
(Yunan) 22: Kendi Çocuklarını Yutan Kronos: Zaman ve Tüm Evrenin Yaratılışı
5 Ocak 2021 · 20 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Instagram: @mitolojikincilerKendi çocuklarını yiyen titan: Kronos mitolojiye göre evren nasıl oluştu? Zaman nasıl oluştu, ne yaptı?
Transkript
Ya bir kahraman olarak ölürsün ya da bir zalime dönüştüğünü görmeye yetecek kadar uzun yaşarsın.
Merhaba Mitajı Meraklıları.
Batman Kara Şövalye filmindeki Harvey Dent'ten neden bu alıntıyı yaptığımı bölümün ilerleyen dakikalarında anlayacaksınız.
Yeni yılın ilk bölümüne hoş geldiniz.
Yılbaşıydı başka işlerdi derken uzun zamandır yeni bölüm kaydedemedim.
Ara ara buna isyan ettiniz tabi.
Ama az önce baktım son kaydettiğim bölümün yani Özgür'le Blood of Zeus dizisiyle ilgili sohbet ettiğimiz bölümün dinlenme rakamı normalde olanın altında kalmış.
Tabi anlıyorum muhtemelen diziyi izlemeyenlerin çoğu bölümü anlamayacağını düşünerek hiç tıklamamışlar bile.
Ama aslında o bölümde biz sadece diziyi konuşmadık.
Laf lafa açınca Yunan mitolojisine genel bir bakış...
Hatta Özgür başka mitolojilerden örnekler verdi.
Bazı önemli karakterler ve olaylar hakkında konuştuk falan.
Yani diziden uzaklaşıp bir sürü başka şey konuştuk.
Ve bence çok kafa açan bir bölümdü.
O yüzden diziyi izlememiş olsanız da bölümü dinlemenizi öneriyorum ben.
Bir yılı hem de çok zorlu bir yılı geride bırakıp yeni bir yıla başladık.
Yeni yıl ne ilginç bir olay değil mi?
Yani ne kadar eleştirsek aman dünün aynısı işte filan desek de içimizde bir yerde bir şeylerin yenilendiğini, yeni bir şeylerin olması gerektiğini hissediyoruz.
Aslında zaman olduğu haliyle akmaya devam ediyor ama biz sanki oyundayken bir an durup restart yapıp baştan alıyoruz.
Hani böyle... Oyuna böyle bir tık kötü başlarız, böyle performansımızdan memnun kalmayız da restart yaparız ya.
Onun gibi hissediyorum ben yeni yıllarda.
O yüzden zamanla ilgili bir bölüm yapalım dedim.
Kronos seçtim. Özgür'le yaptığımız sohbete de Kronos'a biraz değinmiştik.
Burada biraz daha detaylı konuşalım istedim ki hem zamanın hakimi olan bu Titan kim onu biraz tanıyalım.
Hem de bilmeyenler varsa mitolojiye göre evren nasıl oluştu ona bir göz atalım.
Bu hikayede adını sıkça duyacağımız isimler Gaia, Uranüs ve Kronos.
Kısaca Gaia toprak ana, Uranüs onun oğlu ve aynı zamanda gökyüzü titanı, Kronos da Gaia ve Uranüs'ün oğlu ve aynı zamanda zaman titanı.
Bildiğimiz dinlerin aksine mitolojiye göre evreni tanrılar yaratmaz, evren tanrıları yaratır.
Evren aslında bu çok popüler tanrılar olan Zeus, Afrodit, Arestan filan çok daha önce oluşmaya başlar.
Yani biraz panteizme benziyor.
Aslında ilk başta daha hiçbir şey yokken kaos vardır.
Şimdi burası biraz karışık gelebilir.
Dünya, denizler, gökyüzü falan yok.
Evrenin tüm unsurları bir arada gibi düşünün.
Buna kaos denir.
Son derece dağınık.
Biçimsiz bir boşluk gibi düşünün onu.
Hani biz evrenin oluşumunda her şey bir gaz ve toz bulutundan ibaretti falan gibi açıklamaya başlıyoruz ya.
Ona baya benziyor.
Ama kaosta bu unsurlar öyle karışık ve biçimsiz ki.
Yani gökyüzü gibi bir şey var ama hava yok.
Deniz gibi bir şey var ama su yok falan.
Yani hepsi... Karman çorman bir halde.
O yüzden kaos deniyor. Ama bu kaosun içinde düzenin, evrenin tohumları gömülü.
Şimdi bu unsurlar, kaostaki bu unsurlar birbiriyle savaşırlar.
Sonunda bir şekilde birbirlerinden ayrışırlar.
Yani gökyüzü denizden, deniz topraktan ayrışır.
Bazı söylencelere göre dünyanın ve diğer her şeyin oluşumunu başlatan güç gayyadır.
Yani toprak ana.
Hesiodos, Theogony'de bundan şöyle bahseder.
Kaos tepsisinden önce var olan, sonra geniş göğüslü Gaia, toprak ana.
Hani panteist düşünce dedim ya işte evren aslında tanrıları oluşturuyor gibi yani evren yaratıcı güç aslında.
Onun gibi hayal etmeye çalışın.
Gaia'yı toprak kendisi gibi düşünün.
Gaia hiçbir eşi olmadan tek başına bazı çocuklar doğurur.
Uranüs yani gökyüzü.
Pontus yani deniz, dağlar ve daha birçok titan doğurur.
Bu titanları aynı zamanda evrenin parçaları gibi düşünmeniz gerekiyor.
Yani Zeus gibi insan görümünde değil de mesela Uranüs'ü gökyüzünün kendisi gibi hayal etmeye çalışın ama onun daha canlı versiyonu gibi.
Tabi bu arada Uranüs'ün de insansı resmedildiği hikayeler yok mu?
Onlar da var. Öyle sanat eserleri de var.
Ama şimdilik böyle hayal edin hikaye akacak.
Gaia sonrasında bu doğurduğu çocuklardan bazıları çiftleşerek başka çocuklar doğurur.
Uranüs'le çiftleşmesinden 6 erkek ve 6 dişi titan ve kiklo ve 150'ler denen dev yaratıklar doğar.
Erkek titanlardan en ünlüleri Kronos, Hyperion, Iapetus.
Dişi titanlardan en ünlüleri Phoebe, Rhea, Thetis'tir.
Yani en çok duymuş olabileceklerinizi sıraladım burada.
Bu titanlardan da yeri geldiğinde ilerleyen bölümlerde bahsederiz.
Şimdi olaylar şöyle gelişir.
Uranüs evreni yönetmeye başlar ama gücünü kaybetmekten inanılmaz korkmaktadır.
Kendi çocukları olan Kiklop ve 150'leri ve Titanları da tehdit olarak görmektedir.
Kiklov ve 150'leri yer altına Tartaros'a mahkum eder ve 6 dişi 6 erkek Titan çocuğunu da annelerinin yani Gaia'nın rahmine geri sokar.
Yani aslında Titanlar da Gaia'nın rahmine hapsolmuş olurlar.
Gaia bu sırada hissettiği acıdan ve çocukların hapsedilmesinden dolayı Uranüs'e çok kızar.
O yüzden Uranüs'e karşı ayaklanmaları için çocuklarını ikna etmeye çalışır.
Tüm Titanlar annelerinin bu isteğini geri çevirirler.
Biri dışında. Kronos.
Titanların en genci olan Kronos babasından öç almaya ikna olur ve annesinin planını uygular.
Bu arada bakın Hesiodos Kronos'un doğuşunu nasıl anlatmış.
Bunlardan sonra Kronos geldi dünyaya.
O art düşünceli tanrı.
En belalısı toprak oğullarının.
Ve Kronos diş biledi yıldızlı babasına.
Kronos, Gaia'nın yaptığı bir orakla pusuya yatar.
Uranüs ve Gaia sevişmeye başladıklarında Kronos babasının cinsel organını yakalar ve orakla parçalar ayırır.
Bu olaydan sonra Uranüs gücünü kaybeder ve ortadan kaybolur.
Uranüsün kesilen cinsel organın parçaları gökyüzünden denize fırlar.
Hatta onların oluşturduğu beyaz köpüklerden aşk ve tutku tanrıçası Afrodit tam bir yetişkin kadın olarak doğar.
Hatta Hesiodos Theogony'de Afrodit'in adının köpükten doğan anlamında bu hikayeye dayandığını söyler.
Botticelli'nin Venus'un doğuşu yani Afrodit'in doğuşu tablosunu kesin görmüşsünüzdür.
İnstagram'da hatırlatırım.
O tablo bu hikayeye dayanıyor.
Afrodit çıplak ve yetişkin bir kadın olarak bir deniz kabuğunun içinden çıkar.
M.Ö. 4. yüzyıldan kalma bazı heykelciklerde de yine bu deniz kabuğu ve Afrodit ilişkisi görülüyor.
Deniz kabuğunun Vulva'yı temsil ettiği söylenir.
Sanat tarihçileri daha iyi açıklayacaklardır.
Bu arada Yunan mitolojisine göre Uranüs'ün organına düşüp arfocitin doğumuna sebep olduğu bu yer Güney Kıbrıs'ın Baphos yani bizim Baph dediğimiz kentin yakınları.
Iliada'da Afrodit'in doğumu başka şekilde anlatılıyor bu arada.
Onu okumuş olanlar varsa itiraz etmesin.
Ben bu Afrodit'in deniz köpüklerinden doğduğu versiyonu daha çok seviyorum.
O yüzden böyle anlattım. Hem düşündüğünüzde aşk ve tutku tarcasının babasının kesilen cinsel organın denizi döllemesinden doğması çok mantıklı Yunan mitolojisi kurgusuna baktığınızda.
Bu arada Hesiodos der ki Uranüs'ün cinsel organı denize düştüğünde sadece afrodit doğmaz.
Yere düşen kan dalmalarından da erinyeler doğar.
Erinyeler öfkeliler anlamına gelir.
Bakın Uranüs'ün kanı toprağa düşüyor.
Yani yine Gaia'yı döllüyor aslında.
Ve öfkeli yaratıklar doğuyor.
Bu da mantıklı değil mi?
Çünkü Gaia zaten Uranüs'ü öfkeli ve aynı zamanda normal şekilde değil.
Yani spermle değil. Kanla dölleniyor.
Öfke ve intikamın vücut bulmuş hali gibi düşünün bu erinyeleri.
Sayıları belli değil ama genelde üç kişi olarak bilinir.
Saçları yılandan oluşur, gözlerinden kan damlar, bedenleri kanatlı köpekleri andırır.
Bunlar doğa yasalarına karşı gelen insanlara işkenceden yaratıklar.
Şimdi bizim aile trajedisine geri dönelim.
Uranüs gücünü kaybedince doğal olarak Tartaros'a hapsedilen Kiklop ve Yüzeyliler ve Kronos'un Titan kardeşleri özgürlüklerine kavuşurlar.
Babasının yerine geçen Kronos evrenin hakimi olur ve kız kardeşi Rhea ile evlenir.
Rhea da toprak titanı.
Toprak tanrıçası gibi bir nevi yani işte Gaia'nın devamı olan bir titan gibi düşünün.
Dikkat ederseniz toprak çok önemli çünkü mitlerin ortaya çıktığı dönemde insanların yaşamları tarıma, toprağın verimliliğine çok bağlı.
Kronos güç sarhoşu olan babasının yerini hükmetmeye başlar ama zamanla o da güç sarhoşu olur ve kendisinin babasını yaptığı gibi birinin de çıkıp kendisini alaşağı etmesinden inanılmaz korkar.
Zaten tarihe biraz ilginiz varsa orada da bu şekilde çok örnek görürsünüz.
Kendi sırası gelmeden babasını veya bir başkasını öldürerek gücü ele geçiren hükümdarlar...
Öncekinden çok daha sert yönetim şekli benimserler.
Gücü kaybetme korkusuyla paranoyaları kapılırlar.
Çevrelerine korku salıp gücü öfke ve zorbalıkla ellerini tutmaya çalışırlar.
Kronos'un durumu da aynen böyle.
Kronos düşünür.
Der ki zamanında Gaia Uranüs çocukları onu rahmine sokup ona acı çektirdiği için bu nopusu kurmuştu.
Ben aynı hataya düşmeyeyim.
Yani Rea'nın doğurduğu çocukları onun rahmine geri sokmayayım.
Onları direkt yutayım.
Benim bedenimde kalsınlar diye düşünür.
Evet evet yanlış duymadınız.
Bayağı hopur hopur yutmak.
Hatta bu anı resmeden çok ünlü bir tablo var Rubens'in.
Onu da bilmeniz gerek.
Goya'nın da var ama ben Rubens'inkini daha çok beğeniyorum.
İnstagramına atarım. Kronos bütün çocuklarını yutar.
Ama Rhea çocuklarının doğar doğmaz yutulmasına çok öfkelenir.
Bu sırada da Zeus'a hamiledir.
O yüzden anneleri Gaia'dan yardım ister.
Gaia tabii çakal biliyorsunuz.
Rea'yı Girit adasına gönderir.
Rea burada Zeus'u doğurur ama Kronos'un yanına dönerken onu getirmez.
Onun yerine bir taşı beze sarıp Kronos'a bebek diye yutturur.
Şimdi zırt pırt babanıza kızıp atarlanıyorsanız yok ona karışıyor, buna karışıyor, haşlıkları kısıyor, iPad almıyor falan diye Kronos'a bakıp babanızı öpüp başınıza koyun arkadaşlar.
Çocuğu yutmayı bırak tanımıyor ki yani bakmıyor bile.
Bakın taşı bebek sanıp löp diye yutuyor böyle bir baba.
Neyse bu sırada Zeus Girit orman perilerinin de ona bakması sayesinde büyür, genç, güçlü bir delikanlı olur.
Bilgeli ile önüne kuzeni Metis'e akıl danışır.
Kronos'tan nasıl kurtulup kardeşlerini kurtaracağını sorar.
Metis ona Kronos'un yanında gizlice hizmetkar olarak çalışmasını ve içkisine zehir karıştırıp onu kusturmasını önerir.
Zeus Metis'in önerisini uygular, gerçekten de Kronos kusar ve Zeus'un tüm kız ve erkek tanrı kardeşleri özgürlüklerine kavuşurlar.
Bu olaydan sonra tanrılar güçlerini Zeus'un önderliğinde toplarken Kronos da kendi takımını kurmaya çalışır.
Tabi ama birçok Titan Kronos'un acımasızlığını bildiği için ona katılmayı reddederler.
Hatta birer Titan olmalarına rağmen hatırlarsanız Prometheus ve kardeşi Epimetheus tanrıların yanında savaşa katılırlar.
Kronos'un yanında kalmak isteyen Titanlarsa Atlas'ın önderliğinde birleşirler.
Hatırladınız mı Atlas'ın bu savaştaki rolünü ve Zeus'un onu cezalandırışını önceki bölümlerde?
Burayı daha önce anlattığım için kısa geçiyorum.
10 yıl süren savaşta tanrılar titanlara galip gelirler ve evrenini Zeus, Hades, Poseidon 3 kardeş arasında paylaşırlar.
Hazır Kronos'tan bahsetmişken size Sentor Kiron'dan da kısaca bahsetmek istiyorum.
Hani bazı bölümlerde ara ara bahsetmiştim bilgi Kiron diye.
Belden yukarısı insan, belden aşağısı at.
Kiron... Kronos ve bir titan kızı olan Filira'nın çocuğu aslında.
Kronos eşi Rea'ya yakalanmadan çapkınlık yapmak için bir ata dönüşüp Filira ile beraber olduğu için Filira bir sentöre hamile kalır.
Ama Kiron doğduğunda Filira onun görüntüsünden öyle eğlenir ki onu doğar doğmaz terk eder.
Hatta böyle bir şey doğurmuş olmanın utancına katlanamadığı için başka bir şeye dönüşmek için yalvardığı ve ıhlamur ağacına dönüştürüldüğü söylenir.
Yani ıhlamur ağacın hikayesi de buradan geliyor.
Kronos'un bir de Eros'la meşhur bir hikayesi var.
Hatta Kronos'un Eros'un kanatlarını kestiği tabloları görmüş olabilirsiniz.
Biz genelde Eros'u bebek haliyle sırtında ok ve yayı ile resmedilirken gördüğümüz için onu küçük bir tanrı sanırız.
Bazı kaynaklara göre Ares ve Aphrodite'in oğludur.
Ama Hesiodos tanrıların doğuşu kitabında der ki aslında en başta sadece dördü vardı.
Kaos, Gaia...
Tartaros ve Eros.
Yani Hesiodos'a göre Eros yani aşk aslında evrendeki ilk oluşumlardan biri.
Yani o kadar böyle ikinci kuşak hatta üçüncü kuşak küçük bir tanrı değil yani Eros Hesiodos'a göre.
Ta evrenin en başında olan güçlerden biri.
Yani daha dünya oluşmadan var hatta.
Yani o yaratıcı üremenin de sembolü gibi bir yerde.
İnanışa göre Kronos Zeus'un yerini öğrenip onu yutmaya gider.
Ve bunu fark eden Eros Zeus'a haber verir.
O yüzden o gördüğünüz sanat eserlerinde Kronos Eros'un kanatlarını kesmektedir.
Bunlardan en ünlüsü Pierre Mignard'ın 1600'lerde yaptığı Time Clipping Cupid's Wings yani zaman aşkın kanatlarını kesiyor tablosu.
İnstagram'dan paylaşırım.
Şimdi biraz hikayeye bakacak olursak her Titan'ın ve Tanrı'nın bir özelliği vardı değil mi?
Kronos'un da zamanı yarattığı, onu yönettiği, zamanda yolculuk edebildiği söylenir.
Yani Kronos zamanı temsil ediyor.
Özgür de kaydettiğimiz bölümde bahsetmişti hatırlarsanız.
Bakın aslında Kronos'un Rea'dan çocukları oluyor.
Yani zamanın topraktan çocukları oluyor.
Yine her şey topraktan geliyor.
Zamanla oluşuyor ama sonra zaman onları yutuyor.
Gerçekten de zaman böyle bir şey değil mi zaten?
Zamanla yaşlanıyor ve ölüyoruz.
Yani zaman yaratımına vesile olduğu her şeyi yok ediyor.
Hacivat ve Karagöz'ü neden öldürdü diye 2006 yapımı çok şahane bir yerli filmimiz var.
Yönetmen Ezela Kay, Hacivat'ı Beyazıt Öztürk, Karagöz'ü ise Haluk Bilginer canlandırıyor.
Biz bunu ilk çıktığında evde DVD'den izlemiştik.
O dönem DVD'ler vardı. Ama bu ara Netflix'te tekrar gördüğüm için bir daha izleyeyim dedim.
Orada bir gece Karagöz ve Hacivat'ın meyhane çıkışındaki bir konuşmaları gözüme çarptı.
Dinleteyim size. Belki
çok anlaşılmıyordur o yüzden konuşmaları ben tekrar edeyim burada.
Karagöz diyor ki Hacı Cavcav de bana her yetiştirdiği büyüttüğü evladını gözünün yaşına bakmadan katleden kimdir?
Hacıvat soruyor. Kimdir?
Karagöz zamandır.
Başı serap sonu topraktan olmadır.
Akar gider yetişemem.
Hacivat diyor ki, canını alır ama bu gölgeleri ne edebilir ki zaman?
Tabii ben bu filmi izlerken 14 yaşındayım, mitoloji okumamışım yani çizgi filmlerde falan görmüşüm en fazla.
Bu sahnede mitolojik hikayeye atıf yapıldığını şu anki bilgi seviyemle fark edebiliyorum.
Tabii Haluk Bilginer sayesinde bu sahne büyümüş, zamanın her şeyi nasıl yuttuğu düşüncesi hafiften böyle yüreğinize dokunuyor.
Sonrasında Hacivat'ın verdiği cevapsa felsefi boyutta baya tartışmalı bir cevap bence.
Canını alır ama bu gölgeleri ne edebilir ki zaman?
Kronos'un Eros'un kanatlarının kesmesine dönelim.
Bu aslında iki tanrısal gücün mücadelesinden öte anlamlar taşıyor bence.
Zaman ve aşk arasında hep bir savaş var gibi değil mi gerçekte de?
Aşık olduğumuz kişiyleyken zaman su gibi akar.
Onu beklerken bir türlü geçmek bilmez.
Hep bir mücadele.
Bir de asıl aşkın zamanla yıpranması mevzusu var.
Bu da neredeyse herkes tarafından kabul edilen bir gerçek.
Yani eğer bu podcastı babam dinliyorsa babacım ben sadece arkadaşlarımdan duydum.
Hiç benimle alakası yok.
İlk aşık olduğumuzda kalbimiz güm güm atıp...
enerjimizle nereye koşacağımızı bilemezken tıpkı Kronos'un Eros'un kanatlarını kesip onu artık uçamaz hale getirmesi gibi zaman aşkı yıpratınca yerimizden kalkmaya üşenir hale gelmiyor muyuz?
Böyle bakmak çok şairane tabii ama benim naçizane kişisel görüşüm suçu Kronos'a zamanı filan atmak yerine kendimizden ramak.
Sen Eros'u yeterince koruyup kolladın mı Kronos'a yakalanmasın diye onu sorgulamak.
Günümüzde adını Kronos'un alan birçok şey kullanıyoruz.
Kronoloji, kronometre kelimeleri onun isminden geliyor.
Kronos'un Roma bitövisindeki adı Satürn.
Satürn gezegeninin adı da buradan geliyor.
Cumartesi gününün İngilizcesi Saturday, o da buradan geliyor.
Fethiye'de UNESCO'nun geçici dünya mirası listesinde yer alan Tios Antik Kenti bulunuyor.
Orada M.Ö. 2.
yüzyıl civarında yapıldığı düşünülen bir Kronos tapınağı bulunuyor.
Kapatmadan hatırlatalım.
Kronos'u heykel ve tablolarda elinde bir orak ya da tırpanla...
Yanında bir kum saatiyle tasvir edilirken görebilirsiniz.
Kronos başta annesini ve kardeşlerini güç sarhoşu zalim babasının elinden kurtarıp özgürleştiren bir kahramanken gücü kendisi ele geçirdikten sonra o da tıpkı babası gibi bir zalime dönüştü.
Şimdi bölümün başında Harvey Dent'ten neden öyle bir alıntı yaptığımı anlamışsınızdır.
Yani güç en iyileri bile zehirleyip onlardan en korkunç tiranları yaratabiliyor.
Tüm gücün tek bir kişiliği olması bu yüzden çok tehlikeli.
Ki bakın sonrasında onu yenen oğlu Zeus aynı şeyi yapmıyor.
Evrenin yönetimin üç kardeş Zeus, Hades, Poseidon aralarında bölüşüyorlar.
2020'de bütün dünya olarak mücadele ettiğimiz salgın sırasında zaman bir türlü geçmek bilmedi.
Hatta neredeyse bir yılımız boşa gitti.
Ama bu yıl çok daha güzel zaman geçirmeniz ve biz fark etmeden Kronos bizi yavaş yavaş yutsa da sona varana kadar çok eğlenmeniz dileğiyle.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
