yalnızca gündüz uykulu hissetmeye değil birçok başka hastalığın ve maalesef ölümcül olabilen trafik kazalarının da artmasına yol açıyor.
İlgilenenler için hocamızın bu konuda çok sayıda önemli yayını var.
İkincisi de bu kadar önemli ve sık görülen bir hastalık olmasına rağmen hastaların büyük bir kısmı hastalığının farkında değil.
Ya kendi normalini öyle zannediyor ya da çareyi başka yerlerde arıyor.
Siz ya da sevdiklerinizden birilerinin bu kişiler arasında olma ihtimali çok yüksek.
Özen Hoca'nın uyku apnesinin ne olduğunu, kimlerde görüldüğünü, nasıl anlaşıldığını ve gerçekten işe yarayan tedavilerin neler olduğunu çok akıcı bir şekilde anlattığı bu bölüm umarım birçok kişinin hayatına
dokunacaktır. Hocam hoş geldiniz.
Merhaba hoş buldum. Nasılsınız?
Çok teşekkürler çok iyiyim.
Seni gördüm daha iyi oldum.
Burada olmak çok güzel. Ben de çok mutlu oldum.
Kabul ettiğiniz için yayına katılmayı çok teşekkürler tekrar.
Siz göğüs hastalıkları uzmanısınız.
Aynı zamanda uykuda solunum bozukluklarıyla ilgileniyorsunuz.
Nasıl oldu bu alana ilginiz?
Aslında... Çok da böyle değişik bir hikayem yok.
Göğüs hastalıkları uzmanıyım.
Hala bunu yapıyorum çok uzun yıllardır.
22 yıl kadar önce hocalarım dediler ki bir uyku laboratuvarı açmamız lazım.
Bu görevi sana verdik.
Peki dedim. Eğitimlerini aldım.
Laboratuvarı hazırladım. Bu 1-2 sene sürdü ve 2006 yılından beri de işimin yarısı uykuda sonun bozukluklarını tedavi etmek.
Başka bir de işte daha çok da uyku apne hastalarını.
Tedavi etmek yani 20 sene olmuş herhalde başlayalım.
Çok uzun yıllardır bu alanda çalışıyorsunuz.
Evet çok da mutluyum bu alanda çalışmaktan.
Çünkü çok başarılı sonuçlar alıyoruz tedaviyle.
Hastalarımız mutlu olunca biz de mutlu oluyoruz.
O yüzden de çok severek yapıyorum.
Harika. Bu programı planlarken ben şunu düşünmüştüm.
Aslında uykuda solunum bozuklukları insanların sandığından çok çok daha yaygın.
Olasılıkla bu bölümü dinleyenler içinde de Hali hazırda uykuda solunun bozukluğu olup farkında olmayan insanlar olacaktır.
Kesinlikle. Toplumda gerçek sıklığıyla ilgili bir veri var mı?
Gerçekte ne kadar sık görülüyor?
Çok sık görülüyor. Erkeklerde biraz daha fazla.
Yüzde 15-30 gibi söyleyebilirim.
Kadınlarda da yüzde 10-15 gibi.
Ortalama yüzde 20 dersek demek ki 5 kişiden birinde uyku apne var.
Başka sevdiğim bir veriyi söyleyeyim.
Tüm dünyada 1 milyar kadar uyku apne hastası var.
Ve bunların yarısı da orta veya ağır düzeyde uyku apne.
Yani mutlaka tedavi edilmesi gerekiyor.
En dramatik şey ise bunların pek çoğu %70-80'i uyku apnesi olduğunu bilmiyor.
Yani bizi dinleyenlerden de uyku apnesi olup bunu bilmeyen çok kişi var diye düşünüyorum.
Bir de %15-30 ise o zaman her ailede neredeyse var diyebiliriz.
Belki dinleyenler, belki dinleyenlerin yakınlarında.
Uyku apnesi, uykuda solunum bozukluğu deyince benim aklıma horlama geliyor.
Horlama belli bir yaştan sonra doğal bir şey mi?
Zaten hani yaşlanmanın normal bir parçası mı?
Yoksa bir şeylerin habercisi mi?
Horlama çok... Önemli bir yakınma aslında.
Yaş ilerledikçe biraz daha fazla horluyoruz 50 yaşından sonra.
Ama hani 20 yaşında olup yurttan atılan, arkadaşlarını uyutmayan da birçok insan oluyor biliyorsunuz.
Bizim uyku apne hastalarının hemen hemen hepsi horluyor.
Fakat tek başına horlama uyku apne demek değil.
Onun yanında başka yakınmaların da olması gerekiyor.
Uykuda nefesinin durduğunu birinin söylemesi, gündüz uykulaması, sabah yorgun kalkması, uykudan boğularak kalkması gibi başka yakınmalar da varsa o zaman uyku apne araştırıyoruz.
Yani özetlersem horlama uyku apne hastalarının hepsinde var ama tek başına horlama olması uyku apne demek değildir.
Horlama yanı sıra diğer yakınmaları var.
varsa uykuyu bilen bir hekime başvurularsa.
gerekli incelemeler yapılır.
Uyku apnesi uykuda solunumun durması mı demek?
Evet. Gündüz hiçbir sorunu olmayan hasta yani akciğerinde bir akciğer hastalığı yoksa koa hastam gibi hiçbir sorunu yok ama gece uyuduğu zaman üst hava yolları kapanıyor.
Kapandığı zaman içeriye oksijen giremiyor.
Karbondioksit çıkamıyor ve beyinden bir uyarı geliyor.
Uyan ölüyorsun diye.
Çok şükür ki böyle bir uyarı geliyor ve hasta horlayarak bazen çok gürültülü bir horlamayla bazen daha kibar nefes alıyor.
Ama bir süre sonra aynı şeyi tekrarlıyor.
Kendini görmediği için hasta mutlaka hastayı uykusunda gören birine sormamız gerekiyor.
Uykuda nefes durması var mı?
Tanıklı apne diyoruz buna.
Yani tanıklı nefes durması.
Dolayısıyla bizim iyi bir tanığa ihtiyacımız var.
Hastanın nefesini durup durmadığını.
Çünkü sorsak hastaya uykuda nefesini duruyor mu?
Yok durmuyor der. Halbuki doğru cevap bilmiyorum.
Çünkü uykuda kendimizi görmüyoruz.
O yüzden eşini, sevgilisini, annesini babasını vesaire mutlaka hastanın öyküsünü alırken yanında olsun istiyoruz.
Peki yanındaki kişiye ne soruyoruz?
Yani bir insan yanındaki kişinin apneye girip çıktığını nasıl anlayabilir?
Tamamen nefesi duruyorsa anlamak çok kolay aslında.
Bir de nefes azalması var hip hop ne diyoruz buna onu anlamak biraz daha zor ama apne çok kolay.
Horluyorken birdenbire nefesi tamamen duruyor ölmüş gibi eşler çok korkuyorlar ve dürtüyorlar kocalarını.
Dürtmeseler de işte Demin söylediğim gibi birazdan bir uyarı geliyor beyinden ve o uyarıyla horlayarak hasta nefes almaya başlıyor.
Bu gerçekten sevdiğin insanın nefesinin durduğunu görmek çok korkutucu bir şey.
Öyle bir hastam vardı, bütün gece oturup her apnede kocasını dürtüyordu.
Kocası işe gidince de uyuyordu evde.
Gerçekten çok zor bir şey.
Erkekler bazen, hastalarımızın çoğu erkek, erkek adam horlar deyip eşlerine inanmıyorlar ve bize gelmiyorlar.
Oysa korkutucu olan horlama değil, nefesinin durması.
Çünkü her nefes duruyor. Peki bir insan tek başına yaşıyorsa nasıl anlayabilir?
Ki giderek daha fazla tek başına yaşayan var.
Yani ya ayrıldığı için ya eşi vefat ettiği için yalnız yaşayan çok var.
Mümkünse bir yakının gelsin ve seni...
uykunda gözlesin diyoruz.
Ama bunu yapacak da kimse yoksa ve uyku apne düşünüyorsak eve verdiğimiz uyku testi cihazlarımız var.
Bunları veriyoruz ve onun sonucuna göre de eğer gerçekten varsa laboratuvara yatırıp uyku testi yapıyoruz.
Tanı alma sıklıkla herhalde bir tanığın sen bak gece nefesin duruyor gibi bir doktora git demesiyle oluyor diye tahmin ediyorum.
Peki tek başına yaşayanlar ne olursa ya bende uyku apnesi olabilir bir doktora gideyim diye düşünsünler.
Tabi tanığı olmayacak ama o apneden bazen boğularak sanki biri boğazını sıkıyormuş gibi uyanabilir.
Sabah yorgun kalkabilir.
Gözü yatakta yani 7-8 saat yatmış uyumuş ama hala yorgun keşke daha uyusam diyebilir.
Konsantrasyon bozukluğu, sinirlilik olabiliyor.
Boğularak uyanma olabiliyor.
Bazen bacak hareketleri olabiliyor uykuda.
Bunların hepsi... hastaya uyku apne olabileceğini düşündürmesi gerekiyor.
En azından bir aile hekimine gitse, sorgulansa bize yönlendiriyor onlar zaten.
Gündüz yorgunluk ve gözünün yatakta olması sizin deyiminizde önemli bir uyarıcı herhalde.
Evet, gerçi günümüzde sosyal medyadan dolayı yatakta hiç istemediğimiz işte tablet, telefon vesaire kullanımı nedeniyle gençler geç yatıyorlar.
Erken kalkması gerekirse gözü yatakta olabiliyor onların ama ben ondan söz etmiyorum.
Düzgün uyumuş 7 saat ama hala yorgun kalkıyor.
Bu sorgulanması gereken bir şey.
Az önce siz de söylediniz hastalarımızın önemli bir kısmı erkek diye.
Genelde apne deyince de kilolu, orta yaşlı ya da biraz üstünde erkek hastalar daha çok akla geliyor.
Bu kesin bir kural mı?
Mesela zayıf birinde olabilir mi?
Kadınlarda olabilir mi?
Gençlerde ya da çocuklarda olabilir mi uyku apnesi?
Çok tipik bir fenotip böyle orta yaşlı 50 yaş civarında kısa kalın boyunlu göbekli uyuklayan ya da size yorgun bakan metroda uyuduğunu gördüğünüz erkekler.
Klasik bir fenotip ama sizin de söylediğiniz gibi çocuklarda, zayıflarda, gençlerde bizim tıp fakültesi öğrencimiz var bir sürü bizim hastamız olan 20'li yaşlarda.
Çok fazla hasta var yani o çok tipik bir fenotip olsa da herkes de olabiliyor.
Kadınlar da biraz kadınlık hormonunu koruyor.
Menopoza kadar erkekler 2-3 kat daha fazla uyku apneye yakalanıyorlar.
Ama menopozdan sonra hem hormonlar olmadığı için hem kadınlar daha çok kilo alıyor.
Kadın erkek oranı eşitleniyor.
Ben erişkin hekimiyim ama çocuklarda doyuk apne var ve bence çok önemli bir konu.
Çünkü çocuğumuz bizim canımız olan çocuğumuzun apnesi var ve doktora götürmezsek tedavi etmezsek o çocuk aynı büyüklerdeki gibi oksijensiz kalıyor.
Dikkat eksikliği, okul başarısızlığı, huzursuz bir çocuk olması yanı sıra bütün organları gece boyunca oksijensiz kalıyor.
Çocuk hekimleri biraz daha şanslı.
Çocuklardaki en büyük neden bademcik ve geniz eti büyüklüğü.
Dolayısıyla onları aldırdığınız zaman horlaması, nefes durması, oksijensiz kalması vs.
hepsi düzeliyor ve okul başarısı da artıyor çocuğun.
Apne görürseniz çocuğunuzda mutlaka doktora başvurun.
Geçer belki diye beklemeyin.
Peki hocam bu akıllı saatler cep telefonu uygulamalarında da çok fazla takip programı var.
Bunlar ne kadar başarılı ve bununla birlikte az önce biraz bahsettiniz aslında ama kesin tanıyı nasıl koyuyoruz?
Uyku apne düşünüyorsak hastaya polisomnografi denilen...
Türkçesi uykunun çoklu görüntülenmesi denilen bir yöntemle gece uyku laboratuvarımıza yatırıyoruz.
Her yerine EKG çekilir gibi bir sürü elektrot yapıştırıyoruz.
Canını acıtan bir şey değil kişinin.
Gece boyunca pek çok veriyi kaydediyoruz.
Sabah da incelediğimiz zaman uyku apne var mı yok mu bunu anlıyoruz.
Klasik yöntem bu. Eve verilen testler var.
Bunlar da kullanılabilir.
Biraz daha konforlu oluyor tabii.
Laboratuvardaki kadar çok bilgi vermiyor ama yine de uyku apne tanısı koydurabiliyor.
Bir de kişi evinde kendi yatağında yatmış oluyor.
Daha konforlu oluyor. Cep telefonlarına gelince çok sorulan sorulardan çünkü teknoloji giderek artıyor.
Gençler kullanıyor.
Apneyi saptayabildiğini iddia eden algoritmalar var.
Giderek de daha iyi oluyor ama evde ya da laboratuvarda yapılan uyku testi kadar başarılı değil.
5 sene sonra bu soruyu sorduğunuzda belki cep telefonlarıyla artık biz de tanık oluyoruz diyebilirim ama şu anda değil.
Yani ben kendim açımdan da soruyorum.
Diyelim ki bir hastamın uyku sorununun kaynağının uyku apnesi olabileceğini düşündüm.
Teknolojiyi iyi kullanan akıllı saati olan işte cep telefonuna hakim bir kişi ona şöyle diyebilir miyim ya bir uygulamadan bak bakalım sende sakın apne olmasın.
Uygulamada sende apne yok diye bir sonuç gelirse de ona güvenebilir miyim?
Hayır. Çok net.
Şimdi çok ayrıntılı söylemek istemiyorum ama sıkmamak için dinleyicilerimizin.
Uykuda nefes durması ve azalması var.
Hipopne azalması. Hipopne dememiz için oksijenin düşmesi lazım.
Cep telefonu oksijeni çok da ölçmüyor.
Ya da beyinden uyarı gelmesi lazım.
EG yok. O beyinden gelen uyarıyı da cep telefonu görmüyor.
Dolayısıyla bir takım algoritmalarla tahmin ediyor.
Yani eve test verelim cep telefonundan bakmasın.
Anladım. O ekarte etmez yani.
Etmez. Ondan emin olamayız asla.
Peki kişilerin nasıl yattığı fark eder mi?
Sırt üstü, yan yatması, yüz üstü yatması?
Fark eder. Kime sorsanız sırt üstü yatmıyorum der.
Ben de hiç sevmem ama gece hepimiz sırt üstü dönüyoruz.
Pozisyonel uyku hapli dediğimiz bir durum var.
Ne demek? Sırt üstü yattığında yan yattığının iki katı nefesi duruyor kişinin.
Zaten hani... Herkes bilir horlayan kişi de sırt üstü yatıyorsa daha çok horlar.
Eşler dürter yan dönsün diye.
Uyku apne de de öyle. Sırt üstü yatınca dil geriye kaçtığı için o faringsin kapanması uyku apneye neden olması daha kolay oluyor.
Yan dönünce daha az oluyor.
Buna pozisyonel uyku apne diyoruz.
Herkesi de yok ama böyle de olabiliyor gerçekten.
Aynı şekilde mesela çok yorgunken daha çok horlarız.
Alkol hem apneyi hem horlamayı arttırır.
Bu da bilinen bir şey.
Mesela sizin hafif hastalarda...
Ben tıp vakitesini hatırlıyorum işte sırtına beyzbol beyzbol demişim tenis topu koy sırt üstü yatmamak için falan gibi öneriler vardı.
Hafif hastalarda sen yan yat dediğiniz bunu yeterli bulduğunuz oluyor mu?
Evet aslında pozisyon...
Cihazı dediğimiz bir cihaz var yurt dışında.
Ne yapıyor? İşte kimisi bileğe takılıyor, kimisi kemer gibi karna takılıyor, kimisi boyuna takılıyor.
Hastanın sırt üstü yattığını algılıyor ve ufak bir uyarı veriyor uykusunu bozmadan, bir vibrasyon veriyor.
Eşlerin dürtmesi var ya kibarca işte onu yapıyor aslında ve hasta yan dönüyor ama ağır hastalara değil.
Hafif hastalarda ve pozisyonel olan yani sırt üstü yattığında daha çok nefesi duran hastalarda kesinlikle kullanılabilir.
Türkiye'de olmadığı için biz hala o klasik tenis topu yöntemini uyguluyoruz.
İki kürek kemiği arasına bir cep dik, içine tenis topu koy.
Çünkü bu söylediğim cihazlar 500 euro, tenis topu 50 lira idi.
En son baktığımda tenis topunu koy ve sırt üstü döndüğünde o tenis topu rahatsız edeceği için hasta yan dönüyor.
Bana orada hep o da bir rahatsızlık veriyor ya.
Şikayeti gündüz uykusunu alamamak.
Gene alamamış gibi olacak.
Ben de bunu tanışmak için soruyorum.
İki bacağının arasına yastık koyunca da o böyle sırt üstü dönmeni önlüyor gibi sanki.
Öyle bir taktik var mı?
Öyle bir taktik kitaplarımızda yok ama hastalardan bildiğim çok ilginç işte süt yeni ters takıp içine sünger doldurma, sırtını duvara dayayarak böylece dönmemeye çalışma gibi
kendince zihni sinir projelerle yapanlar var.
Peki şöyle bir şey diyebilir miyiz hocam?
Yan yatmak kesinlikle sırt üstünden daha sağlıklıdır diye bir genelleme yapabilir miyiz herkes için?
Yani hani abdesti yoksa horlaması yoksa istediği gibi yatsın.
Nasıl istiyorsa yatsın anladım. Ben yüzük oyun yatmayı çok severim mesela.
Ben hayatta yatamam. Peki hocam şimdi ben daha önceki bir bölümümüzde de bahsetmiştim.
Uyku ile ilgili yakınmalar aslında psikiyatri hastalarında en sık yakınmalarından biri.
Biz uykuya...
Uykusuzluğa diyeyim psikiyatride enfeksiyon hastalıklarının ateşi gibi bakarız.
Yani kendisini bir an önce kontrol etmek isteriz.
Sebebi ne olursa olsun uykusuzluk yıpratıcı olabilen bir şey.
Hem bir an önce hastamız uyusun isteriz hem de uykusuzluğun neden olduğunu bulmamız da şarttır.
Yani sadece onu düzeltmek yetmez.
Hangi uyku ile ilgili hangi şikayetlerde biz özellikle uyku apnesi olabileceğinden şüphelenelim?
Uykusuzluk çeken ya da insomni dediğimiz hastalar sizlere geliyorlar, psikiyatristlere geliyorlar.
Aslında birçok hekim psikiyatride dahil diğer branşlarda hep gündüz.
Neyim var diye sorarız.
Aslında ömrümüzün üçte birini uykuda geçiriyoruz.
Dolayısıyla uykuyu da sormamız gerekiyor.
Uyku apne hastalarında işte gündüz uykululuk, yorgun uyanma, sinirlilik, konsantre olamama, gece boğularak uyanma, eşinin söylediği apne, horlama gibi yakınmalar var.
Ama özellikle kadınlar sadece uykusuzluk ve depresyonla da karşımıza çıkabiliyor.
Şimdi insomnisi var yani uykusuzluğu var, depresyonu var.
Bana gelmiyor uyku apne diye size geliyor.
Psikiyatriste gittiğinde sormazsanız uyku apneyi, kuşkulanmazsanız vereceğiniz ilaçlar uyku apneyi daha da arttırabilir.
O yüzden de size de çok iş düşüyor.
Mutlaka bunlara sorgulamak gerekiyor.
Çünkü bazı ilaçlar gerçekten hem bu...
Farenks'i açık tutan kasları etkilediği için ya da sonun merkezini etkilediği için bu teskin edici dediğimiz ilaçlar apneyi daha da arttırabilir.
Kadınlarda özellikle dikkat etmek lazım.
Özellikle tedaviye yanıt alamadığımız durumlarda da herhalde öncelikle akla gelmesi gereken şeylerden biri.
Peki diğer hastalıklarla ilişkisi hocam?
Uyku apnesi benim bildiğim kadarıyla işte hipertansiyon, belki başka kalp deritim bozuklukları.
Belki nörolojik hastalıkların riskini arttırabiliyor.
Onlarla bir ilişkisi var mı?
Çok ilişkisi var. Bizim hastalarımızın yani uyku harpli hastalarının yüzde ellisinde hipertansiyon var.
Dirençli hipertansiyon hastalarının ne demek istiyoruz?
Üç ilaçla hala bir türlü tansiyonunu kalp doktoru kontrol edememiş.
Mutlaka uyku harpli araştırması lazım.
Ritim bozukluğu çok sık görülüyor.
Kalp krizi geçirme sık görülüyor.
Mesela normalde insanlar kalp krizini gündüz geçirir.
Yapılan araştırmada uyku apne hastalarının uykularında geçirdiği saptanmış.
Çünkü bu nefes durması sırasında oksijensiz kalıyor.
Kalpte oksijensiz kalmaya çok duyarlı bir organ.
İktidarsızlığa kadar neden oluyor.
Yani araştırılıyor, araştırılıyor.
Kimsenin aklına da gelmiyor uyku apne olmasın diye.
Pek çok şeker hastalığı, insülin direnci, pek çok hastalıkla birlikte görülüyor.
Ve bu hastalıkların özellikle kalp hastalıklarının ve diabet riskini 2-3 kat arttırıyor.
Tedavi ettiğimizde de o hastalıklar olumlu etkileniyor.
İki taraflı bir ilişki var.
Mutlaka bizim ki bunları gidip seminerler yaparak anlatıyoruz.
Kalp doktorlarına, endokrin doktorlarına bu hastalığı psikiyatristlere anlatmamız lazım ki hastaları sorgulasınlar ve bize yönlendirsinler.
Yani şunu herhalde vurgulamak için de söylüyorum aman canım horlasın denecek bir şey kesinlikle değil.
Kesinlikle değil. Peki her horlayan bende apne var mı diye gidip bir muayene olsa kötü mü olur?
Muayene olsa muayene ile anlaşılacak bir şey yok.
Nefesi duruyor mu? Gündüz uykuluğu var mı?
Bunlara bakmak lazım.
O yüzden en güzeli bir tanık bulup kendine uykuda nefesi duruyor mu diye bakmak.
Bir de konuştuğumuz gündüz uyklama, uykudan boğularak uyanma, sabah yorgun uyanma, sinirlilik, konsantre olamama gibi diğer yakınmalar var mı diye kendini sorgulayabilir.
Bunların hepsi birden varsa bir uyku laboratuvarından randevu alabilir.
Peki kliniğini kimlerde olduğunu?
Tanısını epey konuştuk.
Son olarak tedaviyi sormak istiyorum.
İnsanların kendi kendine evde yapabileceği şeyler var mı?
Mesela yan yatmayı söyledik.
Ya da burun bantları marketlerde satılıyor.
Onların bir mantığı var mı?
İşe yarar mı? Gerçek tıbben uygun tedavisi nedir?
Uykulu boyut varında veya evde yatırdığımız zaman hastanın nefesi duruyor mu duruyorsa saatte kaç kere duruyor diye bakıyoruz.
Eğer bir insanın nefesi saatte 5'ten az kere duruyorsa sende uyku apne yok diyoruz.
Ben kendime yaptım. 0.8 çıktı.
5 ile 15 arasında duruyorsa hafif uyku apne, 15-30'a orta, 30'un üstüne ağır uyku apne diyoruz.
Genelde orta ve ağırsa mutlaka pozitif havayolu basıncı tedavisi SIPAP diye de geçer.
Basınçlı hava veren cihaz kullanmamız lazım ama daha hafif olanlar ya da sadece horlama varsa o zaman bazı kulak-burun-boğaz hekimlerinin yaptığı cerrahiler, diş hekimlerinin yaptığı ağıza takılan apareyler,
kilo verme çok önemli, pozisyon Siyonel yönü varsa konuştuk bunu.
Yan yatması gibi yöntemler çok önemli.
Burun bantlarını biz hiç sevmeyiz.
Bir dönem biliyorsunuz bütün futbolcular burun bantıyla çıkıyordu.
Burun bantları o kanatları açarak daha rahat nefes almasını ve horlamasını engelliyor.
Eğer sadece horlama hastasıysa hiç itirazım yok.
Ama uyku apnesi varsa onu düzeltmiyor.
Bir de horlaması kesildiği için ev halkı mutlu oluyor.
Doktora da gelmiyor hasta.
O yüzden... Sevdiğimi söyleyemem ama sadece horluyorsa aslında uyku apnesi yoksa o zaman kullanılabilir.
O burnun biraz genişlemesi çok minimal bir hava artışı sağlıyor herhalde.
Bir pozitif basınç cihazına göre çok çok daha hafif bir artıştır muhtemelen.
Öyle zaten burundan ziyade bizim sorunumuz farings yani yutak Türkçesini söylersek.
Burada kapanma oluyor gece.
Benimki kapanmıyor da neden uyku hapli hastasındaki kapanıyor?
Bir sürü mekanizması var.
Mesela obezite bunlardan bir tanesi.
Çenenin küçük olması ki zayıf hastaların çoğunda küçük çene var.
Bir insanın çenesi küçükse havayolları baştan dar demektir.
Dolayısıyla gece gevşediğinde o dar havayolların kapanma riski daha da fazla oluyor.
İşte boynu kalın hastalarda ciddi bir yağ biriktiği zaman gece uykuda o farenksi kapatma, baskı yapma olabiliyor gibi bir sürü farklı mekanizması var.
Dolayısıyla hani sadece burnu açalım, burundan ameliyat olalım da uyku apneemiz geçsin diye bir şey yok ama hafif hastalarda yumuşak damağı ya da küçük dileğe yönelik bir takım cerrahi operasyonlar yapılabilir.
Fakat orta ve ağır hastalarda...
İşe yaramıyor. Hani bu maskeyi kullanmayayım ben ameliyat olayım bitsin gitsin doğru bir şey değil.
Normalde sezgi olarak insan şey düşünüyor ameliyat en ağır hastada olur ve en kesin çözümdür.
Öyle değil. Burada tam tersi.
Hem en kesin çözüm değil hem de daha çok bazı hafif hastalarda yararlı olabilir.
Evet hatta daha bile kötü oluyor.
Bizim olma deyip olan birçok hastamız var bizi dinlemeyip dönüp.
Dolaşıp yine diyorum ki ben kökçü dükkanına geri geldiniz hastaya ve üstelik de küçük dil oraya bir operasyon yapıldığı için maskeyle yapması da sıkıntılı olabiliyor bu hastalarda.
O yüzden orta ağırsa ameliyat hiç önermiyoruz.
Yani gözümüzü de canlandırmak için soruyorum hocam.
Yüzde kaçı uyku apnesi hastalarının ameliyatla düzeltilebilir sebeplerden oluyordur?
Çocuklarda çok büyük çoğunluk.
Çünkü çocuklarda bademcik ve geniz eti.
Hani çocuk obez değilse neden bu?
Ama bizde %20'yi bile geçmez.
Çok teşekkürler hocam.
Bence çok yararlı bir yayın oldu.
Ben de bir sürü şey öğrendim.
Kapatmadan önce sizin bahsetmek istediğiniz, eklemek istediğiniz başka şeyler var mı?
Ben de çok keyif aldım.
Umarım yararlı bilgiler vermişizdir.
Uyku apne çok yeni bir hastalık aslında tıp tarihini düşünürsek.
Ben verem hastası da bakan bir göğüs hastalıkları hekimiyim.
M.Ö. 7 binlerden beri veremi biliyoruz.
Uyku apneyi 1976'dan beri biliyoruz.
Uyku apneyi tedavi eden bu basınçlı hava veren cihazlar 1981'de bulundu.
Yani bu kadar tıp tarihi için gerçekten yeni.
Halk da çok iyi bilmiyor.
Hekimler de bu hastalığı çok iyi bilmiyor.
Ama ciddi bir hastalık.
Uykuda ciddi sorunlara yol açabilecek bir hastalık.
O yüzden de biri size horluyorsunuz bir de üstelik uykuda nefesiniz duruyor.
Gündüzde uyukluyorsanız işte verimsizseniz bunlar varsa lütfen bir uyku laboratuvarına başvurun ve muayene olun diye öneririm.
Ben teşekkür ediyorum.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
