
(Yunan) 44: Cin fikirli Odysseus & ruh eşi Penelope
3 Ekim 2021 · 26 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Transkript
Merhaba mitoloji merakları.
Bu bölümde size stratejik zekada üstüne tanımayacağınız, zekası kadar çapkınlıklarla da bilinen Odysseus'un maceralarını ve onun sadık mı sadık karısı Penelope'nin çilesini anlatacağım.
Hatırlarsınız Odysseus'tan biraz Truva Savaşı bölümünde, biraz da Kirke bölümünde bahsetmiştim.
Kısaca baştan alacak olursak, Odysseus, Itaka kralıdır.
Stratejik zekası, sakin yapısı, her olayda kimsenin tahmin edemediği B, C, D, E filan alfabenin harfleri kadar yedek planı olan, duygularından çok mantığıyla hareket eden bir kraldır.
Diğer kahramanların ya da kralların aksine bir olay olduğunda bir anlık sinirle, dürtüyle hareket etmez.
Sakinliğini korur, düşünür ve plan yapar.
Bu planlı yapısı sebebiyle onun duygularını hemen yüzünden okuyamazsınız.
Okuduğunuzu sandığınızda da Odysseus tarafından manipüle edilmiş olma olasılığınız çok yüksektir.
Çünkü kendisi size ne düşündürmek istiyorsa onu düşündürmekte yeteneklidir.
Diğer kahramanlar ya da krallar gibi kas gücüyle övünmek yerine o zekasıyla, insanları yönlendirmesiyle övünür.
Çünkü birçok savaş aslında güçle değil, stratejiyle kazanılır.
Sadece cephedeki savaşlar değil, konseylerdeki üstünlük savaşları, hatta günlük hayattaki basit ego savaşları bile.
Peki birçok kahramanın ya da kralın olduğu gibi Odysseus'un da bir koruyucu tanrısı, tanrıçası olsa kim olurdu size?
Bu kadar stratejik zeka dediğimize göre tabii ki gri gözlü tanrıça Athena değil mi?
Athena Odysseus'u korur, onun kulağına fikirler fısıldar, açık göz olması için onu uyarır, boş kaldığında yeni maceralara atılması için onu kışkırtır.
Neden? Çünkü Athena da yeni maceralar istiyor.
Odysseus İthaka kralı demiştik.
Karısı Penelope'dir. Penelope de en az Odysseus kadar zeki ve ketumdur.
Odysseus'un kadın versiyonudur.
Telemachos adında bir oğulları vardır.
Telemachos'ta bebekken Truvalı Paris, Kral Menelaos'un karısını kaçırır.
Menelaos abisi Agamemnon ve diğer Yunan şehir devletlerinden bir ordu kurup Truva'ya savaşa çarptı.
Yani Truva Savaşı. Ezekasıyla cin fikirleriyle ünlü İthaka kralı Odysseus'a da ihtiyaçları vardır tabi.
Odysseus savaşa katılmamak için deli taklidi yapar.
Menelaos saraylarına geldiğinde Odysseus boş bir tarlada oradan oraya saban sürmektedir.
Penelope Menelaos'a üzgün bir şekilde Odysseus'un aklını kaçırdığını, çevresinde olan hiçbir şeyin farkında olmadığını söyler.
Ama Menelaos, kurnaz Odysseus ve Penelope'nin bir numara çevirdiğinin farkındadır.
Bebek telemakosu Penelope'nin kucağından aldığı gibi sabanın önüne atar.
Odysseus dehşete kapılıp hemen bebeği kurtarır ve böylece foyesi ortaya çıkar.
Deli filan değildir. Talebi geri çeviremez.
Adamlarını da alıp savaşa destek verir.
Önceki bölümlerden hatırlayacağınız üzere bir yerde kadın kılığında saklanmış olan Akiles'i de bulur ve oyunlarla onu da kendilerine destek vermeye ikna eder.
Truva savaşı 10 koca yıl sürer.
Farklı tanrılar iki tarafa da destek verip insanlarla adeta piyon gibi oynarlar.
Odysseus'un tahta at fikriyle Truva yenilir, yok olur.
Bu büyük kırım ve yılların yorgunluğunun ardından Aka ordusunu oluşturan her kral birer birer yurtlarına geri döner.
Odysseus da artık krallığına dönmek için 12 gemisi ve adamlarıyla beraber yola koyulur.
Ve Odise yani uzun yolculuk böylece başlar.
Antik Yunan'ın en büyük destanları kabul edilen İlyada ve Odise'yi mutlaka duymuşsunuzdur.
Homeros'un yarattığı bilinen bu destanlardan İlyada, Truva Savaşı'nı, Odise ise Odysseus'un Truva Savaşı bittikten sonra eve dönüş yolundaki maceralarını konu alır.
Şimdi hikayeyi geri dönüp bakalım.
Odysseus ve tayfası İthaka'ya dönmek için yelken açtıklarında nerelere uğramışlar?
Truva'dan yola çıktıklarında kuvvetli bir fırtına çıkar ve İthaka'yı hedeflerlerken kendilerini bambaşka rotalarda bulurlar.
Sonunda bir gün... Bir kara görünce oraya çıkmaya karar verirler.
Birinci durak Kikonlar'ın İsmaros kenti.
Bu kentin bugün Yunanistan'a bağlı olan dede ağaç olduğu düşünülüyor.
Kikonlar Truva Savaşı'nda Truva'nın tarafında yer almışlardı.
Bu yüzden Odysseus ve adamları şehri yağmalamayı kendilerine hak görürler.
Kente saldırdıklarında Kikon halkı savaşmak yerine kenti alelacele boşaltıp dağlara kaçar.
Kaçamayanlar da Odysseus'un adamları tarafından öldürülür.
Adamlar sadece Apollo'nu kızdırmamak için onu rahiplerinden Maron'u öldürmezler ama ondan iki küp çok etkili ismaros şarabı alırlar.
Bu şarap öyle keskindir ki içmeden önce bir tasına 20 tas su karıştırmak gerekir.
Yağma bitince Odysseus adamlarına derhal yola koyulma emri verir ama adamları 10 yıl süren savaş üstüne fırtınalı bir yolculuktan sonra biraz eğlenmeye karar verirler ve ağız birliği edip Odysseus'a karşı çıkarlar.
Sahilde yemek yiyip şarap içerler ve bir süre sonra uyuyakalırlar.
Onlar uyurken sabaha karşı Kikon halkı saklandıkları dağlardan çıkıp onlara saldırır.
Odysseus çabuk gemilere diye bağırır adamlarına.
Hemen gemilere koşarlar.
Ucuz atlatmışlardır ama bu olayda 6 adam ölür.
Denize tekrar açıldıklarında rüzgarları hesaplayıp Itika'ya gitmek için plan yaparlar.
Ama hesapladıkları gibi olmaz.
Poyraz fırtınaya çevirir, deniz çalkalanıp durur ve onları güneye, ta Libya kıyılarına sürükler.
İkinci durak, Lotosiyenlerin adası.
Buranın şu an Tunus'a bağlı olan Jerba adlısı olduğu söyleniyor.
Kikonların kentinden sonra Odysseus ve adamları sürüklendikleri sularda kendilerini burada bulurlar.
Adının adından anlayacağınız üzere ada halkı, lotus adı verilen ağacın çiçeklerini yer.
Bu bitkinin narkotik etkisi vardır.
Yeğeni uyuşturur, dertlerini unutturur, rahatlatır ve rahat rahat uyumasını sağlar.
Bu bitkiyi yiyenler öyle gevşerler ki ve burayı öyle severler ki kendi vatanlarını unuturlar.
Kıyıya vardıklarında Odysseus hemen tüm adamlarıyla gemiden inmez sadece üç adamını keşif için gönderir.
Adamlar ada halkının ikram ettiği lotus bitkisinden yiyince kendilerinden geçer ve sadece lotus yemeye devam etme isteğiyle yanıp tutuşarak kıyıya geri dönüp Odysseus'a ne olur burada kalalım, rahat edelim, eksik olsun İthaka
diye gözyaşları içinde yalvarırlar.
Odysseus bu talebi hiddetle reddeder, adamları hışınla gemiye bindirir ve denize atlayıp adaya geri dönmelerini engellemek için onları zincirletir.
Derhal oradan uzaklaşmak için yelken açar.
Bu arada lotus bizim Nilüfer dediğimiz suda yetişen çiçek diye biliyorum ben.
Arada botanikçiler varsa kontrol ederlerse süper olur ama hikayedeki lotus zaten ağaçta yetişiyordu.
Üçüncü durak Kiklopların adası.
Buranın bugün Sicilya tarafındaki keçiler adası olarak bilinen Favignana adası olduğu söylenir.
Burada insan yiyen Kikloplar yani tek gözlü devler yaşar.
Canavarlar 1. bölümümüzde onlardan bahsetmiştik.
Buradaki Kikloplar keçi ve koyun otlatarak yaşarlar.
Yani bir nevi çobanlık yaparlar.
Odysseus ve tayfası bu odaya vardıklarında inip etrafı keşfe çıkarlar ve yiyeceklerle dolu bir mağara bulurlar.
Burada karınlarını doyururken mağaranın sahibi olan Kiklop Polipemus otlattığı sürüsüyle beraber gelir, içeri girip mağaranın girişini kocaman bir kaya ile kapatır.
Bu arada Polipemus özel bir Kiklop çünkü Poseidon'un oğlu.
Odysseus onunla konuşur ve Tanrı misafiri olduklarını söyleyip ondan konukseverlik beklediklerini belirtir.
Polyphemus ise buna karşılık olarak Odysseus'un iki adamını tuttuğu gibi mideye indirir.
Odysseus ve adamları Polyphemus'la savaşamazlar çünkü eğer Polyphemus ölürse mağaranın girişindeki koca kayayı kimse kaldıramayacaktır.
Mecbur korku içinde sabah olmasını beklerler.
Uyandıklarında Polyphemus acıkmıştır ve Odysseus'un iki adamını daha yer ve sürüsünü otlatmak üzere dışarı çıkıp tekrar mağarayı o büyük kayayla kapatır.
Buradan bir an önce kurtulmak zorundalardır yoksa Polipemus birer birer hepsini yiyecektir.
Cinfik ile Odysseus bir plan yapar.
Polipemus'un geri gelmesini bekler.
Polipemus geldiğinde yine acıkmıştır ve iki adam daha yer.
Odysseus ona Kikonların kentinden aldığı o keskin şaraptan ikram eder.
Polipemus şarabı çok sever ve sarhoş olur.
Odysseus'a kendisini yememe sözü verir ve ona adını sorar.
Odysseus ona hiç kimse diye cevap verir.
Polipemus sızınca Odysseus onun tek gözüne bir kazık sokup onu kör eder.
Polipemus beni öldürmeye çalışıyor diye bağırınca civardaki diğer Kikloplar koşarak gelip kim seni kör etti diye sorarlar.
Polipemus da hiç kimse diye cevap verince diğer Kikloplar bunu anlamlandıramayıp geri dönerler.
Yani Kikloplar böyle yaratıklar gördüğünüz gibi bir kelime oyununa bile kanıyorlar.
Vücutları gelişmiş ama beyin yeterince gelişmemiş.
Sabah olduğunda polipomuz yine sürüsünü otlatmak zorundadır.
O yüzden mağaranın girişindeki kayıyı kaldırır ama düz ses ve adamlarının ne yaptığını göremediği için onların kaçmasını engel olmak için sürüsünü dışarı çıkarırken bir yandan bedeniyle mağaranın girişini kapatır bir yandan da koyunları
eliyle tek tek sayar.
Bu şekilde Odysseus ve adamlar dışarı çıkmaya çalışırsa onları hissedeceğini düşünür.
Oysa onlar koyunların altına saklanmışlardır.
Sürüyle beraber onlar da sessizce dışarı çıkarlar.
Çıktıklarında hemen gemilerine koşarlar ve Odysseus Polypamos'u kandırmanın gururuyla dayanamayıp ona doğru bağırır.
Seni kandıran Odysseus'tur.
Bunu böyle bil. Bunları duyan Polipemus kıyıya koşar ve etrafta bulduğu koca kaya parçalarını denize doğru fırlatır ama göremediği için ıskalar.
Babası Poseidon'a yalvarır, Odysseus evine ulaşamasın, eğer bu mümkün değilse de tüm gemilere batsın ve tüm adamları ölsün ister.
Bugün hala bu adada İtalyanlar bu hikayeyi anlatırlar ve hatta adanın etrafındaki irili ufaklı kayaların Polipemus'un fırlattığı o kayalar olduğunu söylerler.
Poseidon, Odysseus'un oğlunu kör ettiğini öğrenince çok öfkelenir ve yolculuğun devamında Odysseus'a kan kusturur.
Buranın bugün Ustica adıyla bilinen İtalyan adısı olduğu söyleniyor.
Odysseus ve adamları, Kiklopların adasından sonra burayı ziyaret eder.
Burada rüzgarları kontrol eden Ayyolus yaşamaktadır.
Ada sabit değildir, suyun üstünde yüzmektedir.
Ayyolus ölümlüdür ama rüzgarların denetimi tanrılar tarafından kendisine verilmiştir.
Odysseus başlarından geçenleri Ayı Yolus'a anlatır ve ondan yardım ister.
Ayı Yolus ona bir torba verir ve şöyle der.
Bu torbanın içinde İthaka hariç diğer tüm yönleri esen rüzgarlar bulunuyor.
Eğer bu torba açılmazsa sadece İthaka yönüne doğru arkanızdan esen batır rüzgarı ile 9 günde İthaka'ya varabilirsiniz.
Odysseus torbayı alır ve adamlarıyla beraber yola koyulur.
Ayı Yolus'un dediği gibi torbaya gözü gibi bakar.
Gece gündüz onu yanından ayırmaz.
Bu sırada açgözlü adamları torbanın içinde hazine olduğundan ve Odysseus'un onu kendi ile paylaşmadığından şüphelenirler.
İnanılmaz merak ederler.
Odysseus'un uyuduğu bir an torbayı alıp açarlar ve tüm rüzgarlar dışarı fırlar.
Korkunç bir fırtına ile sürüklenmeye başlarlar.
Bir süre sonra kendilerini tekrar Ayı Yolusu'nun yüzen adasında bulurlar.
Ama Ayı Yolusu Odysseus'tan haz etmeyen tanrıların gazabından korktuğu için onlara ikinci kez yardım etmez ve onları kovar.
Beşinci durak Laistrigonların adası.
Buranın bugün İtalya tarafında Fransa'ya bağlı bir ada olan Corsica olduğu söyleniyor.
Ayı Yolos'un Yüzen Adası'ndan ayrılınca Odysseus ve adamları 6 gün kürek çekerek buraya ulaşır.
Adada ilk karşılaştıkları yerler onlara konuksever davranır.
Hatta genç bir kız onları kendi evine davet eder.
Ancak eve ulaştıklarında dev bir kadın onları karşılar ve görür görmez kocasını çağırır.
Diğer dev de gelir gelmez adamlardan birini yakalayıp yer.
Diğerleri çığlıklar atarak gemiye doğru koşmaya başlarlar.
Lastirigonlu devler de onları kovalar.
Odysseus ve adamları gemilerine binerler ama devler attıkları koca kayalarla tam 11 gemiyi batırmayı başarır ve insanları balık gibi avlayıp yerler.
Tek kurtulan gemi biraz daha hızlı ilerlemiş olan şanslı Odysseus'un gemisidir.
Yani Kiklop Polyphemus'un ahı yavaş yavaş tutmaktadır.
Odysseus'un gemileri ve adamları giderek azalmaktadır.
Bu sırada bir sahne geçişi yapıp İthaka'ya gidelim ve Odysseus'un eşi ve oğlu ne yapıyor onlara bakalım.
Savaş biteli uzun zaman oldu ve Odysseus hala saraya dönmediği için etrafta öldüğüne dair dedikodular dolanmaktadır.
Telemachos, Athena'nın gazıyla babası hakkında bilgi edinmek için bir yolculuğa çıkar ve Truva'da onunla beraber savaşan diğer kralları ziyaret eder.
Bu sırada Odysseus'un ölüm haberini fırsat bilip yerine göz koyan komşu ülke kral ve prensleri Penelope ile evlenip İthaka kralı olmaya talip olurlar.
Ülke yıllardır kralsız olduğu için ve Odysseus'un yaşayıp yaşamadığı kesin olmadığı için Penelope'nin üstündeki baskı çok ağırdır.
Ama Penelope Odysseus'un kadın versiyonu demiştik.
Çakallık yapıp taliplerin getirdiği hediyeleri kabul eder ve kendilerinden zaman ister.
Talipler sarayda misafir olup beklemeye devam ederler.
Odysseus'un Truva Savaşı'ndan sonra çıktığı yıllarca süren yolculuk boyunca talipler sarayda kalırlar.
Penelope bir yandan sarayın erzak stoğunu tükettikleri için onlardan kurtulmak istese de onları tamamen kovamaz.
Çünkü ülkenin krala ihtiyacı...
Olacağı için bu hareketini kimse kabul etmeyecektir.
O yüzden cin fikirli bir oyun oynar.
Hasta kayınpederine bir kefen diktiğini ve kefen biter bitmez taliplerden birini seçeceğini söyler.
Herkes görüyordur ki Penelope gerçekten de kefeni dikiyordur.
O yüzden beklerler. Oysa çakal Penelope geceleri kimse görmezken diktiği kısımları söküp sabah yeniden dikiyordur.
Bu yüzden dikiş bir türlü bitmez.
Penelope de böylece zaman kazanır.
Çünkü Odysseus'un ne yapıp edip sağ kalıp geleceğine emindir.
Şimdi Odysseus'a geri dönelim.
Altıncı durak Ayyayı Adası.
Buranın aslında adı değil bugün Akdeniz'de Kapokirkeo adıyla bilinen bir burun olduğu söyleniyor.
Kirke bölümünde anlatmıştık.
Burası cadı tanrıça Kirke'nin adası.
Buraya vardıklarında Odysseus adamlarının yarısını keşfe gönderir.
Kirki onları konukseverlikle karşılar, onlara büyülü yemekler ve şaraplar ikram edip adamları izler.
Adamların rahatlayınca nasıl açgözlü olduklarını ve aslında kendisine saldırmak ve sadece kendisinden ve evinden yararlanmak istediklerini fark edince onları domuz, eşek gibi hayvanlara dönüştürür ve ağalına kapatır.
Daha sonra Odysseus adamlarını aramak için peşlerine düşer.
Tam o sırada Hermes karşısına çıkar ve onu Kirki'ye karşı uyarır.
Ona korunması için Muli adlı bitkiyi verir.
Odysseus bu bitki sayesinde Kirke'nin büyüsünden etkilenmez ve cesaretiyle Kirke'yi kendisine aşık eder.
Kirke onun adamlarını eski haline çevirir ve onları bir yıl boyunca adasında ağırlar.
Odysseus burada Kirke ile yatar yani karısına ihanet eder.
Penelope orada milleti oyalamak için binbir yola başvursun, Odysseus da Ayyai'yi de Kirke ile gününü günetsin.
Bir yıl sonra adamları adada sıkılıp eve dönmek için tekrar yola koyulalım diye diriltince Odysseus sonunda ısrarlara dayanamayıp yola çıkar.
Kirke Odysseus'a yolları tarif eder ve karşılaşacağı bazı canavarlardan korunması için ona öğütler verir.
Bu sırada kimsenin bilmediği şey ise Kirke'nin Odysseus'tan oğlu Telegonos'a hamile kalmış olduğudur.
7. Durak Ölüler Diyarı Kirkenin önerisi üzerine Odysseus bir girişten Ölüler Diyarı'na geçer, kahin Tiresias
'ın gölgesinden tavsiye ister.
Kahin ona İthaka'ya ulaşmak için hangi yollardan gitmesi gerektiğini, bu yollarda karşılaşacağı canavarlardan nasıl korunacağını ve krallığına vardığında Poseidon'la nasıl barışabileceğini anlatır.
Bu arada Odysseus Ölüler Diyarı'nda ölmüş annesi, kral Agamemnon ve Cleus'la da karşılaşır.
Benim en etkilendiğim kısım ise Akileus'un yaşarken yaptığı seçimden pişman olması.
Hatırlarsanız Akileus'a iki kader yolu sunulmuştu.
Ya sıradan bir hayatı seçip uzun ve huzurlu yaşayacak ama ünlü olmayacaktı ya da ünlü bir kahraman olacak ama kısa yaşayacaktı.
Akileus ünlü olup kısa yaşamayı seçmişti.
Ölüler diyarına karşılaştıklarında Akileus, Odysseus'a şimdi bu kararından pişman olduğunu söyler.
8. Durak Sirenler Sirenin bugünkü adıyla İtalya'nın Sirenus Adaları ya da İzmir Foça'daki siren kayalıkları olduğu
söylenir. Sirenleri de önceki bölümlerde anlatmıştık.
Güzel sesleriyle erkekleri büyüleyip gemilerini çarptırıp övmelerine sebep olurlar ya da direkt ele geçirip onları öldürürler.
Odysseus ismini çok duyduğu sirenlerin güzel seslerini çok merak ettiği için Kirke'nin önerisiyle kendisini geminin direğine bağlatır.
Çünkü sirenlerin sesiyle büyülenip kendini denize atmak istemiyordur.
Adamların kulaklarında bağ mumuyla tıkar.
Böylece sirenler şarkıların söylediklerinde başarılı olamazlar ve güçlerini kaybettiklerini düşünüp kendilerini denize atarlar.
9. Durak Skyla ve Carbidis Odysseus'un rotası mecbur canavar Skyla ve Anafor Carbidis'in olduğu yerden geçer.
Buranın bugün İtalya'daki Messina Boğazı olduğu düşünülüyor.
Skyla ve Carbidis karşı karşıya oldukları için birinden birinin eline düşmemek neredeyse mucizedir.
O yüzden Fransızca'da Carbidis'ten Skyla'ya düşmek diye bir tabir var.
Yağmurdan kaçarken doluya tutulmak anlamına geliyor.
Ama bu deyimin aksine Kirke Odiseos'a Carbidis'e düşmektense Skyla'ya yanaşmasını öğütlemiştir.
Çünkü Carbidis'e düşerlerse Carbidis'in hepsini yutma ihtimali var.
Ama Skyla tek seferde sadece 6 kişiyi yakalayabiliyor.
O yüzden alt kişiyi kurban etmek daha akıllıcadır.
Odysseus kirkenin dediğini yapıp altı adamını kurban eder ve buradan da kurtulmayı başarır.
10. durak Helios'un sürüleri Buranın Sicilya olduğu düşünülüyor.
Helios güneş titanı, cadı Kirke'nin babasıydı hatırlarsınız.
Bu adada Helios'un büyütüp beslediği, kızlarına baktırdığı, üstüne tislediği güzel mi güzel sürüleri bulunur.
Kirke'de rahip Tiresias da Odysseus'u bu adaya denk gelirlerse Helios'un sürülerine asla dokunmamaları gerektiği konusunu uyarmışlardır.
Bu adanın yakınlarına geldiklerinde tayfa adaya çıkmak ister.
Odysseus duyduklarından korktuğu için buna ne kadar karşı koysa da tayfası...
Yorgunuz, burada mutlaka mola vereceğiz diye inat eder, isyana kalkışır.
Odysseus adamlarına asla Helios'un sürülerine dokunmayacaklarını yemin ettirir ve adaya çıkarlar.
Ancak onlar adaya çıktıktan sonra rüzgarlar yön değiştirir ve bir ay burada çakılı kalırlar.
Adamlar her acıktıklarında Odysseus onlara sürüye dokunmamaları gerektiğini hatırlatır.
Ama bir gün Odysseus uyuyakaldığında adamlar sürüdeki hayvanları yakalayıp yerler.
Helios çok öfkelenir ve onları Zeus'a şikayet eder.
Eğer bu adamlar cezalandırılmazsa güneşi yeraltı dünyasına hapsederim diye Zeus'u tehdit eder.
Zeus tanrıların tanrısı ama karşısındaki de koskoca Titan yani ayağını denk alacak.
O yüzden Zeus Helios'a intikamının alınacağına söz verir.
Odysseus ve tayfası tekrar yelken açtıklarında Zeus onların üstüne çok hiddetli bir fırtına gönderir.
Bu fırtınayla gemi Karbilis Anafor'una sürüklenir ve paramparça olur.
Tüm mürettebat ölür. Odysseus gemiden kopmuş bir kalasa tutunarak canını zor kurtarır.
Truva'dan 12 gemiyle ve adamlarıyla yola çıkmış ve şimdi gemisiz, adamsız, yapayalnız kalmıştır.
Odiseo sutunduğu kalas parçasıyla 9 gün denizde sürüklenir ve sonunda orman perisi Kalipsu'nun adasına ulaşır.
11. durak Kalipsu'nun adası.
Titan'ın Malta olduğu söyleniyor.
Athena burayı anlatırken suları ortasında bir ada, göbeğinde denizin der.
Kalipsu'yla ilgili çeşitli söylenceler var.
Ona su perisi ya da yüce tanrıça dendiğini duyabilirsiniz.
Titan Atlas'ın kızı olarak bilinir.
Titanlar ve tanrılar arasındaki savaşta Titanların yanında yer aldığı için sonrasında tanrılar tarafından buraya sürgüne gönderilmiştir.
Kalipse, Odysseus'a aşık olur ve onu elinde tutmak için her yola başvurur.
Odysseus da başlarda ondan hoşlanıp onunla gönül eğlendirir ama zamanla evini özleyip gitmek ister.
Kalipse ona çok aşıktır.
Yanında kalırsa ona ölümsüzlük vermeyi teklif eder.
Ama Odysseus tam 7 sene burada kalmıştır ve artık krallığına dönmek istiyordur.
Koruyucu tanrısı Athena ona acır ve özgür bırakılması için Zeus'a yalvarır.
Biliyorsunuz Athena Zeus'un göz bebeği.
Zeus onun bir dediğini iki etmez genelde.
Hermes'le haber gönderir Calypso'ya ve Odysseus'u derhal serbest bırakmasını emreder.
Calypso istemeyi istemeyi emri yerine getirir.
Odysseus bir sala binip denize açılır.
Denize açılır açılmaz bunca yıl ona kızgınlığını unutmamış olan Poseidon onun üzerine bir fırtına gönderir.
Odysseus kıl payıyla kurtulur.
Az kalsın ölüyordur ama sağ kalmayı başarır.
Zar zor Fenikellerin yaşadığı Şeria adasına ulaşır.
12. Durak Şehriye Adası Turan'ın bugün Yunanistan'ın Korfu Adası olduğu söyleniyor.
Bu adanın sakinleri inanılmaz medenilerdir.
Devlet, kral, kraliçe ve danışmanları tarafından büyük bir şeffaflık ve mümkün olduğunca demokratik bir şekilde yönetilmektedir.
Herkes birbirine saygılıdır.
Barış, düzen ve mutluluk içinde yaşarlar.
Günlerini danslar, horonlar, yarışmalar, şiirler eşliğine geçirirler.
Bu halk denizcilikte de çok ileridir.
Odysseus onların gemisine biner binmez adeta yıllardır denizlerde çektiği bütün çileleri unutur.
Onların gemisiyle sonunda İthaka'ya ulaşır.
10 yıl Truva Savaşı, 10 yılda Odysseus'un denizde oradan oraya sürüklenmesi ya da sürtmesi derken tam 20 yıldır evinden uzak kalmıştır.
Bir dilenci kılığına bir şekilde saraya girer.
Önceleri kendini gizler ve sonra bir ok atma numarası ile kendini gösterir.
Penelope'nin tüm taliplerini öldürür.
Tabi ona tüm bu numaralar için yardım eden yine Athena'dır.
Şimdi Odysseus'un macerasını burada bitirelim.
Hikayenin bize yansımalarına bakalım.
İngilizce'de odise diye bir kelime var.
Uzun, heyecanlı yolculuk anlamına geliyor.
Hatta 2005 Space Odyssey yani uzay yolu macerası diye kült bir film vardı.
Şimdi artık bu kelimenin hangi mitolojik karaktere dayandığını biliyorsunuz.
Peki benim hikayede dikkatini çekmek istediğim yerler neler?
Öncelikle Odysseus ve Penelope'nin karakter olarak benzemesi çok şanslı bir olay bence.
Yani eğer ruh eşi diye bir şey gerçekten varsa Odysseus ve Penelope bence ruh eşleri.
Ama tabii büyük bir farkla Penelope üzerindeki tüm baskılara rağmen yaşadığından bile habersiz şekilde onun gelmesini beklerken Odysseus kir kesenin Calypso benim gönül eğlendirdi.
Size soru Penelope olsanız bekler miydiniz?
Hadi beklediniz diyelim adam döndü bir baktınız o ne fındıklar kırmış kabul eder miydiniz?
Odysseus ve tarifası özellikle İtalya tarafında ve Afrika sahillerinde gittikleri bazı adalarda hep bahşiş devlerle, kitloplarla falan karşılaştılar.
Ama Korfu'ya geldiklerinde gayet medeni, refah içine bir halk gördüler.
Sizce bunlar gerçeklerin bayağı abartılıp çarpıtılmış halleri olabilir mi?
Beğenmediğin halkları hikayede vahşi göster, insan yedir.
Beğendiklerini gayet medeni, üstün ırk gibi göster.
Oh ne güzel manipülasyon valla.
Hikayede yalnız yaşayabilen kadınlardan korkan ateerkil toplumun imalarını da kirke ve kalipso duraklarında fark etmişsinizdir.
İkisi de yalnız, genç, doğaüstü yeteneklere sahip, tecrit edilmiş, çok tekin görülmeyen tipler.
Odysseus ve tayfasının 10 yıllık yolculuk boyuncaki ilişkisi bana şu atasözünü hatırlatıyor.
Akıllı düşman, akılsız dosttan iyidir.
Çünkü Odysseus tayfasının akılsızlıklarından, bir adım sonrasını hesaplayamamalarından çok çekti.
Yok ille de bu adayı ziyaret edeceğiz yoksa isyan ederiz.
Yok çok açız, Helios'un sürüsünü yiyeceğiz, cezalandırırsa cezalandırsın.
Yok Odysseus kesin hazine saklıyor diye gizlice torbasını açmalar.
Yani belki de birkaç haftada bitecek olan yolculuk 10 yıla çıktı onların yüzünden.
Odysseus da tabii onları çekmek zorunda kaldı.
Çünkü ne kadar o geminin sahibi onların kralları da olsa denizin ortasında aynı geminin içinde olay sadece sayıca üstünlüğe ve güce bakıyor.
Dolayısıyla Odysseus'un onlara ihtiyacı var.
Scarlet ve Carbidis arasında Odysseus Scarlet'i seçip altı adamını ona kurban ettiğinde nasıl hissettiniz?
Yapacak bir şey yoktu. Ya hepsi ölecekti ya yarısı.
Odysseus mantıklı olanı seçti.
Tabii ki de kendisini feda etmedi.
Çünkü kim öyle bir ölüm kalım tercih yapacak olsa kendini feda etmez.
Hele ki Odysseus gibi monarşik yapıların başındaki krallar, padişahlar hiç yapmaz.
Çünkü daima onlar için kendini feda edecek daha alt seviye birileri vardır.
Odise'nin ana temalarından biri ise insanın doğa karşısındaki çaresizliğidir.
Bakın Odiseos kurnaz adamları da güçlüdür.
Sağlam gemiler ve planlar yapıp denize de çıkabilirler ama deniz onları 10 yıl boyunca oradan oraya sürükler.
Ellerinde ne varsa alır hatta Athena tarafından korunan Odiseos hariç hepsinin canını alır.
Yani Odise der ki insan doğaya karşı hala çok güçsüz ve ayağına denk kalmalı.
2017 yapımı Troy The Odyssey diye bir film var.
Truva, Odise efsanesi diye Türkçe'ye çevirmiş.
Odysseus'un yolculuklarını anlatıyor.
Merak edenler izleyebilir.
Odysseus'un Latincedeki karşılığı Ulyss'tir.
Ulyss'in bakışı adlı 95 yapımı bir film var.
Yine yolculuk teması üzerine kurulu.
İkinci Dünya Savaşı ve diğer çatışmaların Balkanları nasıl harap ettiğine dair üzücü ögelerle dolu bir sanat filmi diyebiliriz.
Direkt mitoloji temalı değil ama tabi Yunanistan filmde çok büyük bir yere sahip olduğu için mitolojik ögeleri de yer verilmiş.
Daha kaliteli görüntüsü var mıdır bilmiyorum ama ben YouTube linkini bölümün açıklamasına bırakıyorum.
Filmin şarkıları da Spotify'daki Mitolojik İnciler Müzikleri adlı çalma listemizde.
Benim favorim 9 numaralı parça.
Covid biter bitmez Odiseos'unki gibi maceralı, bol keşfetmeli ama daha güvenli yolculuklara çıkmamız dileğiyle.
Size Odise'den kısa bir bölüm okuyarak kapatıyorum.
Anlat bana Tanrıça.
Bin bir düzenli yaman adamı.
Kutsal troyeyi yerle bir etmişti hani.
Sonra sürünmüş durmuştu oradan oraya.
Ne çok yerler görmüş, ne çok insan tanımıştı.
Ne çok acı çekmişti denizlerde yüreği.
Kurtarayım derken kendi canına.
Yoldaşlarına dönüş yolunu açayım derken.
Ama gene de kurtaramadı onları bir türlü.
Taşkınlıkları yüzünden hepsi yok oldu.
Güneş Tanrı'nın sığırlarını yemiş bu dalalar.
Yücelerin oğlu da kapatmış onların dönüş yolunu.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
