
Dolandırıcılar insanları nasıl manipüle eder? |18|
5 Şubat 2025 · 15 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Bu bölümde profesyonel dolandırıcıların çok zeki insanları bile nasıl manipüle edebildiğini davranış bilimleri açısından inceliyoruz.
İçerik
(00:00) Giriş
(01:00) Dolandırıcılık ve türleri
(02:06) Alt beyin, üst beyin ve dolandırıcılar
(03:45) Alt beynin harekete geçirilmesi
(08:43) Üst beynin devre dışı bırakılması
(13:12) Özet ve öneriler
Kaynaklar
The Psychology of Fraud, Persuasion and Scam Techniques: Understanding What Makes Us Vulnerable (Martina Dove)
Nobody's Fool: Why We Get Taken In and What We Can Do about It (Daniel Simons & Christopher Chabris)
İletişim
nebiliyorus@gmail.com
https://www.instagram.com/cenanhep
Transkript
Çiftlik bank üyelerinden biriyle yapılan çok ikonik bir röportaj var.
Bir çiftlik bank arabasının önüne geçmişler, arkada inekler, tavuklar falan gözüküyor.
Röportajı yapan soruyor, diyor ki siz neye güvenerek üye oldunuz?
O da üye sayısına baktık, bu kadar insan aptal olamaz diye düşündük diyor.
Dediği bir açıdan doğru.
Çünkü aptal bir insanı dolandırmak daha kolay ama her dolandırılanda aptal değil.
Bir kısmını medyadan da biliyorsunuz.
Üst düzey yöneticiler, akademisyenler, hatta finans uzmanları bile dolandırıcılık kurbanı olmuştur.
Türkçe'de bunu karşılayan çok iyi bir söz var.
Basireti bağlanmak, yani bir şekilde içinde bulunduğu durumu kavrayamamak, doğru şekilde düşünemez, karar veremez hale gelmek.
Ne biliyorsa hoş geldiniz.
Ben Cenan, psikiyatri uzmanıyım.
Bu kanaldaki yayınlarda kendinizi ve çevrenizdeki insanları daha iyi anlamanıza yardımcı olmayı hedefliyoruz.
Bu bölümde profesyonel dolandırıcıların çok zeki insanları bile nasıl manipüle edebildiğini davranış bilimleri açısından inceleyeceğiz.
Dolandırıcılık, insanları aldatarak kazanç elde etme olarak tanımlanabilir ve biliyorsunuz ülkemizde bu açıdan epey zengin bir yer.
Google'a ünlü Türk dolandırıcılar yazınca karşımıza çıkan ilk isimler Tosuncuk diye bilinen Mehmet Aydın, TODEX'in kurucusu Faruk Fatih Özer, Banker Kastelli diye bilinen Cevher Aydın,
Selçuk Parsa'dan Fadıl Akgündüz ve eskilerden Sülün Osman.
Ama tabi dolandırıcılık binlerce insanı dolandırmış bu ünlü isimlerle sınırlı değil.
Mesela falanca firmada aboneliğiniz sona erdi diye 0850'li hatlardan bir arama almayanımız herhalde yoktur.
Hatta bana daha bu sabah mesaj geldi.
Bir avukat ismiyle gönderilmiş, HGS'ye çok miktarda borcum varmış, haciz gelmemesi için gönderdiği linke tıklamam gerekiyormuş.
Tüm bu dolandırıcılıkların insan zihin ve davranışlarını manipüle etme teknikleri aslında benzer.
Kanalın sadık dinleyicileri biliyorlar.
Ben amigdala gibi limbik sistem bölgelerini içeren ve hızlı içgüdüsel kararlar alan beyin bölgelerimize topluca alt beyin diyorum, kolay olsun diye.
Prefrontal korteks gibi daha çok analiz yapıp, sorgulayıp, mantıklı kararlar veren, ölçüp biçen beyin bölümlerimize de hepsine birlikte üst beyin diyorum.
Birçok alanda olduğu gibi dolandırılmak da alt beyinle üst beyin arasındaki bir mücadelenin sonucu.
Aslında profesyonel dolandırıcıların yaptıkları şey kabaca insan zaaflarını kullanarak hem alt beyni harekete geçirmek hem de aynı zamanda üst beynin devreye girmesini önlemek.
Ve doğru zaman, doğru mekan, doğru taktik gibi faktörler bir araya geldiğinde en zeki insanın bile alt beyninin galip gelmesi mümkün.
Mesela bir gün önce iyi uyumamış olmanız bile akıllıca davranmadan sorumlu üst beynin devreye girmesini zorlaştırır.
Ayrıca dolandırıcılar da çoğu zaman amatör insanlar değil.
Bunlar okulunu okumamış olsalar da hem deneyimleri hem sezgileriyle davranış bilimi ve insan zaafları hakkında çok fazla bilgiye sahipler.
Güven yaratma konusunda uzmanlar, sosyal kanıtlar, otorite ve korku gibi psikolojik mekanizmaları da çok ustaca kullanıyorlar.
Ayrıca bir kısmının bilgisayarla ilgili teknik becerileri de oldukça yüksek.
Sanırım dolandırıcıları yeterince övdüm.
Bunu önemsiyorum çünkü küçük ya da büyük, dolandırılıp kendisini suçlayan kendi ailem dahil çok fazla insan gördüm.
Gerçekte dolandırılmak sadece kurbanın hatasıyla olan bir şey değil.
Herkesin başına gelebilecek bir manipülasyon.
Peki alt beynimiz daha çok harekete geçmesi için nasıl manipüle edilir?
Korku ve tehdit gibi daha çok amigdala ile ilgili olumsuz duygular da alt beynimizi harekete geçirebilir ya da ödül ve heyecan gibi daha çok nükleus akumbens ile ilgili olumlu duygularda.
Olumsuz duygulara en bilinen örnekler herhalde hesabınız ele geçirildi hemen başka bir yere transfer etmezseniz dolandırıcılar bütün paranızı çekecek veya hakkınızda bir takım soruşturmalar var.
Ya da çok fazla borcunuz var, haciz gelebilir gibi herkese yöneltilebilecek iddialarla korkutmaya çalışmaktır.
Bir de daha kişiye özel korkutmalar var.
Mesela bizim meslekte özellikle muayenehanesi olan hekimlere karşı hakkınızda falanca sitede çok kötü iddialar var, hemen şu linke tıklayın gibi yemleme mesajları göndermek çok yapılan bir şey.
Eğer bir de mağdurun başka insanlar tarafından bilinmesini istemediği bir sırrı dolandırıcılar tarafından biliniyorsa, Bu onlar açısından korkuyla alt beyni uyarmak için müthiş bir fırsat yaratıyor.
Çünkü korkutmanın yanında kişinin başkalarına akıl danışıp yardım istemesine de engel olmuş oluyorlar.
Burada mağdurun sırları ne yazık ki resmi görevin kötüye kullanılması yoluyla da ele geçirilmiş olabilir ya da fuhuş gibi yasa dışı yollarla da.
Özellikle seks işçilerinde antisosyal kişilik bozukluğu, Yani vicdansızlık çok sıktır.
Eğer bu kişiler sizin telefonunuzu, hatta adresinizi, kişisel bilgilerinizi biliyorlarsa her türlü dolandırıcılık için açık bir hedefsiniz demektir.
Gerçi kişisel verilerinizin dolandırıcıların eline geçmesi için fuhuş yapmanıza gerek yok.
Eğer izlemediyseniz 140 Jornos'un son yayınladığı Panel belgeselini izlemenizi mutlaka öneririm.
15-16 yaşında gençlerin milyonlarca insanın en mahrem kişisel verilerini nasıl çaldığını çok iyi anlatıyor.
Özellikle telefon dolandırıcılığı yapan yani sizi hakim, savcı, bankacı ya da bir firmanın görevlisi kimliğiyle arayan kişiler çoğunlukla sizin özel verilerinize sahip oluyorlar ve bu bilgileri size sayarak
onlara güven duymanızı sağlıyorlar.
Mesela bugün bana gelen mesajda HGS'ye borcunuz var diyor ama isim benim ismim değil.
Başka bir akrabamın ismi.
Neden böyle olmuş?
Çünkü bir hastanede ona muayene olması için yardımcı olurken kaydını ben yaptırmıştım.
Telefon numarasını ezbere bilmediğim için o sırada onun TC'si ve ismiyle kendi cep telefonumu verdim.
Muhtemelen bunlardaki kayıtlar da oradan alınmış.
Alt beyni uyaran bir başka kategori de olumlu duygular demiştik.
Buradaki olağan şüphelimiz de yine dopamin.
Dopamin özellikle büyük bir kazancın vaat edildiği Ama o kazanca ulaşmak için önce küçük bir miktar para vermemiz gerektiği yönündeki telkinlerde bizi tuzağa düşüren moleküldür.
Aslında dopamin motivasyonla ilişkili ve sadece dolandırıcılıkta değil.
Herhangi bir şeyi çok arzuladığınızda dopamin alt beynin kontrolden çıkmasına yol açıyor.
Kumar bağımlılığını ele aldığımız 13.
bölümde dopaminin bu gücünden bahsetmiştik.
Yalnızca olumsuz şeylerde de değil.
Mesela yeni başlayan bir ilişkinin heyecanının çok yüksek olduğu dönemlerde sevgilinizi 5-6 dakika görmek için saatlerce yol gidebilirsiniz.
Bunu yaptıran şey de dopamin.
Sonuçta dopamin yeterince güçlü olduğunda üst beyni mağlup edemeyeceği bir alan yok.
Bunun yanında alt beyni olumlu duyguyla uyarmanın tek yolu insanın aç gözlüğünden yararlanmak da değil.
Empati ve yardımseverlik de çok kolay kötüye kullanılır.
Çok zengin sokak dilencileri, çocuğunun hastalığı için bağış toplayıp bu parayı başka bir şeyde kullananlar ya da hayvanlara barınak sağlamak, yiyecek almak gibi şeyler için dernek kurup ortadan kaybolanlar
hep empati yardımseverlik duygularını oynar.
Peki bu alt beyin başımızı belaya sokmak dışında ne işe yarıyor?
Doğal koşullarda alt beynimizin çok çalışması, özellikle acil durumlarda bir avantaj.
Sonuçta korkutacak bir olay olduğunda hemen harekete geçip kaçmamızı sağlıyor.
O yüzden vakit sınırlı olduğunda daha çok alt beynimizle hareket ediyoruz.
Dolandırıcılar da bundan yararlanmak için zamanın kısıtlı olduğuna dair bir algı yaratmaya çalışırlar.
Bunu hem olumlu hem olumsuz duygular için düşünebilirsiniz.
FOMO'da denen bir fırsatı kaçırma korkusu hızlı bir kazanç vaat edilen dolandırıcılıkların en büyük yakıtıdır.
Sülün Osman'ın çok ünlü ben beni dolandırmaya çalışmayan kimseyi dolandırmadım sözü de bununla ilgili.
Olumsuz duygular açısından baktığınızda da telefon dolandırıcılıklarında arayanın telefonu hiç kapatmadan hemen sizi bir şey yapmaya zorlaması bunun bir örneğidir.
Özetle dolandırılırken alt beynimiz gerek olumlu gerek olumsuz duygularla çok kısa sürede karar vermeye zorlanıyor.
Peki üst beynimiz nasıl devreden çıkıyor?
Üst beyni etkisiz hale getirmenin iki yolu olabilir.
Birincisi zaman çok kısa olduğu için onun devreye girmesini önlemek.
İkincisi de doğrudan üst beyni de kandırmak.
Ve üst beynin kendisi gibi kandırılması da alt beyne göre daha karizmatik.
Çünkü analitik bölüm olduğundan daha fazla süreye, daha fazla ince işçiliğe ihtiyaç var.
Genellikle dolandırıcının kendisine güvenilmesini sağladığı yöntemler üst beyni hedef alır.
Eğer kurbanın hızlı karar vermesi ve üst beynini hiç devreye sokmaması isteniyorsa o zaman karmaşık terimler kullanılır.
Çünkü süreci tam olarak kavrayamayınca üst beynimiz daha hızlı karar verebilmek için aşina olduğu ipuçlarına bakmayı tercih ediyor.
Mesela dolandırıcı bazı numaralarla kendisini bir çeşit otorite figürü gibi göstermeye çalışır.
Bunu az önce söylediğimiz gibi kişinin şahsi verilerini kendisine sunarak da yapabilir ya da konuşması, ses tonu, giyimi kuşamıyla da.
Ekşi Sözlük'te yazarların dolandırılma hikayeleri diye bir başlık var.
İlginizi çekiyorsa okumanızı öneririm.
Orada hikaye doğru mu bilmiyorum ama şöyle bir olaydan bahsetmişler.
Bir kişi internetten PlayStation siparişi vermiş.
Kargocular getirip PlayStation'ı bırakmışlar.
Onlar gittikten hemen sonra yine aynı kargo şirketinin kıyafetiyle bir başka kişi gelip ya pardon bar kodu okutmayı unutmuşuz hemen okutup geliyorum diye paketi almış.
Ve gidiş o gidiş.
Bir daha ne adamdan ne PlayStation'dan haber var.
İşte burada düşünecek çok vakit olmadığı için kargocu kıyafetinin yarattığı otorite figürü üst beynin devreye girip ya barko dokuyucuyu buraya getirsin niye benim kargoyu götürüyor demesine engel
oluyor. Böylece binlerce liralık paketi kendi ellerinizle teslim ediyorsunuz.
Kısıtlı sürede web sayfalarının bir harfi değiştirilmiş isimleri ya da bazı şirketlerin logoları da otorite figürünü taklit etmede kullanılabilir.
Çünkü insan zihni eksik verilerin ne olduğunu aramak yerine eldeki verilerle karar verme eğilimindedir.
Bu konuda çok bilindik bir örnek var.
İkinci Dünya Savaşı'nda Amerikan ordusu çatışmalardan üsse dönen uçaklarda mermi deliklerinin nerede olduğuna bakıyor ve oraları güçlendirmeyi planlıyor.
Fakat sonradan bakıyorlar ki bu çok da işe yaramıyor.
Çünkü esas önemli olan hiç üsse dönemeyen uçakların neresinden vurulduğu.
Sonuçta siz elinizdeki kısıtlı bilgiyle zaten ölümcül olmayan yerleri daha çok güçlendirmiş oluyorsunuz.
İşte bu dolandırıcıların en çok yararlandığı zaaflarımızdan biri.
bir şekilde kritik bilgiye erişmemizi engellemek ve eldeki bilgilerle karşıya güvenmemizi sağlamak.
Eğer tüm bunların bir arada kullanıldığı dehşet verici örneklerden birini görmek isterseniz yine 140 Jornos'un Kedicik belgeselini izlemenizi öneririm.
Burada anlatılan şeye romantik dolandırıcılık deniyor ve kurbanla duygusal bir bağ kurup romantik ilişkiye girebilmek için onlarca insan, aylarca, bazen yıllarca rol yapıyor.
Sonunda uzun süre sabırla oynanan bu oyun hedefin harika bir romantik ilişki içinde olduğunu sanmasına ve tüm çevresinden ailesinden kopmasına yol açıyor.
Üst beyni hedefleyen taktikler arasında son bahsedeceğim de sosyal kanıt ve kalabalık psikolojisi.
Yani bu kadar insan aptal olamaz diye düşündük diyen çiftlik bank üyesinin söylediği şey.
Bu videonun altında hemen hemen bütün yorumlar biraz da alay eden bir şekilde ''Ya bak bu kadar insan aptal olabiliyor demek ki'' gibi şeyler söylüyor ama sosyal kanıtlar yeterince güçlüyse en akıllı
insanı bile aldatabilir. Mesela bunun tipik bir örneği yaklaşık 65 milyar dolar değerindeki tarihin en büyük Ponzi şemasını yürüten Bernie Madoff.
Madoff, Nasdaq borsasının eski başkanlarından biri ve onunla yatırım yapabilmek için başka çok seçkin kişilerin de size referans olması gerekiyor.
Dolayısıyla çoğu kişi de bu sosyal kanıtları yeterli bulup adamın ne kadar güvenilir olduğunu sorgulamıyor.
Büyük ihtimalle Türkiye'de gündem olan Fatih Terim Fonu olayında da benzer bir durum söz konusudur.
Çünkü tanıdığınız güvendiğiniz biri size referans olduğunda durumu çok da derinlemesini analiz etmiyorsunuz.
Özellikle de kaçırmak istemediğiniz bir fırsat vaadi varsa.
Özetle dolandırıcıların hedefi üst beynimizin ya zaman kısıtlığı nedeniyle hiç devreye girmemesi ya da kritik bilgiler olmadan yanıltıcı bilgilerle yanlış karar vermesidir.
Dolandırıcılık türlerine göre baktığımızda da yatırım dolandırıcıları genellikle açgözlülük ve hızlı kazanç beklentisini, telefon ve teknik destek dolandırıcıları bilgi eksikliğini,
korku ve aciliyet hissini, romantik dolandırıcılıklarda empati ve yalnızlık hissini sömürürler.
Peki son olarak klasik soru ne yapalım?
Birincisi dolandırıcılığı fark etmek için bazı ipuçlarına dikkat edelim.
Tabii ki gerçek olamayacak kadar iyi büyük ödül vaatleri, hemen bir şeyler yapmamız yönünde bir zaman baskısı olması, karşıdakinin teknik terimler veya karmaşık bir dille konuşması ve doğrudan
bizden para veya bilgi talep etmesi bir dolandırıcılıkla karşı karşıya olduğumuzu düşündürür.
İkincisi de alt beynimizi baskılayıp üst beynimizi harekete geçirmeye çalışalım.
Bunun için de yapılabilecek birkaç şey var.
Bir tanesi mümkünse zaman kazanıp bilgiyi doğrulamaya çalışmak.
Mesela bankadan bizi aradığını söyleyen biri varsa telefonu kapatıp bankayı kendimiz aramak.
Bir başkası duygusal tepkilerimizi kontrol etmek.
Yani şu anda aldığım kararı bir fırsatı kaçırmaktan ya da başıma kötü bir şey gelmesinden korktuğum için aceleyle mi alıyorum diye durup düşünmek.
Son olarak da güvendiğimiz birine ya da bir kuruma danışmak.
Danıştığımız kişi olaya tam hakim olmasa bile çoğu zaman bir olayı anlatmak için zihnimizde derleyip toplamak tutarsızlıkları daha rahat fark etmemizi sağlar.
Herkese 0850 hatlardan, kendini hakim veya savcı olarak tanıtan kişilerden uzak sağlıklı günler dilerim.
Bir sonraki bölümde görüşmek üzere.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
