
(Yunan) 61: Sonsuz cezalar serisi -2: Tantalus: Göster Ama Verme
10 Mayıs 2022 · 9 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Instagram: @mitolojikinciler
Reklam ve İş birlikleri için: info@podcastbpt.com
Transkript
Merhaba Mitoloji Meraklıları.
Sonsuz Cezalar serimize devam ediyoruz.
Bu bölümde size Tantalus'un hikayesini anlatacağım.
Hikayede adını ilk kez duyacağınız karakterler Tantalus ve Pelops.
Tantalus, Anadolu'da Filge kentinin kralı.
Truva Savaşı'ndan hatırlayacağınız kral Agamemnon'un büyük büyük babası.
Birçok kral ve kahraman gibi o da bir yarı tanrıdır, babası Zeus'dur.
Pelops, Tantalus'un en büyük oğlu.
Normalde her yeri Tanrı Olympos'a getirilmez veya gelmesine izin verilmez.
Ancak Zeus, Tantalus'a bir kıyak geçer ve onu ara ara Olympos'taki ziyafetlerde ağırlar.
Tanrılarla aynı masaya oturmasına izin verir.
Tantalus bundan çok etkilenir.
Tanrıların insanlar hakkında ne düşündüğünü, nasıl planlar yaptıklarını öğrenip krallığına döndüğünde yapmaması gereken bir şey yapar ve bu sırları insanlara anlatır.
Tanrılar bunun farkındadır tabii ama yine de buna çok takılmazlar.
Çünkü Tantalus'un onlara eşlik etmesinden, onun muhabbetinden falan hoşlanıyorlardır.
Masada bir renk diye kabul ediyorlardır.
Yine bir gün bir ziyafet sırasında Tantalus masadaki tanrıların yiyeceği ambrosya ve tanrıların içeceği nektardan biraz çalar.
Bunları istediği kişilere yedirecek.
Böylece bunlardan yiyenler tıpkı tanrılar gibi ölümsüz olacaktır.
Bir söylenceye göre tanrılar buna kızarlar ve artık Tantalus'u cezalandırmaya karar vermişken o sırada Tantalus onlara bir ziyafetle teşekkür etmek istediğini ve onlar için adak adayacağını söyleyerek
onları krallığında bir ziyafete çağırır.
Tanrılar da bu davete icabet ederler.
Ziyafet günü geldiğinde Tantalus oğlu Pelops'u çağırıp şöyle der.
Sevgili oğlum bugün tanrılarla aynı masayı paylaşmanın onuru senin olacak.
Pelops büyük bir sevinçle babasına teşekkür edip hazırlanmaya gider.
Tantalus sonra aşçının kulağına eğilir ve şöyle fısıldar.
Bugün daha önce yaptıklarından çok daha efsane bir menü hazırlayacaksın.
Tanrılara kurban olarak oğlum pelopsu sunacağım.
Onu tanrıların ağzına layık şekilde pişireceksin.
Aşçı dehşete kapılır ama emri yerine getirmek zorundadır.
Tantalus oğlunu doğratıp parçalara ayırtır, bir kazanda kaynatır ve yahni yaptırır.
Bu hareketle hem tanrılara kurban vermiş hem de bakalım kurbanın ne olduğunu tahmin edebilecekler mi?
Hani tanrı ya bunlar, bakalım her şeyi görebiliyorlar mı diye onları sınamış olacaktır.
Bu sırada tanrılar masada toplanmış sohbet ederken Zeus Tantalus'a sorar.
Nerede benim sevgili torunum?
Tantalus cevaplar. Merak etme babacım.
Birazdan burada bizimle olacak.
Biraz sonra aşçı Yahni'yi getirir.
Yahni oldukça lezzetli görünüyordur.
Yakın zamanda kızı Persephone yer altına girmek zorunda kaldığı için üzüntüsünden pek ne yaptığını bilmeyen tarım ve bereket tanrıcısı Demeter hemen önündeki yemeği yemeğe koyulur, etten bir parça alır.
Ancak diğer tanrılar bu yemekten şüphelenmişlerdir.
Tanrılar her şeyi bildikleri için servis edilen şeyin bir insan olduğunu anlarlar ve bu yemeği yemezler.
Çoktan bir ısırık almış olan Demeter ise şimdiden iğrenip hasta hissetmeye başlamıştır.
Tantalus'un bu saçma hareketine aşırı kızarlar.
Çünkü Yunan mitolojisinde tanrılara insan kurban etmek.
Veya insan yemek bir tabudur, yasaktır.
Üstelik çok iyi bildiğiniz üzere aileden birini öldürmek de korkunç bir günahtır.
Yani Tantalus çifte günah işlemiştir.
Zeus bize nasıl insan eti yemeye kalkarsın diye bağırır.
Tantalus pişkin bir şekilde size herhangi bir kurban değil çok önemli bir kurban vermek istedim babacım.
O yüzden en büyük oğlumu sizin için kestirdim der.
Zeus Tantalus'un bu büyük suçunu ve bu akıl almaz pişkinliğini cezasız bırakmamaya karar verir.
Daha önce yaptığın saç...
Saçmalıkları görmezden geliyorduk ama bu yaptığın affedilecek bir şey değil diyerek onu sonsuz bir işkenceyle cezalandırır.
Tantalus tartarosa götürülür ve bir göle atılır.
Sadece boynundan yukarısı suyun üstünde kalabiliyordur.
Tepesinde pırıl pırıl tüylü meyveleri olan bir ağaç vardır.
Ancak Tantalus ne zaman bu meyvelerden birini koparmak için ağaca yanaşmak istese ağacın boyu uzuyor ve dallar daha da yükseğe gidiyordur.
Tantalus ne zaman susayıp gölün suyundan içmek ise su çekiliyor, çekiliyor ve göl kuruyordur ve Tantalus asla içemiyordur.
Böylece sonsuz bir açlık ve susuzluğa mahkum edilir.
Üstelik üstünde leziz duran meyveler ve etrafında tatlı su olmasına rağmen.
İzmir'deki Karagöl'ün eski adı Tantalus'un gölüdür.
Burayı ziyaret ederseniz hala gölde sonsuz cezasını çekmekte olan Tantalus'u anmayı ihmal etmeyin.
Yunanlar bu tür dibinizde olup sizi cezbeden ama tatmin olmanıza asla izin vermeyen durumlar için tantalusun cezası tabirini kullanırlarmış.
Dilimizde de bu tabiri Orhan Veli tental azabı diye çevirerek geçirmiş.
Orhan Veli 36 yıllık hayatının son 10 yılı boyunca sevdiği bildiğim kadarıyla yasak aşkı Nahit Hanım'a şöyle seslenirmiş.
Her zaman bahsettiğim bir tental azabı vardır.
O azabı bugünkü halime tercih ederim.
Tek senin yanında olayım.
Orhan Belin'in evli olan ve maalesef beraber olamadığı Nahit Hanım'a yazdığı mektuplardan oluşan Yalnız Seni Arıyorum Andı eserinde geçen bu ifade beni çok etkiledi.
Yeter ki beraber olalım Tantalus'un cezasına bile razıyım diyen bir adam.
Bu hikayeden İngilizceye tantalize diye bir kelime geçmiş.
Hala kullanılıyor. Boşuna ümit vermek yani gösterip vermemek anlamına geliyor.
Gelelim az kalsın tanrıları yem olacak çocuk Pelops'a.
Tanrıların tanrısı Zeus, kader tanrıçaları Moiralardan adı Kloto olana seslenir.
Moiralar bölümünden hatırlayın, Kloto bir insanın kader ipliğini eğirmeye başlayan, makaranın başında duran tanrıçaydı.
Zeus, Cloto'dan ölen çocuk Pelops'u tekrar birleştirmesini ve onu hayata döndürmesini ister.
Cloto, masadan Pelops'un servis edilmiş tüm parçalarını, kemiklerini, etlerini alır, kutsal bir kazanda kaynatır ve Pelops'u hayata döndürür.
Pelops'un omzunu yemiş olan Demeter ise, demirci tanrı Hephaistos'a onun için fil dişinden bir omuzluk yaptırır ve Pelops'a armağan eder.
Böylece Pelops tamamlanmış olur.
Homeros Tantalus'tan nasıl bahsetmiş bakalım.
Tantalus'u gördüm. Korkunç işkenceler çekerken.
Duruyordu bir gölün içinde, ayakta.
Yüksele yüksele çıkıyordu su çenesine kadar.
Ama içmek için davrandı mıydı, damlasını alamıyordu suyun.
İhtiyar adam eğiliyor, eğiliyor, eğiliyordu.
Su da çekiliyor, çekiliyor, yok oluyordu hemen toprakta.
Ve bir çamur peyda oluyordu ayaklarının dibinde, kapkara.
O saat bir tanrı kurutuveriyordu gölü.
Yemişler sarkıyordu başının önünde dallı budaklı ağaçlardan.
Armutlar, narlar, pırıl pırıl elmalar, ballı incirler, tombul zeytinler sarkıyordu.
Ama ihtiyar adam koparayım diye ellerini uzattı mıydı bir yer geliyor savuruyordu onları kara bulutlara.
Arena'nın ve Mantara Burn'ın, umarım doğru telaffuz etmişimdir, Tantalus adında şarkıları var.
Güzel şarkılar, hikayeye güzel gönderme yapıyorlar.
Spotify'daki Mitolojik İnciler Müzikleri isimli çalma listemizi ekledim.
Instagram'dan da paylaşırım.
All My Pretty Ones'ın da Sisyphus Tantalus diye bir şarkısı var.
Çok tatlı bir şarkı. Onu da ekledim.
Buradan dinletemediğim için çok üzülüyorum ama siz Spotify'dan dinleyin.
Kapatmadan Patreon'dan bağış yaparak beni destekleyen patronlara çok teşekkür ederim.
Desteklemek ve avantajlardan yararlanmak isterseniz sizi de Patreon'a beklerim.
Hiçbir şeyin size tentel azabı çektirmemesi dileğiyle.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
