
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Instagram: @mitolojikincilerZeus'un altın yağmuruna dönüşerek elde ettiği güzel Danae, krallık canavardan kurtulsun diye feda edilen Andromeda ve bu 2 kadının kurtarıcısı Perseus.
Reklam ve İş birlikleri için: info@podcastbpt.com
Transkript
Merhaba Mitoloji Merakları.
Bugünkü konumuza geçmeden önce birkaç teşekkür etmem lazım.
Power Grubu'nun düzenlediği podcast yarışmasında Meteorolojik İnciler olarak 2021'in en güçlü çıkış yapan podcast'ı seçildik.
Çok mutlu oldum.
Dinlediğiniz, paylaştığınız, desteklediğiniz için çok teşekkür ederim.
Power Grubu'a da bu organizasyonlar için tekrar teşekkür ederim.
Çünkü podcast Amerika'da çok yaygın ve tıpkı YouTube gibi içerik üreticilerine destek sağlayan, onlara gelir sağlayan bir platform olsa da Türkiye'de maalesef böyle değil henüz.
Yalnız bir platform aslında.
Gördüğüm kadarıyla Power Group ve Podfresh ekipleri bu işe sahiplenmişler.
Tabii ben hani bizde bir laf vardır ya Türk gibi başlamak diye.
Ben podcaste Türk gibi başladığım için çok hızlı bir şekilde yükseldi.
Ama İngiliz gibi devam etmek yerine Türk gibi devam ettiğim için maalesef son aylarda çok az yeni bölüm çekebildim.
Siz de şikayet ediyorsunuz farkındayım.
Ona rağmen bu ödülü almak beni çok motive etti inanın.
Tabii şimdi aranızda motive olmuş halinle bile ayda bir yeni bölüm çekiyorsun diye burun kıvıranlar vardı.
Haklısınız. Ama inanın şu son yıl o kadar çok taşındım.
O kadar oradan oraya sürüklendim.
Maceralar yaşadım ki. Yani son aylar böyle geçti.
Şimdi yavaş yavaş artık kendi evime taşınıyorum.
O yüzden bana çok azıcık daha zaman verin.
Eskisi gibi haftalık bölümlere döneceğiz inşallah.
Bir de unutmadan bu süreçte tanıştığım ve her konuda desteklerini esirgemeyen ajansın podcast bpt'ye çok çok teşekkür ederim.
Son olarak Patreon'dan bana bağış yaparak destek olan patron fundatoruna çok teşekkür ederim.
Hepiniz iyi ki varsınız. Şimdi gelelim konumuza.
Bugün kahraman Perseus'u konuşacağız.
Onu Medusa bölümünden hatırlayanlar belki vardır.
Medusa'nın kafasını kesmişti.
Aranızda Medusa'yı çok seven ve ona haksızlık yapıldığını düşünenler var ki ben de o feminist görüşe katılıyorum.
Ama şimdi Perseus'u bir de diğer yönleriyle tanıyalım.
Bu hikayede adını duyacağınız karakterler Perseus, Danae ve Andromeda.
Danae, Argos kralı Akrisus'un kızı yani bir prenses.
Perseus, Danae ve Zeus'un oğlu.
Ünlü bir kahraman. Andromeda, Ayitopya denilen yerin buranın Habeşistan olduğu söyleniyor.
Buranın kralının kızı Andromeda.
Yani o da bir prenses.
Şimdi Perseus'un nasıl doğduğunu anlamak için Danae ve Zeus hikayesinden başlayalım.
O dönemki Argos kralının yani Danae'nin babasının hiç erkek varisi yoktur.
E tabi aterkil düzenin hakim olduğu bu coğrafyada kız çocukluğu yetinemeyen birçok baba gibi Danae'nin babası da Delfi'deki Apollon kahinine gider ve bu durumla ilgili danışır.
Kahin ona der ki senin asla bir erkek çocuğun olmayacak.
Ama kızının olacak. O da büyüyünce seni öldürecek.
Yani torunun seni öldürecek.
Bu kahinlere gidip de mutlu ayrılan çok az kişi biliyoruz.
Yani dikkat etmek lazım. Kral bu kehanetten inanılmaz korkar ve saraya dönünce kızını Tunç'tan bir kafese kapatır ki kimsecikler ona ulaşamasın da çocuk filan yapamasın.
Doğum kontrolü diye bir şey yok o zaman tabi.
Ecan da tatlı.
Kendi canını korumak için gencecik kızı bir ömür kafese kapatmayı göze alıyor.
Ancak tüm masallardaki gibi bu mitte de kral amacına ulaşamaz.
Uçkur düşkünlüğüyle bildiğiniz baştanrı Zeus bir gün Danae'yi gözüne kestirir ve ona ulaşmak için altın yağmuru şeklini alır.
Yanlış duymadınız altından bir yağmura dönüşür Zeus.
Mesela tanrıların hayvana dönüşmesi mitolojiye sıklıkla karşılaşılan bir durum.
Zeus'un da başka kadınları elde etmek için kartal, boğa, kuğu gibi bilimum hayvana dönüşmüşlüğü var.
Ancak altın yağmuruna dönüşerek çıtayı büyük seviyeye taşıyor bence.
Altın yağmuru şeklinde içeri girer, kafesteki Danae'nin üstüne yağar ve bu birleşmeden Danae Perseus'a hamile kalır.
Heyt be! Sanırsın Sezen ablamız şu şarkıda bu olaya gönderme yapmış.
Yani kral Akrisius ne yaparsa yapsın bir torunu olmasına engel olamaz.
Bakınız İstanbul'da boğazının ortasındaki kız kulesinin, Mersin'de denizin ortasındaki kız kalesinin hikayesi de buna benzerdir.
O kızları denizin ortasına da terk etseler, Tunç'tan kafeslere de hapsetseler kaderden koruyamayacaklardır.
Akrisius kendisini öldüreceği kehaneti olan torunundan kurtulmak ister.
Ama bir yandan da Elinyelerin gazabından korkmaktadır.
Çünkü hatırlayın en büyük günahlardan biri aile üyelerinden birini öldürmektir.
Eğer bu günahı işlerseniz Elinyeler çıldırtana kadar peşinizi bırakmaz ve size işkence ederler.
O yüzden Akrisius torununu direkt öldürmek yerine Danae ve Perseus'u bir sandığa kapatıp denize bırakır.
Yani onların dalgaların arasında kendi kendilerini örmelerini ister.
Ancak Zeus Poseidon'dan yardım ister.
Poseidon dalgaları sakinleştirir ve sandık Serifos odasına sürüklenir.
Burada bir balıkçı onları bulup kurtarır.
Onları kral Polydektes'e götürür.
Kral da onları himayesine alır.
Zaman geçer.
Perseus büyüyüp Dalyan gibi bir delikanlı olur.
Ancak bir sorun vardır. Kral Polydektes Danae'yi kafaya takmıştır.
Kadın onu defalarca reddetse de hep diken üstündedir.
Perseus annesini kraldan korur.
Kral Perseus orada olduğu sürece onu alt edip Danae'yi elle edemeyeceğini bilir.
O yüzden çakal bir plan yapar.
Sanki başkasıyla evlenecekmiş gibi düğün hazırlıklarını başlatır.
Düğün için herkes kendisine verebildiği en değerli hediyeleri sunar.
Danae ve Perseus da yıllardır kralın himayesi altında yaşadıkları için onlar da şaşalı bir hediye vermelilerdir.
Ama bunu verebilecek durumları yoktur.
Ama gücüne güvenen Perseus kralı açık çek verir.
Sen bir şey iste ben onu bulup sana getireceğim der.
Perseus'tan kurtulmanın binbir yolunu düşünen kral ondan Medusa'nın başını ister.
Tabi ki kral Perseus'un bu isteği yerine getiremeyeceğinden emindir.
Çünkü bugüne kadar Medusa'nın mağarasına giren hiçbir adam sağ çıkamamıştır.
Ancak Perseus bir yarı tanrıdır.
Yardımına tanrılar yetişir.
Athena kahramanların kulağına fısıldayıp onları maceralara sürükleyen tanrıça olarak Perseus'a akıl verir.
Medusa'nın kafasını kestiğinde koymak için bir kibis ise Yani sırt çantası gibi bir şey.
İhtiyacın olacak. Onu hesperitlerden alabilirsin der.
Hatırlarsınız hesperitler altın elma veren ağacın da olduğu bahçeyi koruyan perilerdi.
Peki hesperitleri nerede bulacağım diye sorar Perseus.
Athena onları da Grey'e sorabilirsin der.
Grey'i gri olanlar, gri cadılar anlamına gelir.
Üç kız kardeştirler. İnanılmaz yaşlıdırlar.
Gözleri ve dişleri yoktur.
Tek bir gözü ve dişi elden ele dolaştırarak paylaşımlı kullanırlar.
Korkunç görünürler.
Filmlere filan da konu olmuşlardır.
İnstagram'dan görsellerini paylaşırım.
Perseus onlardan hesperitlerin yerini öğrenmek zorundadır.
Athena direkt söylese ölür çünkü.
O yüzden bir şekilde o paylaştıkları tek gözü ve dişi çalarak onlarla pazarlık yapar.
Grey kardeşler Hesperitlerin bahçesinin yerini söylemek zorunda kalırlar.
Bunun karşılığında Perseus gözü ve dişi onlara geri verir.
Hesperitlere ulaştığında onlardan Medusa'nın kafasını koymak için çantayı alır.
Sanki başka bir şeye koyamıyor.
Siyah opak bir poşete koy yeter be abicim nedir bu drama yani.
Sonra da tanrılar ona görevi için çeşitli silahlar verirler.
Zeus ona Medusa'nın kafasını güçlü boynundan ayırabilmesi için Adamantin kılıcını verir.
Bu elmastan yapılmış özel bir kılıç.
Ayrıca Zeus onun için amcası Hades'ten görünmezlik miğferini ödünç almıştır.
Onu da verir. Athena Medusa'nın gözlerine direkt bakıp taş kesilmesin diye Perseus'a kendi kalkanını verir.
Böylece Perseus Medusa'nın yerini kalkandaki yansımadan takip edebilecektir.
Hermes de ona kanatlı sandaletlerini verir.
Böylece Perseus çok hızlı hareket edebilecektir.
Sonuç olarak bildiğiniz gibi Perseus Medusa'yı öldürür, başını kesip çantasına koyar.
Bize öğrenciye göre sesleri duyan Medusa'nın gorgon kardeşleri Perseus'u takip ederler.
Perseus Hades'in görünmezlik miğferini kullanarak oradan kaçar.
Kaçarken gökyüzünü omzuna taşıyan Titan Atlas'la karşılaşır.
Atlas'tan onun hükmettiği alana sığınma talep eder.
Ama Atlas daha önce duyduğu bir kehanetten dolayı onu saklamayı reddeder.
Buna öfkelenen Perseus çantasından Medusa'nın başını çıkarıp ona gösterir.
Medusa'nın gözlerine bakan Atlas taş kesilir ve bugün Afrika'da Atlas sıradağları olarak bildiğimiz dağ dizisine dönüşür.
Bir söylenceye göre bu şekilde.
Perseus saraya dönüp gururla Medusa'nın başını krala sunacağı sırada görür ki kral annesini tercih etmeye devam ediyordur.
Çok kızar ve elinde tuttuğu Medusa'nın başını krala gösterir.
Kral Medusa'nın gözlerine bakar bakmaz taş kesilir.
Yani... Kendi istediği çakallık yapıp planlar kurduğu ve getirttiği Medusa'nın başıyla kendisi ölür.
Bu arada Perseus hayatı boyunca Medusa'nın başı...
Silah olarak kullanıp her sinirlendiğini taşa çevirmez.
Bizi öğlenceye göre bunu kendisine yardım eden Athena'ya verir.
Athena da onu kalkanına takar.
Birçok sanat eserinde Athena'nın kalkanında Medusa'nın kafasını görmeniz bu yüzdendir.
Şimdi Perses ve Andromeda hikayesine bakalım.
Ne demiştik başta?
Andromeda bildiğimiz gibi bir prensestir.
Çok güzel bir kadındır.
Andromeda'nın annesi Cassiope bir gün kızının güzelliğinden övünürken abartır ve onun nereitlerden yani deniz perilerinden bile güzel olduğunu söyler.
Deniz perileri bunu hakaret olarak algılarlar.
Çünkü genel olarak periler güzelliklerine takıntılılardır.
Poseidon'a Cassiopeia'nın haddini aştığını ve cezalandırılması gerektiğini söylerler.
Poseidon bu krallığa Sitas denilen deniz canavarını musallat eder.
Sitas krallığa saldırır, her yeri talan eder, yakaladığını yer.
Halk sürekli diken üstündedir.
Çaresiz kalan kral tanrıların gönlünü nasıl alabileceklerini, canavardan nasıl kurtulabileceklerine dair kahine danışır.
Kahin de ona bunun tek yolunun kızı Andromeda'yı canavara kurban etmek olduğunu söyler.
Dikkat edin yine biri kahine danıştı ve korkunç bir cevap aldı.
Turba Savaşı'nda Agamemnon'un kızı Ifigen yanında benzer bir hikayesi var.
Neyse dönelim bizim hikayeye.
Kral bütün krallık yok olacağına kızımı kurban edeyim bari ne yapayım diyerek kızını feda eder.
Andromeda'yı denize karşı bir üçürümün kenarına zincirleyip canavarın ortaya çıkıp onu almasını beklerler.
Bu sahneyi iki yerden hatırlayabilirsiniz.
Bir Titanların Öfkesi filminden.
Orada direkt bu hikayeyi anlatan bir sahne vardı.
Bir de adını hatırlamıyorum.
Eski bir Türk filminde böyle bir sahne vardı.
Çok meşhur. Dev bir ahtapot gibi bir canavar yavaş yavaş denizden çıkıp kızın ayaklarına sarıp onu almaya çalışıyordu.
Bulursam Instagram'dan atacağım.
Canavar tam Andromeda ile geçirecekken o sıralarda oralardan geçmekte olan Perseus Hermes'in kanatlı sandaletlerini giyer, oraya uçar ve kılıcıyla canavarı öldürür.
Titanların Öfkesi filminde o deniz canavarına Kraken diyorlardı diye hatırlıyorum.
Kraken ne alakadır ya?
Yani bir kere Kraken İskandinav bir türlü canavarıdır.
Canavarlar karışmış.
Yani o filmde aslında bir sürü hikaye birbirine karışmış.
İşte Perseus nasıl doğdu, ondan sonra...
Canavarı nasıl alt etti falan hepsi karışıyor.
Ama oluyor filmlerde öyle şeyler.
Perseus, Andromeda'yı canavarın elinden ve onu tehlikeye atan annesinden, onu feda eden babasından kurtarır.
Birbirlerine aşık olurlar, evlenirler.
Çok mutlu bir hayatlar olur.
Perseus, Andromeda'ya hep sadık kalır.
Diğer tanrıların, kahramanların filan aksine gözü dışarıda değildir.
Andromeda'dan başka bir kadınla beraber olmaz.
Birçok çocuk yaparlar.
Şimdi onlar ermiş muradına biz çıkalım kelebetine tadında tatlış bir sonla bitireceğimizi düşünmüyorsunuz herhalde.
Çünkü başta korkunç bir kehanet vardı hatırlarsınız.
Hani Perseus'un dedesini öldürecek kehaneti.
Tahmin edersiniz o trajedinin de yaşanması lazım.
Tüm bu fırtınalar bittikten sular durulduktan sonra Perseus evlenip çocuk yapıp aile babası olduktan sonra bir gün Argos'a gidip dedesi Akrisus'u ziyaret etmeye karar verir.
Tamam ben bebekken annemi ve beni sandığa koyup denize attı ama ne de sonuçta herkes hata yapar filan dedi herhalde.
Ya da gidip insanlık göstereyim de Samanyolu dizilerindeki kötü karakterler gibi elime düşsün pişmanlığını yüzüne vurayım falan dedi artık bilemiyoruz.
Ancak Perseus'un ziyarete geleceği haberini alan Akrisius öyle pembe hayallere filan kapılmaz.
Çünkü hala o kehanetten korkmaktadır.
Akrisius bulunmasın diye yer değiştirir.
Ama Perseus peşinden gider.
Akrisus kaçar. Perseus kovalar.
Bu da nasıl bir ısrar arkadaş?
Adam af da dilemiyor. Senden kaçıyor işte.
Bırak peşini yani. Yok.
Neyse. Perseus onu bulmaya çalışırken vardığı bir kentte bir cenaze sebebiyle yarışmaların düzenlendiğini duyar.
Dikkat edin. Cenazede yarışma düzenleniyor.
Arkadaş biz cenaze yemeği denen saçma ve yorucu geleneğin kaldırılmasını savunuyoruz.
Siz panayıra çevirmişsiniz ortalığı.
Neyse Perseus cenazedeki disk atma yarışmasına katılır.
Siz de yarı tanrı olsanız milletin düğünü cenazesi dinlemez her fırsatta gücünüzü göstermeye çalışırdınız itiraf edin şimdi.
Perseus gerilir gerilir elindeki diski fırlatır ve birden rüzgarın yön değiştirmesiyle disk bir adama çarpıp onu öldürür.
Bilin bakalım bu adam kim?
Tabi ki dedesi Akrisius.
Akrisius'un ne kadar engel olmaya çalışırsa çalışsın kehanes gerçekleşmiştir.
O ölünce Argos tahtı Perseus'a kalır.
Ama Perseus dedesini öldürmüş olmanın utancıyla Argos'a kral olmak istemez.
Başka biriyle yer değiştirerek Tiriz kralı olur.
Şimdi bayağıdır konuşuyorum.
O yüzden hikayeyi bir özetleyecek olursak ne olmuştu?
Danae'nin babası Kral Akrisius doğacak torununun kendisini öldürecek kehanetini duyunca kızını kafese kapattı.
Zeus kafes filan dinlemeyip altın yağmuru olup Danae'nin üstüne yağdı.
Onu hamile bıraktı.
Perseus doğunca Akrisius ikisini de sandığa kapatıp denize attı.
Gittikleri yerdeki kral annesine rahat rahat sulanmak için onu Medusa'nın kafasını kesmeye gönderdi.
Perseus Medusa'nın kafasını kesip geldi.
O kralı taşa çevirdi.
Sonra ailesinin canavara kurban ettiği Andromeda'yı kurtardı.
Onunla evlendi. Bir şekilde Akrisius'u öldürüp kehaneti gerçekleştirdi ve bir yere kral oldu.
Hikayedeki karakterlere bakacak olursak, şimdi ben hiç yorum yapmayacağım çünkü sizi düşündürmek istiyorum.
Bu hikayedeki karakterlerin yerine kendinizi koyup ben ne yapardım diye düşünmenizi, arkadaşlarınızla muhabbet ederken hikayeyi tartışıp kim ne yapardı, hangisi daha etik diye tartışmanızı istiyorum.
Allah'ım tam bir Olymposluyuz yani şu an aşırı soyluyuz.
Kral Akrisus'un yerinde olsanız ne yapardınız?
Gencecik kızımızı kafese kapatır mıydınız?
Ben soruyu yönlendirmeli sordum diye hemen hayır demeyin, iyi düşünün.
Çünkü kehanet gerçekleşirse öleceksiniz.
Hem de hiç suçunuz yokken.
Sırf kızınız biriyle sevişip çocuk yaptı diye.
Üstelik siz ölünce hiç de erkek varisiniz olmadığı için ülkenin iktidarına sıkıntıya girmesi çok muhtemel.
Yani bütün halk sıkıntı çekebilir.
Ama tabii cevabı verirken kendinize dürüst olun.
Eğer onun yaptığını yapacaksanız kendi canınız için mi yaparsınız?
Yoksa bu hayatta kralım mis gibi ya bu hayattan vazgeçilmez diye mi yaparsınız?
Yani mesela kral değil de sıradan bir vatandaş olsanız da canınızı korumak için bunu yapar mısınız?
Yoksa kral olup camuzanın deyimiyle fantastik bir hayat yaşıyor olduğunuz için mi yaparsınız?
Yani sıradan vatandaşken yok ya ortalama bir insanım işte bu hayattan vazgeçebilirim ölürsem öleyim ne fark eder diyor.
Ama kral olduğunuz senaryoda yok ama bunu bırakamam mı diyorsunuz?
Yoksa üçüncü senaryo gerçekten halkınızı düşündüğünüz için benim ölümümle o kadar insan sıkıntıya düşeceğine kızım hapis kalsın ya da kızım ölsün mü diyorsunuz?
Gelelim Andromeda'ya.
Onun anne babasının yerinde olsanız kızınız canavara feda eder miydiniz?
Düşünün etmezseniz canavar krallığınıza saldırmaya devam edecek.
Taş üstünde taş bırakmayacak ya da yemedik insan bırakmayacak.
Onların yaptığı gibi kızınızı sahile gerip canavarın onu alıp parçalamasını mı izlersiniz?
Yoksa varsın krallık yerle bir olsun halk da başka yerlere kaçıp kendini bir şekilde kurtarır ama ben kızımı feda edemem deyip ailenizi de alıp kaçar mısınız?
Ve Perseus olsanız.
Kehaneti bilmenize rağmen dedenizi kovalar mıydınız?
Ama düşünün şu günde değil antik dönemde yaşıyorsunuz.
O kafayla o inançlarla düşünmelisiniz.
Sizce Perseus kehanete inanmadığından mı dedesini ısrarla kovaladı?
Yoksa içten içe kehanete inanıyordu da bir şekilde denk gelir de ölürsem krallıkta bana kalır.
Hem zamanında bize yaptıklarının intikamını alırım hem de kral olurum mu dedi acaba?
Siz Perseus olsanız dedenizi öldürdükten sonra onun yaptığı gibi içinizi bir tık rahatlatmak için başka bir kralla yer değiştirir miydiniz?
Yoksa aman olan oldu ne yapalım deyip direkt Argos'a kral mı olurdunuz?
Ama iyi düşünün başa geçme şeklinizden dolayı halk da sizi kabul etmeyebilir.
Belki de Perseus öyle dedesine vicdan yaptığından falan değil sırf halk onu kabullenmeyecek diye başka yere kral oldu.
Yoksa üçüncü senaryo.
Bu trajedinin üstüne krallığı kabul edemem deyip ailenizle mütevazi bir hayat mı sürerdiniz?
Bir de şeyi merak ediyorum.
Aman Pandora ya iki hikaye dinleyelim dedik.
Karakter analizi üzerinden hayatı sorgulatıp kafa açsın mı diyorsunuz?
Yoksa böyle iyi oluyor ya onlara kafa yorarken kendimi ve insanları tanıyorum mu diyorsunuz?
Lütfen bana instagramdan yazın.
Bu arada bazı kaynaklara göre Perseus Miken Krallığı'nı ve Mersin'deki Tarsus'u kuran kişidir.
Eserlerinde gerçekten altın tozu kullanan ünlü ressam Gustav Klimt'in Danae adında bir tablosu var.
Onu da Instagram'dan paylaşacağım.
Hoşçakalın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
