
''Bu bölüm XO Gaia hakkında reklam içerir.''
Dünyanın canlı bir organizma olduğu fikri sadece mitolojik değil. Mitoloji, bilim, popüler kültürde Gaia; bu bölümde.
XO Gaia parfümü hakkında detaylı bilgi için Tıklayın
Transkript
İlk sonun sunduğu Mitolojik İnciler başlıyor.
Merhaba mitoloji seven kültürlü insanlar.
Yeni yılın ilk bölümüne Mısır mitolojisiyle başladık.
Mısır mitolojisini baştan sona inceleyeceğiz.
Ancak bu bölümde sizi tekrar Yunan mitolojisinde kısa bir gezintiye çıkaracağım.
Yani Mısır mitolojisi işlemeye devam edeceğiz ama bazı haftalarda böyle bölümler arasında arada tatlı niyetine başka mitolojilerden parçalar duyacaksınız.
Anlatacağım tanrılardan, ilahlardan bazılarına aşinasınız bu bölümün konusu olan Gaia gibi ama bazılarını ilk kez duyacaksınız ve bu seri boyunca yeni şeyler öğreneceğinize sizi temin ederim.
Özellikle bu bölümde Gaia ile ilgili popüler kültürden ilginç şeyler öğreneceksiniz.
Yunan mitolojisi bir doğa dini olduğu için ve her mitoloji gibi ona inanan insanlara evrenin nasıl oluştuğunu, hangi kurallara göre işlediğini, nasıl bir yaşam sürmek gerektiğini doğa
kanunları üzerinden anlatmaya çalıştığı için bana çok ilginç gelir.
Zaten genelde şaman dinler, pagan dinleri doğaya dayanır.
O yüzden doğayla ilişki çok önemli.
Eğer siz de kendinizi ara ara bu soruları düşünürken buluyorsanız, mitolojik açıklamalar keyifli gelecektir.
Ve mesela üstüne bastığınız toprağı neden bugün bile hala doğa ana dediğimizin mitolojik köklerini öğrenince ona farklı gözle bakmak bence ufkunuzu açacaktır.
Gaia, Yunan mitolojisinin en ilkel ilahı.
Yunan mitolojisinin 49. bölümünde anlatmıştım.
Kısaca hatırlayalım o kısmı.
Evrenin başlangıcında sadece kaos vardı.
Toprak, hava, su, her şeyin karmanç orman olduğu, hiçbirinin neye benzediğinin anlaşılmadığı bir karışıklıktı bu.
Adına kaos deniyordu.
İşte bu kaostan ilk gayya doğar.
Yani toprak. Yani yerküre.
Bunu vücut bulmuş bir tanrıdan çok toprağın kendisi gibi düşünmeniz gerek.
Şu an üstüne basıp geçtiğiniz, cansız olduğunu düşündüğünüz yerkürenin aslında bir ilah olduğunu, çeşitli ilahi güçleri olduğunu söylüyor bize mitoloji.
Gaye dişidir ve kaostan ilk o doğduğu için bundan sonra doğacak herkesin, her şeyin, tüm evrenin annesi olarak kabul edilir.
Hesiodos'un anlatımına göre Gaia ile birlikte Kaos'tan aynı zamanda Tartaros yani yeraltı, Erebos yani karanlık ve Eros yani aşkla doğmuştur.
Bu Hesiodos'un anlatımı.
Gaia tek başına kendi kendine oğlu Uranüs'ü yani gökyüzünü doğurur ve sonra onunla birleşerek Pontus'u yani denizi doğurur.
Sonra da Kiklop ve Yüzeliler gibi dev canavar yaratıkları ve içinde Kronos, Hyperion, Rhea, Tetis gibi Titan tanrılarının olduğu 12 Titan'ı doğurur.
İşte burada evren iyice düzene girmeye başlıyor.
Çünkü artık kaos yok.
Kara, deniz, gökyüzü her şey yerli yerinde.
Ayrıca toprak ve gökyüzü ilişkiye girerek başka varlıkları oluşturdu.
Bakın toprak ve gökyüzünün başlangıçta oluşması ve kendi aralarında ilişkiye girerek başka şeyleri yaratmaları birçok mitolojide ortak olan bir ögedir.
Mısır mitolojisinin ilk bölümünde de gördünüz.
O yüzden toprağın evrenin temeli olarak görülmesi çok normal.
Zaten Yunan mitolojisinde Gaia'nın sözünün değiştirilemez olduğu söylenir.
O bir karar verir bir şey derse kimse kolay kolay aksini iddia edemez.
Hikayenin devamında yeni Titanların doğmasıyla evrende düzen iyice oturmaya başlar.
Çünkü her Titanın bir görevi vardır.
Mesela temiz doğa kanunları ve hak hukuktan sorumluyken Hyperion güneş hareketlerinden sorumludur.
Bu titanların görünüşü biraz belirsiz yani hem sorumlu olduğu şeyin kendisi hem de vücut bulmuş hali gibi.
Mesela Kronos zamandan sorumlu hem zamanın kendisi hem de onun vücut bulmuş tanrılaşmış hali gibi.
Tüm bu ilahlar ve evren düzenini ise Uranüs yani gökyüzü yönetiyordur.
Ama bir noktadan sonra Uranüs Titan çocuklarının da çok güçlü olduğunu fark edince onlardan korkmaya başlar.
Ya beni devirip yönetime ele alırlarsa diye endişelenir.
O yüzden onları geri anneleri Gaia'nın rahmine sokar yani toprağın derinliklerine.
Ama Gaia bundan çok rahatsız olur.
Hem bir anne olarak çocukların hapsedilmesine üzülmüştür hem de tüm çocukları tekrar rahmine sokulduğu için canı çok yanmıştır.
O yüzden çocuklarını kışkırtır.
Benimle iş birliği yapın babanızı alt edelim der.
Bu teklifi sadece zamandan sorumlu tutan Kronos kabul eder.
Ve annesiyle kumpas kurup bir gün Uranüs ilişkiye girmek için Gaia'ya yaklaştığında yani gökyüzünün toprağa dokunacağı yerde Kronos annesinin rahminden elini uzatır ve babasının cinsel organı
kesip atar. Uranüs bu aşağılanmadan sonra çeker gider ve Titanlar toprağın rahminden çıkıp özgürlüklerine kavuşurlar.
Bu kez yönetimin başına Kronos geçer yani zaman.
Gayya'nın aslında şefkatli ve anaç bir anneyken yeri gelince çocuklarının veya kendinin canını yakan kocasının gözünün yaşına bakmaması ve hırçınlaşması süper bir anne özelliği bence.
Ayrıca toprak kendinden alınanı hep geri alır diye bir laf var mesela.
Denizi doldurup ev yapınca o evlerin ilk sarsıntıda yıkılması gibi durumlarda çok duyarsınız.
Yani doğa anaç sizi doyuran vs.
ama bu onun pasif veya aptal olduğu anlamına gelmez.
İntikamcıdır. Yanlışınızın cezasını size ödedir.
Gaia evrendeki herkesin annesi olduğu için ve bilgeliğinden dolayı Titanlar, Tanrılar başları sıkıştığında hep ona danışırlar.
Mesela yönetime geçen Kronos babasıyla aynı hataya düşüp kendi çocuklarından korkup onları yutunca eşi Rhea Gaia'ya danışır.
Gaia da ona karnındaki çocuk doğunca onu Kronos'a vermek yerine saklamasını ve Kronos'a bebek diye kundağa sarılı bir taş vermesini söyler.
Böylece Kronos bebek sandığı taşı yutar ve Rhea doğan çocuğu yani Zeus'u Girit adasında saklar.
Bunun gibi Gaia'nın tanrılara akıl verdiği, olayların gidişatını etkilediği başka mitler de var.
Farkındaysanız Gaia bu yaptıklarıyla hem evrenin işlemeye ve büyümeye devam etmesini sağladı.
Çünkü eğer babaları çocuklarını kısıtlayıp gelişimlerini engelleseydi evren şu anki bildiğimiz hale gelemezdi.
Hem de herkesin annesi olduğu için ve zaman zaman herkes ona danıştığı için bir nevi tarafsız, herkesin üstünde bir makam oldu.
Dolayısıyla herkes arasında görünmez bir bağ oldu Gaia.
Peki siz kendiniz de Gaia'nın özelliklerini görüyor musunuz?
Onun gibi aynı anda hem yapıcı, tatlı ve çekici, hem güçlü ve baskın karakterli misiniz mesela?
Ya size kokunuzla da bu yönlerinizi yansıtabileceğinizi söylesem?
Gaia'nın özelliklerinden ilham alan XO, sizi mistik diyarlara götürecek çekici ve güçlü XO Gaia kokusunu hazırladı.
Mutlaka deneyin. Şimdi size az önceki mitolojik hikayeden yola çıkarak, yani Gaia'nın evrendeki titanlar, tanrılar ve tüm canlılar arasında bir bağ olmasından yola çıkarak ilginç bir bilgi vereyim.
İngiliz bilim insanı James Lawlock, Gaia hipotezi dediği bir hipotezle önlüdür.
Bilim adamının 1972'de ortaya attığı bu hipotez şunu söyler.
Gezegende yaşamın kendi kendine devam etmesini sağlayan bir düzen, bir harmoni vardır.
Ve bu düzendeki tüm canlı ve cansız organizmalar bir şekilde birbiriyle ilişki halindedir.
Dolayısıyla dünyanın kendisi canlı bir organizmadır.
Yani işte su ve besin zinciri, gazların döngüsü, uygun sıcaklık koşullarının sağlanması vs.
Gezegen bunu kendi kendine yapıyor.
Birinin ürettiği diğerine yarıyor.
O onu kullanarak başka bir şeye sebep oluyor.
Ama sonuçta 4 milyardan fazla yıldır bu düzen bir şekilde insanların olumsuz etkilerine rağmen devam ediyor.
Ve şu anki düzenin birkaç defa büyük çaplı olayda yok olduğunu yani o bizim tufan dediğimiz kıyamet dediğimiz olaylarda yok olduğunu ama tekrar kurulduğunu düşününce bu döngü bir şekilde yaşamın
avantajına devam ediyor sonucu çıkıyor.
diyor teori. Evrende yaşamın devamına yönelik bu döngüsel teoriye Gaia isminin verilmesi mitolojiye süper gönderme bence.
Bu teoriyi daha detaylı dinlemek isterseniz Evrim Ağacı'nın bu konudaki YouTube videosunu izlemenizi öneririm.
Bu hipotezi savunan veya geliştiren başka bilim insanları biyologlar da var.
Araştırırsanız zaten görürsünüz.
Bir de gayyanizm diye bir spritüel inanış var.
Biraz doğa dinlerine, pagan dinlere benziyor.
Bu felsefeyi savunanlar kendilerine gayyan veya gayyanist diyorlar.
Yani gayyalı veya gayyacı.
İnanışlarını az önce bahsettiğim James Lawlock'un gayya teorisine dayandırıyorlar.
Dünyaya saygı duymak ve dünyanın canlılığını koruyabilmek adına tüm canlıları korumak gerektiğini Bunu yapmak için de dünya üzerindeki insan etkisinin azaltılması gerektiğine inanıyorlar.
Matrix'te Ajan Smith Morpheus'a ne diyordu hatırlayalım.
Bu gezegendeki her memeli içgüdüsel olarak kendini kuşatan çevresiyle doğal bir denge oluşturur.
Ama siz insanlar bunu yapmıyorsunuz.
Siz belirli bir alana yerleşip çoğalıyorsunuz.
Sonunda doğal kaynaklar tükeninceye kadar devam ediyorsunuz.
Hayat... İşte
gayracılar da aslında Ajan Smith'in bu düşüncesine katılmakla birlikte onun düşüncelerini daha yumuşatarak söylüyorlar.
Gayyanizmi bir din gibi düşünmeyin.
Hem bu felsefeye inanıp hem başka dinlere mensup olan gayyacılar da var.
Lucian Ternoski diye bir adam var.
Kendisine gayyacı diyor ve bence o yeni nesil bir hippie.
Hatta United Planet diye bir kurum kurmuş.
LinkedIn sayfalarından falan bakabilirsiniz.
Bayağı ilginç ritüelleri var.
Bir de bu kurumda şöyle bir yeminleri varmış.
Biz bir birleşik gezegeniz.
Ben gayyalıyım.
onurum üzerine tüm yaşamla uyum içinde gelişen bir medeniyet için söz veriyorum.
Tabii gayyacılar inanışlarını James Lovelock'un gayya teorisine dayandırıp çevreci bir yaşamı savunuyorlar ama James Lovelock'un nükleer enerjiyi desteklediğini filan öğrenince bir hayal kırıklığına uğruyorsunuz.
Gayya ismi popüler kültürde çoğunlukla çevrecilikle ilişkilendirilir.
Mesela Amerika'da Gaya Mumut yani Gaya Hareketi adı verilen bir sivil toplum kuruluşu var.
Hani Türkiye'de de bazı illerde kıyafet kutuları görürsünüz.
İçine artık kullanmadığınız kıyafetleri bağışlarsınız ya.
Bu kurum da o kutularla kıyafet bağışı topluyor ve kıyafetleri ihtiyaç sahiplerine iletiyor.
Daha doğrusu öyle yaptığını iddia ediyor.
Yani genel olarak çevrecilik, sürdürülebilirlik ve geri dönüşüm gibi kavramları, hedef alanların sık kullandığı bir isim Gaya.
Popüler kültürden yeterince bahsettiysek mitolojiye geri dönelim.
Hesiodos'a göre avcı Orion'un ölümüne de gaye sebep olmuştu.
Orion kimdi hatırlayalım.
Avcı tanrıça Artemis'in aşık olduğu becerikli bir avcıydı.
Hatta Artemis'in erkek kardeşi Apollo onların ilişkisini kıskanıp kaç kez Orion'u öldürmeye çalışmıştı.
Bu mite göre bir gün Orion tanrıça Artemis ve annesi Leto ile gezerlerken Orion avcılığıyla övünür.
Ve tüm hayvanları birer birer öldüreceğini söyler.
Bunu duyan toprak ana Gaia ona çok kızar ve bir akrep gönderip onu sokup öldürmesini sağlar.
Doğadaki bütün hayvanların ölmesinin gezegendeki yaşamı ne kadar kötü etkileyeceğini bir düşünün.
Gaia tabi buna izin vermez.
Ayrıca Gaia bütün gezegeni kapladığı için ondan gizli bir şey yapmanız pek mümkün değil.
Yani Gaia hep biraz vahşi ve isyankardır.
Hani bizim çoğu zaman güzel tabiat fotoğrafları, yemyeşil vadiler, yavru ceylanlar filan gördüğümüzde yaptığımız doğa ana güzellemeleri bir aslanın ceylanı parçaladığı bir
belgeselde vahşi doğaya dönüşür değil mi?
İşte Gaia da öyle iki yönlüdür.
Nasıl ki eşi Uranüs'e güç verdiyse ona kızınca tahtından indirmiştir.
Nasıl ki Zeus'un saklanmasını akıl edip onun hayatını kurtardıysa ona kızınca tanrılar ve devler arasında Caycan Tomaki savaşının çıkması için herkesi kışkırtmıştır.
O yüzden Gaia'yı hafife almamak gerek der mitoloji.
Onun üstüne basıyorsun diye kendini ondan büyük sanma.
Çünkü dağlarında, ormanlarında gezindiğin, toprağında büyüyen yiyecekleri yediğin o ilah onun düzenine uyum sağlamadığında gözünün yaşına bakmaz.
Bu yüzden çok etkileyicidir Gaia'nın hikayesi.
Kokusunu denemeyi unutmayın.
Görüşürüz.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
