
(Yunan) 20: Özgür Uysal'la "Blood of Zeus" Üzerine Söyleşi- part 1
27 Aralık 2020 · 22 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Instagram: @mitolojikincilerHikaye anlatıcısı Özgür Uysal ile Netflix'in Blood of Zeus anime dizisi ve mitoloji üzerine keyifli bir sohbet yaptık. 1. kısmı buradan dinleyebilirsiniz.
Transkript
Merhaba mitoloji merakları.
Bugün bir ilk yaparak podcastimizde bir konuğu ağırlıyoruz.
Kendisi çok sevdiğim, ürettiği her içeriğe bayıldığım, size de ara ara bahsettiğim biri Özgür Uysal.
Özgür hoş geldin.
Hoş bulduk, merhaba.
Ben kısaca tanıtayım.
Şimdi arkadaşlar bakmayın bizim bu küçük mütevazi podcast'imize konuk olduğuna.
Kendisi aslında sunuculuk yapan, reklamları hem yazıp hem oynayan, seslendirme yapan, popüler dergilerde yazan ve YouTube'da ince işler diye harika içerikle ürettiği bir sayfası olan bir hikaye
anlatıcısı. Özgür tanımayanlar için sen biraz kendinden bahsetmek ister misin?
Yani ben biraz özetlemeye çalıştım ama o kadar çok şey yapmışsın ki.
Yani pardon şöyle ki çok güzel bir cumartesi günündeyiz şu anda.
O yüzden sesim hala çatlak gün boyunca konuşmadığım için kusuruma bakmayın o yüzden.
Ben hani kendimi anlatmaktan ziyade aslında senin yaptığın işi ne kadar takdir ettiğimden bahsetmek isterim.
Çünkü hani bizde bu mitoloji falan böyle çok...
Hollywood'dan beslenen, sadece işte böyle bizim filmlerde falan gördüğümüz bir şey gibi algılanırken sen aldın o mitolojiyi.
Ben de kendi kanalımda da anlatmaya çalışıyorum.
Bence değerli bir şeydir mitoloji.
Sen de aldın ve mitolojik inciler diye bunu formata çevirdin.
O yüzden çok takdir ve tebrik ediyorum seni.
Çok teşekkür ederim.
Mitoloji bence sahip çıkılması gereken bir şey.
Bir kültür üretimi. Yani sadece doğaüstü güçlerin...
atfedildiği insanların çarpık aşk hikayelerinden ibaret bir şey değil aslında mitoloji.
Mitoloji bir kültürü anlama, coğrafyayı anlama, insanı anlama konusunda en temel yaklaşımlardan, ilk hikaye anlatımlarından bir tanesi.
O yüzden bu entelektüel belli bir insanın sadece anlayabileceği ama bir o kadar da dinlemesi zevkli bu mitolojik inciler kanalını yaptığın için seni tebrik ediyorum.
Çok teşekkür ederim.
Sen de benim mitolojiyi dinlemeyi en sevdiğim anlatıcılardan birisin bu arada.
Ben şu anda sadece Yunan mitolojisi anlatıyorum ama bana sık sık soruyorlar işte Mısır mitolojisi ne zaman gelecek, İskandinav mitolojisi ne zaman gelecek falan diye.
Yani ben de diyorum ki şu an Yunan mitolojisini iyice bir işleyelim, iyice anlayalım.
Çünkü orada daha görmediğimiz çok karakter, çok fazla olay var bilinmeyen.
Onları iyice hazmedelim, ondan sonra diğerlerine geçelim diyorum.
Bence haklısın. Bir de şöyle şimdi Yunan mitolojisi tabii bizim coğrafyamızda olduğu için yani şuradan Ege'de insanlar birazcık yol kat etse, o Likya yolundan falan bir yürüseler zaten aslında o mitolojik
hikayelerin geçtiği yerlerden.
Yani Ayvalık'tan Kaş'a kadar aslında o mitolojik hikayelerin geçtiği yerleri gezme imkanımız var.
Her yerde yani Hatay'a gidiyor, oradan Erzurum'a kadar falan gider yani.
Evet doğru ve Yunan mitolojisiyle başlamak o yüzden bence mantıklı.
Zaten Yunan mitolojisini anladıktan sonra Roma mitolojisini anlamak da çok mümkün oluyor.
Çünkü aynı kültür kökenlerinden geldikleri için sadece isimler değişmiş oluyor birazcık ve birazcık atfedilen şeyler değişmiş oluyor.
Dolayısıyla bizim kültürümüze ve coğrafyamıza daha uygun, daha sempatik geliyor bize.
Yoksa dediğin gibi aslında yani mesela Mayalıların mitolojisinde çok fazla sayı vardır.
çok fazla gökbilimli, astronomiyle ilgili mesela sistemler vardır.
Onları anlamak biraz daha zordur.
Yani çünkü onlar gökbilimin üzerinden gitmişlerdir ve oradaki dünyanın döngüsü, evrenin döngüsünü açıklamak için aslında pek çok sayısal, tarihsel, takvimsel şeyler
kullanırlar. Dolayısıyla hani onu anlamak için o sistemi önce anlamak, ondan sonra onun içine girmek lazım.
Hani bir ondan, bir ondan, bir ondan anlatılabilecek bir şey değil mitoloji.
Bence doğru ilerliyorsun. Çünkü bir metodoloji yani Mısır'da da aynı şekilde gene orada da nehrin gelgitlerine göre ve Nil Nehri'nin ve güneşin konumlarına oradaki
o berekete veya bereketsizliğe göre atfedilmiş insanlar yani insanlar dediğim tanrı insanlar var.
Dolayısıyla hani her birini kendi coğrafyasının içerisinde anlamak.
kendi coğrafyasını anlamak için insanların affettikleri bir hikaye anlatımı olarak değerlendirmek daha doğru.
O yüzden Ege'den başlamak, bizim topraklarımızdan başlamak, Dionizoslardan, Zeuslardan başlamak bence iyi ve doğru bir yaklaşım.
Zaten ben mesela senin anlattığın bir hikayeyi de dinlerken ya da kendim de bir hikaye anlatırken onu yaşıyorum yani.
Hikayenin içine giriyorum.
O yüzden işte hadi bugün Yunan-Türk konuşalım.
İki saat sonra da size Mısır'dan bir şey anlatayım.
Olmuyor yani. Çünkü yaşıyorum ben onu.
O moda giriyorum falan.
Güzel yapıyorsun valla. Peki ne konuşmak istersin bugün?
Şimdi öncelikle ben bu konuda çok çaylak olduğum için bir hatam olursa affola.
Sen de önermiştin.
Bazı dinleyiciler de rica etti.
Netflix'teki Blood of Zeus anime dizisiyle ilgili ne düşünüyorsun, anlatır mısın diye.
Biraz onu konuşmak istiyorum.
Öncelikle sen nasıl buldun genel olarak?
Yani şöyle tabii ki sonuçta Hollywood'un eli değdikten sonra onun içerisinde bazı fine tuningler.
Yani aslında normalde hikayenin içerisinde olmayan şeyler yapmışlar.
Orada kahraman yani asıl orada geçen kahraman aslında mitolojide yok.
Öyle bir kahraman yok yani hani Zeus'un öyle bir oğlu yok.
Evet. Dolayısıyla aslında bütün hikayeyi şöyle değerlendirmeli izleyenler.
Bu bir Hollywood animasyonu.
Ve bir uydurulmuş bir hikaye.
Öyle bakmaları lazım. Hani eğer ki bir mitolojik öğrenme, bir mitolojik okuma yapmak istiyorlarsa doğru bir tercih değil.
Ama izlemesi keyifli.
Renkleri güzel. Hani öyle buldum.
Tabii ki mantık hataları var.
Ama dediğim gibi yani bunu hani bir senin hani geçenlerde paylaştığın gibi mitolojik okumalar yapılabilecek, filmler listesine alınabilecek bir eser değil.
Öyle söyleyebilirim. Yani ben de dikkat ettim.
Zaten dizi şöyle başlıyor birinci bölümde.
Bazı hikayeler hiç kayda geçirilmeden kayboldu.
Bu da onlardan biri diyor.
Yani bu bildiğiniz hikayelerden değil bir yerlerde ararsanız bulamazsınız demeye getirmişler.
Evet evet bunu bulamazsınız şeyde diyor yani tarih kitaplarında veya işte o mitoloji kitaplarında bunu bulamazsınız da getiriyor doğru.
Ben de bu anime ya da animasyon dünyası ile ilgili uzman değilim tabii ama Tanrıların tasvirlerini beğendim ben de.
Ama tabii hikayeyi izlerken böyle bazı yerlerde ama o öyle değil bir dakika falan dediğim çok oldu.
Tabii çok yani dediğin gibi mantık hataları var ama hani Yani çok ciddi mantık hataları da var.
O yüzden şey yapmamak. Mesela Apollon piç değildir normalde.
Hani onlar böyle birbirlerine sen de piçsin, ben de piçim falan diye böyle bir sarılıyorlar.
Ama öyle değildir. Leta'nın oğludur Apollon.
Ve yani Leta çok ciddi o dönemin Titanlarından bir tanesi.
Yani o Zeus'u falan böyle sallayıp atacak karakterlerden bir tanesi Leta yani.
Burada hani Apollyon sanki böyle hani anası yokmuş, babası yokmuş işte ortalıkta böyle.
Evet kimden olduğu belli değilmiş gibi.
Evet gösteriliyor.
Halbuki Apollyon dediğim pek çok Zeus'tan hatta daha fazla tapınağı olan insanlar tarafından geleceği görmek işte bereket, güzellik
konularında aslında tapınılmış.
Pek çok yerde de tapınağı gözlemlenebilen ciddi bir tanrı yani.
Hani şeyin şampiyonlar liginde Dionysos gibi.
Dionysos da öyledir. Afrodit de öyledir mesela.
Bunlar hani şampiyonlar ligidir şeylerin.
Yani Yunan mitolojisinin, antik Yunan'ın.
Dolayısıyla hani Apollo'nun öyle gösterilmesi beni açıkçası üzdü.
Benim en sevdiğim şeydir çünkü bu arada.
Tanrıdır yani. Aa öyle mi?
Bilmiyordum. Yani çünkü çok aslında derinlemesine bir şeyi vardır onun.
Yani bize güzelliği, iyiliği anlatır.
şeyin tanrısıdır aynı zamanda.
Geleceği görmenin tanrısıdır.
Delphi'den sonra, Delphi tapınaklarından sonra en çok medet umulmuş tapınaklardan ve tanrılardan bir tanesidir.
Sonra da Dionysos gelir benim için.
O da tabii müthiş bir... Valla ben son bölümde...
Apollo'nun işte Artemis'i Orion'a vurması için kandırmasını anlattım.
O yüzden dinleyiciler Apollo'na biraz kızmış olabilirler.
Ama yapacak bir şey yok tabii.
Yani her tanrının işte iyi ve kötü yanları var.
Tıpkı insanlar gibi. Doğru şeyi değerlendirmek lazım.
Yani her birini kendi karakteri içinde değerlendirmek lazım.
Apollo'nun elitist bir tanrı.
Yani gerçekten tanrıların mavi kanlısından bir tanesi.
Ve yani kardeşinin Orion gibi hani sözde halktan olan, pariyadan, o işte halk sınıfından olan biriyle birlikte olmasını istemiyor
aslında. Öyle değerlendirmek lazım.
Yani Artemis'in aşık olduğu kişi mavi kanlı bir tanrı olsaydı, Apollon böyle bir şey yapmazdı.
Ama hani öyle yani her birini kendi içinde değerlendirmek lazım.
Senin de dediğin gibi her biri kusurları olan tanrılar aslında.
Şey var mesela, şimdi hikayeye geri dönecek olursak diziye.
Heron'un annesi Elektra mesela.
Ben onu ilk gördüğümde dedim ki şimdi Atlas'ın bir kızı var Elektra diye.
Evet Zeus'la beraber oluyor ve işte Zeus'tan çocuğu oluyor Dardalus diye.
O da sonradan hatta Truva Krallığı'nı kuruyor.
Ama bu o da değil yani.
Zeus'la beraber oluyor.
Adı Elektra ama o değil.
Oğlu Heron falan. Burada Elektra bambaşka bir yani.
Ki yani sendromu da vardır hani işte aslında babasına aşık olma sendromu işte Freud'un yaklaşımlarından bir tanesidir falan.
Ama yani o elektra ile o elektranın dediğin gibi hiçbir alakası yok ve bence de kafa karışıklığı yaratıyor.
Ben de ya diyorum elektranın Heron diye bir çocuğu var mıydı diye bir araştırıyorum.
Bir de şurada da bir kafa karışıklığı oluyor.
Yani doğru evet devlerle tanrılar arasında bir savaş var Yunan mitolojisinde.
Hatta evet Hera da devlerin tarafını tutuyor Zeus'a karşı.
Ama orada tanrıları kurtaran Heron değil Herakles yine yani hikaye yine karışıyor orada.
Hele ki zaten Titanların kanından devlerin doğması mitolojiyle ilgili bildiğimiz her şeyi, bütün kronolojiyi alt üst ediyor.
Yani evet burada tabii şey gibi yani sonuçta hikayede bir kötü yapmak, bir kötü üretmek zorundasın, bir iyi üretmek zorundasın.
Hani onları birbiriyle çatıştırmak zorundasın gibi durumlar var ama hani orada da şey hataları var.
Yani orada zamansal, kronolojik hatalar var.
Dolayısıyla hani biz tabii şimdi Titanlar bize öyle bir gösterildi ki başka filmlerde de böyle bu arada.
Hani sanki biz...
Titanlar böyle kötüymüş de Zeus böyle çok iyi biriymiş.
Onların içinden bu dünyayı kötülükten, felaketten kurtarmış gibi bir algı var insanlarda.
Ama halbuki bunlar devir.
Yani hani Altın Çağı, Tunç Çağı falan öyle.
Yani Hesiodos'tan bunu aslında okumak lazım.
Yani o mesela çok güzel anlatır onu.
Yani Altın Çağı ne zamandı?
Mesela Titanların zamanı aslında hiçbir hastalığın olmadığı, insanların derdinin olmadığı.
Her şeyin daha yeni şekillendiği dönemdir.
Sonra insanlar ölmeye, hastalıklar gelmeye yani Pandora'nın kutusu açıldıktan sonra aslında biz zaafları olan tanrılar görmeye başlarız.
Evet ve ortalığı karıştıran.
Evet yani titanları şöyle değerlendirmemek lazım.
Titanlar çok kötüydü, çirkin yaratıklardı falan öyle bir şey yok.
Gaya da bir titan.
Yani düşünebiliyor musun sen? Yeryüzünün tanrıçası karşılığı kibeledir.
Anadolu şeyinde. İşte yani Atlas mesela.
İşte o sırtında dünyayı tutan Titan.
İşte Kronos mesela.
Kronos zaten kronometreden de anımsayacaksınız.
Kronos zaman demek. Ve aslında Kronos çocuklarını yerken orada bize anlatılmak istenen şey zamanın insanları nasıl yediği, nasıl tükettiğidir.
Yani Zeus bunu kırar.
Bunu kırdığı için aslında Tanrı olur.
Yani zamana ve o zamanın o klişelerine babanın o hegemonyasından ilk çıkmaya cesaret eden tanrı olduğu için Olimpos'un tepesinde oturur.
Aslında Kronos öyle bize anlatıldığı gibi çirkin işte şey falan bir Titan değil.
Normalde zaman düşünse zamanın tanrısı.
Yani hiçbir şu andaki Olimpos'ta bizim adını ettiğimiz tanrıların ulaşamayacağı bir güç aslında bu.
Evet doğru söylüyorsun.
Hollywood filmlerinde işte o kısım böyle hemen atlandığı için işte Uranus ve Kronos acımasız titanlardı.
Kendi çocuklarını yediler, korkunçlardı.
Tanrılar onları yendi deyip hop diye tanrıların kısmına atlandığı için titanlar kötü biliniyor.
Yani orada bir referans var çünkü.
Yani niye Kronos çocuğunu yiyor?
Hani öyle düşünmek lazım. Yani gerçekten bir mitolojik okuma yapmak istiyorsak yani öylesini izlemek istiyorsak bu kadar derine kimsenin girmesine gerek yok.
Ama eğer ki yani bu işe baş koymuş ya ben bu mitolojiyi anlayacağım diye yola çıkan ki senin takipçilerin büyük ihtimalle öyle insanlardır çünkü öyle bilgiler veriyorsun.
Eğer öyleyse onu değerlendirmek lazım.
Yani niye bir zamanın titanı, zamanın tanrısı çocuklarını yiyor?
Yani zaman zaten çocuklarını yiyen bir oluşum ya.
Öyle değerlendirmek lazım hep yani.
Öyle bakmak lazım. Yani gökte yeryüzü yani Uranüs'te Gaya nasıl kavuşur?
Falan hani öyle bakmak.
Onların çocukları kim olarak çıkar?
Hani burada çünkü insan aslında etrafında gördüğü şeyleri anlamlandırmaya çalışıyor.
Ve etrafında bu anlamlandırmaya çalışırken her şeyiyle yani iyisiyle kötüsüyle onlara bir karakter atfediyor.
Öyle görmek lazım yani bunları.
Evet gerçekten ben de her okuduğum ve anlattığım mitolojik hikayede de onu yakalamaya çalışıyorum.
Yani bu hikaye bize ne anlatıyor?
Aslında tanrıların insanlar gibi kusurları var ve bir şeyler yapıyorlar.
Ortalık karışıyor ya da çözülüyor sonunda.
Bize bir şey demeye çalışıyorlar yani gerçekten hikayeler.
Şimdi bu hikayede bende şöyle bir ışık yaktı bu arada.
Normalde şey diyebiliyoruz ya Zeus işe çapkın ve...
Gidiyor sürekli şekil değiştirip kadınlarla beraber oluyor ölümlü ölümsüz falan.
Benim de o yüzden bu yönünden dolayı Zeus'tan pek hoşlandığım söylenemez.
Ama hikaye bana şöyle bir ışık yaktı mesela.
Hiç o açıdan bakmamıştım ben.
Bu dizinin işte son bölümlerine doğru Zeus'la Heron bir araya geliyorlar.
Zeus Heron'u eğitmeye çalışıyor falan.
Bu arada bu bölüm spoiler içeriyor.
Söylememe gerek yok herhalde.
Biraz geç oldu ama.
İşte Zeus Heron'u eğitmeye çalışıyor ama başarılı da olamıyor pek falan.
Böyle çok şefkatli yaklaşamıyor çünkü.
Sonra tükendiği bir anda diyor ki çabalıyorum.
Yani sana babalık yapmaya çabalıyorum.
Ama nasıl yapacağımı bilmiyorum.
Çünkü babamı aslında hiç tanımadım.
O beni öldürmek istedi.
O yüzden kardeşlerimi kurtarmak için benim onu öldürmem gerekti.
Bu bir bahane değil biliyorum.
Ama hayatımda birçok şey oldum bugüne kadar.
Baba olmak bunlardan biri değildi diyor.
Yani işte orada bana bir ışık yaktı.
Çünkü ben de hep Zeus'u suçlamama rağmen sürekli birileriyle beraber oluyor ve beraber olduğu kişiyi de önemsemiyor.
Hera'yı da önemsemiyor. Kendi çapına takılıyor falan diye düşünürken bir dakikaya dedim evet yani bu adam hiç baba sevgisi görmedi.
Hatta tam tersi babasından düşmanlık gördü.
İşte babası onu öldürmeye çalıştı falan.
Sen bu adamdan...
Sağlıklı ilişkiler kurmasını ya da sağlıklı bir şekilde babalık yapmasını bekleyemezsin yani diye aydınlanma yaşadım.
Hatta dizide de zaten tam o sahnede şöyle bir şey oluyor.
Heron işte normalde babasına dargınken bunları duyduktan sonra yüzünde bir merhamet ifadesi beliriyor ilk kez Zeus'a karşı.
Tabii bu arada benim için hala yani Zeus'un dediği gibi bu bir bahane değil yani.
Gelmişsin kaç yaşına koskoca Zeus'un işte gücün var filan.
Hani artık bunları bir düşün ve aş bunları yani noktasındayım ben.
Ama sonuçta psikolojik tarafında da böyle bir gerçek var Zeus'u bile.
Anladım yani böyle bakınca.
Yani burada tabii Zeus'u da şöyle değerlendirmek lazım.
Yani düşünsene şimdi insanlar yani Olimpos'un en tepesindeki tanrısın.
Ama işte onun penceresinden bilmem karta olarak giriyorsun.
Onun penceresinden işte tavus kuşu olarak giriyorsun.
Sürekli bir böyle ben nerede bir kadın bulsam da ondan çocuk yapsam gibi bir durum algılanıyor aslında.
Aslında öyle değil. Yani Zeus insanları o kadar çok anlamaya...
Yani aslında Zeus bir Titan çocuğu.
Ve Titanların en büyük özelliği zaten insanları anlayamıyor.
İnsanlardan uzak olmaları. Çünkü şey değil.
Titanlar doğayı ve doğa olaylarını singeledikleri için...
Zaten insanların üstünde hükümleri var.
Ama Zeus öyle değil.
Zeus insanlarla Titanlar arasında.
Yani insanın doğayla olan mücadelesini de simgeliyor Zeus.
O aradaki ara dönem yani ikinci çağ dediğimiz çağ aslında insanın artık yavaş yavaş doğaya hükmetmeye başladığı ve işte kendini tanımaya başladığı zamanı simgelediği için Zeus da onun tanrısı.
Ve o yüzden hani ne kadar kızgın olsa da ne kadar uzak dursa da ne kadar babalık yapmasa da insanlarla sürekli yakın olmak istiyor.
Onlarla bir arada olmak istiyor. Oradaki sevişmenin simgelediği şey aslında insanlara duyduğu aşk ve onlarla birlikte bir şey üretme gayesi Zeus'un.
İnsanları sürekli bir şekilde anlamaya çalıştığı ve onlarla empati kurmaya çalıştığı için aslında tabii ki bir erkek olarak çapkınlık kisvesi altında bunu yapıyor sürekli.
Yoksa oturur tepede yani ne olacak ki Zeus'un hani bir kadın bulmakla ilgili ya da işte cinsellik yaşamakla ilgili ne problemi olabilir ki Olimpos'un tepesinde?
Ama işte bu insanları sürekli anlamak, onlarla birlikte etkileşime girip oradan bir yeni bir şey üretmek Zeus'un en sevdiği alışkanlıklarından bir tanesi.
Yani her ne kadar böyle ben insanlara bakınca çok üzülüyorum bilmem ne işte hani böyle uzakta Olimpos'un tepesinde gibi dursa da aslında insanlara en yakın olan, insanları en çok anlamaya hevesi olan Tanrı'dır.
Öyle de değerlendirmek lazım.
Yani Özgür öyle bir kapı açtın ki bizi dinleyen bu munayzırlara canım ben insanları anlamak için yapıyorum yani.
İnsanları çok sevdiğimden falan.
Yani düşünsene yani bir insanla kurabileceğin en yakın iletişim değil midir sevişmek?
Yani Zeus'un da oturup tavla oynayacak hali yok yani adam Olimpos'un tepesine indiği zaman.
Ki bunu ateerkil bir karakter olarak ve ateerkil bir tarih yazımı olarak değerlendirdiğin zaman o çağa göre.
Yani Zeus'un insanlarla kurduğu iletişimin bu olması gerekiyor yazan tarafından.
Evet zaten şöyle bir gerçek var psikolojide.
Eğer bir insan doğru sevgi şeklini görmemişse nasıl seveceğini ya da nasıl göstereceğini de bilemiyor.
Ve onun için tek sevgi gösterme ya da alma yolu sevişmek olabiliyor.
Böyle bir gerçek var.
Ki yani şöyle de değerlendirmek lazım.
Düşünsene senin baban Kronos.
Yani hani çocuklarına bu niye iyi davranmıyor?
diye düşünürsek yani niye yalnız bırakıyor çocuklarını diye düşünecek olursak düşünsene senin baban Kronos ve sen yenilmekten kurtulmuşsun ve kardeşlerini de babanın midesinden
çıkartmışsın. Yani şimdi Zeus'un gördüğü babalığı yani Zeus'un kafasındaki baba figürünü düşünecek olursak aslında çok yol kat etmiş bence.
Evet evet en azından sahip çıkıyor çocuklarına falan doğru söylüyorsun.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
