
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Instagram: @mitolojikinciler
Kahramanlığıyla ünlü yarı tanrı Akhilleus'un (nam-ı diğer Aşil) gönül ilişkileri.
Transkript
Merhaba Mitoloji Meraklıları.
Nur Yoldaş'ın İlyada isimli şarkısından bir bölüm dinlettim size.
Sözlerini belki tam duyamayan olmuştur diye bir de ben tekrar edeyim.
Barış zamanlarında çamaşır yıkarlardı.
Şimdi Seyserlerdeki Troyyalılarla, Olimpos'taki tanrılar çabuk ayaklarıyla şehrin etrafını üç kez dolaştıktan sonra bu pınarlara geçen iki kişiyi seyrediyorlardı.
Önünde bir yiğit koşuyor.
Daha yiğit biri geliyordu arkadan var hızıyla.
Akileus kovalıyordu Hector'u.
Yine sık sık yeni bölüm atamıyor olmama sebebini açıklayayım önce.
Taşındım ve taşınma işleri henüz bitmedi.
Eşyalarım bazıları bana hala ulaşmadı.
Onlarla beraber kitaplarım ve mitolojiyle ilgili notlarım da hala gelmedi maalesef yoldalar.
Ve mitoloji çok karışık ve çok versiyonlu olduğu için aslında size notlarım olmadan anlattığım bir şeyler eksik kalıyor diye çok korkuyorum.
Çünkü yani gerçekten arada bir şeyler kaçıyor.
Aslında o yüzden yeni bölüm çekmeyi erteliyorum.
Ama yapacak bir şey yok artık yani eksik olursa da Instagram'dan atıp bir şekilde tamamlamaya çalışırım.
Akileus için bir bölüm yapmıştım ama Akileus'un açlık adıyla ilgili de çok istek geldi.
O yüzden bu bölümü yapmaya karar verdim.
Yani eğer Akileus bölümünü ya da Truva bölümünü henüz dinlemediyseniz önce onları dinleyip sonra bu bölüme devam etmenizi öneririm.
Bu hikayede adını duyacağınız karakterler Akileus, Patroclus, Briseis, Polixena ve Pentheselia.
Akileus ve Patroclus ile başlayalım.
Homeros, İlyalı'da onları çok yakın iki arkadaş, dost olarak anlatmış.
Madeline Miller ise Akileos'un Şarkısı adlı kitabında onları iki aşık olarak anlatmış.
Akileos hatırlarsanız Deniz Tanrıçası Thetis ve onun zorla evlendirildiği Kral Peleus'un yarı tanrı oğluydu.
Patrokoloz ise babası tarafından sürekli ezilen, işe yaramaz olarak addedilen bir çocuk.
Patrokoloz bir gün yanlışlıkla başka bir çocuğu öldürdüğü için babası tarafından sürgüne gönderilir.
Yani ağırlayınca altına satılır aslında.
Gönderildiği yer ise Peleus'un sürgün çocuklar için yaptırdığı bir kurumdur.
Yani Akiles'in babasının.
Dolayısıyla güzeller güzeli, sarı lüle saçlı, kaslarıyla ve gücüyle adeta Yunanların şanı Akilovis ile bahtsız Patroklos tanışırlar ve ayrılmaz ikili olurlar.
Yaşları büyürken birbirlerine olan sevgileri de büyür.
Bir tarafta daha doğmadan efsaneleri konu olmuş, herkesin ondan çekindiği, yakışıklılığı, güzelliği, dillere destan, istediği her şeye sahip olabilecek yarı tanrı Akileus.
Diğer tarafta öz babası tarafından bile hor görülmüş, itilip kakılmış, satılmış, kimsesiz, sürgün Patroklos.
Belki de bu yüzden Madeline Miller kitabını Achilleus'un değil Patroclus'un gözünden anlatmış.
Achilleus olmasa adeta görünmez olan Patroclus bari burada merkezde olsun, bari burada dinlensin diye.
Tanrılar beni küçük yaşında sürdüler yuvamdan.
İtiraz edemedim. Çelimsiz, beceriksiz, silik bir evlattım.
Söyleyecek söz bulamadım.
Alt tarafı bir ölümlüydüm.
Yalnız kalmanın, yenik düşmenin nasıl bir şey olduğunu bilirdim sadece.
Sen böyle yenikken başkasının iyi talihini nasıl diken gibi battığını da.
Der Patroklos, Madeline Miller'in kitabında.
Akileus'un çeşitli kadın ve erkeklerle aşk hikayeleri var.
Yani aslında Akileus biseksel özellikler gösterir.
Mesela Polixena ve Biriseis ile heteroseksel, Patroklos da homoseksüel bir ilişkisi olduğunu anlıyoruz.
Önceki bölümden kısaca alıntı yapayım.
Truva Savaşı'nda Akileus, Kral Agamemnon ve Menelaos'un yani Akalıların tarafında savaşır.
Ancak savaş sırasında bir gün Briseis adındaki kız için Agamemnon ile tartışınca res çeker ve savaşmayı bırakır.
Kahinler Akıllıların bu savaşı ancak ve ancak Akileus olursa kazanabileceklerini zaten çok önceden bildirmişlerdir.
Akileus savaşı bırakıp çadırına çekilir çekilmez Akıllılar yani Yunanlar Truvalılara karşı ağır yenilgiler almaya başlarlar.
Akileus hem kendisi yarı tanrı olma sebebiyle çok güçlüdür hem de askerler için motivasyon kaynağıdır.
Askerler onunla beraber savaştıkları için kendilerini daha iyi hissederler.
Ama Akileus çadırına kapandıktan sonra her şey kötüye gitmeye başlar.
Verilen kayıplara çok üzülen Patroclus dayanamaz ve Akileus'la konuşur.
Ah Achilleus sen duygusuz ve acımasız bir insansın.
Bari omuzlarımı senin silahlarınla korumama izin ver.
Böylece Troyalılar beni sen zannedecek ve kaçışacaklardır.
Ayrıca bizim askerlerimize de moral olur.
En azından bir nefes alırlar.
Bu teklif çok aklına yatmasa da Achilleus Patroclus'u kıramaz.
Ona zırhını verir. Çarpışma sırasında Truvalılardan Hector Achilleus'un zırhı içindeki Patroclus'u öldürür.
Patroclus'un ölüsünü gören Achilleus deliye döner ve dünya üzüntüden başına yıkılır.
Onun ölüsünün yanında şunları söyler.
Şimdi ise yatıyorsun.
Gövden parça parça.
İçerideki yiyece içeceği istemiyor canım.
Özleyip duruyor seni yüreğim.
Bundan büyük bela gelmezdi başıma.
Bir gün uyuyan Akileus'u ziyaret eden Patroclus'un gölgesi şunları söyler.
Uyuyorsun demek Akileus.
Beni unuttun gitti. Umursardım ben yaşarken.
Şimdi umursamaz oldun.
Durma. Çabuk göm de gireyim Hades kapılarından.
Ruhlar var burada, göçmüşlerin belirtileri.
Giremem oraya, uzağa sürerler beni.
Irmağa geçip bir türlü karışamam aralarına.
Boşuna dolanırım Hades'in geniş kapılı evi önünde, boşuna.
El ele ağlayalım, hadi uzat elini.
Siz ateş payımı verdikten sonra bir daha Hades'ten dönüş yok.
Arkadaşlardan uzak oturup konuşamayacağız baş başa, sarken konuşup danıştığımız gibi.
Akileus da karşılığında onun intikamını alacağını ima eder.
Muanvar'ın Agony ve Ekstazi şarkısını alıntılayarak anlatalım bu anı.
Bu sırada
Olympos'ta savaşı izleyen Zeus şunları söyler.
Şu dünyada soluk olan...
Yürüyen yaratıklar arasında insandan daha acınacak bir yaratık yok.
Akileus Agamemnon'dan ne kadar nefret etse de Patroclus'un intikamını almak için savaşa tekrar katılır ve Hector'u da öldürür.
Sonra da zaten bildiğiniz gibi Truva atı numarasıyla Akalılar Truvaları kandırır ve savaşı kazanırlar.
Ancak o sırada Paris Akileus'u topuğundan bir okla vurup öldürür.
Peki Paris Akileus'un sadece topuğundan öldürülebileceğini nereden öğrenmişti?
Poliksenadan. Bu hikayede önceki bölümde kısaca değinmiştim ama tekrar bir hatırlayalım.
Akileus Hector'u öldürüp cesedini de her gün etrafta gezdirip iyice rezil ettikten sonra Hector'un babası Kral Priamos oğlunun gölgesinin yani ruhunun ölüler diyarına huzura kavuşması için ona uygun bir cenaze töreni
yapabilmek amacıyla Hector'un bedelini Akileus'tan ister.
Akileus ilk başta yanaşmaz ama araya Hermes girip ona anlaşmayı ikna eder.
Hatırlarsanız Hermes'in Caduceus adındaki asası bu anlaşmazlıkları çözmek için vardı yani Hermes'e o gücü veriyordu.
Akileus Hector'un ölü bedenini vermek için onun ağırlığında altın ister.
Truvalılar bu miktarda altını toplamaya çalışırken Hector'un kız kardeşi Polixena kolundaki bilezikleri verir.
Bunu görüp çok duygulanan Akileus Polixena'dan hoşlanır ve Priamos'tan Polixena'yı da ister.
Onu verirse kuşatmayı kaldıracağını söyler.
Akileus'un hızına da maşallah yani bir dur daha dün Patroclus'un yazısını tutuyordun yani değil mi?
Priamos mecbur Polixena'yı da verir ama kardeşini öldüren Achilleus'tan nefret eden Polixena bir intikam planı yapar.
Achilleus'u kendine deliler gibi aşık edip onun tek zayıf noktasını öğrenmeye başarır.
Sadece topuğunun ölümlü olduğunu.
Bu sırrı kardeşi Paris'e verir ve akılların Truva'ya son saldırı sırasında bir yere gizlenmiş olan Paris bir okla Achilleus'u topuğundan vurup öldürür.
Prisais'ten de bahsettik onu da tekrar hatırlayalım.
Savaş sırasında karşı taraftan ele geçirilen ganimetler, altınlar, silahlar, köleler, kadınlar filan paylaştırılırken birisi benim kendini izleyen Akileus ile Agamemnon arasında tartışma çıkmıştı
ve Akileus bu yüzden Agamemnon'a res çekmişti.
Yani aslına bakarsanız Achilleus'un Truva Savaşı'nın başına ne geldiyse biraz da gönül ilişkileri sebebiyle gelir.
Yukarıda biraz karışık anlattım ama sırayla anlatacak olursak biri sayısı paylaşamayınca Agamemnon'a Achilleus res çeker ve gelişen olaylar sonucunda Patroklos ölür.
Patroklos'u öldürdüler diye intikam için tekrar savaşmaya başlar.
Sonra Poliksen'i görüp hoşlanır ama bu aşk da onun ölümüne sebep olur.
Akileus'un bir tane daha homoseksüel ilişkisi vardı ama inanın adını unuttum.
Hatta Instagram'dan biri istemişti.
Kusura bakmasın hatırlayamıyorum şu anda.
Bazı kaynaklara göre Akileus Amazonların kraliçesi Pentheselia'da aşık olur.
O hikayede şu şekilde. Pentheselia henüz Amazon kraliçesi olmadan önce sadece bir prensesken o sırada kraliçe olan ablası Hipolite ile ava çıkar.
Bir geyik görür ve mızrağıyla onu vurmaya çalışırken geyik kaçınca mızrak Hipolite'ye saplanır.
Yani yine yanlışlıkla aileden birini öldürüp tahta çıkma hikayesi.
Neyse. Hipolite ölünce kraliçe olma sırası Pentheselia'ya geçer geçmesin ama...
Aynı zamanda ablasının ölümüne sebep olduğu için cezalandırılması da gerekir.
Pentheseli affedilmek için ne yapması gerektiğini rahiplere danışır ve onlar da Truva'ya gitmesini ve savaşta Priamos'un emrinde yani Truvalıların tarafında savaşması gerektiğini söylerler.
Savaşta Pentheselya Akileus'la karşılaşır ve kıran kıranı çarpışmaya başlarlar.
Ama tabi ikisi de zırh içinde olduğu için ikisi de birbirinin kim olduğunu o sırada bilmez.
Pentheselya ne kadar bir Amazon kadını olarak güçlü olsa da Akileus yarı tanrı olduğu için gücü onunla böyle ölçecek kadar değildir.
O yüzden bir yerde savaşmayı bırakıp kaçmaya başlar.
Akileus onu kovalarken bir yerde Pentheselya'nın ayağı takılır ve yere düşer.
O sırada Akileus onu yakalar ve mızrağıyla öldürür.
Tam o sırada Pentheselya'nın yüzündeki zırh aralanır ve Achilleus ona aşık olur.
Onu savaş alanından kenara çekip kurtarmak ister ama iş işten geçmiştir.
Pentheselya ölür. Hatta Aydın'daki Aphrodisias Antik Kenti'nde bu anı anlatan bir heykel var.
Yani genel olarak aslında çok fazla heykel, kabartma ya da tablo var bu olayla alakalı.
Bir müze gezerken elinde çift başlı bir balta olan birinin yaralanmış şekilde başka bir tarafından taşındığını görürseniz o çift başlı baltayı taşıyan kişinin Amazon Kriyatris Pentheselia olduğunu
ve onu taşıyanın Akilesi olduğunu eserin tam bu anı tasvir ettiğini hatırlarsınız umarım.
Yani tüm bu öykülerden anlayacağınız gibi Akileus bayağı şıpsevdi bir kahraman.
Platon'un Şölen diye çevrilen bir kitabında da bir yerde Akileus ve Patroklus'un adı geçiyor bu arada.
Onu da okuyayım. Sen sanıyor musun ki aramızda hala yaşayan ölmez bir yiğitlik hatırası bırakmayı ummasalardı?
Alkestis Admetos için ölür, Akileus Patroklus için canını verir, sizin Kodros krallık oğullarına kalsın diye ölüme atılırdı.
Bu çok düşündürücü bir ifade bence.
Yani aslında burada bahsedilen kişilerin kahramanlık olarak görülen hareketlerini aşkları ya da çocukları için değil sırf kahraman olarak anılmak için yaptıklarını söylüyor.
Gurur, kibir nasıl kavramlar ki sırf öldükten sonra bile birileri onlardan bahsetsin diye bu kadar ciddi riskleri alabiliyorlar.
Ki öldükten sonra sen hakkında söylenenleri bilemeyeceksin yani duymayacaksın.
İnsan çok garip bir varlık gerçekten.
Son bir not da bu bölümde kapatalım.
Yapımı M.Ö.
500'lere dayanan bir seramik vazo var.
Berlin'de sergileniyor.
Görselini Instagram'a atarım.
Üstüne ressam Sosias tarafından Akileus ve Patrokulos çizilmiş.
Truva Savaşı'nda Akileus Patrokulos'un yarısını temizliyor ya da işte yarısını sarıyor neyse.
Vazo da o an betimlenmiş.
Bir gün Berlin'de sergilendiğim müzeyi ziyaret etmeyi düşünüyorum.
Umarım size de fotoğraflarını atabilirim.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
