
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Instagram: @mitolojikinciler
Reklam ve İş birlikleri için: info@podcastbpt.com
Transkript
Merhaba Amitavcı Meraklıları.
İnananların Ramazan bayramı kutlu olsun.
Bu arada bayramın ilk günü Hz.
İsa'nın göğe yükseldiği güne denk geldi.
Ona inananlar için de kutlu olsun.
Ufak bir haberle başlayayım.
Bir podcast ajansı olan BPT Podcast ile anlaştık.
Destekleri sayesinde ben de daha az yorulacağım için kayıt yapmaya daha az üşenirim diye umuyoruz.
Bu arada Anchor'dan dinleyenler için Haziran'da yayın hakları BPT Podcast'a devre olacak.
O yüzden onların hesabından dinlemeye devam edersiniz.
İlgili linkleri de Instagram'da paylaşırız zaten ya da burada bölümün altına ekleriz.
Bu arada ben dijitalden çok anlamadığım için sağ olsun arkadaşlarla beraber takipçi sayılarına bakalım dedik.
Sadece Spotify'da 70 bin kişi dinliyormuş.
40 bin küsür de takipçi varmış.
Arkadaşlar neredesiniz ya?
Biz Instagram'da yaklaşık 5 bin kişi bölümlerden sonra olayları kafamızda görselleştirmenin peşindeyiz.
Yani haberiniz olsun. Siz burada sadece dinleyerek hiç görmeden hatırlayabiliyor musunuz olayları?
Bu bölümde Olimpos'ta Zeus'dan sonra neredeyse en güçlü kabul edilen tanrıyı Poseidon'u konuşacağız.
Denizin diplerinde, uçurumlarda, Tenedos'la yani Bozcaada, kayalık İmroz arasında bir mağara vardır, geniş, kocaman.
Dinlendirir doğrada atlarını Poseidon, yeri sarsan.
Çözdü arabadan, tanrısal yemlerini koydu önlerine, bağladı ayaklarına altın zincirler.
Bunlar kırılmaz, çözülmez zincirlerdi.
Efendileri gelene dek ayrılamazlardı oradan.
Kendi de akılların ordusuna doğru yürüdü gitti.
Hatırlarsanız Zeus Poseidon ve Hades arasında yapılan kura da Poseidon denizleri çekmişti.
Kendisi denizlerden ve depremlerden sorumludur.
Göllerde nehirlerde filan da hakimiyeti vardır ama aslında oralara daha çok görece daha önemsiz su perileri işte nimpiler nereitler filan bakar genelde.
Elinde trident denilen üç dişli yabası olur.
Yani çatala benzer üç dişli zıkkın gibi.
Bu arada atların da koruyucusudur.
Hatırlarsanız kendisi Medusa'ya tecavüz ettiğinde Medusa kanatla Pegasus'a hamile kalmıştı.
Poseidon bazen belden aşağısı balık olarak tasvir edilir.
Savaş arabasını atlar, yunuslar ve binlerce türden su canları çeker.
Poseidon oldukça öfkeli, hırslı, sürekli kavga arayan, hafif kabadayı takılan bir tanrıdır.
Sinirlendiğinde üç dişli mızrağını yere vurup depremler yarattığı için kendisine dünyayı sarsan da denir.
Ve antik çağlarda insanlar kendisinden oldukça korkarlarmış.
Homeros onun çığlıklarının 10.000 kişinin ki kadar gürültülü olduğunu söyler.
Poseidon mızrağını kullanarak dalgalar, fırtınalar oluşturur.
Dalgaları dilediği yüksekliğe ulaştırır.
Deniz canavarlarını çağırır.
Dahası toprak kayması, tsunami ya da kuraklık gibi felaketlere yol açabilir.
Mızrağıyla karalardan parçalar koparıp denize fırlatarak adaları meydana getirir.
O öfkelenince kafasına eseni yaptığı için kıyılarda yaşayanlar ve denizciler ondan inanılmaz korkarlar.
Çünkü kendisi biraz değişken karakterli ve asi bir tip olduğu için Zeus bile bazen ona söz geçiremez.
Denizciler demir almadan önce yani gemileriyle yola çıkmadan önce denizin sakin kalması, kendilerine zarar vermemesi için Poseidon'a yakarırlar.
Hatta bazen atları suda boğarak ona kurban ederlermiş.
Hera Zeus'u tahttan indirmek için bir isyan başlattığında, hatırlayın sanırım Hera bölümünde bunu anlatmıştım, o isyana ilk katılan tanrılardan biri Poseidon'dur.
Ek olarak Apollon, Athena ve Dionysos'un da katıldığı söylenir.
Poseidon isyan başarılı olursa Zeus'un yerine geçmeyi hedefler.
Hepsinin kendi hedefleri var tabi.
O yüzden hepsi birleşip Zeus'u altın bir ağa hapsederler.
Ama su tanrıçası Thetis bu olaydan sonra Olimpos'ta işlerin çok fena karışacağını öngörüp 150'lerden Birareus'tan yardım ister.
Birareus Zeus'u kurtardıktan sonra Zeus kendisine ihanet edenleri cezalandırır.
Hera'yı ayaklarına örster bağlayıp Olimpos'tan aşağı sarkıtır.
Poseidon ve Apollon'u da ceza olarak Truva kralı Laomedon'a hizmet etmeye yollar.
Kral Laomedon, Apollon'dan İda Dağı'nda yani bugünkü adıyla Kaz Dağları sürüsüne çobanlık yapmasını, Poseidon'dan ise çıplak elleriyle Truva şehrinin etrafına duvar örmesini ister.
Bunların karşılığında onlara bir ücret ödeyeceğini söyler.
Apollo sürülerle ilgilenir.
Poseidon kentin etrafına çok sağlam kalın bir duvar örer.
Ama kral onlara sözünü verdiği ödemeyi yapmaz.
Apollo intikamını kentte bir salgın çıkmasına neden olarak alır.
Poseidon da kentin üzerine sel yani tsunami ve kente korku salacak bir deniz canavarı gönderir.
Truva savaşında da Truvalılara karşı Yunanlara destek olur.
Bu arada kendisine ihanet ettiği için Zeus'un cezalandırdıklarının arasında Dionysos da var demiştik.
Zeus, Dionysos'a 100 yıl şarap içmeme cezası verir.
Ama kısa bir süre sonra Dionysos'un nasıl üzüldüğünü görünce kıyamaz, affeder.
Yalnız olaya bakar mısınız?
Hera ayağına ağırlık asılıp aşağı sarkıtılıyor.
Diğerleri bayağı işçilik yapıyor falan.
Kimse ses çıkarmıyor.
Dionysos şarabını içemiyor diye yakınıyor ve affediliyor.
Poseidon'un Atena ile Atina kentinin himayesi üzerine yarışması da oldukça ünlüdür.
Biliyorsunuz genelde kentlerin belli koruyucu tanrıları oluyor.
İnsanlar onları koruyan tanrılara tapıyorlar.
Böylece kendisine tapılan tanrı da daha da güçleniyor.
O yüzden bir kentin koruyucu tanrısı olmak önemli.
Ama Poseidon'un Athena'ya bu olaydan çok daha önceden gıcığı vardır.
Athena, Zeus'un kafasından doğmuş bir tanrıça olarak çok zekidir, bilgelik tanrıçasıdır.
Poseidon ise güçlü ancak tanrıların en az zeki olanlarından, genelde işlerini kaba kuvvetle, şiddetle çözen bir tanrıdır.
O yüzden Poseidon içten içe Athena'nın zekasıyla övülmesine gıcık olmaktadır.
Bir de Athena'nın yaptıkları kendi alanına girince iyice çıldırır.
Mesela Poseidon denizlere hükmettiği için denizlerde, okyanuslarda filan kendi yaratıkları dışında yani su canlıları dışında kimseyi istemez.
Ama Athena insanlara gemi yapmayı öğretince insanlar kafalarına göre Poseidon'un krallığında cirit atmaya başlar.
Poseidon atı çok vahşi ve güzel bir yaratık olarak dalgaların tepesinden yaratır ama Athena insanlara ata gem vurmayı ve onu encilleştirmeyi öğretir.
İnsanların Poseidon'u yarattığı bir canlıyı kendilerine hizmet etsin diye kullanmaları Poseidon'u çok kızdırır.
Yani bu iki tanrı arasında zaten hep bir gerilim vardır.
En son ikisi de Atina'nın koruyucusu olmak isteyince olaylar iyice kızışır.
Zeus ikisinin de Atina halkına bir hediye sunmasını halk kimi seçerse onun Atina'nın koruyucusu olacağını söyler.
Poseidon yabasını bir kayıya vurur ve halka suyu tuzlu bir göl armağan eder.
Athena ise yeryüzünden bir zeytin fidanı çıkarır ve şöyle der.
Size öyle bir bitki hediye edeceğim ki büyüyüp ağaç olduğunda sıcak günlerde gölgesine dinleneceksiniz.
Bir ektiğinizde yüzyıllarca dayanacak.
Lezzetli yemişlerini yiyecek, yağını çıkartıp kullanacaksınız.
Onun her derde deva yağını afrodit güzelleşmek için yüzüne sürer.
Athena halkı zeytin ağacından o kadar etkilenir ki Poseidon'un hediye ettiği tuzlu göle bakmazlar bile.
Bir söylenceye göre kendisini seçmedikleri için Atinalıları çok kızan Poseidon, Atikova'sına korkunç bir sel yani Tsunami gönderip her şeyi talan eder.
Başka bir söylenceye göre ise o bile zeytin ağacının karşısında yenilgiyi kabul eder, bunun üzerine Atene ağaçtan bir dal koparıp Poseidon'a verir ve aralarındaki buzlar erir.
Zeytin ağacının barışı simgelemesinin de buraya dayandığı söylenir.
Ama yenilen pehlivan güreşe doymaz.
Poseidon severler kusura bakmasın.
Poseidon'da kas gücü var ama o hep düşünmeden hareket eder.
Başka kentleri için de başka tanrılarla tartışmaya tutuşur.
Argos için Hera ile savaşır.
Kenti ona kaptırır.
Delphi'yi ister Apollon'a kaptırır.
Tiroizina'yı yine ezeli rakibi yeğeni Athena'ya kaybeder.
Aegina için Zeus'a kafa tutar ama tabii ki gücü yetmez.
Farkındaysanız kendisi denizlerin hakimi, dünyanın 3'te 2'si de suyla çevrili, dolayısıyla kocaman bir hakimiyet alanı var.
Ama yine de ufacık bir kara parçasına sahip olabilmek için diğer tanrılarla savaşır, olay çıkarır.
Çünkü kendisi adına yapılan tapınaklar bile karadadır, denizde yapılamaz.
O yüzden Poseidon denizlerle yetinemez aslında.
Koruyucuları olarak seçen kentler de vardır.
Korint, Helike, Aegea bunlardandır.
Batı Anadolu merkezinde olduğu bilinen 12 kentin bir araya gelerek oluşturduğu İon Birliği de Poseidon'a inanır ve kentlerin temsilcileri her yıl bir gün bir Poseidon tapınağında bir araya gelip onun için ayini düzenlerlermiş.
Bu İon Birliği'ndeki kentler hangileri mesela?
İzmir'deki Simirna, Millet, Efes vs.
hatta sonradan eklenen ta Samsun'a kadar uzanan kentler var ama merkez İzmir.
Pers İmparatorluğu'nun denetimine girdikten sonra ayinlerini bir süre sadece bir dini örgüt olarak gizli gizli sürdürmüşler.
Aydın'da Panionion adı verilen bir alanda da Poseidon'a adanmış bir ion tapınağı bulunmaktadır.
Bir gün Poseidon mızrağını yere o kadar güçlü saplar ki yeryüzü boydan boy yarılır ve Hades'in hükmettiği ölüler diyarı yeryüzüne çıkar.
Hades çok sinirlenir.
İntikam almak için binlerce kişilik ölüler ordusuyla Atlantis denizini kurutur.
Bu arada Atlantis'le ilgili çok fazla söylence var duymuşsunuzdur.
Atlantik okyanusunun ortasında eski Asya ve Libya'dan dahi büyük bir oda olarak anlatılır.
Kimileri Atlantis'in tarih öncesinde günümüzden çok daha gelişmiş bir uygarlık olan Mu'nun bir kolonisi olduğunu söyler.
Bazı söylencilere göre Poseidon'un çocuklarından biri olan Atlas'ın, Titan olan Atlas değil bu karıştırmayın, hüküm sürdüğü bir adadır.
Bir gün aniden şiddetli depremler ve seller, daha doğrusu tsunami'ler meydana gelir ve ada tüm savaşçılarıyla beraber tamamen sular altında kalır.
Bu Atlantis hikayesi Tibet'ten İskenderiye'ye Avrupa'ya kadar birçok kültürde yer alıyor.
Platon'un anlatımlarına baktığınızda ise ulusların kibrini anlatmak için kullandığı kurmaca bir ada olduğunu görürsünüz.
Poseidon'un Polyphemius adında Kiklop yani tek gözlü bir dev oğlu da var.
Odysseus Truva Savaşı'ndan Krallığı İteka'ya dönerken yolda onunla karşılaşır.
Bazı olaylar yaşar ve bir şekilde onun gözünü kör eder.
Detayını Odysseus bölümünde anlatırım.
Neyse oğlunun gözünün kör edilmesine çok öfkelenen Poseidon Odysseus'a fırtınalar gönderir ve yolda çok fazla badireler atlatmasına çok fazla adam kaybetmesine sebep olur.
Poseidon'un Amphitry adında bir eşi var.
Kendisi Binlereit yani Superisi.
Poseidon bir gün yalnızlık canına tak ettiğinde denizde fırtınalar koparır.
Dalgalar öyle yükselir ki deniz ve gök birleşir adeta.
Sonra dolaşırken Amphitry ile karşılaşır.
Onunla evlenmek ister. Amfitre de deniz kökenli.
Bazı kaynaklar onun Gaia'nın ilk çocuklarından Nereus ve Doris'in bazı kaynaklarsa Titan, Okeanus ve Tetis'in kızı olduğunu söylerler.
Her neyse yani isimleri geçin önemli olan Amfitre de deniz kökenli.
Dahası onun ataları Poseidon'dan çok daha önce denizlerde, okyanuslarda hüküm süren Titanlar.
O yüzden Amfitre Poseidon'dan etkilenmez.
Onu reddeder. Ama tabii Poseidon reddedilmeyi kabul etmez.
Amfitre okyanusun derinliklerine kaçtıkça her seferinde bir grup Yunus onu tutup Poseidon'a geri getirirler.
Yunusların elçisi Delfino Amfitre'ye eğer Poseidon'la evlenirse onun gücünün dengeleneceğini, bu sayede su dünyasına huzur geleceğini, artık denizcilerin daha güvende olacağını söyleyince Amfitre
çok duygulanır ve Poseidon'la evlenmeye ikna olur.
Üç çocukları olur. Bunlardan biri Triton.
Triton belden aşağısı balık olan daha az seviye bir tanrıdır.
Babasının haberciliğini yapar ama başka güçleri de var tabi.
Mesela deniz salyangozu kabuğunu öttürerek dalgaları yatıştırabilir.
Bunların görsellerini size instagramdan paylaşırım kafanızda daha da oturtursunuz.
Triton isterse bunun tam tersi korkunç bir melodiyle de öptürebilir.
Bu melodi o kadar korkunçtur ki mesela devlerle tanrılar arasındaki Cajentomaki savaşında bu sayede devler dehşet bir canavarın geldiğini sanıp kaçışmışlardır.
Medea'nın kocası Iason kendilerine Argonautlar denen adamlarıyla denize açılmıştı hatırlarsanız.
Bu yolda bir ara yolunu kaybedip gemileri karaya oturan argonotlara Triton bir ölümlü kılığına girip yardım eder.
Önce onları dener.
Argonotlar onu konukseverlikle karşılayınca onlara dönüş yolunu gösterir.
Hatta gemilerini itip denize ulaştırır.
Triton Öfemus adındaki bir argonota da bir avuç toprak verir.
Öfemus Girit adasını geçtikten bir süre sonra bu toprağı denize fırlatır ve toprağın denize düştüğü yerde cennetten bir parça gibi kaliste.
Yani bugünkü adıyla Santorini adası oluşur.
Ama Triton'la ilgili tüm hikayeler böyle tatlış değil.
O da diğer tanrılar gibi canı isteyince yardımsever oluyor, canı isteyince acımasız oluyor.
Mesela bir gün Dionysos şenlikleri öncesi ayine hazırlanmak için denizde yıkanan kadınları görür ve onları taciz eder.
Kadınlar Dionysos'u yakarınca Dionysos gelir ve iki tanrı dövüşür, Triton yenik düşer.
Triton hırsızlık da yapar, sürüleri çalar, gemilere saldırır.
Bir hikayeye göre ondan bıkan halk ortaya bir kase şarap bırakır.
Triton bu şarabı bulup kafaya diker ve sızar.
O uyurken Dionysos gelip bir baltayla kafasını keser.
Bu arada Poseidon'un da Zeus gibi gönül ilişkileri oldukça fazladır.
Mesela Tireüzen kralının kızı Aetre ile de beraber olur.
Ama Aetre aynı gece Atina'yı yöneten Ageus'a da beraber olmuştur.
Hep erkekler çapkınlık yapacak değil ya.
Aetra Tezeus'a hamile kalır ama çocuğun kimden olduğu belirsizdir.
Genel olarak Tezeus Poseidon'un çocuğu olarak kabul edilir ama Ageus onun kendi oğlu olduğunu iddia eder, o büyütür.
Ama hatırlarsanız Tezeus Minotaur'u öldürüp gelirken unuttum numaralarıyla Ageus'un ölümüne sebep olmuştu.
Poseidon Demeter'e de sahip olmak ister.
Demeter ondan kaçmak için bir kısrak yani dişi at kılığına girer.
Yani Demeter...
Adam atların yaratıcısı.
Gerçekten aklına bir tek bu fikir mi geldi Allah'a sen?
Poseidon durur mu? O da bir aygıra yani erkek ata dönüşür.
Poseidon Demeter'le çiftleşir ve bu ilişkiden orman perisi Desponya ve Pegasus'tan bile daha hızlı olan vahşi, ölümsüz konuşabilen at Arion dünyaya gelir.
Poseidon'un Teofane adında genç ve güzel bir kadınla da bir birliktelik hikayesi var.
Poseidon Teofane'yi diğer taleplerinden kıskandığı için onu bir adaya kaçırır.
Teofane dahil adadaki herkesi koyuna dönüştürür, kendisi de bir koça dönüşüp bekler.
Rakipleri adaya ulaştığındaysa koyunları kurda dönüştürür ve onları öldürtür.
Teofane koyun, Poseidon koç halindeyken çiftleşiler ve altın tüylü, konuşabilen, uçabilen bir koç dünyaya gelir.
Hatırlarsanız Iason'un Medea sayesinde çaldığı bir altın post vardı.
Bu postun bu koça ait olduğu söyleniyor çeşitli hikayelerde.
Şimdi böyle farkındaysanız bölümler ilerledikçe hikayeler birbiriyle baya birleşmeye başladı.
Poseidon'un başka bir ilişkisi de Ifimedia ile.
Ifimedia mutsuz bir evlilik yaşamaktadır ve Poseidon'a aşıktır.
Azra Erhat şöyle anlatır.
Aloes'in karısı Ifimedia, Tanrı Poseidon'a aşıkmış.
Her gün deniz kıyısına gider, eliyle su alıp göğsüne dökermiş.
Sonunda Tanrı birleşmiş onunla.
İki oğulları olmuş. Otos ile Efialtes.
Ölümlü babaları Aloes olduğu için Aloes oğulları deniyor bunlara.
Değmiş her ikisi de.
Her yıl bir karış eline, bir kulaç da boyuna giderlermiş.
Öyle ki 9 yaşına vardıkları zaman tanrılara savaş açmaya karar vermişler.
Bunun için de Osta dağını Olimpos'un üstüne bindirip tepesine de Pelion dağını oturtarak göğe tırmanacaklarını, denizleri topraklarla örtüp kurutacaklarını, deniz ve karanın yerini değiştireceklerini bildirmişler.
Üstelik de aşık oldukları Hera ile Artemis'i kaçırmayı tasarlamışlar.
Neyse bu hikayeyi burada bırakalım.
Poseidon'un daha saymakla bitmeyecek kadar gönül ilişkisi var.
Umut Sarıkaya'nın Fosedon adlı bir karikatür serisi var.
Karikatür ve mitoloji sevginizi aynı anda besleyebilirsiniz.
Kapatırken patron destekçilerimi Anna'dan geçmeyeyim.
Kadircan Daştan, Mehmet Oğuzhan Çetin ve Berk Cebeci'ye çok teşekkürler.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
