
(Yunan) 58: Öldüresiye kıskançlık: Apollo & Hyacinthus | Sümbül Çiçeğinin Hikayesi
7 Nisan 2022 · 11 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Kıskandığınızda ne kadar ileri gidebilirsiniz? Apollo'nun en büyük iki aşkından biri: Hyacinthus Sümbül çiçeğinin hikayesi.
Link: https://cambly.biz/pandora
Transkript
İngilizce konuşma korkunuzu yenip süper sohbetler edebilmenizi amaçlayan online eğitim platformu Cambly, mitolojik inceleri sunar.
Merhaba mitoloji meraklıları.
Bu bölümde benden çok uzun zamanda istediğiniz bir aşk hikayesini anlatacağım.
Başta Apollo ve Hyakintus yazdım ama aslında bu hikayede önemli biri daha var çünkü aslında bu bir aşk üçgeni sayılır.
Bu hikayede adını duyacağınız karakterlerden en önemlileri Apollo, Hyakintus ve Zephros.
Kısaca hepsini tanıyacak olursak.
Apollo, Zeus'un oğlu.
Sanatın, müziğin, ışığın, şifanın tanrısı.
Zephros, batı rüzgarlarının tanrısı.
Bu rüzgarların etmesini sağlar ve baharın müjdeleyicisidir.
Hyakintus, çok yakışıklı bir Sparta prensidir.
Bronz biteni, kıvır kıvır saçları, çok güzel bir vücudu vardır.
Hyakintus o kadar yakışıklıdır ki...
Hem Tanrı Apollo, hem Batı rüzgarı Zephrus, hem Kuzey rüzgarı Boreas, hem de Tamiris adında bir şarkıcı adam ona aşıktır.
Tüm bu erkekler arasında Hyakintus Tanrı Apollo'yu seçer.
Apollo'yu seçmek de cesaret ister doğrusu.
Çünkü onunla olmak her ne kadar eğlenceli olsa da o öfkelendiğinde kaçacak delik bulamazsınız.
Ama Hyakintus her şey göze alıp onunla olur.
Apollo'nun kuğuların çektiği bir arabası vardır.
O arabaya atlayıp Apollo'nun dünya üzerindeki kutsal mekanlarını ziyaret ederler.
Yani Apollo Delfi'deki tapınağını bırakıp Hyakintus da orada burada fink atar.
Hyakintus'a ok ve yay kullanmayı, lir çalmayı ve kehanette bulunmayı öğretir.
Sadece Hyakintus'a zaman geçiriyor, onun dışında hiçbir şey umursamıyordur.
Böyle romantik komedi tadında güzel güzel eğlenirler.
Ancak bu sırada batı rüzgarı Zephrus onların bu tatlış hallerini sinsi sinsi izleyip gıcık olmaktadır.
Yani Zebrüs'cüğüm niye böyle yapıyorsun?
Kendi kendine kinleneceğini seviyorsan git konuş değil mi?
İlgisini çek yani. Konuşamıyorsan Kemli sana yardım etsin, İngilizceni geliştir, git bir de öyle konuş.
Müsaadenizle bölüme kısacık bir ara verip bölümü size ulaştırmamda bana destek olan ve hiç çekinmeden İngilizce konuşabilin diye sizi desteklemek isteyen Kemli'ye teşekkür etmek istiyorum.
Cambly istediğiniz hocayı seçip, istediğiniz saatte ve istediğiniz konuyu seçerek konuşma pratiği yapabileceğiniz bir uygulama.
Mesela zebrus gibi birini mi kıskanıyorsunuz?
Aşk acısı mı çekiyorsunuz?
Seçin how are you feeling konusunu, anlatın ne istediğinizi.
Tatlış öğretmenler sayesinde bir yerden sonra bir arkadaşınızla sohbet ediyormuş gibi hissedeceksiniz.
Dersmiş gibi gelmeyecek.
İngilizce konuşmak gayet sıradan bir şey haline gelecek.
Cambly bir de bize özel süper bir kampanya hazırladı.
Yılın en büyük kampanyası.
Yazın bunu bir yere. Henüz denemediyseniz hemen bir hesap oluşturup Pandora koduyla hem ilk dersinizi ücretsiz yapabileceksiniz hem de kısa süreliğine geçerli olacak şekilde istediğiniz paketi %60 indirimle alabileceksiniz.
Lütfen böyle faydalı fırsatları kaçırmayın.
Linki bölümün açıklamasına bırakıyorum.
Şimdi hikayeye devam edelim.
Apollo ve Hyakintus Türk filmi aşıkları tadında etrafa gülücükler saçıp eğlenirken ve Zephros da Erol Taş misali onları gizli gizli izlerken günlerden bir gün Apollo Hyakintus'a disk atmayı öğretmek ister.
Bu disk atma bumerang tadında bir oyun ama halkalarla oynanıyor.
Yine tabi batı rüzgarı Zephros onların aşkla dolu eğlencelerini birbirlerine kur yapışlarını izleyip kıskançlıktan deliye dönüyordur.
Apollo diski fırlatır bu o kadar güçlü bir atıştır ki disk havalandığında gökteki bulutları yarar.
E bir tanrı fırlatıyor sonuçta.
Bu sırada Hyakintus da diskin hizasına doğru koşar ki disk yere doğru geldiğinde onu yakalayabilsin.
Tam o sırada Zebrus çok kuvvetli bir şekilde üfler ve oluşan rüzgar diskin yönünü değiştirip yere çarpmasına ve oradan da sekip Hyakintus'un kafasını yarmasına sebep olur.
Apollo şok olur.
Betty benze atar. Hemen yanına koşup onu kolların arasına alır ve bir şifa tanrısı olarak bildiği tüm yöntemleri kullanıp onu iyileştirmeye çalışır.
Ama artık çok geçtir. Hyakintus çoktan ölmüştür.
Moiralar onun ipini kesmiştir.
Artık geri dönüşü yoktur.
Şifa tanrısı bile onu iyileştirip ölümün kollarından alamaz.
Apollo sevgilisinin anısını yaşatmak için onun kanının aktığı yerden bir çiçek çıkartır.
Yani Hyakintus'un ruhunun ölüler diyarına gitmesine engel olur.
Onu bir çiçeğe dönüştürür.
Bu çiçeğe Hyakint yani sümbül adı verilir.
O videosa göre Apollo'nun Hyakintos'un ölümünün ardından döktüğü gözyaşları yüzünden sümbül çiçeğinin yaprakları lekelidir.
Söylencelere göre Zephros rüzgarın yönünü değiştirirken Hyakintus'u öldürmeyi amaçlamamıştır.
Sadece Apollon'un kötü bir atış yapmasını istemiştir.
Bu sonucu düşünememiştir.
O da çok üzgündür. Tabi bir yandan da Apollon'un öfkesinden deli gibi korkar çünkü Apollon öfkelenince korkunç cezalar verebiliyor hatırlarsınız.
O yüzden gidip Eros'a sığınır.
Ben aşkımdan dolayı böyle korkunç bir kıskançlığa kapıldım ve sadece oyunlarını bozmak istedim.
Sen aşk tanrısısın beni anlarsın lütfen beni koru der.
Eros da Seni korurum ama bir şartla.
Sonsuza kadar benimle beraber çalışacaksın der.
Zephros çaresiz bunu kabul edince Eras'ın korunması altına girerek Apollo'nun öfkesinden kurtulur.
Yani bu hikaye sadece bir aşk hikayesi değil, kıskançlığın ve onun sebep olabildiği kötülüklerin hikayesi.
Antik dönemde Sparta'da yaz başında 3 gün süren Hyakintya festivalleri düzenlenir ve burada Hyakintus'a tapılırmış.
Halbuki Hyakintus aslında bir ölümlü, bir tanrı değil.
Ama Apollo ile yakınlığından dolayı zaman içerisinde bu söylence ile beraber Hyakintus'a ilahi bir rol verilmiş.
Bu festivalin ilk gününde Hyakintus'un ölümüne yaz tutulur.
Şarkı söylenmez ve olabildiğince az yemek yenir.
Oruç gibi yani. Ve diğer iki günde ise onun bir sümbül olarak yeniden doğması kutlanırmış.
Kutlamalarda erkekler çıkar, ulusal marşlarını söyler ve dans ederlermiş.
Bu yönleriyle yani bir tanrı ile aşk yaşaması, başka bir tanrı tarafından öldürülmesi ve sonrasında kutsal bir role erişip halk tarafından festivallerde anılmasıyla Hyakintus diğer bir ölümlü yakışıklı
olan ve Ares tarafından öldürülen Adonis'e benziyor.
O hikayeyi de önceki bölümlerde anlatmıştım.
Spartalılar için bu festival öyle önemliymiş ki bir askeri harekat içinde dahi olsalar bu tarih yaklaşınca döner ve festivale katılırlarmış.
Yani Spartalılar için askerliğin, savaşın ne kadar önemli olduğunu biliyorsunuz.
Ona rağmen onu bırakıp bu festivale katılıyorlarmış.
Mozart 11 yaşındayken Apollo ve Hyakintus adında bir opera yazmış.
Yani nasıl bir yetenek 11 yaşında sadece.
Ancak bu operanın metni yani librettosu hani böyle gösterilerde elinize bir buklet verirler orada parçanın hikayesi yazar ya işte onu bir rahip yazmış.
Burada bir homoseksüel ilişki olduğu için sakıncalı bulmuş olacak ki rahip hikayeyi çarpıtmış.
Ve sanki Hyakintus'un Melia diye bir kız kardeşi var da Apollo bu kıza aşık gibi anlatmış.
Dolayısıyla bu versiyonda Apollo da Hyakintos'un ölümüne çok üzülmüyor.
Sadece sevdiği kız kardeşinin ölümüne üzülüyor diye ona üzülüyor.
Yani rahip hikayeyi bayağı çarpıtmış, bozmuş.
Zaten Apollo ve Hyakintos'un hikayesi tıpkı Achilleus ve Patrakulos'un hikayesi gibi yok ya onlar sevgili değil yakın arkadaştılar aslında diye çarpıtılır sürekli ama onlar iki aşıktır
arkadaşlar. Tıpkı Hyakintus çiçeği yani sümbül çiçeği gibi yine Hyakintus'un adının verildiği bir değerli taş da var.
Bu taş tıpkı sümbül çiçeği gibi mor veya mavi renkli olabiliyor.
Antik Yunanlar bu taşın Apollo için kutsal olduğunu düşünürlermiş.
Apollo'nun tapınağını, rahiplerini veya rahibesi Pitya'yı ziyaret edenlerin üzerlerinde bu taşı taşımaları gerekirmiş.
Hala da satışı var bu arada.
Bu taşı bulabiliyorsunuz, alabiliyorsunuz.
Yekintin hair yani sümbül saç diye bir tabir var.
Yekintis'in saçları kıvır kıvır olduğu için sümbül çiçeğinin yaprakları da kıvır kıvır olmuştur.
O yüzden saçı böyle kıvır kıvır olanlara sümbül saç deniyormuş.
Saç rengi olarak da koyu renk ya da koyu mor saçı işaret ediyormuş.
Bu günlük hayatta artık kullanmadığımız bir tabir.
Yani kimseye sümbül saçlı demiyoruz.
Genelde şiirsel anlatılarda kullanılıyormuş.
Mesela Odise destanında Athena Odiseos'un daha yakışıklı görünmesi için onun saçlarını sümbülmüştür.
sümbül saça dönüştürür. Bir de Edgar Allan Poe'nun Helene diye bir şiiri var.
Onda da şair Helen'in saçının sümbül saç olduğunu söyler.
Şiirin o kısmını okuyayım size.
Gezmeyi özler yapayalnız denizlerin üstünde.
Yunanlı yüzün, sümbül saçların, senin havaların getirmişti beni eve.
Yunanistan'ın görkemine ve Roma'nın yüceliğine.
Aranızda tenis sevenler varsa şimdi vereceğim bilgi ilginizi çekebilir.
Hikayelerde genelde Apollo ve Hyakintos'un oynadığı oyun bumerang gibi yani bir diski birbirine atmakken ilginç bir şekilde bu hikayeyi anlatan birçok ünlü tabloda ki bunlardan biri benim tarzını
çok sevdiğim Caravaggio'nun tablosu iki aşığın disk değil de tenise benzer bir şey oynadıklarını görürüz.
Çünkü ellerinde ya da yanlarında tenis raketleri bulunur.
İnstagram'dan birkaç örnek tablo paylaşacağım bununla ilgili.
Yani tabii ki antik dönemde tenis raketi ne alaka falan diye düşünüyorsunuz.
Ama bunun sebebinin tabloları yapan ressamların ya da tabloları yaptıranların tenisi çok sevdiği.
O yüzden hikayeyi bu şekilde evrilterek tenis aşklarını yansıttıkları olduğu düşünülüyor.
David York'un Apollo ve Hyakintus hikayesinden esinlenerek bestelediği bir parça bulunuyor.
Spotify'daki Mitolojik İnciler Müzikleri isimli çalma listemizi ekledim.
Bir de Zeprus için beslediği bir parça var.
Çok hüzünlü ama çok tatlı.
Dinlemenizi öneririm. Adonius'un Hyakintus diye bir şarkısı var.
Onu da listeye ekledim. Sözlerini dikkat ederek dinlerseniz süper olur.
Şurası beni çok etkiliyor hatta söyleyeyim.
Apollo'nun ağzından demiş.
Büyülendim. Yaptığın her hareketle büyülendim.
Saklamaya çalıştığım duvarların arkasındaki kısmı nasıl yakaladın?
Bir zamanlar başının yattığı yerin altındaki çiçeklerin nasıl büyüdüğünü görüyor musun?
Hala senin için ağlıyorlar.
Son olarak Richard Gray'in Apollo ve Akintüs diye bir kitabı var.
O da bu ikilinin aşkını anlatıyor.
Ben okumadım ama belki okumak isteyen olur diye söylüyorum.
Kapatırken birkaç cümle edecek olursam.
Kıskançlık çok ama çok güçlü bir duygu.
İnsanlığın başlangıcından beri vardır eminim.
Ama en sevdiğimizi inanılmaz yaralayabilen bir duygu aynı zamanda bu.
Ve bize sonradan çok suçlu hissedeceğimiz şeyler yaptırabiliyor.
Hatta sonucunda da Zeprus gibi sonsuz bir cezaya mahkum edilmemize neden olabiliyor.
O yüzden Zeprus gibi değil, sevince ona lir çalmayı, araba kullanmayı, ok ve yay kullanmayı, kehanette bulunmayı öğreten Apollo gibi sevin efendim.
Öldüren değil, üreten, geliştiren sevginiz olsun.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
