
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Instagram: @mitolojikincilerEchidna, Typhon, periler ve türlü canavarlar... Mitolojik yaratıklara kaldığımız yerden devam ediyoruz.
Instagram: @mitolojikinciler
Reklam ve İş birlikleri için: info@podcastbpt.com
Transkript
Merhaba Mitoloji Meraklıları.
Mitolojik Yaratıklar 2.
bölümümüze hoş geldiniz.
Mitolojide farklı yaratıklar insanların ve aslında tüm canlıların farklı yönlerini temsil eder.
Kimi çok zekidir, kimi vahşidir, kimi öfkelidir, kimi dev gibi yani ili cüsselidir, kimi küçücüktür, kimi çift cinsiyetlidir, kimi farklı farklı hayvanların birleşimidir, kimi
güzeldir, kimi çirkindir, kimi masumdur, kimi karanlıktır.
Farklılıkların zenginliğine vurgu yapar yani.
Canavarlarsa bazı yönleri sivriltilmiş, abartılmış yaratıklardır.
İnsanlara korku yayarlar.
Birinci bölümümüzde Kikloplardan Kerberos'a bugüne kadar hikayelerde adını duyduğumuz birçok mitolojik yaratığa yer vermiştik.
Şimdi söz verdiğim üzere devam bölümünü yapalım istedim.
1. Gripaslar Hazine koruyucu canavarlar Tanrı ve tanrıçaların hizmetindedirler.
Hazineleri korurlar.
Bedenleri aslan, baş ve kanatları kartaldır.
Onların koruduğu hazineleri izinsiz yaklaşmak kolay göze alınacak bir şey değildir.
2. Harpiler Kadın yüzlü kuşlar.
Bu kuşlar çok acımasız ve yırtıcıdırlar.
Keskin pençeleri vardır.
Görevleri suçluları cezalandırmaktır.
Yakaladıkları şey kapıp kaçabilirler.
Bir şey kaybolduğunda harpilerin alıp gittiğinden şüphelidir.
Çocuklar kaybolduğunda bile.
Bir de dokundukları şeye çok pis bir koku bırakırlar.
Oradan geçtiklerini o şekilde anlayabilirsiniz.
3. Devler Onlardan ara ara bahsettik.
Şimdi en baştan tanıyalım.
Devler, gayyanın yani toprak ananın çocuklarıdır.
Devasa, büyük ve çok güçlülerdir.
Baş ve bedenleri insanları andırır.
Çok uzun, karman çorman saçları ve sakalları vardır.
Bacakları bir sürü yılandan oluşur.
Görünümleri bile ürkütmeye yeter.
Devler şöyle ilginç yaratıklardır.
Bir ölümsüz bile onları tek başına öldüremez.
Yani bir tanrı tanrıça bile onları tek başına öldüremez.
Ancak bir ölümlü ve bir ölümsüz işbirliği yaptığında devleri öldürebilirler.
Üstüne üstlük dünya üzerinde ölümlülerin saldırısına karşı devleri koruyan bir bitki de vardır.
Zeus bunu öğrenir öğrenmez o bitkiyi yok eder.
Şimdi tanrılar ve devler arasında nasıl bir ilişki var ona bakalım.
Hatırlarsınız Gaia'nın çocukları olan Tanrılar ve Titanlar arasında Titanomachia adında bir savaş olduğundan bahsetmiştik.
Bu savaşın sonunda Tanrılar galip gelince kendilerine karşı savaşan Titanların bazılarına çok ağır cezalar vermişlerdi.
Atlas gibi mesela. Bazılarını Tartaros'a hapsetmişlerdi.
Ama Gaia bunlara rahatsız olur çünkü o hiçbir çocuğunun bu derece cezalandırılmasından hoşlanmayan bir anne.
Diğer çocukları olan devleri tanrılara karşı kışkırtır ve onlarla savaşıp Titan kardeşlerini kurtarmalarını ister.
Bunun üzerine devler kendi topraklarından Olympos'a doğru dev kayalar fırlatarak saldırıya geçerler.
Tanrılar o an sadece kendilerini korumak zorundadır.
Çünkü her türlü bir ölümlülüğün desteği olmadan onları alt edemeyeceklerinin farkındadırlar.
Yani saldırı yapamazlar sadece savunmaya geçerler.
Peki hangi ölümlüden destek isterler sizce?
Tabi ki tanrılarla beraber adını en çok duyduğumuz kahramanlardan Zeus'un oğlu Herakles'ten.
Devlerin iki büyük lideri vardır.
Herakles ve Athena iş birliği yapıp birincisini öldürürler.
İkincisini de Zeus Hera'yı yem olarak kullanarak öldürür.
Şöyle ki bu dev Hera'ya saldırınca Zeus onun içindeki öldürme hırsını aşka, arzuya dönüştürür.
Tam bu dönüşüm sırasında da yıldırımlarıyla onu öldürür ve Hera'yı kurtarır.
Bu iki baş isyankar dev ölünce diğerleri yine dayanır, tanrıları bayağı yoracak kadar savaşırlar ancak sonuçta tanrılar kazanır.
4. Tayfun En ölümcül canavarlardandır.
Yarı insan, yarı hayvan görünümündedir.
100 tane yılan başı vardır, dilleri yılan gibi çatallıdır ve gözlerinden alev hışkırır.
Her bir başı farklı bir ses çıkarır.
İnsan sesi, yılan sesi, canavar sesi, kötü ruhların sesi vs.
Bedeni devasa boyutta ve yılanlarla sarılıdır.
Kanatları vardır. Kollarını açtığında bir kolu batının en ucuna diğer kolu doğunun en ucuna uzanabilir.
Yok yok yani. Bu korkunç canavar Gaia ve Tartaros'un çocuğudur.
Tayfun'un doğum hikayesini anlamak içinse az önce devler bölümünde kaldığımız yerden devam etmemiz lazım.
Çünkü Gaia Titan çocuklarını kurtarmak için yardım istediği dev çocuklarının da tanrılar karşısında başarısız olduğunu görünce bu kez Tartaros'la birleşerek canavar Tayfun'u doğurur.
Tayfun yanardağlarla ilgilidir.
Kendisinden yanardağ tanrısı diye bahsedildiğini de duyabilirsiniz.
Gözlerinden alev çıkıyor demiştim az önce.
Toprak ana ve yer altının çiftleşmesinden bir yanardağ tanrısı ya da canavar çıkması kulağa mantıklı geliyor zaten değil mi?
Tayfun da annesinin kışkırtmasıyla Titan kardeşlerinin öcünü almak için Olimpos'a saldırır.
Olimpos tanrıları da önce gizlenip savunmaya geçerler.
Gizlenirken de kendi ilişkili oldukları hayvanlara dönüşürler.
Dionysos keçiye, Hermes turna kuşuna, Aphrodite ve Ares balığa, Apollo başka bir kuşa, Zeus koça dönüşür.
Athena kılık değiştirmeden Tayfun'a kafa tutan tek tanrıdır.
Hatta korkup gizlendiği için Zeus'u azarlar.
Zeus, Athena'nın nasıl cesur bir şekilde Olympos'a sahip çıktığını görünce o da eski haline döner ve yıldırımlarla Tayfun'a saldırır.
Ardı ardına fırlattığı yıldırımlarla sadece Tayfun ve Olympos değil, dünya da sarsılmaktadır.
Yani dünya üzerinde böyle doğa olayları hissettiğinizde muhtemelen Olympos'ta olay var demektir, diyor mitoloji.
Typhon yıldırımlarla savaşırken yorgun düşünce Zeus bir an onun yaralandığını düşünür ve öldürücü darbeyi vurmak için orakla saldırır.
Halbuki Typhon o kadar güçsüz düşmemiştir.
Orağı Zeus'un elinden kaptığı gibi onun kol ve bacaklarını keser.
Savunmasız kalan Zeus'u bir mağaraya taşır ve kestiği kol ve bacakları Delfian adlı ejderhanın korumasına bırakır.
Zeus'u kurtarmak için haberci tanrı Hermes ve orman tanrısı Pan işbirliği yaparlar.
Ejder Delphi'nin dikkatini dağıtıp organları çalıp Zeus'a ulaştırırlar.
Zeus tekrar tek parça haline döner ve Olympos'a dönüp Tayfun'la savaşmaya devam eder.
Zeus şimdi daha öfkelidir ve Tayfun'a daha sert saldırır.
Tayfun o kadar yorgun düşer ki gücünü toplamak için geri çekilmesi gerekir.
Yolda Moiralara yani üç kadar tanrıçasına rastlar.
Moiralar ona eğer ölümlerin yediği yemişlerden yerse daha güçlü olabileceğini söylerler.
Tayfun onların dediğini yapar ama ölümlü yiyeceklerinden yiyince daha güçsüz olur.
Moiralar onu kandırmıştır.
Burada yine birçok canavarda olduğu gibi Tayfun'un da pek bilgili olmadığını görüyoruz.
Çünkü mesela bir ölümlü tanrıların yiyeceklerinden yerse daha güçlü oluyordu değil mi?
Bunu biliyoruz. Öyleyse bir ölümsüz ölümlü yiyeceklerden yiyince de tam tersi bir etki yapmasını bekleyebiliriz.
Ama Tayfun bunu düşünemiyor.
Zeus ve Tayfun arasındaki mücadele devam eder.
Tayfun kaçar, Zeus bir yandan onu kovalar, bir yandan yıldırımlarını fırlatır.
Bir söylenceye göre Zeus Tayfun'un üstüne bir ada fırlatır ve Tayfun adanın altında kalır.
Ölümsüz olduğu için de hala orada yaşamaktadır.
Adadan çıkan lavlar da onun solurken ateş çıkartmasına oluşmaktadır.
Diğer bir söylenceye göre ise Zeus yıldırım yağmuruna tuttuğu Tayfun'un tutuşmasına yol açar ve onu yakalayıp Tartaros'a hapseder.
Yani oraya hapsedilen Titan kardeşlerinin öcünü almak...
Sonunda onlarla aynı kaderi paylaşır.
Derler ki bugünkü tehlikeli rüzgarlara hala Tayfun olduğu yerden kendisi yol açmaktadır.
Bu rüzgarlara o yüzden Tayfun adı verilir.
5. Periler Mitolojide çok farklı peri çeşitleri var.
Bunlara tek tek bakalım istedim.
Mesela ilham perileri var.
Apollo ve Marsyas bölümünden de hatırlarsınız.
9 kişilerdir. Zeus ile hafıza tanrıçası Minomozne'nin kızlarıdır.
Zeus ile Minomozne 9 gece boyunca sevişerek onları yaratırlar.
İlham perileri adı üstünde sanatçılara, şairlere vs.
ilham verirler. Her biri farklı bir alanda görevidir.
Örneğin Erato aşk konulu eserlerden sorumluyken Talia komediden sorumludur.
Tek tek hepsinin adını vermeyeyim.
İsimlerini ezbere bilmenize gerek yok bence.
Nasıl bir pozisyonda olduklarını anlasanız yeter.
Yine de 9'unun isminin anlamını Instagram'da paylaşacağım.
Sanatla ilgili oldukları için sanatın tanrısı Apollon'a bağlı olduklarını da yine önceki bölümde konuşmuştuk.
Bunlar ilham perisi diye kulağa çok hoş çok kibar geliyor olabilirler ama kızlıklarında da cezalandırabilen hırslı perilerdir aslında bunlar.
Mesela kendilerine meydan okuyan bir kralın kızlarını kargaya dönüştürmüşlerdir.
Yine sanatta kendilerinden daha iyi olduğunu iddia eden bir şair ise hem kör etmiş hem de hafızasını kaybetmesine neden olmuşlardır.
İlham perileri dışında çok çeşitli başka periler var.
Genel olarak nimpa olarak adlandırılırlar.
Titan, tanrı, tanrıça çocuğu oldukları söylenir.
Kendilerine de tanrıça dendiğini duyabilirsiniz.
Hem güçlü bir tanrıça hem peri olanlar da vardır aralarında.
Akileus'un annesi Tetis mesela.
Nimpalar birkaç istisna dışında tanrılar gibi ölümsüz değillerdir.
Ama Ambrosia yani tanrıların yiyeceğiyle beslendikleri için çok uzun ömürlülerdir.
Çok uzun süre genç kalırlar, çok güzel ve zariftirler.
Ama rahatsız edilirlerse karşılık verip can yakmaktan çekinmezler.
Türlerine bakacak olursak genelde su perileri, kara perileri, ayrıca bir madde açacak olursak orman perileri ve yeraltı perileri olarak ayırabiliriz.
Kara perilerini Artemis'in yanında çok duyarsınız.
O avlanırken onlar da Artemis'e eşlik ederler.
Su perilerinin çok çeşitleri var.
Nereidler, Nayyadlar, Okeanidler vs.
yani suyun türüne göre farklı farklı isimler alırlar.
Çok güzel şarkılar söylerler.
Orman perileri bazı ağaçlarla ilişkilidir.
Onlar da ağacın ismine göre isimlendirilirler.
Yeraltı perileri ise lampadeler olarak bilinirler.
Meşale taşırlar, yeraltı dünyası ve diğer tüm diyarlar arasına gidip gelen tanrıça Hekate'ye eşlik ederler.
Yani anlayacağınız üzere nimpalar doğanın ruhlarıdır.
Onun farklı kısımlarını temsil ederler.
Son olarak biraz da iyilik perilerinden bahsedelim.
Üç ünlü iyilik perisi var.
Bunların Zeus'un kızları oldukları söylenir.
Hesiodos'a göre isimleri görkem, sevinç ve şenlik.
İyilik perileri güzellik, arkadaşlık ve sanatla ilgilidirler.
Bazen Aphrodite'in bazen de Apollo'nun yanında ilham perileriyle beraber bulunabilirler.
Şimdi perileri burada bırakalım ve diğer yaratıklara devam edelim.
Dionysos'un alayındaki çılgın kadınlardır.
Bunlar diğerleri gibi altı kollu ya da yılan bacaklı yaratıklar değil tabii.
Normal görünümlü kadınlar aslında.
Ama normal insanlardan ayrıldıkları için anlatayım dedim.
Mayanatlar çok vahşiler.
Çılgınlar gibi içip dans edip sonrasında bir hayvanı ya da erkeği ya da bir çocuğu öldürebilirler.
Yani biz M.S.
21. yüzyılda hala kadın cinayetleri sorununu bir türlü çözemezken M.S.
5. yüzyıl civarında kadınların gayet güçlü olduğu, şarap içip çılgınlar gibi eğlendiği hatta daha çok masküleniteye yakıştırılan öldürmek eylemini bile sahiplenmiş kadın figürleri görüyoruz bu hikayelerde.
Hani bana bazen soruyorsunuz şöyle bir mekan açıyoruz ne isim önerirsin, böyle bir marka yaratıyoruz adını ne koyalım falan diye.
Kadınlar Matinesi işine girecek olan varsa Mayanat çok anlamlı bir isim bence.
7. Echidna Birçok canavarın annesi olan çok önemli bir yaratık.
Vücudunun belden yukarısı kadın, belden aşağısı yılan şeklindedir.
Anadolu hikayelerindeki Şahmeran'a benzer bir görüntüsü vardır.
Ayrıca kanatları vardır, Tayfun'la evlidir, bir mağarada yaşar.
Tayfun'dan olan çocuklarıyla beraber etrafa korkusalar ve insanları pusuya düşürüp yakaladıkların çiğ çiğ yer.
Echidna ve Tayfun'un bazı çocuklarını tanıyorsunuz aslında.
Üç başlı köpek Kerberos, kadın başlı aslan vücutlu Sphinx, Çok başlı yılan Hydra ve Chimera onların çocuklarından bazılarıdır.
8. Chimera Az önce Echidna ve Typhon'un çocuğu olduğunu söyledik ama kim olduğundan bahsetmedik.
Chimera için ekstra bir keçi başına sahip bir aslan diyebiliriz aşağı yukarı.
Yani aslında görünümü aslana yakın ama gövdesinde bir de keçi başı var.
Kuyruğu yılandır ve ağzından ateş püskürür.
Anlayacağınız baya ölümcül bir canavardır.
Chimera, Likya krallığına dadanır ve insanların korku içinde yaşamasına neden olur.
Şimdi size onunla Bellerophon'un hikayesini anlatacağım.
Bellerophon, kanatla Pegasus'u ehlileştirdiği için ün kazanmış bir ölümlüdür.
Bir gün kardeşini öldürmekle suçlanır ve ülkesinden sürülür.
Hatırlayın aileden birini öldürmek en büyük günahlardan.
Hatta bunu yapanları erinyeler çıldırtana kadar takibi alıp işkence edebilirler.
İşte bu işlediği günahtan dolayı ülkesinden gönderilen Bellerophon Argos'a gider.
Argos kralı, şimdi isimleri verip hafızanızı allak bullak etmeyeyim, Bellerophon'un krallığını kabul eder ve onu tanıdıkça çok sever.
Fakat kral kadar kraliçe de onu çok sevmiştir.
Hatta haddinden fazla.
Kraliçe Bellerophon'a aşık olur ve ona açılır.
Bellerophon onu reddedince kadın sinirlenip Bellerophon bana tecavüz etmeye kalkıştı diye bir iftira atar.
Hz. Yusuf'un hikayesine ne kadar benziyor değil mi?
Bunları duyan kral büyük bir ikilemde kalır.
Bir yandan Bellerophon'u o kadar seviyordur ki bu duyduklarına inanmak istemiyordur ve onu öldürmeye kıyamayacaktır.
Bir yandan da doğruysa korkunç olan bu şüpheyi cezalandırmadan durması mümkün değildir.
Kral çareyi Bellerophon'u kayınpederinin krallığına Lycia'ya göndermekte bulur.
Onunla beraber mühürlü bir mektupta gönderir ve Bellerophon'un öldürülmesi gerektiğini söyler.
Ancak Bellerophon Likya kralına da kendisini hemen çok sevdirmeyi başarır.
Onun da dili Bellerophon'un ölüm emrini vermeye varmaz.
Kralın aklına şöyle bir çözüm gelir.
Bellerophon'u Çimera'nın üstüne salacak.
Dolayısıyla Bellerophon'un işini Çimera bitirecektir.
Bellerophon'un öleceğinden kimsenin şüphesi yoktur.
Ama dedik ya, Bellerophon Pegasus'u ehlileştiren kişi.
Chimera'nın püskürttüğü ateşte pişip kolay lokma olmaya niyeti yoktur.
Pegasus'u öyle bir açıdan uçurur ki hem Chimera'nın alevlerine hedef olmaz hem de Chimera'yı oklarıyla sersemletir.
Chimera'nın tam boğazından içeri girecek şekilde ucu kurşun bir mızrak fırlatır.
Chimera alev püskürttükçe mızrağın ucundaki kurşun eriyip boğazına yapışır.
Canavarın nefesi tıkanır ve ölür.
Yani kahramanımız Bellerophon yine ölümden kurtulur.
Bu bölümü de burada kapatalım.
Daha anlatmadığım ilginç yaratıklar vardır muhtemelen.
İleride gerekirse 3.
bölümü de yaparız.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
