
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Instagram: @mitolojikincilerMüziğin tanrısı Apollo'nun satyr Marsyas ile yarışması. Menderes Nehri'nin hikayesi
Transkript
Merhaba MİT'e acı merakları.
Geçen ay Patreon'dan destekleyen patronlar Apollo'yu anlatmamı istemişlerdi.
Ama Apollo 12 önemli Olympos tanrısından biri olduğu için onu herkesin dinlemesi gerektiğini düşündüm.
Patronlara özel olarak Apollo'nun kahin yönünü ve yeryüzündeki kahinlerini anlattım.
Size de bugün Apollo'nun kendisinden bahsedeceğim.
Aslında onu genel adıyla biraz tanıyorsunuz.
Daphne ile olan hikayesinden bahsetmiştik.
Eros kendisinden çok acı bir intikam almıştı ve Apollo aşık olduğu Daphne'ye kavuşamamıştı.
Artemis ve Orion hikayesinde de Apollo'yu hatırlarsınız.
Apollo ve Artemis birbirlerine çok düşkün, birbirlerini herkesten manyak gibi kıskanan iki kardeş.
Apollo, Artemis'in Orion'a olan aşkını görünce bir tuzak kurup onun Orion'u kendi elleriyle öldürmesine neden olmuştu.
Ağlayan kayıya dönüştürülen Niobe'nin hikayesinden de hatırlıyorsunuz Apollo'yu.
Niobe'nin erkek çocuklarının hepsini katletmişti.
Şimdi Apollo'yu kendi başına bir tanıyalım.
Zeus'un Leto'dan olma oğlu.
Artemis'in ikiz kardeşi.
Işığın, sanatın, müziğin tanrısı olarak bilinir.
Bazen kendisine güneşin tanrısı dendiğini de duyarsınız.
Neden? Hatırlarsınız aslında güneşi çıkartıp dolaştıran, dünyada gündüz olmasını sağlayan Titan Helios'tu.
Ama zamanla söylenceler değişime uğramış.
Helios'un yerini Apollo almıştır.
Kendisine güneş tanrısı denmiştir.
Ama ben size kadim mitlerin kurgusunu anlatıyorum.
Onlara göre Helios güneş Titan'ı, Apollo ise ışığın tanrısıdır.
Neyse ışığın müziğin tanrısı dedik.
Apollo'yu çok kez elinde lir denilen müzik aletini çalarken görürsünüz.
Liri Hermes'in kendisine hediye ettiği söylenir.
Hani Hermes bebekken beşiğinden kalkıp Apollo'nun sürüsünü çalıp yakalanınca da özür dileyip Zeus'a şirinlik yapmıştı ya.
Özür olarak liri icat edip Apollo'ya verdiği söylenir.
Apollo sanatın ve müziğin tanrısı olduğu için de Musa'lar olarak bilinen ilham perilerine önderlik eder.
Onlarla yakın ilişki içindedir.
Apollo her yönüyle çok sanatsaldır.
Tam bir Olimpos tanrısıdır.
Mesela Dionysos'a bakın.
Hep dünyada değil mi?
Olimpos'a uğramaz Dionysos.
Keza Demeter ve Persephone'da çoğunlukla yeryüzündedir.
Hermes gidip geliyor.
O zaten uçarı. Ama Apollo genelde Olimpos'ta takılır.
Çünkü onun yeri tanrılar katıdır.
O şık ziyafetlerde, o görkemli gösterişli Olimpos dağında olmayı sever.
Dionysos ne kadar serseri, Olimpos'tan uzak insanlara yakınsa Apollo onun tam tersidir.
Liriyle müzik yapıp Olimpos dağındaki tanrıları kendisine hayran bırakır.
Böyle buzlu bademle kaymak tabaka bir yaşam yani.
Şimdi müziğin tanrısı dedik ya Apollo'nun bir satirle giriştiği ünlü bir yarışması var.
Bu bölümde ondan bahsedeceğiz.
Satirler keçi ayaklı ya da kuyruklu yaratıklar.
Hatırlarsanız Dionysos'un alayında onlardan çokça vardı.
Yapışkan, serseri, şehvetli, meraklı, müzik yapmayı seven yaratıklardır satirler.
Hikaye şöyle. Bir gün Athena kendisine Aulos adını verdiği çift dilli bir flüt yapar.
Çift dilli flüt nasıl oluyor derseniz, neredeyse iki flüt varmış da ikisini aynı anda çalıyormuşsunuz gibi bir enstrüman.
İnstagram'dan paylaşırım görselini.
Olimpos'taki bir ziyafette Athena bu icat ettiği flütü çalar.
Ama alkış toplamayı beklerken tam tersi Afrodit ve Hera flütü çalarken yanakları şişti ve yüzü kıpkırmızı olduğu için Türk filmlerindeki şımarık zengin
kızların yapacağı gibi Athena ile alay ederler.
Onlar alay edince diğer tanrılar tanrıçalarda kahkahalarla katılırlar.
Bunun üstüne Athena nasıl göründüğünü gerçekten merak edip nehirdeki yansımasına bakarak flüt çalar ve nasıl göründüğünü görünce sinirleni flütü lanetler ve fırlatır.
Flüt Olympos dağından aşağı yeryüzüne Phrygia tarafına düşer.
Marsyas adındaki bir satir onu bulup çalmaya başlar.
Flütten öyle güzel bir ses çıkar ki Marsyas kulaklarına inanamaz.
Bir süre sonra ünü tüm Anadolu'ya yayılır.
Müzisyen Marsyas olarak tanınmaya başlar.
Bir gün bir eğlence sırasında iyice sarhoş olup gökyüzüne bakarak kibirle seslenir.
Hey Apollo senden bile iyi müzik yapıyorum.
Var mısın bir düelloya? Tam buraya şey lazım.
Hani Whatsapp'ta birini alnına koymuş ve Allah'ım kör et beni dercesine gözlerini kapatan bıkkın imajı var ya.
Çünkü hepimiz bir taneye kafa tutmanın sonucunu biliyoruz artık değil mi?
Birden ortalık dağılır ve bir sahne belirir.
Musalar diye de bilinen 9 ilham perisinden bir jüri.
Ve Apollo. Apollo, Mars yasın meydan okumasını kabul etmiştir.
Kazanan kaybedeni dilediği gibi davranabilecek kuralını koyarlar.
Ve yarışmaya başlarlar.
Apollo lirini çalar.
Ve dünyanın en güzel melodisi duyulur.
Marsyas ise flüdünü çalar.
İnanılmaz güzel bir müzik yapar.
Yarışmanın ilk etapında her ikisi de mükemmel çalmıştır.
İlham perileri onlara eşit oy verirler.
Tabii Apollo bir satirle eşit oy almayı kendine yediremeyince kirli oynamaya karar verir.
İkinci etapta aletleri ters çevirip çalma kurulu koyar.
Lirini çevirip aynı şekilde çalmaya devam eder.
Takdir edersiniz ki bu düpedüz haksızlıktır.
Çünkü billeri ters çevirip çalabilirsiniz.
Ama bir flüdü ters çevirip çalmak imkansızdır.
Marsyas ama bu haksızlık diye karşı çıkar.
Apollo Musa'lara döner ve kız kardeşler ben kuralı böyle belirledim.
Kararı siz verin der.
Başta dediğim gibi Musa'lar ilham peleri olduğu için müziğin tanrısının kafasına göre koyduğu bu kurala maalesef karşı çıkamazlar.
Yani burada bağımsız bir yargı yok ve anons ederler.
Kazanan Apollo. Tahmin edeceğiniz üzere Apollo Marsyas'a çok ağır bir ceza verir.
Onu bir çam ağacına bağlayıp diri diri derisini yüzer ve görenlere de ders olsun diye onu öylece orada bırakır.
Bu sırada Marsyas'ın akıttığı kan ve gözyaşları bugünkü adıyla Menderes Nehri dediğimiz Marsyas Nehri'ni oluşturur.
Marsyas'ın kan ve gözyaşları aka aka Ege Denizi'ne dökülür.
Düz bakarsak bu hikaye klasik bir Yunan miti gibi değil mi?
Yeteneğiyle kibirlenip bir tanrıya kafa tutan daha alt seviye bir varlığın haddinin bildirilmesi gibi ilk bakışta.
Hatta yetenek bile denmez belki flüt zaten özel bir flüt olduğu için aslında sanki keramet flütteymiş gibi diye de bir mesaj var.
Halbuki baktığınızda Marsyas'ınki çok büyük cesareti.
Satirler zaten iyi enstrüman çalar, müze yeteneklidirler bunu biliyoruz.
Ama Marsyas o kadar iyi çalıyor ki koskoca müziğin tanrısı Apollo'ya Yani otoriteye meydan okuyacak kadar kendine güveniyor.
Bu özgüven, öz farkındalık ve cesaret çok hayran olması bir şey aslında.
Zaten özgüven de boş özgüven değil.
Çünkü ilham pelerinden Apollo ile eşit puan alabiliyor.
Ki ilham pelileriyle Apollo'nun arası çok iyi.
Yani ona rağmen ilk etapta her şey...
Adilken ilham pelileri bile eşit oy vermek zorunda hissediyorlar.
Ama sonunda Apollo kazanamayacağını anlayınca çakal yollara başvuruyor.
Neymiş aleti ters çevirip çal.
Yapılabiliyorsa sen flüdü ters çal bakalım.
Yani resmen rakibinin silahını elinden alıp ona silahla saldırmak bu.
Sonra da haksız yeri onu cezalandırıyor.
Athena'nın Arakne ile yarışmasını anlatmıştım.
Onu dinleyenler buradaki yarışma konseptinin benzerliğini fark etmişlerdir.
Orada da Athena dokumacılıkta Arakne'den daha iyi olmamayı kendine yediremeyince onu örümceğe dönüştürmüştü.
Sonuç olarak mit her ne kadar dönemin etkisiyle otoriteye boyun eğmeyi ölçülese de bence en içeride gizli olan mesaj o değil.
Normalde satirler selserliklerle tanınmalarına rağmen Marsyas öz farkındalığı ve cesaretiyle ve yarışmadaki dürüstlüğüyle Apollo'dan daha bilgi aslında.
Sadece sonucu daha başlamadan belli olan yarışmalara girerken bir daha düşünmeyi hatırlatıyor belki de.
Ve otoriteye karşı çıkacaksan oyunun kurallarını en baştan iyi düşünmeyi.
Bu hikayede en çirkin konumda olanlarsa bence Musa'lar.
Tabi ki haksızlığı yapan Apollo.
Onun burada savunacak hiçbir tarafı yok.
Yani yatacak yeri yok yani.
Ama şunu iyi biliyoruz ki güç, otorite ele geçirdiği kişiyi sarhoş edebilir.
Ama Musalar yarışmanın sonucunu değiştirebilirlerdi.
Apollo'ya karşı çıkıp haklıyı savunma cesaretleri olsa Marsyas derisi yüzülerek öldürülmeyecekti.
Ama kendi çıkarları için Marsyas'ın katledilişine göz yumdular.
Onların yerinde olup vicdanımla baş başa kalmak istemezdim.
O yüzden jürisi olduğunuz seçimlerde oyunuzu kullanırken kimin fanatiği olduğunuzu değil, Kimin elindeki güçle kime zorbalık yaptığını, nasıl haksız yarışlar kazandığını vicdanınızla değerlendirmeniz dileğiyle.
Patronlar Funda Torun, Konyalı Recep, Hasan Öksüzoğlu ve Berk Cebeci'ye destekler için çok teşekkür ederim.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
