
(Yunan) 41: Demeter - Anaç olduğu kadar hırçın da
15 Ağustos 2021 · 13 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Instagram: @mitolojikinciler
Tarım, bereket ve hasat tanrıçası Demeter. Onun anaçlığına kanıp doğaya zarar verenlerin vay haline.
Bölümde dinlettiğim şarkılar:
Shawna Carol - Demeter's Daughter Marlyn Desire - Demeter's Song Cem Karaca - Yiyin Efendiler (Tevfik Fikret'in Han-ı Yağma şiirinden)
Transkript
Merhaba mitoloji merakları.
Kısa bir aradan sonra yine beraberiz.
Beni uzun zamandır takip edenler bilir, ülkenin gündeminden çok etkilenen bir insanım.
Tabii bizim ülkede her gün gündemden etkileneceksen oho yani o zaman yeni bölüm çıkmaz diyenler vardır.
Haklısınız. O yüzden çoğu şeyi zaten kendi içimde yaşıyorum.
Podcast'ta yansıtmıyorum.
Ama şu an hala devam eden orman yangınlarını, Batı Karadeniz'deki seli, ölümleri görünce gerçekten çok üzülüyorum.
Yani yeni bölüm kaydetmeye elim gitmiyor aslında.
Hepimizin başı sağ olsun.
Artık bir afete daha hazırlıksız yakalanmadığımız, bir tek canı dahi feda etmediğimiz günlerin gelmesini diliyorum.
Ama ben de sonuçta burada yeni bölüm bekleyenlere karşı sorumluluk hissediyorum.
O yüzden artık kayıt yapmaya karar verdim.
Hem benim de biraz modum değişir.
Bu arada Instagram'da ve Discord'da duyurdum.
Temmuz ayı Patreon desteklerine bu yangınlarda zarar gören, hayvanları kurtaran Haytap adlı derneğe bağışladım.
Çorbada azıcık tuzumuz olsun.
Bu yüzden Patreon'dan beni destekleyen Berk Cebeci, Fundator'un ve Konya'lı Recep'e çok teşekkür ederim.
Patreon'dan beni desteklemek isterseniz girip inceleyebilirsiniz.
Orada Hermes, Kirke, Zeus ve Atlas gibi bağış yapabileceğiniz çeşitli kategoriler var.
Ve benim de her kategoriye saldığım bazı bonuslar var.
Aylık ekstra bölüm ya da birebir mitolojik sohbet gibi.
Mesela bugüne kadar Patreon destekçilerime özel yaptığım bölümlerde Zagreus, Athena ve Leto'yu anlattım.
Şimdi gelelim bu bölümdeki konumuza.
Demeter Hesiodos Teogonide ondan şöyle bahseder.
Zeus ile birleşmesinden Persephone doğmuştur.
Demeter'in yatağına girdi Zeus.
Canlıları doyuran tarlalar tanrıçısının.
Akkoğlu Persephone'yi doğurdu Demeter.
Yeraltı tanrısı Aydonus yani Hades kaçırdı onu anasının koynundan ve Bilge Zeus bıraktı kızını ona.
Bu bölümde Demeter'i konuşacağız.
Çünkü günlerden dolayı doğayla ilgili bir olay konuşalım istedim.
Orman tanrısı Pan daha uyumlu olurdu diyenler çıkabilir.
Biliyorum çok uzun zamandır bekliyorsunuz ama Demeter'in olayları bence hislerimize tercüman olabilir.
Bu bölümde adını sıklıkla duyacağınız karakterler Demeter, Zeus, Demophon ve Erisiktion.
Demeter, tahıl, bereket ve hasat tanrıçası.
Emin birçoğunuz adını duymuşsunuzdur.
Zeus, Tanrıların tanrısı, Olimpos'un yöneticisi.
Artık bunu bilmeyen yok. Demophon bir kralın oğlu, bebek prens.
Erisityon ise Demeter'i kızdıran bir prens.
O konuya ilerleyen dakikalarda geleceğiz.
Şimdi öncelikle Demeter'i iyice bir tanıyalım.
Demeter, Zeus, Poseidon, Hades, Hera ve Hestia'nın kardeşi.
Olimpos'un 12 önemli tanrısından biri.
Hatta ilk 6 tanrısından biri.
Neden önemli? Çünkü tahıl bereket ve hasat tanrıçası.
Bunların olmadığı yerde açlık, kıtlık var.
O yüzden antik Yunanlar Demeter'i çok sever, ona çok değer verirlermiş.
Kendilerine verdiği yiyeceklerden ötürü ona hep minnettarlarmış.
Demeter de zaten aslında diğer tanrılar kadar bencil, hırslı, kibirli bir tanrıça değil.
Hera gibi, Afrodit gibi kendi arzuları için insanlarla oyuncak gibi oynamaz.
Olimpostaki tarlaların toplantılarına, yemek ziyafetlerine katılır ama daha çok yeryüzünde vakit geçirir.
Ekinlerin yetişmesini sağlar, toprağa bereket dağıtır, insanlara toprağa ekip biçmesini öğreten Demeter'dir.
Şunu not edelim, Demeter bakire tanrıçlardan değil, Zeus'tan ve Poseidon'dan ve başkalarından da çocukları var.
Hatta Makris adında bir orman perisiyle de bir lezbiyen ilişkisi olduğu düşünülüyor.
En ünlü çocuğu Persephone biliyorsunuz, Zeus'tan olan kızı.
Persephone'un Hades tarafından nasıl kaçırıldığını ve Demeter'in onu ararken nasıl üzüldüğünü önceki bölümlerden hatırlarsınız.
Demeter'in acı ve öfkeyle dünyayı ihmal edip nasıl kıtlığa sürüklediğini anlatmıştık.
Şu şarkı onun öfkesini çok güzel yansımış.
Çünkü bazı söylencilere göre Demeter öfkesinden dünyayı kıtlığa sürükler ve dünyanın düzenini sarsmaya kafa tutar.
Bu hikaye bize Doğan'ın canı yandığında öcünün nasıl fena
olacağını hep hatırlatmalı aslında değil mi?
Ama Demeter genelde insanlara yardım etmeyi seven, iyi niyetli bir tanrıçadır.
Sadece kendisine ve doğaya saygısızlık edenleri ya da kendisiyle alay edenleri cezalandırır.
Şimdi Demeter'in Elisiktion'la olan hikayesine bakalım.
Elisiktion, Dotyon kralının oğlu yani bir prenstir.
Bazı hikayeler onun kral olduğunu da söyler.
Bir gün ziyafet vermek için büyük bir alan kurmak ister ve alanda kullanılacak kerestelerin Demeter'in kutsal meşe ormanından kesilmesine karar verir.
Çevresindekiler ona yapma etme orası kutsal orman dese de buna aldırış etmez ve ormana girip bir ağaca baltayı vurur.
Ağaçtan birden kan fışkırmaya başlar.
Askerleri ve yoldan geçen biri durumu fark edip onu durdurmaya çalışır ama inatçı Elisiption onları dinlemez ve ağaçları kesmeye devam eder.
Ağaçların ruhları çaresizlik içinde Demeter'e yalvarıp onun yardımını isterler.
Bunun üzerine Demeter bir rahibe kılığında gelerek Elisiktion'a durması için yalvarır.
Bakın koskoca güçlü bir tanrıça ama yine de önce ona bir şans veriyor.
Önce konuşarak ikna etmeye çalışıyor.
Hele olsa bunu yapmazdı mesela.
Ama Elisiktion kibirli.
Ben prensim sıradan bir rahibenin lafıyla mı kararımdan döneceğim diye düşünüp umursamaz.
Demeter sesini biraz daha yükselterek ona derhal oradan gitmesini emreder.
Ama Elisik Diyon kendisine çıkışan Buray Bey sinirlenip onu baltasıyla tehdit eder.
Demeter de ona işine devam et zira o şören alanına ihtiyacın olacak diyerek oradan uzaklaşır.
Onu cezalandırmak için gidip peyina yani açlıktan yardım ister.
Açlık eristikyonun peşine düşer ve onu bulduğunda lanetler.
Artık bundan sonra eristikyon ne kadar yer seyesin açlık duymaya devam edecektir.
Bu öyle korkunç bir lanettir ki Elisiktion yer yer bir türlü doymaz.
Koskoca prens meteliksiz kalana dek tüm servetini yiyeceğe harcamasına rağmen yine de doymak bilmez.
En son kızı ona yiyecek bulabilmek için kendisini esir pazarında satar.
Yine de nafile. Elisiktion açlıktan kendi bacaklarını yer.
Daha sonra yine o korkunç açlık hissiyle kendini yiye yiye ölür.
Bu benim mitolojide en çok içimin yağlarını eriten cezalardan biri.
Açgözlü bir yönetici.
Zaten her şeyi var. Yine de sırf kendine ziyafet vermek için ağaçları kesiyor ve en son kendi sonunu getiriyor.
Tevfik Hükret'in böyle durumlar için yazdığı Hanı Yağma diye çok sevdiğim bir şiiri var.
Rahmetli Cem Karaca seslendirmişti.
Onu dinletmek istedim size.
Bir de Demeter ve Persephone denince akla gelmesi gereken antik Yunan'da yapılan Eloisis ayinleri var.
Aslında bu ayinlerde birçok tanrının adının geçtiği olur ama asıl olarak Demeter ve Persephone'a adanmıştır.
Önce Eloisis ayinleri nasıl ortaya çıkmış onun hikayesine bakalım.
Hatırlarsınız Hades ve Persephone'u kaçırdığında Demeter kızını ararken perişan olmuştu.
O böyle per perişan her yerde dolaşıp kızını ararken bazı yerlerde denk geldiği insanlar tarafından çok iyi karşılanır.
Bazı yerlerde ise alaya alınır.
Az önce gördüğünüz Demeter iyi niyetli anaç bir tanrıça ama tersi de pis.
Tüm yeryüzünde Persephone'u ararken yaşadığı çok olay var.
Tabi Demeter tedbirli kıyafet dolaşır yani kılık değiştirir tanrıça haliyle dolaşmaz.
Mesela bir gün çok susadığını gören Misme diye bir kadın onu evine alıp ona su ikram eder.
Demeter suyu bir hamlede içince kadının ergen oğlu o kadar susadıysan kurnadan iç diye onunla alay eder.
Kurna ne biliyorsunuz.
Hani hamamlarda musluğun altında suyun biriktiği yuvarlak yer var ya ona kurna deniyor.
Çocuk böyle alay edince Demeter sinirlenir ve onu kertenkeleye dönüştürür.
Bu kadar doğaüstü olmasa da Anadolu'da buna çok benzeyen hikayeler var.
Ben annemden çok duyduğum zamanında işte bir gün birinin kapısına çok aç biri gelmiş de kapıdan kovmuşlar.
Sonra birden her şeylerini kaybedip iflas etmişler.
Ya da bir gün yoksul bir evin kapısına çok aç biri gelmiş.
Evdeki kuru ekmeği paylaşmışlar ve sonra birdenbire bolluğa kavuşmuşlar, zengin olmuşlar falan.
Bizde bu hikayeler genelde Hazreti Hızır'a atfedilir.
Antik Yunan'da da işte Demeter'in buna benzer hikayeleri var.
Bir gün Demeter kızını bulamadığı için yine böyle üzgün üzgün dolaşırken Eloysis'e gider.
Ve kral Seleus'un kızlarından biri ona acır ve onu saraya alır.
Ona sarayda çok iyi davranırlar ve onu hizmetkarlar arasına alırlar.
Yani ona sarayda iş verirler.
Hatta kraliçe ondan oğlu Demophon'un süt annesi olmasını ister.
Demeter Demophon'u emzirirken çocukla bağ kurar ve onu gizlice ölümsüz yapmaya karar verir.
Bunun için gündüzleri onu gizlice ambrosya yani tanrıların yiyecekleriyle besler.
Geceleri de ölümsüzlüğünü yok etmek için onu ateşe fırlatır.
Yalnız bir gece kraliçe birden gelip oğlunu ateşte görünce tabii dehşete kapılır ve bağırmaya başlar.
Bunun üzerine Demeter çocuğu ateşten alır ve tanrı çekimliğine bürünür.
Çocuğu ölümsüz yapmaya çalıştın ama annesi yüzünden şimdi çocuğun ölümlü kalacağını açıklar.
Sonra da bana bir tapınak yapın.
Tapınaklı da adıma şöyle şöyle ayinler düzenleyin diye halka kendisine tapmayı öğretir.
İşte bu olaydan Eloisis ayinleri doğar.
Bu ayinlere sonradan Eloisis gizemleri de denmiş.
Çünkü aslında bu ayinlerde ne yapıldığı hala tam olarak çözülememiş.
Aslında Eloisis Demeter'in Persephone'un yasını tuttuğu yer olduğu için onlar kavuştuktan sonra yeryüzünde tekrar ikinler yetişmeye başladığı için bu ayinler harman ve hasat zamanlarında yapılan kutlamalarmış.
Genel olarak böyle biliniyor ama detayı çok bilinmiyor.
Çünkü zamanında adeta gizli bir din kurmuş gibi davranmışlar ve sadece bu gizli dinin kurallarını bilen kişilerin ayinine katılmasına izin vermişler.
Katılanlar da gizlilik yemin etmişler.
Bu arada katılım şartları da var.
Mesela kan dökmüş biri ayinlere katılamazmış.
Ama başka dinler tarafından dışlanan kadın ve köylülerin katılmasına izin verilirmiş.
Sonuçta anlıyoruz ki bu ayinlerde edilen gizlilik yeminlerinin hakkı verilmiş ki hala şu an gizemler tam olarak çözülemiyor.
Kapatmadan birkaç not bırakalım.
Demeter'in adı Toprakan'a anlamına gelir.
Bakınız yine Gaia'nın devamını ondan sonra gelen tanrıçalarda görüyoruz.
Demeter Kibele'ye de benziyor Gaia'ya da.
Ama karıştırmayalım. Gayya toprağın ta kendisi yani bastığınız toprak gayya.
Mitoloji diyor ki toprağın kendisi zaten bir tanrıça, büyük bir yaratıcı güç.
Demeter o yaratıcı gücün üstündeki bitkilerden, meyvelerden sorumlu olan daha alt bir tanrıça aslında.
Demeter genelde sarışın ve örgülü saçlı tanrıça olarak tasvir edilir.
Elinde bir meşale, buğday demetleri ya da gelincikle gösterilir.
Turna kuşu ve yılan da önemli hayvanlarındandır.
Söylenceye göre Roma Cumhuriyeti ilk kurulduğunda Etrüskler diye bilinen bir halk Roma'ya saldırınca kıtlık yaşanmış.
Romalılar da ne yapsak ne yapsak diye araştırmışlar.
Yunanların Demeter'ini öğrenince kendileri de onu Serest diye adlandırıp ona tapınmışlar.
Birçok sanat eserinde Demeter kızı Persephone'la birlikte tasvir edilir.
Hani çok iyi anlaşan aralarından su sızmayan anne kızlar vardır ya Demeter ve Persephone da aynen öyle.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
