
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Her yıl bugün 1 saat ışıkları kapatarak doğaya destek oluyoruz. O 1 saatte iyi vakit geçirmeniz için size mini bölüm hazırladım.
Instagram: @mitolojikinciler
Reklam ve İş birlikleri için: info@podcastbpt.com
Transkript
Merhaba doğayı korumayı önemseyen tatlış dünya insanları.
Ben Pandora. Mitolojik İnciler adında bir podcastım var.
beni Spotify'dan, Apple Podcast'dan ve YouTube'dan dinleyebiliyorsunuz.
Bugün de size dünya saati etkinliğine katılıp bir saat ışıkları kapatıp kaldığınızda belki önceden bu bölümü indirip karanlıkta otururken dinleyebilirsiniz diye Yunan mitolojisinden bazı hikayeleri anlatacağım.
Çok kısa bilgilendirmek gerekirse Yunan mitolojisi antik dönemde Yunanların inandığı bir doğa dinidir.
Çok tanrılı bir dindir ve aslında bu inanıştaki tanrılar ne kadar insan görünümlü olsalar da doğayı temsil ederler ve doğanın bir unsurudurlar ve doğanın devini minni kanunlarını anlatırlar aslında.
Yunan mitolojisinde tanrılar evreni yaratmamıştır, evren onları doğurmuştur.
Her şeyin en başında kaos vardır.
Evrenin tüm unsurları birbirine karışmış, düzensiz haldedir.
Sonra bu unsurlar ne sebeple bilinmez birbirlerinden ayrışırlar ve kaostan düzene geçiş başlar.
İlk oluşan Gaia'dır yani toprak ana.
Dünya gezegeninin karası.
O yüzden Gaia çok kadim ve saygı duyulan bir unsurdur.
Ona tanrı denmez tanrı seviyesinden daha üstün bir ilah olarak geçer.
Gaia ilk titan olan Uranüs'ü doğurur.
Uranüs gökyüzünün kendisidir.
Sonra Gaia Uranüs'te çiftleşerek 12 tane Titan, Kikloplar yani tek gözlü devler ve Hekatonkeriz yani 150 devleri doğurur.
Yani toprak ve gökyüzü birleşti ve yeni yeni canlılar meydana geldi.
Buradaki doğan çocuklar yani özellikle Titanlar çok güçlülerdir.
Kikloplar ve 150'ler de cüsseli ve güçlülerdir.
Bakın henüz tanrılar doğmadı bile tanrılar doğduklarında onlar da güçlü olacaklar ama Titanların yeri bambaşka.
Şimdi yavaş yavaş evren düzeni oturuyor derken evreni yönetmekte olan Uranüs kendi çocuklarından korkmaya başlar.
Bunlar çok güçlü. Ya yarın bir gün beni al aşağı edip tahtıma geçmeye kalkarlarsa diye korkar ve bu tehlikeyi ortadan kaldırmak için onları annelerinin rahmine geri sokar yani toprağa.
Ama Gaia içine geri sokulan onca çocuktan dolayı çok acılar çeker, çok kıvranır.
Bundan kurtulmak için de çocuklarını babalarına karşı kışkırtır.
Sevgili çocuklarım, babanız kötü bir baba.
Sizi buraya hapsetti, bana da bu acıları çektiriyor.
Gelin ondan kurtulalım der.
Ama biri hariç hiçbir çocuk buna yanaşmaz.
O çocuk Kronos'tur. Zaman titanı Kronos annesiyle bir olup babasına tuzak kurar.
Gece olup Uranüs Gaia'ya yanaştığında Gaia'nın rahminde bir köşeye pusu kuran Kronos elinde bir orakla beklemektedir ve babası gelir gelmez cinsel organını keser.
Bu olayın üstüne Uranüs ortadan yok olur çünkü bütün gururu ayaklar altına alınmıştır.
Çocuklar özgürlüklerine kavuşurlar ve evrenin yönetimi Kronos'a geçer.
Kronos, Titan kardeşi Rhea ile birleşir ve ikisinin tanrı çocukları olur.
Poseidon, Hades, Hera, Demeter, Hestia.
Ama sonunun babası gibi olmasından korkan Kronos, tıpkı babası gibi çocuklarından kurtulmayı kafaya koyar ama onun düştüğü hataya düşmek istemez.
Çünkü Gaia'ya zarar verildiğinde nasıl intikam aldığını görmüştür.
O yüzden çocukları kendi midesini hapsetmeye karar verir, bir bir hepsini yutar.
Rhea en son Zeus'a hamile kalır ve tüm çocuklarının yutulduğunu görmekten artık harap olduğu için Zeus'u da Kronos'a kaptırmamak amacıyla toprak Anagaya'ya akıldı.
Zaman geçer, Zeus büyür.
Kuzeni bilgelik titanı Metis'e gidip babasından nasıl kurtulabileceğine dair akıl danışır.
Metis ona gizlice babasının yanına girmesini, ona büyülü bir bitki yedirmesini ve kusturup kardeşlerini özgürlüklerine kavuşturduktan sonra babasıyla savaşmasını öğütler.
Zeus bunların hepsini yapar.
Sonunda titanlar ve tanrılar arasında bir savaş çıkar.
Bu savaşın adı... Titanomaki.
Detaylı anlatmayacağım.
Özet geçmek istiyorum. Savaşı tanrılar kazanır ve Kronos yönetimi Zeus'u bırakıp ortadan kaybolur.
Dikkat ederseniz toprak ana en baştan beri diğer canlıların dolmasını sağladı.
Ama sonrasında daha pasif gibi görünen bir rolde kalmıştı.
Yönetimde olmadı mesela.
Ama ne zamanki ona zarar veren ya da onun mantığına ters gelen bir şey yapıldı.
Gaia yani toprak yani dünya gezegeni intikamını aldı.
Ben bunu toprak hep intikamını alır diye yorumluyorum.
O yüzden yaşadığımız gezegene iyi bakmak için katkıda bulunduğunuz, bu dünya saati etkinliğine katıldığınız için her birinize kendi adıma teşekkür ederim.
teşekkür ederim. Size bir de Güneş Titanı Helios'un bir hikayesini anlatmak istiyorum.
Öyle bir hikaye ki bu etkinliğin damasıyla bence cuk oturuyor.
Tıpkı Gaia'nın toprağın ta kendisi olması gibi düşünün Helios da Güneş'in ta kendisidir.
Ya da bir at arabasıyla Güneş'i oradan oraya sürükleyerek yeryüzünde gündüz olmasını sağlayan Titan olduğu söylenir.
Hikaye şöyle. Helios'un Phaeton adında ölümlü bir oğlu vardır.
Bir gün Phaeton tek bir kerecik babasının yerine geçip güneşi gökyüzünde gezdirme görevini üstlenmek ister.
Helios onu bu hevesinden vazgeçirmeye çalışır.
Olmaz öyle şey. O görev sandığın kadar kolay değil.
Hele atlara hükmedemezsen felaket olur.
Hem senin için hem dünya için çok riskli bir şey.
Bunu benden başka kimse yapamaz diye anlatmaya çalışır.
Ama Phaeton inatçıdır.
İsteğinden asla geri adım atmaz.
İstiyorum istiyorum diye tutturur.
Helios onu ikna edemeyeceğini fark edince pes eder, kırmak istemez ve arabayı kullanmasına izin verir.
Ancak tam da Helios'un tahmin ettiği gibi Fayeton dizginleri eline alır almaz korkunç bir yolculuk başlar.
Atlara bir türlü hükmedemez.
Araba güneşle beraber her gün gittiği rotada değil, belirsiz bir rotada oradan oraya sürüklenir.
Bir yere yaklaşması gerekenden fazla yaklaşıp orayı yakıp kavurur.
Başka bir yere ise yaklaşması gerekenden az yaklaştığı için oradaki her şeyi dondurur, soğuktan üşütür.
Afrika'ya çok yaklaştığı için...
Bir an orada çöller oluşur.
Kutuplara bir türlü yeterince yaklaşamadığı için de orada buzullar oluşur.
Öyle bir noktaya gelir ki artık toprak ana gayya ve yıldızlar bile Fayeton'u Zeus'a şikayet ederler.
Çünkü böyle devam ederse ortada doğa falan kalmayacaktır.
Zeus gökyüzünde saçma sapan bir sürüş yapıp herkese işkence etmekte olan Fayeton'un üzerine yıldırımlarından birini gönderip onu hemen oracıkta öldürür.
Doğanın dengesi biraz bozulursa üzerimizde nasıl bir etkisi olabileceğini atalarımız daha M.Ö.
6000-7000 yıllarında fark etmişler görüyorsunuz ki.
Hatta aslında bu öykülerin yazıya geçtiği tarih M.Ö.
6000-7000. Yazıya geçmeden önce bir sürede sözlü olarak anlatıldığını düşünürsek belki daha bile eski.
Peki M.Ö.
2000'li yıllarda bu konuda daha ilerlemiş olmamız gerekmez miydi o zaman?
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
