
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Instagram: @mitolojikinciler
intikam ve aşk bir araya gelince ortaya çıkan korkunç sonuçlar.
Şarkıların linkleri:
Benjamin Clementine-Nemesis
https://www.youtube.com/watch?v=ugGN_Z1jPoM
Mesomedes'in Nemesis'e yazdığı ilahi:
https://www.youtube.com/watch?v=alrVx6K9C4k&ab_channel=MisterAncientMusic
Mono-Nemesis:
Transkript
Merhaba mitolojiye gönül veren kültürlü insanlar.
Geçtiğimiz bölümlerde Ragnarok'u başlatmıştık.
Kötülerin zincirleri çözülmüştü.
Loki'nin canavar çocukları harekete geçmişti.
Bekçi Tanrı Heimdall boynuzunu öfleyerek, farklı diğerlerdeki horozlar da öterek Ragnarok'un başladığını duyurmuşlardı.
Gökyüzünde ise güneş ve ayı takip eden kurtlar onları yutmuştu.
Evrenin her yanına kan sıçramıştı.
Yıldızlar silinmişti.
Dolayısıyla kapkaranlık bir evrende kala kalmıştık.
Ayrıca üç uzun ve korkunç kıştan dolayı insanlar perişan olmuştu.
Şimdi artık bu bölümde kıyameti tam olarak yaşayacağız.
Öncelikle canavarlar tarafında neler oluyor ona bakalım.
Kurnaz Tanrı Loki ve oğlu Kurt Fenrir'i bağlayan zincirler koparken yeryüzü sarsılır.
Çok şiddetli depremler olur.
Dağlar yerinden oynar ve ağaçlar köklerinden sökülür.
Yani o kopan zincirler gibi her bir şeyin arasındaki bağ kopmaya başlar.
Büyük denizi çepeçevre saran Midgard yılanı öyle vahşileşir, karaya çıkmak için öyle kuvvetle yüzer ki denizin suları karaya taşar.
Yılan bir yandan da gökyüzüne ve denize zehir püskürtüyordur.
Tüm bu kaos sırasında kartallar ölenlerin cesetlerini çığlıklarla kemiriyor, ölenlerin ruhları ise birer birer hele yani cehenneme düşüyordur.
Midgard yılanı sonunda karaya çıkmayı başarır ve onun yarattığı devasa dalgalar yüzünden denizden taşan sular akıntı oluşturur ve ölüler diyarına kadar ulaşır.
İşte o zaman artık uzun zamandır ölülerin tırnaklarından inşa edilmekte olan gemi Naglfar demirlerinden kurtulur.
Artık yola çıkmaya hazırdır.
Ünlü tarihçi Snorri'nin aktardığına göre bu gemi Ragnarok'a kadar ölülerin tırnaklarından inşa edilmekte olduğu için ölen herkesin tırnağı kesilmelidir ki ölüler diyarına tırnaklarıyla gidip
bu geminin inşasına katkıda bulunulmasın.
Geminin inşası dolayısıyla da Ragnarok geciksin çünkü inanışa göre bu gemi tamamlanmadan Ragnarok başlamayacaktır.
Ama işte şimdi gemi tamamlanıp akıntıya bırakılır.
Bir devin kaptanlığında denize açılır.
Ragnarok Zincirlerinden kurtulup soluğu kızı cadı tanrıça Helin diyarında alan Loki bu gemiye ve de kendisini izleyen ölülerden oluşan cehennem birliklerine liderlik
eder. Rim adındaki bir dev doğudan buz devlerini, Surt adındaki bir ateş devi de Musflime'dan ateş devlerini getirir.
Hatırlayın bu kısmın kihanetini Loki önceki bölümlerde vermişti.
Bu devlerin ateşi çok uzaklardan dahi görülebiliyordur.
Surt'un elinde de ateşinin parlaklığı gözlerinize alan bir kılıç vardı.
Kurt Feiner öyle saldırganlaşmıştır, ağzını öyle kocaman açıyordur ki üst çenesi gökyüzüne, alt çenesi yeryüzüne değiyordur.
Gözlerinden de alevler fışkırıyordu.
Helim bekçi köpeği Garmin zincirleri de kopar ve bu köpek de acı acı uluyarak ölüleri savaşa çağırır.
İşte Helheim'da Loki'nin liderliğinde böyle korkunç bir ordu toplanıyordu.
Karaya çıkan Midgard yılanı da buraya ulaşır ve etrafa saçtığı zehirlerle canavar ordusuna katılır.
Aldığı tüm bu darbelerin sonunda gökyüzü daha fazla dayanamaz ve paramparça olur.
Gökyüzünün çöküşünü görüp dehşete kapılan elfler ve cüceler korkuyla ulumaya başlarlar.
Hatırlarsanız önceki bölümlerde Odin'in Ragnarok'ta olacakları bir kahin kadına sorduğundan bahsetmiştim.
Voluspa adlı bu eser boyunca Kâhin Odin'e bunları anlatır ve sık sık şunu sorar.
Do you know yet or what?
Yani bu duydukların yeterli mi yoksa daha anlatayım mı gibi.
Çünkü bu o kadar korkunç bir kaos ortamıdır ki kâhin karşısındakinin devamını duymak isteyip istemediğini sürekli yoklar.
Tanrılar tarafında neler oluyor bir de ona bakalım.
Yaşam ağacı Yggdrasil'in büyük bir sarsıntıyla titremesi evrendeki herkesi dehşete düşürür.
Tanrıları bile. Yani çok ama çok şiddetli bir deprem olduğunu hayal edin.
Asil tanrıları, tanrıçaları, Odin'in hizmetkarları savaşçı valküriler ve Valhalla'daki kahramanlar toplaşırlar ve ne yapsak nasıl bir strateji kursak diye tartışırlar.
Odin 8 bacaklı atı Suleypnir'e atlayıp Bilge Mimir'in kuyusuna gidip ona danışır.
Hatırlayın Bilge'de Mimir öldürüldüğünde Odin onun başını saklayıp bu kuyuya koymuştu ve kafanın canlı kalabilmesi için büyüler yapmıştı.
Bu sayede aklına bir şey takıldığında ona danışıp fikir alıyordu.
Ragnarok boyunca da Odin bunu yapar.
Hatta bilgelik için bu kuyunun suyundan içer.
Sonunda bir ordu kurulur ve Odin elinde mızrağı, başında altın miğferi ve büyüleyici parlaklıktaki zırnıyla bu olduya liderlik eder.
Önde Odin, arkada tanrılar tanrı çalar ve Valhalla'nın 540 kapısından çıkan 800 Aynharlar yani kahraman savaşçılar yola çıkarlar.
Helheim'de toplanıp yola çıkan canavarlar Asgard'a ulaşmak için gökkuşağı köprüsünü geçerken köprü paramparça olur.
Gökkuşağının parçalanması yani evrendeki son kalan renklerin yok edilmesi, neşenin yok edilmesinin sembolü gibi değil mi?
Bu sırada yeryüzündeki sarsıntılarla kayalar bile parçalanıyor, içlerinden birer birer dev kadınlar çıkıyordur.
Loki'nin önderliğinde Asgard'a ulaşan devler ve canavarlar ordusu Vigrid Ovası'nda mevzilenirler.
O dinin söylediğine göre her bir yöne yüz fersaf büyüklüğünde devasa bir ordudur bu.
Asil tanrılarının ordusu da Vigrit Ovası'na ulaştığında tanrılar ve devler arasında ezelden beri var olan gerilim artık ete kemiğe bürünmüştür.
İlk bölümlerden hatırlayın tanrılar evreni nasıl yaratmışlardı?
Dev İmir'i parçalarına ayırarak ve sonra da atalarının öldürülmesine kızan devleri bir kenara iterek onları baskılamışlardı.
İşte devler bunun kinini hep tuttular.
Dönelim savaşa. İlk darbeyi vuran Odin olur.
Mızrağını dev kurt Fenrir'e doğru sallar.
Bu sırada Thor her fırsatta mücadeleye girdiği dev yılan Jormungandr ile savaşmaya başlar.
Bekçi tanrı Heim'den her zaman gıcık olduğu Loki'yi gözüne kestirmiştir.
Savaş tanrısı Tyr, Helheim'in adılı bekçi köpeği ile uğraşıyordu.
Bu köpeğin adı Garm diye geçiyor ama aslında Fenrir olmasa çok muhtemel bu arada ama kafanızı karıştırmayacağım siz onları ayrı bilin.
Bereket tanrısı Freyr ise habercisine emanet ettiği kılıcını ateş devi Surt'un elinde görüp onunla büyük bir mücadeleye başlar.
Odin'in oğullarından tanrı Vilar, başlangıçtan beri evrendeki tüm insanların ayakkabılarının topuk ve burunlarından yapılan dev ayakkabılarıyla savaşıyordur.
İskandinavların hayal gücü çok ilginç görüntüler oluşturuyor değil mi?
Kıran kırana bir savaş olur.
En güçlülerin çarpıştığı, kan, ter, vahşet dolu bir savaş.
Thor tam yılan Jormungandr'ı öldürüp arkasına dönüp yürümeye başlar ki dokuzuncu adamın derken ölmekte olan yılanı son anda kendisine püskürttüğü zehir yüzünden ölür.
Bir gün şu dokuz rakamının sırrı bulununca evrenin tüm sırrı ortaya çıkacak sanırım.
İşte tanrılar tarafı ilk kaybına böylece vermiş olur.
Hem de tanrıların en güçlüsünü kaybederek.
Canavarlar bir, tanrılar sıfır.
Bildiğiniz gibi İskenderen mitolojisinde tanrılar da ölümsüz değil.
Sadece ekstra uzun yaşıyorlar ve gençlik tanrıçası İdun'un elmalarından yedikleri sürece genç kalabiliyorlar.
Torun ölümü tanrıların ilk ve son kaybı olmaz.
Bir ayağını kurdun alt çenesine koyar, elleriyle de üst çenesini tutup ayırarak kurdun boynunun parçalanmasını sağlar.
Canavarlar 1, Tanrılar 1 Bereket tanrısı Freyr ve ateş devi Surt'un girdiği mücadelede tanrılar tarafı bir kayıp daha verir.
Freyr ölür. Canavarlar 2, Tanrılar 1 Diğer mücadeleler ise beraber sonuçlanır.
Helheim'in bekçi köpeğiyle savaşan savaş tanrısı Tyr köpeğin ölümüne, köpek ise verdiği darbelerle Tyr'in ölümüne sebep olur.
Aynı şekilde bekçi tanrı Heimdall ve kurnaz tanrı Loki'nin mücadelesinde ikisi de birbirlerini öldürmeyi başarırlar.
Yani hem tanrılar tarafı hem devler tarafı çok büyük kayıplar verir.
Neredeyse birbirlerini yok ederler.
Sonunda ateş devi Surt öyle büyük bir alev püskürtür ki Üdrasil'deki dokuz diyar birden yanıp kül olur.
Tüm diyarlar büyük denizin içine gömülür ve dalgaların arasında kaybolurlar.
Alevler de bu sayede söner.
Yani artık koca evrende sadece deniz kalmıştır.
Peki şimdi ne olacak?
Bildiğiniz gibi birçok inanışta böyle tüm evreni yok eden tufan, kıtlık, doğal afetler gibi olaylar olsa da bir şekilde evren yeniden doğar ve yaşam yeniden başlar.
İşte Ragnarok'tan bir süre sonra da evren küllerinden yeniden doğar.
Denizin içinden yeşilliklerle beraber bir kara parçası yükselir.
Kurt tarafından yutulan güneş kendisi kadar güzel ve parlak bir kız doğurmayı başarmıştır.
Bu kız da annesinin görevini üstlenerek evreni aydınlatmaya devam eder.
Bir çağlayanın kıyısında bir kartal balık avlıyordur.
Doğa adeta yeniden canlanıyordur.
Hatta bu yeni doğada ekinler tohum ekmeği biçmeye gerek olmadan kendiliğinden yetişiyordur.
Yani burada hiç zorluk yoktur.
Bu yeni evren içinde kötüle yeri olmayan bir evren olacaktır.
Burada hastalık bile yoktur.
Bu yeni evreni kahin şöyle anlatır.
Dünyayı görüyorum.
İkinci kere yükseliyor denizin içinden.
Şelaleler akıyor ve kartallar tepede uçuyor.
Dağların dorukları arasında balık avlıyorlar.
Asil tanrıları Itavol'da buluşuyor ve Midgard yılanının kemiklerine bakıyor.
Ve orada hatırlıyorlar Ragnarok'un büyük olaylarını ve Odin'in bilgiliğini.
Kahinin dediği gibi tanrılardan Odin ve torun çocukları, tanrıça Firik, Freya, torun eşi Sif, gençlik tanrıçası Idun hayatta kalabilmiştir.
Bir araya gelirler. Ayrıca yakışıklı tanrı Baldur ve bilmeden onun ölümüne sebep olan kör tanrı Hod, ölüler diyarından çıkıp onlara katılırlar.
Tanrılar barış içinde yaşarlar.
Bir zamanlar Asgard'ın olduğu yere giderler ve oyun oynadıkları altın taşların parçalarını bulunca duygulanıp o günleri yad ederler.
Konu Ragnarok'a geldiğinde ise o anları hala dehşetle anıyorlardır.
İlk başta Ragnarok'ta tüm Midgard'ın ve dolayısıyla tüm insanların yok olduğu düşünülse de aslında erdemli ve dürüst bir kadın ve bir erkek hayatta kalmayı başarmıştır.
Bunlar Gimle adı verilen altın kaplı bir sarayda huzur içinde yaşayıp insan soyunu devam ettirirler.
Bu kadın ve erkek kıyamet sonrası Adem ve Havva gibiler yani.
Bu gimle denen yerle ilgili kaynaklar farklı şeyler söylüyor.
Kimi buranın Asgard'da bir yer olduğunu söylüyor, kimisi de ışık elflerinin yaşadığı bir cennet olduğunu söylüyor.
Yani sonuç olarak herkes mutlu mesut hayatına devam eder.
Ancak bir gün Ragnarok'tan önce yaşam ağacı Yggdrasil'in köklerini kemirmekte olan ejderha Nidhogg ölüler diyarından geri gelir.
Kanatlarında taşıdığı cesetlerle beraber yeni kurulan dünyanın üzerinden uçar.
Bu güzellik ve iyilikle dolu yeni dünyada kötücül ejderhani dokun hayatta kalması kötüye işarettir.
Yeni kurulan evrenin de bir öncekine benzeyeceği ve sonunda kötülük ve kaosa sürükleneceğine adeta bir göndermedir.
Çoğu kişi bunu zamanın döngüselliğine yani doğanın ölümü ve yeniden doğumu ve yeniden ölümünün döngüsüne bir atıf olarak düşünür.
Ancak İskandinav mitolojisine ait kaynaklarda bu döngü devam edecek gibi bir açıklama yoktur.
Sanki bu tek bir olay gibi anlatılır.
Yani Ragnarok bir kez oldu ve sonrasında yeni bir evren doğdu.
O evrende de hem iyilik hem de kötülük yeniden var oldu.
Ama bu kadar. Hikayenin devamı yok.
Sadece ikinci evren var.
Üçüncü, dördüncü yok.
Mesela Hindu mitolojisinde döngüsel birçok evren hatta çoklu evrenler olsa da burada karşılaştığımız şey tam olarak o değil.
O yüzden İskandinav mitolojisinde zaman döngüseldir diyemiyoruz tam olarak.
Peki bu sonda size de garip gelen bir şey oldu mu?
Bugüne kadar ki İskandinav mitolojisi öykülerinin hiçbirinde güllük gülistanlık bir atmosfer yoktu.
Her ne kadar bazen şölenler, eğlenceler, espriler vs.
olsa da hemen hemen her mitte bir savaş, kan dökme, karanlık, korku sahnelerine maruz kaldık.
Ama Ragnarok'tan sonra adeta Şirinler Köyü gibi bir evren kuruldu.
Tanrılar barış içinde, insanlar dürüst ve mutlu, hastalık yok, zorluk yok, ekinler kendi kendine çıkıyor filan.
Tek sorun yılan Nitok.
Tanrı ve insan ırklarının bu kadar barış içinde yaşaması hele hele o dönemi savaşçı İskandinav toplumları için çok fazla gibi değil mi?
İşte bu yüzden Mith'in bu yeniden doğuş ve cennetvari evren kısmının Hristiyan etkisinden kaynaklı böyle olduğu tahmin ediliyor.
Muhtemelen sonradan eklenmiş umut dolu bir atmosfer.
İskandinav mitolojisi Hristiyan etkisinde kalana kadar kaleme alınmadığı için zaten kaleme alınarak bugüne ulaşmış hikayelerin neredeyse Hristiyanlar tarafından yazıya geçirildiğini biliyoruz.
O yüzden bu normal aslında.
Hatta bize Ragnarok'u anlatan Voluspa adlı eseri kahin.
Bu yeni kurulan dünyaya göklerden her şey üzerinde hakimiyeti olan ulu bir ilah gelecek diye bitirir.
Bunun da Mite Hristiyan etkisiyle sonradan eklendiği düşünülüyor.
Çünkü bu satırlar pagan inancının aksine adeta omnipotent dediğimiz her şeye gücü yeten tek bir tanrıya gönderme yapıyor.
Bu arada instagramda vikinglerin paganlıktan hristiyanlığa geçiş süreciyle ilgili bir post paylaştım.
Bu şekilde podcasttaki konularla ilgili ama podcastta bahsetmediğim bilgiler paylaşıyorum orada.
Bence instagramı da takip edin.
Ragnarok'u tekrar dönecek olursak bana Netflix'teki Ragnarok dizisiyle ilgili Instagram'dan çok yazan oldu.
Çok fazla öneren oldu.
Ben o dizinin ilk bölümünü ilk yayınlandığı zaman izlemiştim ama sıkılıp kapatmıştım.
Midlere çok fazla bağlı olmayan sadece onlardan esinlenilerek yaratılan günlük hayat atmosferleri beni çok etkilemiyor açıkçası.
O yüzden izlemeyi düşünmüyorum.
Üzgünüm. Kapatırken şunu söylemeden edemeyeceğim.
Post Ragnarok dönemi belki de bize şunu söylüyordur.
Her ne kadar kötülükler temizlendi, her şey düzene girdi, yeni bir başlangıç yaptım, temiz bir sayfa açtım.
Bu kez her şey çok güzel olacak desen de bir yerlerde kötülük var olmaya devam edecek.
Cesetlerle dolu kanatlarının gölgesi senin mutlu sarayının üzerine düşecek.
Bundan kaçış yok. Ama her şeye rağmen erdemli kalıp o kötülüğün eline düşmemekte kararlı kalabilecek misin?
Ragnarok konusunu burada kapatıyorum.
Anlayacağınız üzere İskandinav mitolojisini bitirmemize çok az kaldı.
Hatta belki de bu son bölümdür diye düşünüyordunuz.
Ama anlatmak istediğim birkaç önemli Viking kahramanı var.
10 aydan sonra İskandinav'ı kapatıp Mısır mitolojisini anlatmaya başlayacağım.
Yeni bölümlerde görüşmek üzere.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
