
Kahve molası: Podcast yapma süreci ve öğrendiklerim
1 Ocak 2025 · 10 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Herkese iyi seneler!
Araya sıkıştırdığım bu ekstra bölümde podcaste neden başladığımdan, neden devam ettiğimden ve süreçte ne öğrendiğimden bahsediyorum.
Bir de kısaca çok sevdiğim bir araştırmaya ve siyasetle ilgisine değiniyorum.
Normal akıştaki 16. bölüm haftaya çarşamba yayında olacak.
Görüşmek üzere :)
İletişim
nebiliyorus@gmail.com
https://www.instagram.com/cenanhep
Transkript
Merhabalar, herkese iyi seneler.
Umarım 2025 beklentilerinizin de ötesinde keyifli, mutlu geçer.
Herkese sağlıklı bir yıl diliyorum.
Normalde iki haftada bir bölüm çıkarıyorum ama bu hafta bir ekstra bölüm kaydetmek istedim.
Hem yeni yılınızı kutlarım hem de biraz serbest sohbet gibi podcast macerasından bahsederim diye düşündüm.
Tabii yine normal program da devam edecek.
16. bölümü de haftaya çarşambaya yetiştireceğiz.
Bölümün ismini de kahve molası koydum.
O da... Kongrelerde seminerler arasındaki boşluğa genelde öyle yazarlar programda.
Oradan aklıma geldi. Belki bunu da bir seri yapabiliriz.
Yani normal akışın yanında bazen de böyle serbestçe konuştuğum kahve molası bölümleri olabilir.
Normal bir bölüm hazırlarken öncesinde epey bir hazırlık gerekiyor.
Yani bölümler 12-13 dakika ama arkasında gerçekten saatlerce çalışma var.
Hem ben çalışıyorum hem Podcast BPT'deki arkadaşlar sağ olsunlar teknik işleri için oldukça emek harcıyorlar.
Ama bu bölümde... Önceden bir kurgulama olmaksızın geçtim mikrofonun başına konuşuyorum.
O yüzden cümlelerim biraz daha kusurlu olacaktır.
Şimdiden özür dilerim.
Umarım keyifle dinlemenize engel olmaz bu kusurlar.
Şimdi podcaste başlama maceramdan, başladıktan sonra öğrendiklerimden bahsedeceğim.
Bir de psikiyatrist olarak podcast yapmanın nasıl bir şey olduğunu anlatacağım.
Ben normalde 2013'ten bu yana radyo programları yapıyordum.
Radyo programı derken öyle çok büyük çaplı şeyler değil.
İnternet ortamında bir link veriyorum, işte Instagram'dan paylaşıyordum, WhatsApp gruplarından kendi arkadaşlarıma.
İşte yaklaşık 80-100 kişinin dinlediği yayınlar.
YouTube canlı yayını gibi düşünebilirsiniz.
Çoğunlukla bir konuğum da oluyordu, bir ya da birden fazla.
Hem onlarla sohbet ediyorduk, hem de dinleyenler de chat kısmından bir şeyler yazıyordu.
Karşılıklı sohbet havasında akan yayınlar.
O yayınları yaparken ya bunu podcast'e çevirsenize diye söyleyen çok oluyordu sağ olsunlar onlar beni aslında buraya başlamaya motive etmiş oldu.
Ama biz o yayınları yaparken aynı bugün benim yaptığım gibi hiçbir hazırlık olmadan çıkıyorduk ve sözlerimize dikkat etmiyorduk ne anlama gelir ne çıkarılır buradan diye.
Çünkü sadece kendi arkadaşlarımızın dinlediğini düşünüyorduk.
Oysa burada söylediğin şey binlerce insana ulaşıyor ve kalıcı oluyor.
Dolayısıyla kimin senin söylediğinden ne anlayacağını...
Bunu bir tıbbi tavsiye olarak kabul edip etmeyeceğini bilemiyorsun.
Başka insanların hayatını nasıl etkileyeceğinden endişe ediyorsun.
Dolayısıyla podcast yapmak canlı radyo yayını yapmaktan çok çok daha zormuş.
Buradaki yayınlara da konuk almayı çok istiyorum.
Hatta epey avantajlıyım aslında.
Üniversitede çalıştığım için çeşitli alanlarda epey yetkin isimlerle sözleştim de gelip programa konuk olmaları açısından.
Fakat şimdilik sadece tek başıma yaptığım bölümleri...
Yetiştirebildim. Zaman oldukça konuklu bölümlerde umarım yapacağım.
Peki dünya kadar işin arasında bu podcast'ı niye yapıyorum?
Bir, anlatmayı seviyorum.
Kendim için aslında. Bir şey anlattığım zaman mutlu oluyorum.
Zaten o yüzden bir hekimim ama aynı zamanda ders anlatan biriyim.
Akademik dünyadayım. İkincisi de bir boşluğu doldurabileceğimi düşündüm.
Peki nasıl bir boşluk? Sonuçta podcast olarak da, YouTube kanalı olarak da bu konular binlerce defa anlatılmış, çok fazla psikoloji ve psikiyatriyle ilgili yayın yapan insan var.
Çok kaliteli olanları da var.
Benim de severek takip ettiklerim de var.
E peki bana o zaman ne gerek var?
Niye bir kişi daha eklensin?
Bunu aslında ilk bölümde çok özet şekilde bir iki cümleyle anlatmaya çalıştım ama ilk bölümün kısa olmasına da özellikle dikkat etmiştim.
Sonuçta ilk kez...
Dinleyici karşısına çıkıyorsunuz, insanlar sıkılıp bırakmasın istiyordum.
Şimdi bu kahve molasını bir fırsat bilip biraz ondan bahsedeceğim.
Asistanlığımda makale saatlerinden birinde üzerine tartıştığımız bir çalışma var.
Beni çok etkilemiştir. Çalışmanın araştırdığı soru şu, bir kişinin herhangi bir konuda yetkin olup olmadığına nasıl karar veriyoruz?
Çok uzatmadan çalışmanın yöntemini anlatayım.
Bu çalışmada bir borsa oyunu oynatıyorlar katılımcılara.
Gerçek olmayan hisselerle ilgili tahmin yapmaları istiyorlar.
Daha sonra da aynı konuda tahmin yapmış başka insanların fotoğrafını gösteriyorlar.
Şöyle yani size bir sallıyorum bardak gösteriyor.
Sizce diyor ki bu bardak değer mi kazanır, değer mi kaybeder?
Siz diyorsunuz ki kazanır.
Daha sonra benim fotoğrafımı gösteriyor size.
Bak diyor siz kazanır demiştiniz.
Cenan da kazanır dedi.
Bu bardak değer kaybetti.
Daha sonra işte bu sefer şişe gösteriyor.
Bu şişe kazanır mı kaybeder mi?
Ondan sonra benim yaptığım tahmini gösteriyor.
Ondan sonra da gerçek sonucu gösteriyor.
Bunun gibi yüzlerce binlerce kez farklı örneklerde tahmin yapıp sonra başkasının tahmininin ne olduğunu görüyorsunuz.
Ve en sonunda şu çıkıyor.
En önemli şey benim aklı çıkmam değil.
Benim karşıdakiyle aynı fikirde olup olmamam.
Yani diyelim ki adam bu bardak değer kaybeder dedi.
Ben de dedim ki yok bu bardak değer kazanır ve gerçekten de değer kazandı.
Buna rağmen karşıdaki vay be adam haklı çıktı deyip bana daha çok güvenmiyor.
Hatta şöyle diyelim o kaybedecek dedi.
Ben de değer kaybedecek dedim ama bizim bardak değer kazandı.
Bu sefer de ya bu herif de anlamıyor ki diye düşünmüyor.
Bir kişinin yetkin olduğuna karar vermemdeki en önemli kriterlerden biri benimle aynı fikirde olup olmadığı.
Bu benim siyaset dünyasını anlamamda çok önemli bir çalışma olmuştur.
Yani siyasilerin ne dediğinin sonunda doğru çıkıp çıkmaması çok önemli değil.
Oy veren kişiyle aynı fikirde olup olmadığı çok çok daha önemli.
Peki bunun psikiyatri, psikoloji podcastleriyle ne alakası var?
Şöyle, eğer siz aşırı genelleme yaparsanız, işte en klasik örneği narsist.
Narsistlerle ilgili çok çok fazla içerik var.
Ve siz derseniz ki narsist insan şöyle olur, böyle olur.
Dinleyen kişi de hayatındaki bir kişiyle bunu özdeşleştiriyorsa, vay be diyor, gerçekten benim yanımdaki kişiyi bu çok iyi açıklıyor.
Ve sizi daha yetkin görüp, daha çok dinlemeye başlıyor.
Oysa insan düşüncelerini ve davranışlarını etkileyen o kadar çok faktör var ki sizin sabit bir video ya da ses kaydı yaparak herkesin hayatındakini açıklamanız mümkün değil.
Öbür yandan genelleme yapmayayım, şunu detaylıca açıklayayım deseniz bu sefer de sıkıcı olmanız çok muhtemel.
İşte beni podcast kanalı açmaya motive eden şey bu zorluğu çözmeye uğraşmaktı.
Hala da uğraşıyorum ve aslında başlangıçta düşündüğümden de zor olduğunu görüyorum.
Çünkü insan uğraşıp yaptığı şeyin dinlenmesini istiyor ve bir şekilde aşırı iddialı konuşmaya doğru itiliyorsunuz.
Bunu yakın çevreme anlattım, burada da paylaşayım.
İlk 2-3 bölümde bu söz ettiğim kategorik düşünmeye bir eleştiri olması için kişilik gelişiminden bahsettim.
Yani insanların 3-5 kişilik bozukluğu tipinden birine uymasını beklemek çok yanlış.
Kişilik çok çok daha fazla faktörün bir araya gelmesiyle oluşan bir şey.
Ben bunları anlatırken tabii ilk bölümlerde çok fazla yakın arkadaşlarım bölümleri dinliyor ve onlardan geri bildirim alıyorum.
Bizim yaş grubunda da birçok kişinin küçük çocuğu var ve anneler özellikle bu kişilik gelişimi bahsini ya biz çocuğumuzu nasıl yetiştirmeliyiz gözüyle dinlemeye başladılar, bunu söylediler.
Ben de bu sefer dördüncü bölümü iyi ebeveyn olma kaygısıyla ilgili yapmaya karar verdim.
Ve o bölümün başında dedim ki ya ben çocuk psikiyatristi değilim, bir erişkinciyim ve bir babayım.
Bu konuyu benden çok daha iyi anlatanlar olabilir.
Ben kendi bakış açımı size özetleyeceğim.
Böyle bir girizgah yaptım.
Bölümleri yayınladıktan sonra istatistiklerde kaç kişinin kaçıncı dakikaya kadar devam ettiğini görebiliyorsunuz.
Ben bunları söyleyince millet patır patır çıkıyormuş.
Yani helal olsun adam haddini biliyor bak diyenlerin sayısı çok daha az.
İnsanlar... Çok daha keskin ifadeler duymak istiyorlar.
Ben de bunun üzerine o benden daha güzel anlatanlar vardır kısmını sildim.
Podcast'ta böyle bir imkan var.
Bölümü yayınladıktan sonra içeriği de değiştirebiliyorsunuz.
YouTube'da mesela böyle bir şey yok.
Bir başka şey de yine lise arkadaşlarımdan biriyle sohbet ederken kavradım.
Bilgisayar mühendisi arkadaş şöyle dedi.
Benim vaktimi başka bir şeye değil de sana ayırmam için ya eğlenceli olman lazım ya da bir şeyler öğrenmem lazım.
Daha önce bilmediğim bir şeyler.
O yüzden söylediğin şeyleri daha net ifade etmeye çalış diye önerdi.
Sonuçta bu aşırı keskin, aşırı iddialı olmadan da insanlara bir şeyler katabilme zorluğunu halen çözmeye çalışıyorum.
Ve bu uğraş bana keyif veriyor olsaydı devam edebiliyorum.
Zaten iş psikolojisiyle ilgili bölümde bahsetmiştim.
Bir şeye devam edebilmeniz, motive olmanız için o işin biraz zor olması ama altından kalkamayacağınız kadar da ağır olmaması gerekiyor.
Ve tabii ki... Çok önemli başka bir motivasyon kaynağı da dinleyiciler.
Buraya sonuna kadar dinlediğiniz için özellikle de sizler.
Geri bildirimleriniz çok çok kıymetli.
Olumlu olanlar tabii ki çok mutlu ediyor ve yola devam etmek için bir enerji sağlıyor.
Eleştiriler ve öneriler de yayınları daha ileri bir noktaya taşımak için çok yarar sağlıyor.
O yüzden açıklamalar kısmında yer alan mail adresinden ya da Instagram'dan her türlü geri bildiriminizi ilgiyle okuyorum.
2025 hepimiz için harika bir yıl olsun.
Bir sonraki bölümde görüşmek üzere.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
