
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Instagram: @mitolojikinciler
Reklam ve İş birlikleri için: info@podcastbpt.com
Transkript
Ölümsüzlerin kılavuzu tanrına şarkısına.
Güzel örgülü, utangaç nimpa Manya doğurdu.
Zeus ile aşkla sevişmesinden onu.
Öyle bir oğlan doğurdu ki Manya, her işe eli yatkın, kurnaz, hırsız, sırtmaç, rüya taşıyıcısı, gecenin casusu, kapıların bekçisi.
Hemen çıkarır açığa ölümsüz tanrıların işlerini.
Merhaba mitoloji merakları.
Yine çok istenen bir konuyla karşınızdayım.
Haberci tanrı Hermes'ten bahsedeceğiz bugün.
Ama kısaca haberci tanrı dediğime bakmayın.
O ne kurnazdır o, ne işgüzardır, ağzı ne iyi laf yapar bir bilseniz.
Hermes, Zeus ve bir superisi olan Maya'nın oğludur.
Zeus, Maya'ya aşıktır.
Hera uyuduğunda sıvışıp Maya ile buluşur.
Bu buluşmaların birinde Maya, Hermes'e hamile kalır.
Babasının böyle oyunlarla, kurnazlıkla onu yapmışsından mıdır nedir?
Hermes de tanrıların en kurnazı, en oyunbazı, en şakacısı olur.
Maya Yunanistan'ın Arkadya şehrindeki Kilen Dağı'nda yaşamaktadır.
Hermes bu dağda bir mağarada sabaha karşı doğar.
Öğlene doğru merakla çevresini araştırıp dışarı çıkacak kadar büyümüştür.
Bulduğu bir kaplumbağa kabuğu, bir hayvanın derisi ve koyun bağırsaklarıyla kendine bir müzik aleti yapar ve çalmaya başlar.
Bu icadına Lir adını verir.
Hermes'in kendi başına çok büyük bir olayı olmasa da herkesin hikayesinde o kadar çok yeri var ki.
Nereden başlasam bilemiyorum.
Öncelikle bu oyunbaz ruhlu cingöz tanrı ne tanrısı ona bakalım.
Hermes'in ana görevinin tanrılara haber getirip götürmek olduğunu söyledik.
İnsanlar açısından da kendisi ulakların yani habercilerin, gezginlerin, sporcuların, hırsızların, tüccarların ve hatiplerin tanrısıdır.
Dikkat ettiyseniz tanrılar kendi özelliklerini barındıran insanları korurlar.
Hermes'in koruduklarına bakın.
Haberciler, çok gezenler, hırsızlık yapanlar, tüccarlar, hatipler.
Şimdi hırsızlık yapmak için plan yapabilmek, çakal olmak lazım.
Tüccarların yaptığı gibi de bir üretim yapmadan sadece bir malın ticaretinden para kazanmak için yine çakallık lazım.
Kimse kusura bakmasın doğruya doğru.
Hatip olmak için de iyi bir IQ ve IQ yani entelektüel zeka ve duygusal zeka sahibi olmak, ilgi çekici konuşmak gerekir.
Kirke ne demişti hatırlayalım?
Bütün iyi hikaye anlatıcıları gibi Hermes de en iyisini sona saklamayı bilirdi.
Ama her atebin de iyi karakter olmasını beklemezsiniz değil mi?
Bakınız Hitler de iyi bir hatipmiş.
Sadece koruduğu insanlara bakarak dahi Hermes'in kurnaz, çok hareketli, iyi konuşan, ikna kabiliyeti yüksek, kafasından binbir türlü hinlik geçen bir tanrı olduğunu anlamışsınızdır.
Ama istediğinde tatlı mı tatlı olur Hermes.
Konuşarak yılanı deliğinden çıkarır.
Dedim ya çünkü kelimelerle adeta dans eder Hermes.
Bir de hırsızların koruyucusu demiştik.
Neden? Çünkü kendisi de sırf zevk için hırsızlık yapar.
Apollo'nun yayını ve okunu, öküzlerini, Poseidon'un zıpkınını, Aphrodite'in korsesini, Demirci Tanrı Hippositos'un aletlerini, hatta bir keresinde Zeus'un asasını bile çalar.
Her seferinde binbir şirinlikle, dil dökümeyle ceza almaktan kurtulur.
Yani adeta Olympus'un yaramaz çocuğudur o.
Şeytan tüyü var dedikleri cinsten.
Peki Hermes neden tanrıların haberciliğini yapıyor?
İlk başta bunu küçümseyebilir, böyle ikinci bir iş gibi görebilirsiniz.
Ama Hermes bu iş için biçilmiş kaftandır.
Hem ışık hızında hareket eder, daha doğrusu Zeus'un deyimiyle rüzgar hızında, hem de meraklıdır ve tanrıların kendi aralarında geçen olayları dinlerken çok eğlenir.
Oh mis gibi hem kendi olayı değil kendi canı sıkılmıyor hem de onların halini görüp eğleniyor.
Hermes'i böyle elinde çekirdekle olayları izleyip kıs kıs gülerken hayal edebiliyor musunuz?
Hermes'in nasıl haberci olduğuna dair de bir hikaye var.
Bir gün Hermes bebekken beşiğinden kalkıp Apollo'nun öküzlerini kaçırır.
Hatta bazılarını yer, kalanları saklar.
Sonra da hızlıca gelir hiçbir şey olmamış gibi beşiğine kıvrılıp yatar.
Apollo Hermes'ten şüphelenir ve ona şöyle der.
Ey beşiğinde uzanmış yatan çocuk, sırlarıma ne yaptın çabuk söyle.
Yoksa biz kavga edeceğiz yakışık almaz biçimde.
Çünkü seni alacağım ve fırlatıp atacağım kara dumanlı Tartaros'a, sisti karanlıkları ülkesine.
Hermes inkar etse de Apollo onu kolundan tutup babaları Zeus'a şikayet eder.
Zeus Hermes'e abisini yaptıklarından dolayı azarlar ama Hermes babasına şirinlik yapar.
Apollo'ya da yaptığı lirayı hediye eder.
Bir daha asla yalan söylemeyeceğine dair yemin eder.
Ama bu sözünü tutması için de babasından bir isteği vardır.
Bak bak az önce ayıp bir şey yaptığı için Azer yiyordu.
Şimdi birden bir şey isteyen taraf oldu görüyor musunuz?
Böyle işte bu cingöz. Hermes Zeus'a haberci olmak istediğini söyler.
Zeus bunu kabul eder ve ona rüzgar kadar hızlı hareket edebilmesi için bir çift kanatlı altın sandalet, kanatlı bir şapka ve yine üstünde bir çift kanat olan haberci asası verir.
Bu asanın uzlaştırıcı özelliği vardır.
Hermes ulak olduğu için sık sık tanrıların ya da insanların arasında gidip geldiği için onun söyledikleri kişiler arasında uzlaşmayı sağlaması çok önemlidir.
Tarihteki ulakları düşünün mesela.
Hatta Hacivat ve Karagöz filminde böyle bir sahne vardı.
Ulağa yanlış bir şey söyletiyorlardı ve savaş çıkıyordu onun gibi.
O yüzden Hermes'in asasının böyle bir uzlaştırıcı yönü var.
Hatta öyle ki Hermes bunu denemek için asayı kavga eden iki yılanın arasını fırlatır ve yılanlar kavgaya tutuştuklarını unutup birden birbirlerine yani dolayısıyla da asaya sarılırlar.
Yani tepesinde bir çift kanat ve etrafında birbirine sarılmış iki yılan olan bir sopa gördüğünüzde bunun Hermes'in asası olduğunu anlamanız gerek.
Bu asanın adı da Kaduseus.
İnstagram'dan paylaşacağım görsellerle görürsünüz.
Bu arada İnstagram'dan paylaştığım görselleri takip etmeyiniz.
Bu hikayeleri kafanızda görsel olarak yerleştirmenizi sağlar ve unutmanız zorlaşır arkadaşlar.
İnstagram'da önü çıkan hikayeler kısmında anlattığım hikayelerle ilgili görselleri sabitliyorum.
Hermes'i gördüğümüz bazı hikayeleri hatırlayalım.
Mesela Zeus, Io'yu Hera'dan korumak için bir buzağa dönüştürdüğünde ve Hera, Io'yu bir ağaca bağlayıp başına yüz göz hizmetçisi Argos'u diktiğinde Io'yu oradan kurtaran Hermes'ti.
Afrodit, Hera ve Athena en güzel tanrıçanın hangisi olduğuna dair kendi aralarında tartışırlarken karar vermesi için onları Paris'e götüren yine Hermes'ti.
Dionysos doğduğunda onu Hera'nın gazabından korumak için saklayan yine Hermes'ti.
Odysseus Truva Savaşı sonrası tayfasıyla Ayyaya adasına geldiğinde onu kirkenin büyüsünden koruyacak malü bitkisini ona veren Hermes'ti.
Hermes'in habercilik dışındaki diğer görevlerinden de biraz bahsedelim.
En önemli görevlerinden birisi bir insan öldüğünde onun gölgesini yani ruhunu ölüler diyarına yönlendirmek.
Mesela hayal edin biri öldüğünde bedeni yerde yatarken Hermes hemen gelip onun gölgesini bedeninden çıkarır ve yer altına...
Siks nehrinin kenarına kadar götürür.
Ama bundan sonrası biliyorsunuz kişinin nasıl gömüldüğüne bağlı.
Söylencelere göre Hermes'in Lir dışında birçok buluşu vardır.
Birçok spor ve müzik aletini, astronomi bilimini, ağırlık ve uzunluk birimlerini, hatta sayıları ve kader peyleriyle işbirliği yaparak Yunan alfabesini de Hermes'in icat ettiği söylenir.
Hermes kendisi gibi habercileri koruduğu için yollardaki taşları temizlediği söylenir.
Toplanan taşlar yol kenarına dizilir ve bunlar Hermes'e adanırdı.
Zamanla bu yapılara erkek cinsel organına benzer şekiller verilmeye başlandı.
Çünkü Hermes aynı zamanda bereket tanrısıydı ve bereketin sembolü erkek cinsel organıydı.
İşe bak ya çocuğu doğuran biz kadınlar ama bereket sembolü onların organı.
Tohumu onlar atıyor diye bu nasıl bütün krediye sahiplenmektir arkadaşım?
Neyse. Yani Hermes aynı zamanda bereket ve de şans tanrısı.
10 parmağında 10 marifet yani.
Aslına bakarsanız Olimpos'un en çok iş yapan tanrılarından biri kendisi.
Neyse yol temizleme deyince İstanbul'un bazı semtleri var.
Yolları böyle sürekli yapılıp yapılıp bozuluyor.
Sorumlusunu bulduk arkadaşlar.
Meğer bizim Hermes burada oyun oynadığı için öyleymiş.
Boşuna suçu belediyelere falan atmayın yani.
Hermes spor tanrısı olduğu için beden eğitimini, boksu, güreşi onun icat ettiği söylenir.
Gel şimdi bunu Kırpınar'da yağlanan amcalara anlat.
Güreş'e Hermes'i icat etmişmiş.
Antik çağlarda Yunanistan'ın Feneos şehrinde Hermes'in onuruna spor müsabakaları düzenlenirmiş.
Onun adına spor salonları inşa edilir ve buraları her...
Bir de çok popüler olduğu için duymuş olabileceğiniz Hermaphroditus hikayesinden bahsedelim.
Hermaphroditus, Hermes ve Aphrodit'in beraberliğinden doğan çocuklarıdır.
Hem kadın hem erkek üreme organına sahiptir.
Buna nasıl sahip olduğu iki şekilde anlatılıyor.
Bazı kaynaklara göre doğuştan böyle olduğu söyleniyor.
Ovidius ise Hermaphrodit'in aslında doğduğunda erkek olduğunu ama ona aşık olan superisi Salmakis ona sarılınca birden vücutlarının birleştiğini yani böyle kaynaştığını ve o şekilde
hem erkek hem kadın organına sahip olduğunu söyler.
Bu kelime günlük dilimize hermafrodit olarak geçmiştir ve maalesef doğuştan gelen zorlu bir durumu, çift cinsiyetliliği anlatır.
Hermafroditler hem kadın hem erkek üreme organına sahip olarak doğarlar.
Hatta Netflix'e dediğim bir belgeselere göre yanılmıyorsam dünyada bebeklerin hermafrodit doğma oranı %1 miydi neydi yani öyle çok düşük değildi.
Ama yine de yani oran bu kadar yüksekken neden biz günlük hayatta bu kadar karşılaşmıyoruz hermafiditlerle?
Çünkü bilinmiyorlar.
Çünkü maalesef ebeveynler genelde bundan utanç duyuyorlar.
Ya çocuk doğar doğmaz bir ameliyatla organlarından birini aldırıyorlar ya da böyle ömür boyu bu utançla beraber yaşıyorlar.
Ama tabii eğer ameliyatla böyle çocuk doğar doğmaz çocuk ne hissediyor bilmeden organlardan birini aldırırsanız İleride bu daha büyük sorunlara yol açabiliyor çocuk için.
İnternette aratın. Bu insanların çilesini maalesef görürsünüz.
Hermes, Mısır mitolojisinde bilgelik tanrısı Thoth ve İslam'da ise İdris peygamberle özdeşleştirilir.
Hatta bazı kaynaklar İdris peygamberin matematik, geometri ve astronominin, astrolojinin kurucusu olduğunu, Hz.
Adem'den sonra ilk yazıyı onun yazdığını söyler.
Tabi anlatılanlara göre Hermes'in kişiliği, Thoth'un ve İdris peygamberin kişilikleri farklı ama hepsi bilgelik çatısı altında birleşiyor.
Hermetizm diye doğaüstü güçlere dayanan bir öğreti var.
Bu Thoth'tan Hermes'e İdris peygambere kadar ulaşan bilgeliğin ne olduğunu açıklıyor.
Buna göre bu varlıklar gerçektiler ve evrene ve yaratılışa dair sırları biliyorlardı ve insanlara anlatmaya çalıştılar.
Bu kişiler tanrıların habercileriydi.
Tanrıların mesajını yorumlayarak ölümlerin anlayabileceği dile çevirdiler.
Yani yine ezoterik, doğaüstü hikayeler ve söylencelere dayanan bir öğreti.
M.Ö. Zümrüt tabletleri yazılan bu öğretilerden bazıları günümüze kadar ulaşmış ve kilisenin baskısına rağmen yayılmış ve bazı kesimler tarafından kabul edilmiş.
Bu tabletlerde geçen yaratılışa dair bazı bilgiler şu şekilde.
Ruh ilahi bir ışıktır.
Ruhlar yeryüzüne sınavlarla gelişim için gelirler.
Almaları gereken dersleri alana kadar tekrar tekrar doğarlar.
Kişiyi ölüm sonrasında vicdanı yargılar.
Kişinin yeryüzünde yaşarken yaptıkları unutulmaz.
Evrende kozmik yasalar işlemektedir.
İnsanlar kaderlerini yaptıkları iyi ya da kötü hareketlerle belirler.
Yunuslar ve aslanlar diğer hayvanlardan daha gelişmiş varlıklardır.
Dilerseniz böyle doğaüstü güçlere dayanan felsefelere, dinlere merakınız varsa internetten hermetizm diye detaylıca araştırabilirsiniz.
Tüm batıni ve semavi dinler, doğaüstü varlıklar, Mısır'dan Orta Doğu'ya uzanan bu kültürlerle ilgili çok ilginç bilgilere erişebilirsiniz.
Hermes'e geri dönecek olursak, kısaca Hermes hem Olimpos'un neşesi, baş belası, şımarık, sempatik, şeytan tüyü var denilen türden bir afacan, hem de yeri geldiğinde büyük sorumluluk gerektiren,
ciddi görevleri yerine getiren bir tanrı.
Bu kadar zıtlık size bir şey çağrıştırdı mı?
Bir burç mesela. İçinde en çok zıtlık barındıran burç hangisidir desem eminim birçok kişi aynı cevabı verir.
İkizler Burcu. Mitoloji İkizler Burcu'nun yönetici tanrısı Hermes'tir.
Biliyorum bazı astrolojik kaynaklar farklı anlatıyor ama mitolojik kaynaklara göre bu şekilde.
Hatta Mitoloji 101 kitabının yazarı Kathleen Sears'ın bir de Astroloji 101 diye bir kitabı var.
Yani kadın daha nasıl anlatsın arkadaşım?
Yani İkizler Burcu'nun yönetici tanrısı Hermes yani.
Hatta bakın Romalıların Hermes'e verdiği ad Merkür'ü yani Merkür.
İkizler Burcu'nun yönetici gezegeni Merkür.
Peki İkizler Burcu'nun elementi ne?
Civa. Hermes'in Roma mitolojisindeki adı Merkür'ünün kelime anlamı ne?
Cıva. Yani bakın bunların hepsi tesadüf olamaz değil mi?
Cıva nasıl bir element?
Akışkan değil mi? Bir kabın içinde böyle oynattığınızda dağılmaz.
Yani su gibi damalarına ayrılmadan akar.
Günlük hayatta zeki, hayat dolu, değişken karakterli kişilere cıva gibi derler.
Öyle bir tabir de var. Bunlara ek olarak, şimdi ben astrolog değilim ama çevremdeki ikizler burcu insanlarda Hermes'in özelliklerinden bazılarını görüyorum açıkçası.
Hele hem Burcu hem yükselen ikizler olan bir tanıdığın var.
Gerçekten iletişim kabiliyeti, ikna gücü, neşesi, hızırlığı ile yani Hermes'in vücut bulmuş hali gibi.
Ama tabii güvenirliği ile Hermes'ten ayrılıyor çok şükür.
Hermes'in diğer tanrılara yardım ettiği daha bir sürü hikaye var tabii.
Ama genelde küçük rolleri olduğu için tek tek onlara girmeyelim şimdi.
Ama siz artık bir sanat eserinde onu görürseniz bu bilgilerle tanıyabilirsiniz.
Kanatlı sandaletleri, kanatlı şapkası, kanatlı ve çevresini birbirine sarılmış iki yılan olan asasını, belki çantasını, elinde parşömene benzer bir mesajı gördüğünüzde işte bu Hermes
dersiniz. Bir de simgesi turna kuşudur.
Dönüşmesi gerektiğinde turnaya dönüşebilir.
Hatta şarkısı bile var.
Bakın şarkıda bile haber götürüyor.
Antik çağında Hermes'in doğduğu Yunanistan'ın Arkadya şehrinde Hermes çok sevilen bir tanrıymış.
Arkadyalar onu bereket getiren olarak görmüş.
Adına şenlikler ve spor müsabakaları düzenlemişler.
Bu şenliklere Hermea adı verilirmiş.
Madeleine Miller'ın Benkeke kitabında Kirke oğlu Teleganos uyarırken ne diyordu hatırlayalım.
Hermes sana yardım ederse iyi ama asla ona bel bağlamamalısın.
Söylediği her şey rüzgara yazılmıştır.
Başka bir yerde de Yani
bunlar da Hermes'in karakterine dair birkaç ipucu.
Şimdi ünlü lüks marka Hermes'ten biraz bahsedelim.
Hani çanta fiyatları 80 bin liradan başlayıp 2 milyon liralara ulaşan.
Milano'da ya da hatta İstanbul'da Bağdat Caddesi'nin önünden geçerken bile dükkanın havasını solumaya bile param yetmez korkusuyla güvenlik görevleriyle göz göze gelmekten çekindiğiniz o marka.
Bu arada milyonlarınız olduğunda da öyle parayı basıp satın alamazsınız yani bir Hermes çantayı mesela.
Bekleme listesine adınızı yazdırmanız gerekir.
Artık kaç aya ya da kaç yıla bu çantayı alırsanız o işte markaya kalmış yani öyle hemen satın alamazsınız.
Bu marka adını mitolojiden mi almış diye baktım ama markanın kurucusunun adı Terry Hermes'miş.
Yani hipotezim doğru çıkmadı.
Ama yine de kurucular markanın onunla ilişkilendirilmesinden memnunlarmış.
Hatta bu yüzden eski logolarından bazılarını da Hermes'in asası Caduceus'u da kullanmışlar.
Columbia Business School da logosunda Hermes'in asasını yeniden yorumlayarak kullanmış.
Bu arada bazı kaynaklara göre bu asayı Hermes'e Zeus diye Apollo'nun verdiği söylenir.
Okul sayfasında buna da yer vermiş.
Okul işletme okulu olduğu için yani Columbia Business School, Hermes de ticaret tanrısı olduğu için logolarını bu yüzden böyle kullandıkları söyleniyormuş.
Hatta okulda Hermes Society adında bir öğrenci topluluğu bile varmış.
Carlos Santana'nın da Hermes diye bir şarkısı var ama kullandığı kelimeler hangi dile ait bilemediğimden çevresini de bulamadım.
Mitolojiye dayanıyor mu emin olamadım.
Yani bilen varsa paylaşsın.
Kapatırken Patreon'dan bana destek olan patronum Kadir Can Daşlı'nı anmadan geçmeyeyim.
Podcast'imize verdiğin destek için teşekkür ederiz Kadir Can.
Homeros'un Odise'de Hermes nasıl anlattığını okuyarak kapatayım.
Güzelim sandallarını bağladı ayaklarına.
O altın kakmalı tanrısal sandallar taşırlardı onu denizin üstünde.
Ya da sınırsız topraklar üstünde yel gibi hızlı.
Aldı eline değneğini.
İsterse büyüler de onunla gözünü insanların.
İsterse uyandırır da onları derin uykudan.
Aldı onu eline güçlü tanrı, uçup gitti.
Pierre'ye geçip indi havadan denize.
Kayda dalgaların üstüne bir martı gibi, balık avlarken ağır kanatlarını köpüklere daldırır hani.
Dipsiz kıvrımlarında ekin vermez denizin.
Hermeyaz da binbir dalganın üstünde öyle geliyordu.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
