
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Instagram: @mitolojikinciler
Hades, Thanatos , Tartaros ve tüm ölüler diyarı üzerine.
Transkript
Altyazı M.K.
Sizler parmak uçlarımızdaki toz zerresisiniz.
Aldığınız nefes Olympos'un hediyesidir.
Anlayabileceğinizin çok ötesindeki güçlere hakaret ettiniz.
Kimsin sen? Ben Hades.
Merhaba amca acımayakları.
Bu bölümde biraz karanlık yanımızı Hades'i konuşalım istedim.
Girişte alıntı yaptığım Sahne Titanları Savaşı filmine ait.
Tabi bu filmde tanıtılan hades mitlerdekilerle birebir aynı değil ama hiç çoktan iyidir dedim.
Bir önceki bölümümüzde evrenin yaratılışından ve Zeus'un kronosu alt etmesinden bahsetmiştik.
Hatırlarsanız üç kardeş Zeus, Poseidon ve Hades evreni paylaşmışlardı.
Bu arada tanrılar paylaştı.
Peki ya tanrıçalar mesela işte Afrodit, Hera falan diye soracak olursanız sormayın üzülürsünüz.
Çünkü bu mitlerin yazıldığı dünyada atarkil bir hava.
Hakim malum. Tanrıçalar tanrıça olabildiklerine şükretsinler.
Yani onlara güç verdik ona bile şükretsinler.
Evreni yönetmek tabii ki erkeklere düşer diye düşünüyorlarmış o dönem.
Bu üç tanrı evreni paylaşmak için üçe ayırırlar.
Gökyüzü, denizler ve yeraltı dünyası yani ölüler dünyası olarak.
Sonra kura çekerler.
Kura da gökyüzü Zeus'a.
Aynı zamanda Olympos'un yönetimi de ona tabii ki.
Çünkü yani Kronos'tan kurtulmalarını o sağlamıştı.
Denizler Poseidon'a, yeraltı dünyası ise Hades'e çıkar.
Yani aslında Hades kötü bir tanrı olduğu için yeraltını yönetmiyor.
Kura'da o çıkıyor sadece.
Belki de yeraltını yönetmek zorunda kaldığı için zamanla ruhu kararıyor.
Olabilir yani. Bazı filmlerde böyle anlatılır.
Hatta başka mitolojilerde de ölüler dünyasını yönetmek zorunda kalan tanrıların zamanla kötüleştiğini, intikam almaya geldiğini falan görürüz.
Hades'in görünmezlik miğferi var ve ismi de zaten görünmez anlamına geliyor.
Ölüleri kilit altında tuttuğu için elinde bir anahtarla ve iki uçlu yabasıyla tasvir edilir.
Bu yabanın bir ucu ölümü bir ucu yaşamı temsil eder.
Yanında genelde üç başlı köpeği Kerberos vardır ve Hades siyah atların çektiği bir arabaya biner.
Hades aslında şeytani ya da uğursuz değildir.
Çünkü Yunan mitolojisinde cennet cehennem kavramları bizim şu an bildiğimiz haliyle bulunmaz.
O yüzden genelde birçok ceza ya da ödül aslında insanlar hayattayken verilir.
Hades genelde canların dünyasıyla ilgilenmez.
Hatta bazı tanrıların aksine turva savaşında bir taraf seçmemiştir mesela.
Yeryüzüne çok nadir çıkar.
Hatta bu çıkmaların birinde güzel Persephone'a aşık olup onu kandırır.
Hatırlarsanız 3. bölümümüzde bu hikayeyi işlemiştik.
Şimdi Hades'in yeraltı dünyası nasılmış biraz kafamızda canlandırmaya çalışalım.
Ölüler diyarı birçok bölümden oluşur ama genel olarak üçe ayrılır.
En seçkin ölümlerin alındığı bölüm yani mesela kahramanların alındığı, sıradan ölümlerin alındığı bölüm ve kötülerin alındığı bölüm.
Ölüler diyarının genelde mağara ve göllerden oluşan çeşitli girişleri ve çevresinde bazı nehirleri bulunur.
Nefret nehri diye geçiyor.
Ama Styx Yunan mitolojisinde kutsal nehri.
Hatta tanrılar işte Styx aşkına falan diye böyle şaşırdıklarında ya da yemin etmek istediklerinde böyle Styx'e ederler.
Lethe unutkanlık nehri.
Morpheus ve Hypnos bölümünde adı geçmişti hatırlarsanız.
Onların mağarasından çıkıp buraya kadar uzanıyordu.
Acheron keder nehri.
Cactus ağlama nehri.
Firiplegeton, bunu söylemem çok zor, ateş nehri.
Böyle korkunç nehirlerden oluşuyor bu yeraltı dünyası.
Yunanlar Hades'in adını anmanın ya da onun diyarından bahsetmenin uğursuzluk getireceğine inanırlardı.
Bizim üç harfler mevzusu gibi.
Şimdi bir insan öldüğünde ne olur?
Hermes onun ruhunu alır.
Bu ruha da gölge denir.
Çünkü vücudu gelmiyor.
Sadece ruhu geliyor. Ona gölge deniyor.
Onu yeraltı dünyasının girişlerinden birine götürür.
Ama yeraltı dünyasına ulaşmak için girişten sonra birçok nehir geçmek gerekir.
Nehirleri geçmek içinse gölgeler Karon denen kayıkçıyı kiralamak zorundadır.
Bu kayıkçı genelde biraz korkunç tasvir edilir.
Eğer gölge kayıkçının ücretini ödemezse kayıkçı kayığıyla onu taşımaz.
Bu yüzden gölge 100 yıl boyunca ırmağın kenarında dolanmaya mahkum olur.
Yani bir türlü aslında ölüler diyarının ana bölgesine geçemez.
O yüzden filmlerde de görürsünüz eski Yunanlar ölülere cenaze töreni yaparken dilinin altına ya da gözlerinin üstüne altın paralar koyarlar ki gölge kayıkçının ücretini ödeyebilsin
ve yüzlerceye huzursuzluğa mahkum olmasın diye.
Yani fakirsen öldüğünde bile huzur yok arkadaş.
Nasıl bir evren? Hatırlarsanız Truva filminde de Aşil Hector'u öldürüp bedenini günlerce sürükleyip perişan ettiğinde Hector'un babası Kral Priamos bir gece gelip Aşil'e oğlunun bedenini almak için yalvarmıştı.
Ona uygun bir cenaze töreni yapabilsin ki ruhu huzura kavuşsun diye.
Benzer şekilde ölü gerektiği gibi gömülmezse de gölgesi huzura kavuşmaz.
Yani yine yüzyıl boyunca ırmağın kıyısına dolanır.
Mısır mitolojisinde de benzer kavramlar var bu arada işte.
Öldükten sonra para ödeyip sonsuz cezadan kurtulma gibi kavramlar var.
Hatta günümüzde inanılan dinlerde de benzer şekilde yani biliyorsunuz uygun bir cenaze töreni olmazsa hani ölünün ruhunun huzura kavuşmayacağına dair böyle inanışlar hala var.
Bu arada kayıkçı ücretini ödedin diyelim.
Yine öyle kayıkta yan gelip yatmak yok yani.
Kayıkçı dümeni tutar, gölgede kürek çeker.
Irmakları geçip yeraltı dünyasının kapısına geldiklerinde gölge ve kayıkçıyı Hades'in üç başlı köpeği Kerberos karşılar.
Kerberos böyle korkunç, devasa, kocaman üç tane başı olan çiğ et yemeye bayılan bir köpek.
O yüzden canları korkusalar ve canların ölüler diyarına geçmesini engeller.
Çünkü orası ölenlerin yani gölgelerin dünyası.
Bir canlı yanlışlıkla orada dolaşamaz.
Ama Kerberos ölen kişilere sorun çıkarmaz yani.
Çünkü ölen kişi sadece gölge olarak geldiği için onlarla arası iyidir.
Şimdi burayı Hesiodos'tan okuyalım.
Orada yükselir yankılı konağı, güçlü Hades'le korkunç Persephone'nin.
Azgın bir köpek bekler kapısını.
Amansız, sinsilikler ustası bir köpek.
Girenlere yaltaklanır kuyruğu kulaklarıyla ama gireni bir daha bırakmaz dışarı.
Pusuda bekleyip paramparça eder çıkmak için kapıya gelenleri.
Kerberos'tan sonra gölgenin karşısına üçe ayrılan bir yol ağzı ve yol ağzında gölgenin hangi yola gideceğini belirlemek üzere ölüler yargıçları çıkar.
Burası gölge için çok önemlidir çünkü sonsuza dek kalacağı yer belirlenir.
Hatta bazı ölüler için tanrılar zaman zaman müdahale ederler.
Şimdi ölüler diyarı genel olarak 3 bölüme ayrılır demiştik.
Bu bölümler Elysium, Tartaros ve Asphodel.
Bunları tek tek inceleyelim.
Elysium'u ya da Elysium tarlaları dendiğinde görebilirsiniz.
Cennet gibi düşünebilirsiniz.
Yemyeşil tarlalar ve hep parlak duran bir güneş var.
Kahramanlar ve bazı olağanüstü ölümler öldükten sonra buraya gönderilir ve burada rahat bir yaşam sürerler.
Burada eğlenceler düzenlenir, müzik dinlenir ve güzel vakit geçirilir.
Öyle huriler falan yok yani haberiniz olsun.
Tartaros cehennem diye bilinir.
Tartaros yeraltı dünyasının en altındadır.
O kadar karanlık ve korkunçtur ki bırakın ölümleri tanrı ve tanrıçalar bile Tartaros'tan ürkerler.
Buraya kötüler göndelir ve sonsuza dek acı çekerler.
Asfodel tarlaları ise sıradan insanlar içindir.
Burası nötr bir yer.
Ne iyi ne kötü. Buradaki insan sayısı Elysium'dan da Tartaros'tan da daha fazla.
Yani insanların çoğu ne iyi ne kötü sıradan demek oluyor.
Burada insanlar genelde önceki yaşamlarındaki faaliyetlerini sürdürürler.
Ancak burada ne Elysium'daki gibi mutluluğa ne de Tartaros'taki gibi acılara yer olmadığından buradaki insanlar hissizdir.
Robot gibi davranırlar, anılara yer yoktur, kimsenin kişiliği yoktur.
Ama tüm sıkıcılığına rağmen Asfordel'de olmak Tartaros'ta olmaktan daha iyi kabul edilir.
Tartaros'a gönderilen günahkarlara erinyeler işkence ederler.
Bir önceki bölümde erinyelerden bahsetmiştim hatırladınız mı?
Kronos, Uranus'un cinsel organı kestiğinde toprağa akan kan damlalarından erinyeler doğuyordu.
Erinyeler günahkar ölümlere, kamçı ve yılanlarla korkunç işkenceler yaparlar.
Gölgeler işkence çekerken bile acıkırlar.
O yüzden yemek zorundadırlar ama önlerine konulan yemekleri erinyeler çoğu zaman alıp onları açlığa mahkum ederler.
Antik Yunan'da Tartaros'un bu imajından korkan insanlar ölenler için birçok dinsel tören oluşturdular.
Demeter ve Dionysos gibi ölümden sonrasıyla da ilişkisi olan bazı tanrılara ayinler düzenlediler.
Bu tanrıların yaratı dünyasının sırlarını bildiklerini ve ayinler sayesinde öldükten sonra kendileriyle bu sırlarını paylaşacaklarına, onlara elisime ulaşmalarını sağlayacak bir harita vereceklerine inandılar.
Her yılda Metar ve kızı Fersafon'un onuruna düzenlenen Elestüs gizemleri, törenleri de bunlardan biri.
Yalnız şunu unutmayalım.
Ölümle ilgili ayinler olsa da antik Yunanlar diğer tanrılar gibi Hades'e tapmıyor dikkat ederseniz.
Onun adına tören yapmamışlar, onun adına tapınak yapmamışlar.
Yani ölüm adına yapılan şeyler var ama direkt Hades adına yapılan pek yok.
Ya da ona adanan bir şehir yok mesela.
Sadece ondan korkup onun adına kurban adadıkları olmuş.
Hatta bu kurbanı keserken bile korkularından bakmamaya çalışmışlar.
Yani Hades'ten bayağı korkuyorlar ve Hades'te araları diğer tanrılarla olduğu gibi değil.
Hades'e bayağı mesafeliler.
Bu arada Hades'ten bahsetmişken Thanatos'tan bahsetmemek olmaz.
Dedik ya hani aslında Hades kötü değil.
Evrenin kendisine düşen parçası Tartaros olduğu için onun görevlerini yerine getiriyor sadece aslında.
Mizacı da ona göre biraz şekillenmiş olabilir tabii.
İnsanları öldüren Hades değil aslında Thanatos.
Yani Hades bizim bildiğimiz o mesela Azrail'le özdeşleşecek biri değil.
O Thanatos aslında. Ölüm tanrısı Thanatos, uyku tanrısı Hypnos'un ikiz kardeşi Morpheus bölümümüzden hatırlayın.
Şimdi insanın yaşam ipliği denilen bir şey var.
Hatta kader de o iplik üzerindeki hareketlerden şekilleniyor.
Bu yaşam ipliği zamanla kısalır ve iyice kısaldığında Thanatos o ölümlüyü ziyaret edip saçından bir tutam keser.
Thanatos saçınızdan kestiğinde artık kurtuluşunuz kalmaz.
O sizin artık hadese adandığınız anlamına gelir.
Bu arada şimdi aklıma geldi mesela bazı...
Yorumcular işte rüyada saçın kesilmesini iyiye yormazlar, sıkıntı falan derler.
Acaba bu bu inanışa mı dayanıyor diye bir düşündüm yani saçın kesildiğinde işte böyle bir sıkıntı falan.
Gerçi sonra muhtemelen Anadolu insanı bu kötü şeyleri ağızda almamak için rüyada saç kesilmesini ömrün uzamasa delalet eder falan diye çevirmiş bu muhtemelen.
Hadis'in geçtiği bazı hikayelerden bahsedelim.
En ünlülerden Persephone'u kaçırmasını zaten biliyorsunuz, onu işledik.
Bir de şöyle bir şey var.
Bu ölüler diyarından çıkış yok diye bir şey yok aslında.
Yani bir kere öldünüz bir daha canlanamama diye bir şey yok.
Bu mümkün oluyor. Dionysus'un annesi Semele'den size henüz bahsetmedim ama kısaca Zeus'un aşık olup sonra da Hera yüzünden ölümle sebep olduğu bir ölümlü diyelim.
Sonra detaylı anlatırım. Dionysos annesi kendisine hamileyken öldüğü için onu hiç tanımamıştır.
O yüzden ölüler diyarına gidip annesini hayata döndürmek ister.
Dipsiz göl diye de bilinen Mora Yarımadası'ndaki Alconia gölünden girip ölüler diyarına ulaşır ve annesini serbest bırakması için Hades'le pazarlık yapar.
Dionysos ona kutsal mersin bitkisi...
...verir ve hadi semeliği serbest bırakır.
Yani gördüğünüz gibi aslında ölüler diyarından bir ölümlü çıkarılabiliyor.
Bu arada Mersin bitkisi Akdeniz'de murtu ağacı olarak da bilinir.
Hala Mersin, Antalya civarındaki insanlar bu bitkinin meyvelerini yerler.
Bir de Herakles'in ölülerin diyarında bir hikayesi var.
Herakles'in yerine getirilmesi gereken 12 görevi belki duymuşsunuzdur bir bölümde işleriz.
O görevlerden biri yeraltı diyarına inip Hades'in 3 baş köpeği Kerberos'u canlılar dünyasına getirmek.
Herakles, Hermes, Athena ve Hestia gibi tanrı ve tanrıçaların yol göstermesiyle Styx nehrini geçer ve ölüler diyarına ulaşır.
Köpeğini almak için Hades de pazarla oturur.
Hades, Herakles'e silah kullanmadan sadece elleriyle Kerberos'u yakalayabilirse köpeği onunla gönderebileceğini söyler.
Herakles bir boğuşma sonrası Kerberos'u dizginlemeyi başarır çünkü Herakles çok güçlü bir kahraman ve onu yeraltı dünyasından çıkarır.
Ama sonra korkut görüntüsünden dolayı Kerberos canlar dünyasında kalamayacağı için onu geri Hades'e verir.
Bir de bazı cezalandırmalarda da Hades'e görev düşer.
Zeus mesela çok kızdığı yarı tanrı ya da ölümlere ceza vermek istediğinde de Hades'ten yardım ister.
Bunlardan biri de Sisyfos.
Hikayeye göre Korint Kralı Sisyfos çok kurnaz ve açgözlüdür.
Yalancıdır. Ziyarete gelen konuklarını da ağırlamak yerine öldürür.
Bu arada Yunan mitolojisinde ziyarete gelen konağa kötü davranmak bayağı kızılan bir suç.
Yani bizdeki tanrı misafiri kavramı gibi.
Zeus bir gün Sisyphos'a çok kızıp Hades'e onu Tartaros'a kapatmasını söyler.
Hades de Thanatos'u yani ölümü Sisyphos'un peşine salar.
Ama gelin görün ki Kurnazlı ile ünlü Sisyphos Thanatos'u oyuna getirmeyi başarır.
Thanatos'u kendi getirdiği zincirlerle bağlar.
Thanatos eli kolu bağlı kaldığı için hiçbir ölümlü ölmez.
O yüzden savaş tanrısı Ares araya girer.
Çünkü kimse ölmeyecekse bir süre sonra Ares'e de gerek kalmayacak.
Yani Ares güçsüz kalacak. Bu yüzden gelip Thanatos'u serbest bırakır.
Tabi Thanatos da Sisyphos'u öldürür yani ölümlerde yerine götürür.
Ama Sisyphos bu bunların olabileceğini önceden düşünüp planını yapmıştır bile.
Sisyphos eğer bir gün ölürse kendisini asla cenaze töreni düzenlemeyeceğine, cesedini kentin orta yerine bırakacağına dair karısına söz verdirmiştir.
E tabi kadın bunu yapınca Sisyfos yeraltı dünyasına götürüldüğünde Siks nehrini geçemez ve Hades'in eşi yeraltı dünyasının kraliçesi Persephone'a yalvarır.
Lütfen üç günlüğüne yaşayanların dünyasına geri dönüp karımı bu ihmali yüzünden cezalandırmama izin verin diye yalvarır.
Persephone da ona acır ve izin verir.
Ama Sisyfos tabi ki sözünü tutmaz ve uzun yıllar daha tanrılara rağmen yaşamaya devam eder.
Bir gün Hades onu ölüler diyarını yaka paça getirir ve sonsuza dek ceza çekmesi için Tartaros'u götürür.
Onu sonsuza dek çok ağır bir kayayı yüksek bir dağın tepesine yuvarlamakla cezalandırır.
Sisyphos kayayı yukarı doğru iterken durup dinlenme imkanı yoktur ve ne zaman en tepeye ulaşsa kaya geri aşağı yuvarlanmakta ve Sisyphos geri dönüp kayayı tekrar yukarı itmektedir.
Gördüğünüz gibi mitolojide cezalar genelde çok...
acımasız ve daha da kötüsü sonsuz oluyor.
Sonsuz cezaları daha başka örneklerde de göreceğiz.
Mesela en basitinden Prometheus'un ciğerinin sökülmesini hatırlayın.
O da öyleydi. Hades bazı söylencelerde yeraltı dünyasına bakıp diğer kardeşleri gibi göklere, denizlere, canlar dünyasına hakim olmak isteyip olaylar çıkarır.
Hatta 97 yapılma Herkül çizgi filminde de görmüştük bunu.
Tabii o çizgi filmdeki her şey de mitoloji kaynakları uygun yapılmamıştı ama çok tatlıydı.
Neyse Hades'in yer altından kurtulmak istemesi mantıklı olabilecek bir istek aslında baktığınızda.
Çünkü Tartaros korkunç bir yer.
Yani bari 20 yıl biri 20 yıl diğeri yöresi yani değil mi?
Sonuçta kadar yer altında kalmak nedir?
Ama çoğu kaynağa göre Hades'in böyle bir arzusu olduğu söylenemez aslında.
Hatta tam tersi.
Ölüler diğerini gayet benimser.
Hatta Olimpos'taki eğlencelere bile katılmaz genelde saçma bulduğu için.
O artık yer altı dünyasına aittir.
Ve bir canlı oraya izinsiz girmeye çalıştığında inanılmaz kızar.
Hades'in bir de Orpheus ve karısı Eurydike ile çok bilinen bir hikayesi var.
Orpheus usta bir müzisyen hatta babasının Apollo olduğuna dair mitler de var.
Orpheus ve Eurydike birbirlerine çok aşıklardır ama Eurydike zehirli bir yılanın ısırması yüzünden ölür.
Orpheus çok üzülür.
Onsuzluğa alışmaya çalışır ama alışamaz.
Yeraltı dünyasına gidip onu geri getirmeye karar verir.
Bu arada Orpheus tıpkı Apollo'nun gibi lir çalar.
O kadar iyi bir müzisyendir ki bu sayede Hades ve Persephone'u bile çok etkiler.
Persephone ona acır ve Yuridike'nin yaşayanlar dünyasına dönmesine izin verir ancak bir şartla.
Orpheus ve Yuridike yeraltı dünyasına çıkana kadar Orpheus arkasına bakmayacaktır.
Orpheus kabul eder ancak yolun yarısına geldiklerinde artık kendini engel olamaz ve Yuridike'nin onu takip ettiğinden emin olmak için arkasına döner ve o anda sözleşme iptal olur.
Hades Yuridike'yi ölümler diyarına geri alır.
Orpheus yaşayanların dünyasında mutsuz bir şekilde yaşamaya devam eder.
Hades'in Thesaurus'ta hikayesini de sonra anlatırım artık.
Bu bölüm bayağı uzadı. Şimdi Hades'in Roma mitolojisindeki adı Plüton.
Varlıklı, zengin anlamına geliyor.
Çünkü Hades yerin altındaki değerli madenlerden dolayı zengindir.
Ama Hades bir nevi bahtsızlığı simgeliyor bence.
Yani bakar mısınız Yunan mitolojisinde Kura'da kendisine en kötü yer çıkıyor.
Ölüler diyelim. Roma Meteorisinde adını verdiği gezegen Güneş temindeki en küçük gezegen ve bir ara gezegenlikten çıkarılıp sonra geri kabul edilmişti filan.
Roma'da gladiyatörlerin yıkandığı ve uyuduğu yerlerin başlarına ölümü hatırlatmak için siyah Plüton heykeli konulurmuş.
Hades, ölüler diyarına gelen günahkarları acımasız davranır ya da ölüler diyarında olmaması gereken birini...
orada gördüğünde yine ona çok kötü davranır.
Bunu aklımıza tutalım.
O yüzden insanlar Hades'in öfkesinden çok korkarlar.
Mitoloji dışında da Hades'in adı bir yerde geçiyorsa genelde kötü, karanlık bir şeyi temsil ediyordur.
Ama lütfen Selena dizisindeki Hades karakterini bu podcast'ta karıştırmayalım olur mu?
Ya bir de oradaki köpeğin adı da Belarus'tu.
Çok yaratıcı yani. Günümüzde cennet ve cehennem kavramlarını konu alan birkaç önemli yapıt var.
Dante'nin ilahi komedisi bunlardan biri.
Cennet, Cehennem ve Araf diye üç bölümden oluşur.
Hatta Dan Brown'un Cehennem adlı kitabında da Dante'den çok fazla alıntı var yanılmıyorsan.
Kitabın filminde Tom Hanks oynamıştı.
Onda da o şekildeydi.
Bir de Vatikan'ın Sistine Chapel'in girişinde Michelangelo'nun Türkçe'ye kıyamet günü diye çevrilen The Last Judgment isimli freski bulunur.
1500'lerde Rönesans döneminde yapılmıştır.
Roma'ya gittiğimde buraya da uğradığım için çok mutluyum.
Fotoğraflarımın hepsini maalesef telefonum bozulunca kaybettim ama oradaki büyüyü hala hatırlayabiliyorum.
12 metreye 13.7 metre boyutundaki bu devasa freski Michelangelo 4 yılda tamamlamış.
İnstagram'dan paylaşırım.
Fresk kıyamet gününe dair birçok Hristiyan ögesi içeriyor aslında.
İsa, Meryem, Havariler vs.
var. Ama bunun yanında birçok mitolojik öge de barındırıyor.
Mesela Styx nehrini, onun üstündeki ölenleri ölüler diyarına taşıyan kayıkçı Karon'u görüyoruz.
Karon hep sert karakterli biri olarak anlatıldığından bu eserde de bir yandan ölüleri cehenneme götürürken bir yandan küreğiyle onu pataklıyor.
Freskin sağ köşesinde Frigye Kralı Midas'ı görürüz.
Şimdi bazı tarihi kaynaklara göre Midas'ın gerçekte yaşadığı görülüyor.
Artık neredeyse kanıtlanmış durumda.
Ama Midas mitolojide de diğer edebi eserlerde de yer edilmeyi başarmış.
Dante'nin ilahi komedyasına göre cehennem 9 kattan oluşur.
Frigye Kralı Midas da cehennemin 2.
katında bulunan ve gövdesine bir yılan dolanmış şekilde oturan bir karakterdir.
Karşısına günahkarlar getirilir ve cehennemin kaçıncı katına gönderecekleri Midas'a sorulur.
Midas bir nevi cehennem bekçisi gibi yani.
Tartaros'un her bir katı birbirinden farklı günahlara göre ayrılır ve acı derecesi ona göre yükselir.
O yüzden cehenneme gittiğinizde bile hangi katta olacağınız önemlidir.
Midas bu soruya gövdesine sarılan yılan sayesinde cevap verir.
Soru sorulduğunda yılan harekete geçer ve Midas'ın gövdesinde kıvrılmaya başlar.
Yılan Midas'ın gövdesinde kaç zarmalı oluşturursa günahkar Okat'a gönderilir.
Hades'in adına yapılan çok şarkı ve bir de oyun var.
Steam'de puanı baya iyi belki oynayanlar vardır.
Kapatmadan önce tekrar Hades'e dönecek olursak bence Hades pek çok açıdan diğer bir sürü tanrıdan daha düzgün bir tanrı.
Evet korkunç ama kötü değil.
Sadece kötüleri sözünde durmayanları filan cezalandırıyor.
Evet Persephone'u kaçırması çok pislikçe bir şey tabii.
Mith'in oluştuğu ateerkil dönemin bunda etkisi büyük.
Ama Persephone'u kaçırdıktan sonra bile Zeus'un birçok ölümlü ya da ölümlüse yaptığı ırzına geçip hamile bırakıp sonra da çekip gitmiyor yani.
Onu zincirleyip kölesi yapmıyor ya da.
Persephone bir çeşit Stockholm sendromuyla ona aşık oluyor.
Ve Hades onu yer altına kraliçesi yapıyor.
Persephone yer altı dünyasını Hades'le beraber yönetiyor.
Yani bayağı kraliçe.
Hades'in başka bir kadının peşinden koştuğunu da hatırlamıyorum bu arada.
Bir tek Persephone var benim bildiğim.
Yani bayağı saduk da o açıdan.
Daha doğrusu bir Minty ile bir hikayesi var da.
Hatta Persephone bunları yakalayıp kızı naneye dönüştürüyor filan.
Mint adı da oradan geliyor.
Ama bilmiyorum yani ben ona pek inanmak istemedim.
Yani Hades nereden baksanız Zeus'tan daha düzgün bir tanrı.
Diğer tanrılar gibi farklı kılıklara girip milleti aldatmaz.
En fazla görünmez miğferini kullanıp görünmez olur.
Diğer tanrılar gibi kibirlenip ona buna tuzak kurmaz, hain planlar yapmaz.
Zeus'u Poseidon gibi kız peşinde koşup reddedilince ırza geçmez ya da intikam peşinde koşmaz.
Gayet direkt dürüst bir tanrı bence.
Ayrıca bencil de değil.
Mesela ihtiyacı olan tanrı ve yarı tanrılara görünmez miğferini ödünç verdiği olmuştur.
Hadi Zeus şimşeklerini versin bakalım ödünç veriyor mu?
Ayrıca diğer tanrıları biliyoruz.
Sürekli birbirlerine ya da ölümlere kumpas kurup birbirlerinden yardım istiyorlar.
Ama Hades hiçbir gün başka bir tanrıdan yardım istemiyor mesela.
Bir Persephone hikayesi var.
Onun dışında kimseden bir şey istediği yok yani.
Hatta hep diğerleri Hades'ten yardım istiyor.
Hades'in Sisyphos'ta hikayesi daha doğrusu Thanatos'un Sisyphos'ta hikayesinin mesajı.
Gayet ortada tabii pek fazla eklenecek bir şey yok.
Biz ölümlüler ne kadar ölümü ertelesek de ona karşı koymaya çalışsak da yaratılışımız gereği bir gün yaka paça ölüler diyarına götürüleceğiz.
Yani bunu anlatıyor bence.
Hades'in Orpheus'ta hikayesi bende birçok çağrışım yaptı.
Öncelikle insanların ne kadar sabırsız olduğunu gösteriyor.
Hades ve Persephone onunla bir anlaşma yaptı ama o anlaşmaya sadık kalamadı.
Çünkü dürtülerine, sabırsızlığına yenik düştü.
Bu bir de bana nedense sevdiğini sürekli yoklayan birinin onu kaybetmesini çağrıştırdı.
Sürekli acaba o da benimle aynı yolda mı, geliyor mu, benimle aynı fikirde mi, okey miyiz, sorun yok değil mi diye böyle endişelenen bir yapıya bürünürseniz karşınızdakini
bıktırmaya başlıyorsunuz.
Sürekli acaba o da benimle aynı fikirde mi?
Aynı yolda mı? O yol mesela onu simgeliyor gibi geldi bana.
Benimle geliyor mu, okey miyiz falan diye sürekli endişeye bürünürseniz karşısındakini bıktırmaya başlıyorsunuz.
Orpheus'un dönüp onu kontrol etmesi gibi işte ne bileyim belki telefonunu kurcalamaya, arkadaşlarını sorgulamaya falan başlıyorsunuz.
Onun üstünde bir hakimiyet kurmaya başlıyorsunuz ve ters yapıyor, onu kaçırıyorsunuz.
Psikolojide tersine işleyen bazı kurallar vardır.
Bu da onlardan biri. Bu hikaye nedense bana onu hatırlattı.
Kapatmadan önce bir soru.
İmamın kayığına binmek değil mi?
Sizce de kayıkçı karona dayanıyor olabilir mi?
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
