
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Instagram: @mitolojikincilerOrmanların, kırların tanrısı Pan'ın öyküsü... Pan'ın Apollo ile yarışması ve Kral Midas'ın eşek kulakları.
Reklam ve İş birlikleri için: info@podcastbpt.com
Transkript
Merhaba mitoloji merakları.
Şimdi dışarıda korkunç bir fırtına var.
İstanbul yıkılıyor yani gerçekten şu anda.
Belki sesler size şu an geliyordur yani muhtemelen geliyordur.
Kusura bakmayın arkada böyle kötü bir cızırtı gibi bir kirli bir ses olabilir bu kaydı siz dinlerken.
Gerçekten dışarıda rüzgar çok fena uğulduyor.
Ağaçlar falan devrilmiş zaten.
Kuleler falan devrilmiş. Ama ben baktım ki son aylarda gerçekten sadece ayda bir bölüm paylaşmaya başlamışım.
O yüzden de fırsatını bulduğumda bu kadar sese rağmen yine de bölümü çekmek istedim.
O zaman başlayalım.
Bu bölümde benden çok uzun zamandır istediğiniz Pan'ı konuşacağız.
İsmini duyacağınız karakterler Pan, Hermes ve Sirings.
Hermes'i biliyorsunuz zaten.
Bir de Kral Midas da var hikayelerin birinde.
Onu da anlatacağım. Şimdi karakterlere bakacak olsak Hermes'i biliyorsunuz zaten.
Haylaz haberci tanrı.
Olympos'un haberci tanrısı.
Pan Hermes'in oğlu.
Kendisi ormanların ve kırların tanrısı.
O da en az babası kadar Haylaz bir tanrı.
Sirings Pan'ın hoşlandığı perilerden biri.
Kral Midas da Frigge kralı.
Ünlü bir kral.
Adını başka hikayelerden duymuşsunuzdur.
Bir orman perisi olan annesi Pan'ı doğurduğunda gördüğü bu çirkin yaratıktan öyle çok korkar ki oradan hemen kaçar.
Pan'ın kafası hafif keçiyi andırıyordur, sakalları vardır, alnında iki boynuzu vardır ve kulakları bir keçininki gibidir.
Hele bacakları direkt keçi bacakları gibidir ve ayrıca Pan'ın toynakları ve kuyruğu da vardır.
Tıpkı bir satir gibi yani.
Şehvetini belli eden iri penisi de ortadadır.
Annesinin aksine babası Hermes Pan'ı gayet seviyor.
Hatta onunla gurur duyuyordur.
Pan ormanların, çobanların, sürülerin ve kendisinin de benzediği satirlerin tanrısıdır.
Onun sürüleri bereketlendirdiği söylenir.
Zaten böyle bereketle ilişkilendirilen tanrılarda cinsel organın büyük olması çok sık rastlanan bir durum.
Kibele'de memeleri falan baya ortada bir tanrıç olarak resmedilir biliyorsunuz.
Kibele'nin devamı kabul edilen Efes Artemis'in heykeli de mesela 40 memeliydi.
Oradan çağrışım yapsın. Neyse Pan...
Sürülere bereket dağıtmaktan sorumlu Tanrı olduğu için eğer hayvanlar yeterince yavrulamazsa ya da balık sezonu kötü geçerse, avcılar avlarını yakalayamazlarsa filan pan sorumlu tutulurmuş.
İnsanlar bu durumu öfkelendiklerinde onun ikonlarını, heykellerini kırbaçlatırlarmış.
Her çağda inanılan Tanrı'ya kafa tutma olayı ara sıra görülen bir şeyken değil mi mesela hani bazen isyan durumu olur.
Ama aslında Tanrı'ya kızan kişi eğer...
İnanmaya devam ediyorsa hala Tanrı'ya sonradan cezalandırılmaktan da korkar.
Yani bu isyanı karşısında bir gün cezalandırılacağını düşünüp endişe eder.
Ama o dönemde insanlar Pan'a saygısızlık yapmaktan korkmazmış.
Çünkü Pan bu tür hareketleri hiç umursamayan bir Tanrı.
Yeter ki uykun bölünmesin kim ne yaparsa yapsın der.
Yani anlayacağınız keyfine çok düşkün ve umursamaz bir Tanrı Pan.
Bu keyfine düşkünlük, utanmazlık, haylazlık ve cinsel istek birleşince bayağı yapışkan bir karakter oluyor tabi.
Atina Arkeoloji Müzesi'nde fotoğrafını çektiğim Pan ve Aphrodite heykelini hatırlarsınız.
İnstagram'da paylaşmıştım.
Pan, Aphrodite'ye sulanıyor, Aphrodite elindeki terlikle onu tehdit ediyordu.
Pan'ın sarkıntılıkları bitmez tabi.
En çok da gezip dolaştığı ormanlarda gördüğü perilere.
En bilinen hikayelerinden biri Orman Perisi Sirings'lidir.
Sirings ormanlarda gezip duran tanrıça Artemis'in tayfasındadır.
Yani Artemis bakire tanrıçaydı hatırlarsınız.
Sirings de onun tayfasında olduğu için o da bakire kalmak istiyor ve Pan'la beraber olmak istemez.
Ama Pan inanılmaz yapışkan.
Sirings'i kovalayıp durur.
Ta ki Sirings bir ırmağın kenarına gelene kadar.
Sirings daha fazla kaçamayacağını fark edince kendilerine yardım etmeleri için ırmak pelerini yalvarır.
O sırada pan iyice yaklaşır ve tam sirinse sarılacağı sırada ırmak pelini sirinse bir sazlığa dönüştürür.
Pan sazlığın içinde dolaşırken nefesinin çarptığı sazlardan çok güzel sesler çıktığını fark eder.
Sazlardan birkaçını farklı boylarda kesip birleştirir ve günümüzde pan flüt dediğimiz müzik ağacını icat eder.
Pan'ın buna çok benzer başka hikayeleri de var.
Mesela orman perisi Petis'in peşinden koşmuş ve peri ondan kurtulmak için yalvarınca çam ağacına dönüşmüştür.
Pan da onun hatırına başında ondan bir parça taşır.
Buradan Pan'ın başka bir ünlü hikayesine geçelim.
Bu hikayede ismini duyacağınız karakterler Pan, Apollo, Midas ve Tomulus.
Apollo ışığın, müziğin, sanatın tanrısı.
12 Olympos tanrısından biri.
Midas ünlü Filge kralı demiştik başta.
Tomulus dağ tanrısı.
Şimdi tıpkı Satir Marcias gibi Panda yaptığı müzikle bir gün çok gururlanır ve müziğin tanrısı Apollo'ya meydan okur.
Apollo bu meydan okumaya derhal cevap verir.
Bugün Ege'deki Bozdağlar dediğimiz sırada Tomulus'un yamacında yarışmaya başlarlar.
Dağ tanrısı Tomulus'u hakem olarak atarlar.
Filge kralı Midas da o sıralarda oradadır ve yarışmayı izler.
Pan, früdünü çalar.
Ve ormandaki her şeyle beraber Midas'ı da büyüler.
Sonra Apollo lirini çalar.
Çok güzel
bir meredi ortaya çıkar. Tomolus güçlünün yanında olmayı seçer ve kazanan tabii ki Apollo diyerek Apollo'yu galip ilan eder.
O sırada olaya şahit olan Kral Midas kendini tutamaz ve karara itiraz eder.
Pan'ın büyüleyici müziğine rağmen bu sonuç hak mıdır der.
Apollo bu saygısızlığa çok sinirlenir ve bu zevksiz ve saygısız kulakları şimdi haddini bildireceğim.
Der ve Midas'ın kulaklarını eşek kulaklarına çevirir.
Midas kulaklarının bu halinden çok utanır.
Ama Allah'tan Frigyalılar kafalarını sivri upuzun külahlar giydikleri için gizlemeyi başarır.
Ancak bir kişiden saklaması mümkün değildir.
Berberinden. Midas Saç sakal tıraşını yapan berberini tehdit eder.
Bu sırrı kimseyle paylaşmayacağına dair söz aldıktan sonra tıraşını olur.
Ancak bir süre sonra berber bu büyük sırrı kimseye anlatamamaktan çatlayacak hale gelir.
Bir kuyunun başına gider ve Midas'ın kulakları eşek kulağı diye bağırır.
Kuyudaki su bu haberi sazlığa, sazlıkta uzandığı her yere ulaştırır.
Böylece tüm halk bu sırdan haberdar olur.
Orada burada herkes Midas'ın kulaklarıyla alay eder.
İşte ünlü eşek kulaklı Kramidas'ın hikayesinde böylece Pan'la beraber anlatmış olduk.
Pan, orman kır tanrısı olduğu için onun adına yapılmış pek tapınak yoktur.
Ona genelde mağaralarda, uyuklarda filan tapılırmış.
Atina'daki Akropolis'in hemen yamacında da var bir Pan mağarası.
Belki Instagram'dan atmışımdır.
Pan, doğa ile ilişkili olduğu için tıpkı periler, satirler gibi doğayı temsil eder.
Doğanın ruhlarından biri olduğu söylenir.
Artemis'e av köpeklerini de Pan'ın hediye ettiği söylenir.
Panik sözcüğünün kökeni de Tanrı Pan'a dayanır.
Öyle şekerlemeleri sırasında uyandırıldığında bir anlık öfkeyle bir çığlık atar ve ormanda dolaşırken birdenbire birilerinin karşısına çıkıp yüreklerini ağzına getirir.
Bu yönlerinden dolayı panik sözcüğüne ilham verdiği söylenir.
Yunanlarla Persler arasında olan Maraton Savaşı'nda ki bu MİT değil M.Ö.
490 yılında gerçekleşmiş bir savaş.
Bu savaşta Pan'ın Yunanlara destek vermek için korkunç bir çığlık attığı ve bu çığlıkla Perslerin kalplerinde panik yarattığı söylenir.
Pan'ın cinsel işlerinden bahsetmiştik.
O tarafa biraz bakacak olursak çok fazla söylence var.
Pan'ın beraber olduğu kadınların sabah hiçbir şey hatırlamadığı, bunu birçok erkek isterdi herhalde, birçok peri ve tanrıça ile hatta ay tanrıçası Selene ile bile beraber olduğu söylenir.
Birçok erkekle birlikte olan kadınlara da zamanında pan kızları denirmiş.
Lakaba bak yalnız. Buna her bölgede farklı isimler takılır günümüzde ama pan kızları deyince çok havalı durmuyor mu?
Ünlü roman ve çizgi film karakteri Peter Pan'ın da ya da işte Peter Pan artık nasıl telaffuz ediyorsanız ismindeki Panda, Tanrı Pan'a selam çakmak için yapılmış bir hareketmiş.
Hatırlarsınız Peter Pan da tatlı ama bir o kadar da haylaz, bencil ve keyfine düşkün bir çocuktu.
Dini tarafta Pan'ın Hz.
İsa doğduğunda öldüğü söylenir.
Evet bu arada normalde tanrılar ölümsüzken Pan aralarında ölümlü olan tek tanrıdır.
Hz. İsa'nın doğumu yani Hristiyan'ın doğuşuyla Pan'ın ölümü arasında bağlantı kurulmuş ve birçok edebiyatçı tarafından bu dillendirilmiş.
İsa'nın doğumu ya da ortaya çıkmasıyla söylenmeye başlanan yüce tanrı Pan öldü sözü aslında İsa'nın daha yüce bir tanrı olarak geldiğini ve getirdiği yeni dinle eski dini sildiğini ifade
eder. Zaten Hristiyan'ın yaygınlaşmasıyla keçi tanrı Pan şeytanla özdeşleştirmiş.
Şeytanın tasvirlerde boynuzlu, toynaklı, kuyruklu vesaire resmi dildiğini görmüşsünüzdür.
Hristiyanlar eski dinin kalıntılarını iyice temizlemek ve panı bu şekilde şeytanlaştırmak için aslında bunu yapmışlar.
Yani aynı zamanda şeytan deyince akla gelecek bir görüntü çizmişler.
Yani şeytanı sembolik bir hale getirmişler.
Bunu yaparken de panı şeytanlaştırmışlar aslında.
Bu bölümde dinlediğiniz Kral Midas'ın hikayesinin çıkacak dersi yıllar önce Kurtlar Vadisi'nde öğrenmediğimizi kim iddia edebilir?
Aynen dilimize yerleşen o afilli laftan bahsediyorum.
İki kişinin bildiği sır değildir.
Burada bir kişinin bile bilmesi yetti sırrı herkesin öğrenmesine.
Üstelik o da elinden geldiğince tutmaya çalışmasına rağmen.
Yani insan sır tutmakta çok zorlanan bir varlık dostlar.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
