
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Instagram: @mitolojikincilerZamanında Patreon'daki sevgili patronlar için yapılan bölümleri genele açtık.
Theseus'un canavar Minotor'u alt etmesine yardım etti, ama Theseus tarafından terk edildi. Sonra gerçek aşkı buldu. Ariadne'yi daha detaylı anıyoruz.
Transkript
Merhaba sevgili patronlar.
Bugünkü konumuz aranızdaki Zeus'un seçtiği üzere Ariadne.
Aslında genel açık bölümlerde Ariadne ve Dionysos ilişkisinden biraz bahsetmiştik.
O yüzden sizden ricam hatırlamak için önce o bölümleri dinlemeniz, özellikle de Minotaur bölümünü.
Bakalım bu bölümde Ariadne ile ilgili hangi detaylara yer verebiliriz.
Hikayeyi kısaca hatırlayacak olursak, Ariadne, Girit kralı Minos ve annesi büyücü Ninpa Pasipae'nin kızıdır.
Pasipae, Cadı Kirke'nin kız kardeşi.
Pasiperi'nin bir boğayla çiftleşmesinden boğa başlı, insan vücutlu canavar Minotaur doğmuştu.
Madeline Miller'ın Ben Kirke kitabını okuyanlar bilir.
Zaten Minotaur'un doğumu da çok zorlu olur.
Kimse onu doğurtamaz, kirke gelip doğurur.
Ariadne ilk başta bir kardeşi olduğunu düşünürken zamanla onun tehlikeli bir yaratık olduğunun farkına varır.
Zaten Minotaur giderek halk için daha tehlikeli hale gelir.
Çünkü insanları yemektedir ve bir labirente kapatılır.
Bir gün kahraman Tezeus Minotaur'u öldürmek için gelir ve labirentten çıkmak için Ariadne'nin yardımını ister.
Bunu yaparken de kızı kendine aşık eder ve çıkışta onu kaçırıp evleninceni söyler.
Ariadne ona labirentte yolunu bulması için yardım eder.
Minotaur'u öldürmesi için ona bir kılıç ve dönüşte yolunu bulması için de bir ip verir.
Kendisi de labirentin girişinde ipin bir ucunu tutar ki ip sabit dursun ve Tezeus dönüşte yolunu bulabilsin.
Tezeus Minotaur'u öldürür ve ipi takip ederek labirentten çıkar.
Çıkışta Ariadne'yi de alır ve kaçar.
Ancak Atina'ya dönüş yolunda Naxos adasında mola verdiklerinde Ariadne uyuyakalır ve uyandığında bir de bakar ki Tezeus adamlarıyla beraber gemisini atlamış gidiyor.
Terk edilir yani. Sonrasında tesadüf alayıyla dünyayı dolaşmakta olan Dionysos keyifle oradan geçerken ağlayan Ariadne'nin sesini duyar.
Görür görmez kıza aşık olur.
Ona evlenme teklif eder.
Ariadne kabul eder ve bir ömür mutlu olurlar.
Tabii Eros'un da oklarının yardımıyla yani birbirlerine aşık olurlar ve bir ömür mutlu olurlar.
Bu hikaye benim için çıkarcı bir adamın bir kadını kendine aşık edip, hayalleriyle oynayıp, terk edip gitmesi ve sonrasında kadının hak ettiği sevgiyi gördüğü bir adamla evlenip hayal ettiğinden bile daha mutlu
olma hikayesi. O yüzden birçok kişiye de umut olacak bir hikaye.
Hem de sizi terk eden kişi ölümlü bir adamken arkasından gelen sizi çok mutlu edecek bir tanrı.
Yani ölümlüden tanrıya geçiş yapıyorsunuz.
Ve siz acıları içinde ağlıyorken karşınıza çıkan herhangi bir tanrı da değil.
Şarap ve eğlence tanrısı.
Yani resmen acınızı son vermeye, hayatınıza neşe katmaya gelmiş.
İşe bakın. Resmen her şerde vardır bir hayır sözünün hikayesi bu bence.
Ama şunu da söylemeden geçmeyeyim.
Bazı versiyonlarda Tezeus Ariadne'yi terk etmez.
Gerçekten unutur ki bu bence aşırı saçma.
Yani kedi mi unutuyorsun ya? Karın olacak kadın yani o koskoca kadın.
Bazı versiyonlara göre de Dionysos Tezeus'u zorlar kızı terk etsin diye.
Çünkü daha önce Ariadne'yi görüp aşık olmuştur.
Hatta o yüzden Tezeus babasına söz verdiği gibi beyaz bayrak açmayı unutarak babasının intiharına sebep olmuştur.
Çünkü o sırada kafası Ariadne için duyduğu üzüntüyle doldur falan filan.
Yani işte Tezeus'un suçsuzluğu olmadığı versiyonlar da var.
Ama doğrusunu söylemek gerekirse bana bu versiyonlar hiç mantıklı gelmiyor.
Tezeus'u aklamak için zorlanmış gibi geliyor.
Şimdi hikayenin aralarına girerek bazı detaylar verelim.
Düğünlerinde Ariadne'nin saçına taktığı bir bant var.
Buna diadem diyorlar.
Nakışlı bir saç bantı düşünün.
Kafanın alt arka kısmında bağlanıyor ve kalan parçalar boynun iki yanına sarkıyor.
Ariadne'ye Dionysos'un hediye ettiği bu tacın üstünde dokuz taş vardır.
Düğünde Dionysos karısını ölümsüzleştirmek adına bu tacı gökyüzüne fırlatır ve kuzey tacı denilen takım yıldızına dönüştürür.
Bir temmuz akşamında saat 9 gibi gökyüzüne bakarsanız bu takım yıldızını kolayca görebileceğiniz söyleniyor ama ben henüz denemedim açıkçası.
Bu temmuzda hep beraber deneyelim.
Ariadne ve Dionysos'un çocukları olur.
Onefion, şarabın kişileşmiş halidir.
Yani şarap tanrısı değil.
Direkt şarabın vücut bulmuş hali.
Staphylus, üzüm.
Toas, limni kralı.
Phanus, bir argonot.
Maron. tatlı şarap kahramanı gibi daha birçok çocukları olur yani şarapla ilgili, üzümle ilgili genel olarak.
Bu arada bazı mitlere göre Tezeus Ariadne'yi terk etmeden önce hamile bırakmıştır.
Ariadne ondan da çocukları olmuştur.
Yani bakın şu pislik Tezeus'un yaptığına.
Kızı kaçırır kaçırmaz hamile bırakacak enerjiyi bulmuş.
Sonra da aa unuttum ben onu adada filan.
Kimse bana bu adamı savunmasın valla.
Hele ki bazı söylencelere göre Tezeus daha sonra Ariadne'nin küçük kardeşi Phaedra ile evlenir.
O versiyonda zaten yaprak dökümünün oğuzundan farksız benim için.
Yani direkt gözümden düştü.
Bir de utanmadan yani hani kızı evlenme vaadiyle kaçırıp onu kullanıp ondan sonra gidip küçük kardeşiyle evlendi.
Bayağı gıcık bir tip. Ariadne ve Dionysos'la ilgili söylenceler öyle varyasyonlu ki mesela bazı söylencelere göre Dionysos Ariadne'yi Olympos'a götürmüş ve ölümsüz olmasını sağlamıştır.
Bazı söylencelere göre ise Ariadne ölümlü olarak kalmıştır.
Ölümlü olarak kaldığını belirten söylencelerin bazılarına göre bir gün Medusa'nın kesik kafasıyla ortalarda dolaşan Perseus Dionysos'la olan bir kavgası sırasında Ariadne'yi Medusa'nın bakışlarıyla taşa dönüştürür.
Bazılarına göre Artemis kızı öldürür.
Bazılarına göre ise Ariadne kendini asar.
İlginç versiyonlar var yani böyle.
Ama Ariadne'nin öldüğü versiyonlarda Dionysos ölüler diyarına bir yolculuk yapar ve hem Ariadne'yi hem de o doğmadan ölen annesi Semele'yi oradan çıkarır.
Böyle de sevdiği zaman gerekirse gelip sizi Hades'in diyarından bile alabilecek bir tanrı o.
Bence kral yani Dionysos.
Carl Kerenye'nin araştırmalarına göre antik dönemde Ariadne'ye Mistress of the Labyrinth deniyormuş.
Mistress kelimesinin İngilizce'de iki farklı anlamı var.
Hem hanım, ev sahibesi anlamında kullanılabiliyor.
Kapatma anlamında kullanılabiliyor.
O yüzden Ariadne'ye labirentin hanımı derken hem sanki kutsal bir pozisyonu konumlandırılıyor gibi hem de sanki Minotaur gibi yani o da o labirente hapismiş gibi bir imada bulunuluyor.
Bu çok mümkün çünkü bazı mitlere göre Ariadne Minotaur'un hapsedildiği o labirenti gözetlemek de görevlidir.
Günlük hayattan Ariadne'ye ilgili birkaç bilgi verelim.
Şaraf ve yüksek alkollü içeceklerle ilgili eğitim veren bir kurum var.
Wine and Spirit Education Trust diye geçiyor.
Onun logosundaki elinde kadeh olan kızı Ariadne'den ilham olarak tasarlamışlar.
Direkt Dionysos kullanmak yerine Ariadne kullanmak ilginç bir yaklaşım olmuş tabii böyle bir kurum için.
Christopher Nolan'ın Inception'de bir filmi vardı.
Başlarında Leonardo DiCaprio'nun oynadığı.
Türkçe'ye başlangıç diye çevrilmişti.
Konusunu hatırlarsanız rüya içinde rüya görülen ve rüyaları yöneterek birinin bilinçaltını etkileme konulu bir filmdi.
Orada görevi rüyadan kolay çıkılamasın diye labirentler inşa etmek olan mimar bir kız vardı ve adı Ariadne'ydi.
Yani mitolojiye çok ince çok güzel bir gönderme yapmışlardı orada.
2013 yapımı Atlantis diye sanırım iki sezonluk bir dizi var ve bu mitolojik hikayeler üzerine kurulu bir dizi.
Mitolojik dizi film izliyorsanız oradan deneyebilirsiniz.
Orada da Ariadne karakterini Ayşe Hart canlandırmıştı.
Richard Strauss'un Ariadne auf Naxos yani Naxoslu Ariadne diye bir operası var.
Bu arada dikkat ettiyseniz önceki bölümlerde de Richard Strauss'un eserlerinden bahsetmiştim.
Kendisi mitolojiden epey ilham alan bir sanatçı.
Andrejid'in Tezeus diye bir romanı var.
Mitolojik roman okumayı sevenler belki okumak ister.
Orada da hem Ariadne hem de Tezeus iradesi hem de Tezeus daha detaylı olarak yani yazarın bakış açısıyla anlatılıyor.
Hikayeye geri dönersek bence Calypso'nun Odysseus'u kurtarıp sonra terk edilmesi gibi Ariadne'nin hikayesi de zor bir durumdan hatta belki ölmek üzereyken kurtardığınız birinin iyileştiğinde sizi terk etmesine yapılan
bir vurgu bence. Bu tarz durumlarda ya kurtarılan kişi size sadece çıkar amaçlı bakmıştır, iyileşir iyileşmez sizden kaçar Tezos'un yaptığı gibi ya da size baktıkça onu kurtardığınız o kötü
halini anımsıyordur ve o anılardan kurtulmak için sizi bırakır diyorlar.
Böyle bir yorum var.
Bir de artık neredeyse literatüre Ariadne ipi diye geçen bir tabir var.
Hani Tezeus labirenti Ariadne'nin verdiği iple girdi.
Minator'la boğuştu.
O zorlu mücadeleden dönüşte yolunu Ariadne'nin ipi sayesinde buldu ya.
O şekilde zorlu bir yola girdiğinizde, büyük savaşlar verdiğinizde belki o savaşı kazanabilirsiniz.
O canavarı öldürüp ona yem olmaktan kurtulabilirsiniz.
Ama eve geri dönüş yolunu bulamazsanız o labirentte kalıp ölürsünüz demek isteniyor.
O yüzden... Tıpkı bir ucunu Ariadne'nin tuttuğu o ip gibi size eve döndürecek bir sabite ihtiyacınız var.
Ya biri yani aileden biri sevgili ya da arkadaş sizin için ipin bir ucunu tutacak ki geri döneceğiniz yeri unutmayın.
Ya da bir inanca bağlayacaksınız ipinizi.
O inanç size yol gösterecek.
Bir de Nietzsche'nin Ariadne'nin yakınması diye bir şiiri var.
Onu da okuyarak size veda ediyorum.
Kim ısıtır? Kim sever beni daha?
Sıcak eller uzatın bana.
Yürek mangalları uzatın bana.
Vurulup düşürülmüş çırpına çırpına, can çekişenler gibi, ayakları ovuşturulan, sarılmışım ah, bilinmeyen ateşlerle yana yana.
Sen peşimdesin, ey düşünce, adlandırılamaz, açıklanamaz, iğrenç.
Sen ey bulutların ardındaki avcı, yerle bir olmuşum senin şifşeklerinle.
Sen alaycı göz, dikmişin gözünü bana karanlıklardan.
Yatıyorum öyle, kıvrılarak, çırpınarak işkencesiyle bütün sonsuz ezaların.
Vurdun beni sen ey zalim ağacı.
Sen ey tanınmaz tanrı.
Vur, daha derine vur.
Bir kez daha, hadi vur.
Kopar, parçala bu yüreği.
Niye bu işkence, körermiş oklarla?
Neye göz koydun böyle?
Usanmadın mı bu insan işkencesinden?
Acı vermekten haz duyan tanrı şimşeği gözlerle.
Öldürmek değil istediğin.
Yalnızca eziyet. Eziyet etmek mi?
Bana niye eziyet ediyorsun?
Sen, ey acı vermekten haz duyan tanınmaz tanrı.
Usul usul sokuluyorsun böylesi gece yarısında.
Ne istiyorsun? Konuş.
Üstüme geliyorsun, sıkıştırıyorsun beni.
Çok yaklaştın yanıma.
Soluğumu duyuyorsun, yüreğimi dinliyorsun.
Kıskan seni. Neden kıskanıyorsun beni?
Git, defol. O merdiven de niye?
İçeri mi girmek istiyorsun? Yüreğime tırmanmak, en mahrem düşüncelerime tırmanmak.
Utanmaz, tanınmaz, hırsız.
Ne çalmak istiyorsun, ne gözetlemek istiyorsun, ne işkencesi etmek istiyorsun.
Sen ey işkenceci, sen cellat tanrı.
Yoksa köpek gibi taklalar mı ataydım karşında?
Teslim mi olaydım kendimden geçerek, sevginle sırnaşarak?
Boşuna, sürdür batırmanı, zalim diken.
Köpek değilim, avınım yalnızca senin.
Zalim avcı, en gururlu esirinim.
En ey bulutların ardındaki haydut.
Konuş artık. Ey şimşeklerin ardına gizlenen.
Tanınmaz. Konuş.
Ne istiyorsun ey eşkıya benden?
Nasıl? Fidye mi?
Ne istiyorsun Fidye?
Çok iste. Böylesi yaraşır gururuma.
Ve az konuş. Böylesi yaraşır öteki gururuma.
Beni istiyorsun ha?
Beni. Her şeyimle beni.
Ve işkence ediyorsun bana.
Delisin ya işte. Gururumu kırıyorsun işkence anne.
Sevgi ver bana. Kim ısıtır ki beni daha?
Kim sever ki beni daha? Sıcak eller uzat bana, yürek mangalları uzat bana, bana, yalnızların en yalnızını.
Buzunu ver ah, yedi kat donmuş buz, düşmanları bile, düşmanları özlemeyi öğreten.
Ver ey, teslim et, ey zalim düşman bana kendini.
Kaçıyor, bu kez o kaçıyor, tek yoldaşım, en büyük düşmanım, tanınmazım benim, cellat tanrım benim.
Hayır, gel geri, bütün işkencelerinle birlikte geri gel.
Bütün gözyaşlarım sana akıyor.
Yüreğimin son alevi seni aydınlatıyor.
Gel, geri gel, tanınmaz tanrım.
Acım benim, son mutluluğum benim.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
