
(Yunan) 64: Tanrılar & Tanrıçalar Diyarı: Bergama ve hikayeleri
8 Temmuz 2022 · 13 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Bergama ve mitolojik hikayeleri, tanrıları, tapınakları...
Bölüm Sponsorumuz Piri hakkında detaylı bilgilere ulaşmak ve Bergama gibi birçok mitolojik yeri keşfetmek için: https://piri.to/mitolojikinciler
.
Instagram: https://www.instagram.com/mitolojikinciler/?hl=tr
Reklam ve İş birlikleri için: mitolojikinciler@gmail.com
.
*Bu bölüm Piri Guide hakkında reklam içerir*
Transkript
Bergama yalnız asker gücüyle değil atlarıyla da ünlüdür.
Eğer bir ölümlü insan Tanrılar Tanrısı Zeus'un muradını dile getirebilseydi diyeceği şu olurdu.
Bergama geleceğe daha büyük şan ve onurla girecektir.
Merhaba mitoloji meraklıları.
Az önce alıntıladığım sözleri M.Ö.
315'te Bergama'da doğan Yunan düşünür ve şair Arkesileos söylemiştir.
Bu bölümde size hazır yaz gelmişken ve belki de tatilinizi planlıyorken Tanrılar ve Tanrıçalar kenti Bergama'yı ve ona dair hikayeleri anlatacağım.
Belki anlattıklarımdan sonra rotanızı oraya çevirmeyi bile düşünebilirsiniz çünkü bu kentte mitolojiye doyarsınız.
Bergama günümüzde İzmir'in bir ilçesi ama M.Ö.
4. yüzyıl civarında burası Pergamon denilen bir kentmiş.
Hatta sonradan krallık olan bir kentmiş.
Antik dönemde Pergamon'a saraylar, agoralar, tiyatro ve birçok tanrı için tapınaklar yapılmış.
Kent kuleler ve surlarla çevrilmiş.
Şimdi size bir yandan Bergama'yı anlatırken ara ara da kentle ilgili mitolojik hikayeleri paylaşacağım.
Öncelikle Bergama nasıl kurulmuş ona bakalım.
Bu konuda birçok farklı mit var ama mitlerin çoğunun ortak yanı kentin kahraman Akileus, nam-ı diğer Aşil'in torunu olan Pergamos'un kurduğudur.
Kentteki kalenin yani Bergama Kalesi'nin hikayesi ise Truva'ya kadar uzanır.
Söylenceye göre zamanında kaleyi Truva krallarından biri olan Laomedon yaptırmaktadır.
Ancak Laomedon Bergama kalesiyle birlikte aynı zamanda Truva'nın surlarını da yaptırmaktadır.
Rivayete göre bu iki yapının inşaatı devam ederken bütçe sıkışır, ikisinin birden tamamlanamayacağı anlaşılır.
O yüzden kral Laomedon Apollo ve Poseidon tapınaklarının hazinelerine el koyar.
Buna çok kızan Poseidon bir deniz canavarını kente musallat eder.
Yana yakıla canavardan kurtulmanın yollarını arayan kral bir kâine danışır.
Kâin, krala kızı Hasioni'yi canavara yem ederek Poseidon'un öfkesini dindirebileceğini söyler.
Hatırlarsanız Andromeda'nın da benzer bir hikayesi vardı.
Bu tarz, biz bir hata ettik, tanrılar kente canavar musallat etti, kızımızı feda edelim de tanrılar affetsin olayları mitolojice sık sık karşımıza çıkıyor.
Neyse çaresiz kral kızını bir taşa bağlatıp canavara sunar.
Ancak Herakles ortaya çıkar ve bütün yarışlarda kazanılmış kısrakları bana verin sizi canavardan kurtarayım der.
Kısrakları verirler o da canavarı öldürüp kızı kurtarır.
Kentte şenlikler yapılır.
Şimdi Pergamon antik kentine gittiğinizde neler görürsünüz biraz onlardan bahsedeceğim.
Ama aslında tabii size direkt oraları göstererek yayın yapmayı dilerdim.
Sizden de bazen böyle antik kentleri ziyarete gidenler oluyor.
Keşke yanımızda olsan da bize burayla ilgili hikayeler anlatsan diye mesajlar atıyorlar.
Ha işte o durumlarda ben yanınızda olmasam da size eşlik edecek süper bir uygulama var.
Piri. Ben Piri ilk çıktığı yıllarda İstanbul'da gezerken uygulamayı kullanıyordum.
Ve tarihi turistik yerlerden geç...
Geçerken buraların hikayelerini dinliyordum.
Şimdi Piri oldukça büyüdü.
Uygulamada 20 ülke, 40 şehir anlatımı ve 3000'den fazla sesli içerik yer alıyor.
Bir de mesela Roma'yı ya da Bergama'yı keşfetmek için illa o an orada olmanız gerekmiyor.
İsterseniz evinizden de ta o bölgenin ses kaydını açıp dinleyebiliyorsunuz.
Dinlerken oranın bazı fotoğraflarını dahi görebiliyorsunuz.
Mesela ben Bergama'yı başka yönleriyle ele aldım.
Piri başka yönleriyle ele almış.
Ama tabii mitolojik hikayeleri de değinmeyi unutmamışlar.
Süper bir uygulama.
Aylık ve yıllık abonelik seçenekleriyle bir deneyin bence.
Tatile giderseniz de deneyin.
Yanınızda bir rehberle gezmiş olursunuz.
Gitmezseniz de gitmiş kadar olmak için mutlaka dinleyin.
Nereden başlayalım?
Akropolis'ten başlayalım.
Yunanistan turundan hatırlarsınız Akropolis yüksekteki şehir demekti.
Atinalı'da Akropolis vardı.
Birçok yerde de var. Buralarda genelde önemli dini mabetler, tapınaklar, hazine odaları, yiyecek depoları vs.
olur. Bergama'daki Akropolis'te de zamanında bir Athena tapınağı varmış.
Bergama kenti kendisini Athena'nın mirasçısı olarak görür.
Tıpkı Athena gibi Yunan kültürünün başkenti olduğunu iddia eder.
O yüzden birçok yönden Athena'yı örnek almıştır.
Dolayısıyla kentin koruyucu tanrısı olarak Atene'yi seçmeleri de doğaldır.
Ancak zamanında kenti keşfeden Alman arkeolog bu tapınağın parçalarını 1800'lerde padişahın izniyle Berlin'e götürmüş ve orada birleştirmiş.
Tapınak bugün Berlin Pergamon Müzesi'nde sergileniyor.
Maalesef Bergama'daki akropolle sadece temelleri kalmış.
Atene kimdi hatırlayalım.
Zeus'un biricik kızı, bilgelik tanrıçasıydı.
Savaşları bilgelikle kazandıran tanrıçaydı.
Kentin antik dönemdeki kültürünü göstermesi açısından da bu önemli.
Antik dönemde Bergamalılar ve Galatlar arasında yapılmış ünlü bir savaş var.
Galatlar bugünkü Fransızların atası.
Galatların kente saldırmasından doğan şöyle bir hikaye var.
Bergama kralı 1. Atalos askerlerin inancını yükseltmek için kurban kesip tanrılara sunmak ister.
Ama burada garip bir olay var.
Kurban törenini yöneten kahin avucuna ters bir şekilde zafer tanrısının aykın adını yazar.
Tam savaştan önce kesilecek kurbanın ciğerine gizlice mühür gibi basar.
Sonra da askerlerin önünde aa bakın burada ne yazıyor diye okur.
Askerler gaza gelip zafer kralındır diye bağırırlar.
Tanrıların kendilerinden yana olduğuna, savaş ve bilgelik tanrıçası Athena'nın kendilerine yardım edeceğine, tanrıların kralı Zeus'un yıldırımlarıyla düşmanları savuşturacağına ve tüm tanrıların Bergama'yı destekleyeceğine
inanırlar. Nehir tanrısı Kayakos'un adıyla anılan bu savaşta gerçekten de Bergamalılar Galatları yener.
Bergama kralı Atolos da nehir tanrısı Kayakos'un oğlu olarak kabul edilir.
Devam edelim. Bergama'da başka neler var?
Demeter ve Dionysos tapınakları var.
Bu tapınak tiyatronun kuzey ucuna M.Ö.
3. yüzyılda yapılmış. Tapınağın tanrılarına dikkat edin.
Dionysos zaten şarap, eğlence ve tiyatro tanrısı.
O yüzden zaten her tiyatronun yanında bir Dionysos tapınağı vardır.
Ama burada aynı zamanda Demeter'e de tapınılıyor.
Bu kısımda piri uygulamasına çok güzel anlatılmış.
Dinlemenizi öneririm. Maalesef tapınak yine Berlin Pergamon Müzesi'ne taşınmış.
Bizde çok az bir kalıntısı kalmış.
Şimdi tapınaklara ara verip Bergama ile ilgili bir mit anlatayım size.
Bir gün tanrıların evi Olympos'ta oturan baş tanrı Zeus'un canı sıkılır.
Üstelik dünyadaki ölümlüler tanrıları unutmuş gibi görünüyorlardır.
Onlara dua etmiyor, onlar için kurban adamıyorlardır.
Zeus oğlu haberci tanrı Hermes'i yanına çağırır.
Oğlum bu dik kafalı dünyalılar bizleri unutmuşa benziyorlar.
Bizim için zaten kurban filan da kesmez oldular.
Hadi bir gidip görelim onları der.
Ölümlü kılığına girerler, üzerlerine yırtık pırtık giysiler giyip Ege kıyılarına, oradan da Bergama Ovası'na gelirler.
Zeus, Hermes oğlum, buralar bizim Olimpostan da güzel değil mi?
diye sorar. Bak buraları görünce yukarıdaki tanrıların tanrıçaların dırdırlarını hiç doymayan tutkularını da unutuverdim.
Zaten Tanrı Prometheus da Tanrı Hephaistos da insanları çamurdan şekillendirirken onları her türlü yeteneğe bağışlamışlardı.
Bu duruma gerçi ilk başlarda çok öfkelenmiştim.
Hatta bu yüzden Prometheus'a ne acılar çektirdim ne acılar.
Ama şimdi anlıyorum doğrusu bu güzelim dünya ancak o yeteneklerle bezenmiş insanlara yakışırdı.
İyi etmişler. Hadi gel şu insanlarla biraz sohbet edelim.
Hermes Çok iyi olur der.
Zaten çok acıktım. Sofralarında yer içer biraz laflarız.
Önce büyük kapılı kocaman giyişleri olan zengin evlerinin kapılarını çalarlar.
Ancak kapılar ya hiç açılmıyor ya da açılanlar hemen suratlarına kapanıyordur.
Sonrasında önlerine gelen her kapıyı çalmaya başlarlar.
Kapıyı açanlar Zeus ve Hermes'in kıyafetlerini görür görmez kapıyı kapatıyorlardır.
Zeus giderek daha çok kızmaya başlar.
Sonra Hermes Bergama tepesine yakın küçücük duvarları çatısı dökülen bir ev görür.
Kapıyı çalarlar. Yaşlı bir kadın kapıyı açar.
Açar da kapının yarısı zaten kırıktır.
Kadın bak konuklarımız var diye kocasına seslenir.
Bolkis adındaki bu kadınla Filemon adındaki adam iki tanrıyı bilmeden yani tanrı olduklarını bilmeden evlerine buyur ederler.
Ev çok küçük kusura bakmayın ama kendi eviniz gibi rahat oturun deyip dururlar.
Kadın ocaktaki ateşi yakar, adam bahçeden topladığı domatesi, biberi, kümmesten yakaladığı tavuğu getirir ve yemek hazırlarlar.
Bir yandan da konuklarla sohbet ederler.
Yemek bir ayağı kırıkmasa dayanır.
Kadın ve adam sürekli biz çok yaşlıyız ancak bu kadarını yapabiliyoruz.
Sizi yeterince iyi ağırlayamadık lütfen kusura bakmayın diye af diliyordur.
Yemekten sonra da bahçeden topladıkları meyveleri ikram ederler.
Meyve ağaçlarının hikayesini anlatırlar.
Ağaçları genç yaşta ölen oğulları dikmiştir.
Gözleri dolar ama ayıp olmasın diye konuklarından saklamaya çalışırlar.
Saat geç olunca tanrılar gitmeye kalkar.
Kadınla adam gitmemeleri için ısrar etse de Zeus ve Hermes gitmeye kararlıdır.
Siz de bizimle biraz yürüyün diye önerirler yaşlı çifte.
Balıkis ve Filemon da onlarla yürür.
Onlar yürürken aşağıda bir tufan çıkar.
Bergama Ovası'nda birkaç saat önce Zeus ve Hermes'in suratına kapıyı kapatan evler birer birer sular altında kalır.
Bolkis ve Filemon'un evlerinin yerinde ise kocaman beyaz mermerlerle kaplı bir tapınak yükselir.
İşte o zaman yaşlı çift bu iki yoksul görünümlü kişinin tanrı olduğunu anlar.
Zeus onlara size teşekkür ederiz.
Bugün dünyayı daha iyi tanıdık.
Bizden bir şey isteyin yapalım der.
Yaşlı çift önce mütevazilikleri edese de Zeus ısrar edince Filemon söze girer.
Peki öyleyse der. Biz bugüne kadar hep baş başa çok mutlu yaşadık.
Bu mutluluğumuzu da herkesle paylaştık.
Bu yaştan sonra da bizi ayırmayın.
Birimiz önce öteki sonra gitmesin o son durağa.
Biz ikimiz bir arada aynı anda gitmek istiyoruz yer altındaki Hades'in ülkesine.
Zeus bu dileği kabul eder.
Sonrasında yaş çift Bergama tepesindeki tapınağın bekçileri olurlar.
Uzun yıllar boyunca Titan Helios'un atlarıyla gökyüzünde gezdiği güneşi beraber izlerler.
Birbirlerine aşkla bakarlar.
Bir gün yine tapınağın avlusunda baş başa otururken aniden bir uyuşukluk hissetmeye başlarlar aynı anda.
Ayağa kalkmak isterler kalkamazlar.
Bedenleri giderek ağırlaşır.
Ayakları toprağa kök salmaya başlar.
Elleri dallara, parmakları yapraklara dönüşür.
Çift birbirine daha fazla sarılır ve sonunda biri meşe ağacına bazı hikayelere göre çınardı deniyor.
Diğeri ise ıhhamur ağacına dönüşür.
Bergama'da Akropolis'te bu ağaçları görürseniz siz de Balıküs ve Filoman'a selam vermeyi unutmayın.
Bergama'yı keşfetmeye devam edelim.
Bir Astepion var ve bu dünyadaki 3 önemli Astepion'dan biri.
Astepion neydi? Tıp tanrısı Astepion'sa adanmış tapınak.
Burada hastalar şifalandırılmaya çalışılır.
Yani antik hastane.
Buradaki Astepion'un girişinde zamanında buraya ölüm giremez yazarmış.
Yani bir yandan bir hastanede görmek isteyeceğin bir cümle ama bir yandan da fazla iddialı gibi sanki.
Hani bizim zincirli kuyunun girişini hiç görmedikleri belli oluyor.
Ünlü hekim Hipokrat da, koslu Hipokrat burada çalışmıştır.
Dünyanın dört bir yanından insanlar hatta imparatorlar, krallar buraya gelir.
Onlara özel yapılmış han ve odalarda konaklar, spor, tiyatro, su, çamur, müzik, psikoterapi gibi yöntemlerle iyileştirilmeye çalışılırmış.
M.S. 166'da tüm Anadolu'da olduğu gibi Bergama'ya da veba salgını gelmiş.
Burada bulunan bir Zeus sunağı var.
Onun da büyük bölümü Osmanlı zamanında Berlin'e götürülmüş.
Onda sunağın teras kısmında bulunan kitabede veba salgını ile ilgili şu yazılıymış.
Ey büyük tanrı Zeus, Aslepiyon ve bütün tanrılarla birlikte şehri harap eden salgını koru.
Şimdi hazır Zeus sunağı demişken ondan bahsedelim.
Burası Zeus ve Athena'ya adanmış kurbanların kesildiği bir yer.
Filizleri var yani duvarlarında bazı kabartmalarla bazı önemli olaylar anlatılıyor.
Mesela bir yüzünde tanrılar ve devlerin savaştığı Cajentomeki savaşı anlatılıyor.
Başka bir yüzünde Attalos hanedanını kuran Telefos anlatılıyor.
Ve Apollo, Athena gibi tanrılara yer veriliyor vs.
Bergama'da bir de Serapis Tapınağı var.
Serapis çok ilginç bir tanrı çünkü Antik Yunan ve Mısır inançlarının birleşiminin oluşturduğu bir tanrı.
Bazıları bunun iki Mısır tanrısının birleşimi olduğunu, bazıları ise Zeus'u temsil ettiğini söyler.
Yani hikayeler karışık bu konuyla ilgili.
Romalılar Serapis Tapınağı'na geleceği öğrenmek için gelirlermiş.
Tapınak kırmızı tuğlalardan yapıldığı için halk arasında Kızılavlu olarak adlandırılmış.
Gördüğünüz gibi bir kültür mozaiği olan Bergama Antik Kenti 2014'te Dünya Mirası listesine girmiş.
Ben biraz mitolojik kısımlara değinmeye çalıştım ama Bergama ile ilgili daha fazla bilgi edinmek ve gezerken bir rehber eşliğinde gezmek için Piri'yi denemeyi unutmayın.
Hoşçakalın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
