
(Yunan) 51: Moiralar; Kaderin ağlarını örenler
8 Şubat 2022 · 15 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Kader ağlarını ören tanrıçalar Moirai. Kaderinizi siz mi yönetiyorsunuz onlar mı?
Instagram: @mitolojikinciler
Reklam ve İş birlikleri için: info@podcastbpt.com
Transkript
Merhaba Mitoloji Meraklıları.
Zeynep Turan diye çok beğendiğim bir astrolog var.
Belki takip edeniniz vardır.
Bu ay benim burcumla ilgili şöyle demiş.
Yengeç, Şubat ayının en yeniden başlayanı.
Kader çabayı sever sözü bu ay senin için yazılmış gibi hissedeceksin.
Sen değiştin diyenlere selam olsun.
Dönüşümün tam ortasındasın.
Gök kubbe bu istekli yanının kaderinle olan bağını gözler önüne serecek.
Her işte vardır bir hayır sözünü dilinden düşürmeyeceksin.
Mitoloji diye geldik kız burcunu okuyor dememişsinizdir diye düşünüyorum.
Çünkü gördüğünüz gibi gayet de konumuzda alakalı istek ve kaderle ilgili bir burç yorumuydu.
Burçlara inanıp inanmamayı tartışmayacağım ama bu paylaşım benim hayatımın tam bu dönemine inanılmaz cuk diye oturdu.
Bir de eski bölümlerden beni takip edenler hatırlayacaktır.
Kader gayrete aşıktır sözünü çok severim.
Hayat motto'larımdan bir tanesi diyebilirim.
Kur'an'da geçen biz insanların kaderlerini çabalarına bağlayıp boyunlarına astık sözü de beni çok etkiler.
O yüzden bu bölümü mitolojideki kader olgusunu işlemeye ayırdım.
Tıpkı Hecate'nin üçlü kişiliği olması gibi kaderi temsil eden de üç kişi var.
Bunların hepsine birden Moiralar, Yunanca Mireler yani kaderler denir.
Kerler diye de duyabilirsiniz ama aslında kerler farklıdır ona birazdan geleceğim.
Aslında Moiralarla ilgili çok fazla bilgi yok.
Yani onlarla ilgili çok fazla olay yok daha doğrusu.
Ama genelde üç yaşlı kadın olarak tasvir edilirler.
Aile bağları ile ilgili yine mitolojideki farklı versiyonlardan kafayı yiyeceğimiz bir noktadayız.
Çünkü mesela Hesiodos onların gece tanrıçası Nyx'in kızları olduğunu söylerken başka bir yerde Zeus ve Themis'ten doğduklarını da söyler.
Ama bence hem Moira'ların gücü açısından hem de kardeşlik bağlarını düşününce Nyx'ten doğmuş olmaları daha mantıklı geliyor.
Bu üç kız kardeşi şöyle düşünün.
Biri bir insan doğduğunda onun ipliğinin başını tutuyor.
İpin geldiği makaranın başı gibi.
Diğeri ipliği eğip büküyor, onun yoluna karar veriyor.
Sonuncusu da ipliğin sonunu ve kesmesi gereken yeri takip ediyor.
O yüzden iplik yaşamı makas ölümü temsil eder.
Bu üç kız kardeşi tanıyalım.
Kloto, eğip büken döndüren anlamında.
Lakesiz, kader alın yazısı anlamında.
Atropos, geri dönülmez anlamında.
Bir bebek doğduğunda kloto yani eğip büken döndüren onun ipliğinin makarasını döndürmeye başlar.
Lakesis yani alın yazısı ipliğinin uzunluğuna yani hayatının uzunluğuna karar verir.
O yüzden elinde bir mezura ve geleceğe gören bir sihirli küre vardır.
Atropos yani geri dönülmez ipi keser yani ölüme karar verir.
O yüzden elinde bir makas vardır.
Kaderler yani Moiralar inatçı ve kararlı tanrıçalardır.
Çok konuşmazlar, işlerine karışılmasındansa hiç mi hiç hoşlanmazlar.
Yalnız bir istisna, bir keresinde Apollo onları sarhoş edip sevdiği bir ölümlünün ölümünü geciktirmelerini sağlamış.
Böyle de bir utanç anları var söylemeden geçmeyelim.
İşlerine karışılmasından hoşlanmadıkları için insanların sürekli kaderlerini öğrenmeye çalışmalarından da rahatsızlardır aslında.
İnsanlar kaderlerini nasıl öğreniyor?
Kahine giderek değil mi?
Kaderlerin geleceğe görme yetisi olan bu kahinlere çok önemli olayları insanlara söyledikleri için yaptıkları işkenceler var mesela.
Ya da zaten insanın kaderini bilmesi başlı başına bir trajedi yaratıyor.
Çünkü insan bundan kaçmaya çalışırken kendisi o trajediye sebep oluyor.
Hatırlayın. Oedipus babasını öldürüp annesiyle evleneceği kehanetini duyup ailesinden kaçmıştı.
Sonra bir adamı öldürüp bir kadınla evlenmişti ki sonradan bunların gerçek biyolojik anne babası olduğu ortaya çıkmıştı.
Yani kaderler insanların kendi işlerine burnunu soktuğunu görünce onunla alay edercesine trajedisini kendisinin yaratmasına neden olurlar.
Kaderin cilvesi dediğimiz olay bu olsa gerek.
Şimdi az önce Moiralar Kerlerle karıştırılıyor demiştik.
Oraya geri dönelim. Bazı söylencelerde Moiralar ve Kerler aynı kişilermiş, aynı kavramı temsil ediyormuş gibi anlatılırlar.
Ama aslında Kerler ölüm tanrıçalarıdır.
Hatırlayın Tanatos ölüm tanrısıydı.
Hades'le beraber çalışırdı.
Kerler de ölüm tanrıçaları.
Tanatos'un dişi versiyonu gibi düşünün.
Onun kız kardeşidirler. Ama Tanatos normal sıradan ölüm tanrısı iken Kerler acılı, eziyetli ölüm tanrıçalarıdır.
Her neyse bunu niye anlattım?
Kârlar bazı kaynaklarda Moira'larla aynı kişi olarak el alınıyor diye.
O yüzden kader ve ölüm kavramı sıklıkla birbiriyle bir bütün gibi anlatılır.
Ama siz yine de bence Moira'ları kaderden, Kârları ise eziyetli ölümden sorumlu tanrıçalar olarak bilin daha iyi.
Kelime anlamı olarak Moira, pay ya da paylaştıran anlamına gelir.
Hesiodos Moira'ları kader paylarımızı düzenleyen tanrıçalar olarak tabir eder.
O yüzden Teogonide onlardan şöyle bahseder.
Ve Moira'lar... Akıllı Zeus'un çok saydığı Cloto, Lachesis ve Atropos ki onlar verir yalnız insanlara mutlu ya da mutsuz yaşama paylarını.
Ölümle olan yakınlıklarından dolayı Moiralar uğursuz görülürler.
Ancak onlar Zeus'tan dahi güçlüdürler.
Çünkü kader evrende tanrıların dahi değiştiremeyeceği kanunlardan biridir.
O yüzden tanrıların tanrısı Zeus bile onlara müdahale edemez.
Kimsenin kaderini değiştiremez.
Zeus ve Hera'nın birçok tartışması bunu görürsünüz.
Mesela Zeus Hera dışında birinden çocuk yaptığında ve o çocuğun başına bir şey geldiğinde Zeus bir yere kadar yardım edebilir, yardım gönderebilir veya yardımı işaret edebilir ama direkt onu alıp oradan kurtaramaz.
Hera karşısına dikilip sen bile kadere karşı koyamazsın diye hatırlatır.
Mesela Truva Savaşı'nda Zeus'un çocuklarından biri olan Sarpedon Truvalılar tarafında savaşırken Akileus'un sevdiceği Patrokulos onu öldürmek üzeredir.
Zeus bunu fark edince...
Sarpedon'u alıp oradan kaçırası gelir.
Ama Hera hemen onu durdurup hayır kadere müdahale edemezsin diye uyarır.
Iliada'da geçen başka bir olayda Hector ve Cleus'un karşılaşmasında Zeus ikisinin de kaderlerini alıp bir terazide tartar.
Bu biraz ölüme ilişkin kader gibi.
Ve Hector'un terazisi ağır gelir.
Yani kaderde Hector'un ölmesi vardır.
Dikkat ederseniz burada da kadere Zeus karar vermiyor.
O alıp sadece tartıyor ve olması gerekeni görüyor.
Yunan mitovisindeki Moiraların karşılığı Roma'da parkalardır.
Aynı Moiralar gibi onlara yüklenen anlamlarda zaman içinde değişim gösterse de genel olarak yine üç tanrı çadırlar ve insanın kaderini spesifik olarak doğum, evlilik ve ölümden sorumludurlar.
Yani alttan alttan şu mesajı veriyor gibi sanki.
Hayatındaki en önemli üç ağının doğumun, evlenmen ve ölümün diyor.
Moiralarla ilgili başka bir hikaye de kahraman Melager'le ilgili.
Bunun ismini söylemek de çok zor.
Melager, Kalidon Krallığı'nın prensidir.
Annesinin adı da Altay'dır.
Bir bebek doğduğunda Moiralar 3 gün sonra onun kaderini belirlemek için ziyarete gelirler.
O yüzden Melager doğduğunda da gelirler ve kendi aralarında konuşurlarken bu çocuğun ömrü şu odun parçasının ateşte yanıp kül olmasından daha uzun olmayacak deyip giderler.
Onların konuşmasını duyan anne Altaya ise ateşte yanan odun parçasını hemen çıkarıp ıslatır ve saklar.
Yani oğlunun kaderini değiştirir.
Zaman geçer bir yaban domuzu şehre musallat olur.
Çünkü önceden yapılan bir festivalde kral tüm tanrıları onurlandırıp anarken Artemis'i unutmuştur.
Artemis de onu bu domuzla cezalandırmıştır.
Kral oğlu Melerger'e Yunanistan'daki tüm kahramanları toplamasını ve bu domuzu avlayıp ondan kurtulmak için bir yarışma düzenlemesini söyler.
Toplanan tüm kahramanlara ek olarak bir de bir kadın avcı yarışma seçilir, Atalanta.
Bu kadın Artemis'in takipçilerindendir.
Onun gibi avcıdır, korkusuzdur, giyinişi bile Artemis gibidir.
Kral ona aşık olur.
Yarışma sırasında iki sentor Atalanta'ya tecavüz etmeye çalışır ve Melager onun yardımına koşup Atalanta'yı kurtarır ve sentorları öldürür.
Sonrasında Atalanta yaban domuzunu yaralar ve Melager de onu öldürür yani krallık domuzluktan kurtulur.
Yarışma ödülü Atalanta'ya verilir.
Ödülün bir kadına verilmesini aşağılayıcı bulan Melager'in bir dayısı ve erkek kardeşi çok kızarlar ve Melager'le kavgaya tutuşurlar.
Melager bu kavga sırasında onları da öldürür.
Oğlunun onları öldürdüğünü yani kardeşini ve diğer oğlunu öldürdüğünü duyan Melager'in annesi Alta'ya Melager'e çok kızar ve o doğduğunda Moira'ların bahsettiği odun parçasını sakladığı
yerden çıkarıp ateşe atar.
Odun yanıp tamamen kül olunca Melager ölür.
Görüyorsunuz Gaia'dan Altaya'ya bütün anneler eğer bir çocukları diğerine veya başka sevdikleri birine zarar verirse o da benim evladım falan demiyor, gözünün yaşına bakmadan cezasını verebiliyor.
Gayet adaletli bir annelik bence.
Ayrıca burada yine bir trajedi, yine kaderin cilvesini görüyorsunuz.
Çünkü anne oğlu uzun yaşasın diye onu kurtardı ama kendi elleriyle kurtardığı oğlu annesinin kardeşini ve diğer çocuğunu öldürdü.
Yani Altay sevdiği bir oğlunu kaybetmesin diye onu kurtarırken sevdiği iki kişiyi kaybetti.
Üstüne bir de oğlunun ölümüne kendi sebep oldu.
Yani üç kişiyi kaybetti aslında bir kişiyi kurtarıp kaderle oynarken.
Başka bir bakış açısına geçelim.
Platon'a göre insan yaşayacağı kaderi ruhlar alemindeyken öğrenir ve buna razı olduktan sonra yaşamı yeniden başlar.
Devlet adlı eserinden şöyle alıntı yapalım.
Ruhlar gelir gelmez Moira tanrıçalarından Lachesis'in önüne çıkmışlar.
Önce bir rahip onları sıraya dizmiş, sonra Lachesis'in dizlerinden kura sayılarını ve hayat örneklerini almış.
Yüksek bir kürsüye çıkıp bağırmış.
Kaderin kızı Lachesis'in buyruğunu dinleyin.
Yeniden ölümlü bir hayata doğacaksınız.
Yeniden diyor, dikkat edin.
Bir kader perisi seçmeyecek sizi, kader perinizi kendine seçeceksiniz.
Herkes kendine düşen sırayla kaderin kendini bağlayacağı hayatı seçecek.
İyiliğe gelince onun sahibi yoktur.
Kim iyiliğe ne kadar karar verirse o kadar iyilikten payı olur.
Herkes seçtiği hayattan kendi sorumludur.
Tanrı karışmaz buna. Bütün ruhlar hayatlarını seçtikten sonra gene aynı sırayla Latesis'e yaklaşırlar.
Latesis her birine kendi perisini verir.
Bu peri hayatı boyunca ona hizmet eder ve ruhu seçtiği kadere göre yaşatır.
Peri ilk önce ruhu Kloto'ya götürüp çevirdiği kirmenin içinden geçirir ki ruh seçtiği kadere bağlansın.
Ardından diğer kader tanrıçası Atropos, Kloton'un eğildiği kaderi çözülmez hale sokar ve sonunda ruh hiç arkasını dönmeden kader tahtının önüne gelip eğilerek seçtiği kadere razı olduğunu belirtir.
Bu arada bu görüş benim annemin de hemen hemen savunduğu görüşe benziyor.
Aramızda anlaşmazlık çıktığında ben dünyaya gelmeyi ben seçmedim ki siz beni getirdiniz diye bakamayacaksanız çocuk yapmayın arkadaşıma getirirken annem yo ruhlar aleminde sen beni annen olarak seçtin der.
Ben de yo hiç sanmıyorum hatırlamadığım olayın sorumluluğunu da almıyorum diye bu görüşe karşı çıkarım.
Antik dönemde Atinyalı gelinler evlenirken Moiraların üstüne yemin eder ve onlara kendi saçlarından bir tutam sunarlarmış.
Ayrıca Moiralar için siyah koyun kurban edilirmiş.
Bu kadar kaderden konuşurken aklıma şarkılarda kaderi ne kadar gömdüğümüz geldi.
Kader, kahpe kader, ağlarını ördün mü?
Bakınız baya mitolojideki iplik metaforunu kullanıyoruz hala günlük hayatta.
Ağlarını ördün mü derken.
Bana kaderimin bir oyunu mu bu?
Aldı sevgilimi, verdi zulümü.
Yani sanki sevgili kendi isteğiyle gitmemiş de kaderi onu zorla çekip almış gibi davranıyoruz.
Kader, sen bize nazik davranmadın.
Kader, herkese eşit yazılmadın.
Yaşamak demek buymuş.
Kader diyelim gitsin.
Ya da kader buluşturdu, kader ayırdı.
Bunları böyle ezgisiz söylemeye çalışmak da bayağı zor valla.
Mitoloji de ilk bakışta sanki tüm sorumluluğu üç kader tanrıçasına atmış gibi duruyor bizim şarkılarda yaptığımız gibi.
Ama aslında Moiralar bir insanın hayatının nasıl gideceğine karar vermezler.
Birçok başka güç var.
Düşünün doğanın birçok unsuru var.
Moiralar bir ipliğin başında durup insanın verdiği karara göre ipin neye evrildiğine bakarlar.
Yani insanın kendi seçimine göre iplik evrilir, yön değiştirir ya da başkasının ipliğiyle birleşir ya da ayrılır vs.
Kesin olan tek şey vardır.
O yüzden bu konudaki en mantıklı şarkılardan biri kader diyemezsin, sen kendin ettin diyen şarkıdır bence.
Suçu kadere atmayınız efendim.
Zeus'un ya da Athena'nın Perseus'un ne yapacağını direkt söyleyemese de onun karşısına işaretlerin nasıl çıkardığını hatırlayın.
Kahraman o işaretleri görüp kendi kararını verir.
İplikler öyle yön değiştirir.
Son olarak bir duyuru yapayım.
Maya kitabının destekleriyle Instagram'da bir çekiliş düzenliyoruz.
13 Şubat günü sona erecek.
O tarihe kadar katılabilirsiniz.
5 kişiye Otto Siemann'ın Yunan ve Roma mitolojisi kitabını hediye edeceğiz.
Şartlar çok basit. Instagram'daki gömleğinin altında bulabilirsiniz.
Hepinizin cevaplarını merakla bekliyorum ve gerçekten okuyorum.
Düşündüm de bizim ittiklerimiz de size böyle bu podcast'e kesişti bir yerde değil mi?
Ne ilginç aslında. Kader size hep gülsün.
Ama böyle gıcık bir sırıtışta değil.
Tatlı bir gülümsemeyle.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
