
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Instagram: @mitolojikincilerBalmumuyla tutturulan tüylerden oluşan kanatlarıyla yükselip uçmaya aşık olup düşen İkarus.
Şarkılar:
https://www.youtube.com/watch?v=0Pmgtyw2n8w
https://www.youtube.com/watch?v=qXwH_FjuR4E&ab_channel=legolas149
https://www.youtube.com/watch?v=4boZDF0VoIY
https://www.youtube.com/watch?v=1wf5LsWCA2E&ab_channel=skafaceaka
https://www.youtube.com/watch?v=1kH8AMlwP_I
https://www.youtube.com/watch?v=Y907B4GwSCM
Transkript
Merhaba mitoloji meraklıları.
Şimdi siz karşımda bir topluluk olduğunuz için ben size siz diye hitap ediyorum ama böyle kaydı açıp gecenin bir vakti size böyle gayet samimi bir ton konuşuyorum.
O yüzden o siz çoğu şahıs sizi yani resmi olan siz değil.
Siz bana bir şey yazarken siz demek zorunda değilsiniz.
Gerçi ilginç hitaplar da var.
Mesela... Mitolojik İncim diyen var.
Pandoracım diyen var.
Neyse yüzlerce kez sizlediğim giriş kısmından sonra çok gelen bir yoruma daha topluca cevap vereyim.
Daha çok kayıt at, seni daha çok dinlemek istiyoruz diyenler var.
İnstagram'dan size yazdığım gibi yeni bölüm ne zaman, boş yapma, yeni kayıt at falan gibi şeyler diyenler var.
Arkadaşlar bir gün bu işten para kazanmaya başlarsam zamanımı ful buna ayırabilirim de inanın şu an haftada bir ancak zaman buluyorum.
Bir de biliyorsunuz ben size açıp bir kitaptan hikaye okumuyorum.
Kendi okuduklarımdan kolaj yapıp sevdiğim halini anlatıyorum.
Bir de internete kaybolup günlük hayatımıza nasıl yansımış diye bakıyorum falan.
Yani sanırım bu arada fazla saçma sitelerde kayboldum.
Çünkü bilgisayarım virüs uyarısı verip duruyor.
Aman siz evde denemeyin.
Şimdi yavaştan hikayeye başlayalım.
Öncelikle eğer bir önceki Minotaur bölümünü dinlemediyseniz Icarus'un hikayesini daha iyi anlamak için bunu dinlemeden önce Minotaur'u dinlemenizi öneriyorum.
Şimdi ben onu dinlediğinizde varsayarak Dayadolus ve Icarus'u anlatmaya başlıyorum.
Dayadolus'un hikayesiyle başlayalım.
Girit'e gelip Kral Minos için çalışmaya başlamadan önce Dayadolus aslında Atina'da çok ünlü bir mimar olmuştu.
Marangoz, zanaatkar, heykeltıraş yani on parmağında on marifet var.
İnsanlar ona çok saygı duyarlar.
Marangozlukla ilgili birçok alet edevatı o icat eder.
İlk hamamı o dizayn eder.
Şimdi ben burada bir durdum.
Yok artık yani biz Türkler neciyiz burada arkadaş falan dedim.
Neyse Yunan miti işte.
İlk dans pistini de o tasarlar.
Heykelleri o kadar gerçekçidir ki Herakles yani Herkül onları gerçek sanıp heykellerle savaşır.
Bu kadar beğenilmesine karşı Daedalus çok kıskançtır.
Kuzeninin kendisinden daha becerikli olmasından korkup onu öldürür.
Ceza olarak Atina'dan sürülünce Girit'e gider.
Girit kralı Minos ve eşi Pasapaya tarafından memnuniyetle kabul edilir ve saraya hizmet etmeye başlar.
Kralın çocukları için hareket eden mekanik oyuncaklar tasarlar.
Denizciler için gemi yelkeni ve direğini icat eder.
Şimdi hikayenin devamını yani Daidalos'un Minotaur'u hapseden labirenti nasıl yaptığını Minotaur bölümünden biliyorsunuz.
Hatırlarsanız Minotaur'u öldüren Tezeus'a labirente ipli yolunu bulma fikrini ona aşık olan Ariadne vermişti.
Ama aslında o da bu ip fikrini Daedalus'tan almış.
Daedalus'un bunlar ne çıkarı olduğu orasını bilmiyoruz.
Tezeus Minoturu öldürüp yanına diğer Atinalıları ve sonradan yolda terk edici Ariadne'yi alıp yola koyulduktan sonra Kral Minos Tezeus'a yolu Daedalus'un öğrettiğini düşünür ve onu ve oğlu Icarus'u cezalandırmaya
karar verir. Bunun için onları labirente mahkum eder.
Yani Daedalus'un kendi yaptığı labirente mahkum eder.
Daedalus ip olmadan kendi yaptığı labirente bile yolunu bulamaz.
Zaten bulsa bile çıkışta Minos'un diktiği askerler beklemektedir.
Çaresiz Daedalus bir gün başını yukarı kaldırır ve uçan kuşları görür.
Aklına bir fikir gelir.
Eğer kuşlar gibi uçabilirlerse buradan kaçabileceklerdir.
Daedalus labirente gelip konan kuşların tüylerini tek tek yolarak biriktirir.
Keten bezinin üzerine kuş tüylerini yerleştirir ve onları bal mumu ile birbirine yapıştırır.
Şimdi mahkum oldukları labirente bal mumunu nereden buldu demiyoruz anlaşılmıyor.
Kendimizi hikayenin akışına bırakıyoruz.
Daedalus bu şekilde biri kendisi biri oğlu için iki çift kanat hazırlar.
Uçmaya başlamadan önce Icarus'u uyarır.
Eğer çok alçaktan uçarsan deniz kanatlarını nemlendirir, düşersin.
Eğer çok yüksekten uçarsan güneş kanatlarındaki bal mumunu eritir ve yine düşersin.
O yüzden dengeli uç, coşkuya kapılma, zevk için uçmayacağız, sadece buradan kaçmak için uçacağız diye sıkı sıkı tembihler.
Uçmaya başladıklarında Icarus kendini öyle özgür hisseder, bu hisse öyle bayılır ki kanatlarının tüy ve bal mumundan yapıldığını unutur.
Kendini adeta bir kuş gibi hisseder.
Yükselir, yükselir, güneşe dokunacağı kadar yükseğe çıkmak ister.
Öyle yükselir ki güneş titanı Helios bunu kendisine yapılan bir hakaret gibi algılar.
Helios ışınlarıyla Icarus'un kanatlarındaki bal mumunu eritir hatta kanatları yakmaya başlar.
Ve Icarus kanatlarını kaybedip Ege denizine düşüp boğulur.
İkarus'un Ege denizinde düştüğü kısım İkarya denizi olarak bu denize en yakın olan Yunan adası ise İkarya adası olarak bilinir.
Hikayenin devamında Daedalus oğlunun ölümünden sonra üzüntüden kendini İkarya adasına kapatır.
Bir gün tanrıça Atena onu ziyaret edip haline üzülüp ona bir çift kanat verir ve tanrılar gibi uçmasını söyler.
Daedalus uçarak Sicilya'ya gelir.
Ancak bir süre sonra Minos her yerde aradığı Daedalus'u burada bulur.
Kral Kaokolos'un koruması altında bulur.
Daedalus'u yakalayıp öldürmeye hazırlanırken kralın kızları Minos'u öldürürler.
Daedalus bu şekilde kurtulur.
Şimdi mitolojiden çıkıp dönelim bizim sıradan günlük hayatımıza.
Biliyorsunuz bu bölüm benim size günümüzde Icarus'un adının geçtiği her şeyi anlatıp kusacağım bölüm.
Öncelikle Icarus hakkında Türkçe, İngilizce, Almanca çok fazla şarkı var.
Hepsine yer verip sizi sıkmayacağım.
Belki toplayıp bölümün açıklama kısmına linklerini eklerim.
İsterseniz dinlersiniz.
Ama şuna mutlaka yer vermemiz lazım.
Iron Maiden'ın Flight of Icarus yani Icarus'un uçuşu adlı şarkısı.
Bu şarkı grubun Amerika'da yayınlanan ilk single'ı ve radyoda en çok çalınan şarkısıymış.
Yalnız İngilizce bilenler dikkat ettiyseniz şarkıda babası Icarus'a dikkatli uç demiyor.
Tam tersi uç tıpkı bir kartal gibi.
Güneş kadar yükseğe çık, dokun güneşe diyor.
İkarus onun dediğini yapıp yükseklere çıkınca kanatları yanıyor ve babasının kendisine ihanet ettiğini anlıyor.
Bizde de Yüksek Sedakat İkarus diye bir şarkı yapmış.
Yine internette kaybolurken gördüm.
Icarus'un bir zamanlar IETT otobüs markası olduğunu biliyor muydunuz?
Yalnız şimdi bizi ta Amerikalardan, Letonyalardan, Japonya'dan, Cibuti'den falan dinleyenler var biliyorsunuz.
Onlar IETT'nin ne olduğunu bilmeyebilir.
Açıklayalım. Ya bu arada Cibuti'den dinleyen kim?
Allah'a izin verin ne olur bana ulaşsın.
Merak ediyorum ne yapıyor oralarda.
Yoksa bu liman liman gezen denizci arkadaş mı oradaki de?
İETT'nin açılımı İstanbul Elektrik, Tramvay ve Tünel yani işte İstanbul'un toplu taşımasından sorumlu olan kurum.
İETT'nin otobüsleri bir ara Icarus markaymış.
Hani şu Yeşilçam filmlerinden hatırlayacağınız kırmızı otobüsler.
1979-80'lerde İETT otobüs satın almak için dünya çapında bir ihale başlatıyor.
Ama o dönemde Türkiye dövüş sıkıntısı yaşadığı için hiçbir ülke ihaleye girmek istemiyor.
Sadece Macaristan ihaleye giriyor.
Yalnız şöyle bir anlaşma yapılıyor.
Macaristan bize İkarus otobüsleri veriyor.
Biz de Macaristan'a pamuk, tütün, yaş meyve ve sebze veriyoruz.
Takas yani. 1992-94'te tekrar alım yapmışız.
Ama bu sefer bu takas anlaşması ile değil banka kredisi ile almışız.
Neyse 2013'te yapılan filo yenileme kapsamında bu Icarus otobüsler İstanbul'dan kaldırılmış.
İhtiyacı olan bazı Anadolu kentlerine verilmiş.
Bazıları da Liberya'ya, Çat Cumhuriyeti'ne filan bağışlanmış.
Yani satmamışız, hepsini Anadolu'ya da vermemişiz.
Başka ülkelere bağışlamışız nedense.
Bu arada bir araca Icarus adını vermek onu daha mı cool yapıyor?
Yoksa Icarus'un hazin sonundan dolayı bir endişeye mi sebep oluyor?
Bilemedim. İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra yapılan Icarus S49 diye bir Yugoslav savaş uçağı da var.
Sırbistan Belgrad'daki Havacılık Müzesi'nde sergileniyor.
Cirque du Soleil'in gösterilerinden birinde Icarus'un uçuşu bölümü var.
İnstagram'dan linkini atarım ya da buradaki bölümün açıklama kısmında paylaşırım.
Mutlaka izleyin. Bilmeyenler için Cirque du Soleil Kanadalı merkezli bir eğlence sanat topluluğu.
İnanılmaz gösterileri ve böyle kocaman kocaman yani zorlu senteri filan kaç kez katlar.
O derece devasa sahneleri var.
Dünya gözüyle bir gün canlı izlemeye fırsatım olur inşallah.
Çok istiyorum. Bu arada Cirque du Soleil Fransızca güneşin sirki adı.
anlamına geliyor. Kürşat Başdemir İkarus'un Kanatları diye bir kitap yazmış.
Ben okumadım ama İkarus'un Anadolu limanlarında gezdiği ve özgürlük hikayelerinin anlatıldığı bir kitap anladığım kadarıyla.
Arka kapağında yazanı okuyayım size.
Baş kişisi Balmamı Kanatlı mitoloji kahramanıyla aynı adı taşıyan İkarus'un Kanatları.
Zaman ve mekanda renkli, sürükleyici bir yolculuğa çıkarıyor okuru.
Eski dünyanın parlak dönemlerinin sonlarını yaşayan Akdeniz uygarlığının limanlarında dolaşan İkarus'un serüvenine davet ediyor.
Depremlerle sarsılan Efes'ten, ölümü köleliğe yeğleyen özgürlük aşığı Anadolu kenti Kantos'a, egemenliği korsanlarla Romalılar arasına gidip gelen Akdeniz'in engin sularından ünlü kütüphanesiyle İskenderiye
limanına değişimlerle dolu bir serüven bu da.
Anlam arayışı, umut, savaş, acı ve içsel barışla harmanlanan bir çağın ve geçerliğini günümüze de sürdüren insan serüveninin hikayesi İkarus'un Kanatları.
Bu arada şu sıralar Netflix'e Icarus diye Oscar'la bir belgesel film var.
Bir sporcunun doping skandalıyla ilgiliymiş.
Henüz izlemedim. Kapatmadan önce hikayeye dönelim.
Şimdi Daedalus ve Icarus'un hikayesi bize apaçık kibirli olmamayı ve dengeli olmayı öğretiyor değil mi?
Hem Daedalus'un Atina'dan kovulması hem de Icarus'un ölümü hırs ve kibir yüzünden, sınırlarını bilmemek yüzünden oldu.
İkarus'un bölümünde neyi gördük?
Ne çok alçaktan uç ne çok yüksekten.
Dengeli olmak senin hayatta kalmanı sağlar.
Öyle coşup kendini bir şeylere kaptırıp dünyayı unutma.
Ki bu doğru da gerçekten İkarus babasının sözünü dinleyip uçmanın heyecanına kendini kaptırmasa kanatlarını kaybetmeyecekti.
Ama İkarus'a kızabiliyor musunuz?
Yoksa uçmanın heyecanını, ona verdiği o sonsuz özgürlük hissini anlayıp hatta ona imreniyor musunuz?
İkarus uçmanın tadına öyle vardı ki önce kuş gibi hafifledi sonra tanrılarla titanlarla aynı seviyede gördü kendini.
Helios'un güneşine dokunabileceğine inandı mesela.
Siz en son neyle uğraşırken böyle dünyayı unutup kendinizi göklerde hissettiniz?
Kendinizi bir tanrı, bir titan gibi hissedip güneşin yakabileceğini aldırmayıp devam ettiniz?
Daidarus'un dediği gibi orta seviyelerde dolaşıp sadece hayatta mı kalmak istiyorsunuz?
Yoksa Icarus gibi cesaretin ve özgürlüğün coşkusuna kapılmak mı?
Şimdi Daedalus'u gömdüm.
Yok oğlun heyecanını kırıyor falan diye.
Ama unutmayın aslında Daedalus oğluna çok alçaktan da uçma.
Çünkü deniz kanatları nemlendirip seni aşağı çeker demişti.
Yani yapabileceğinden daha azını yapma.
Bir şeylerin seni aşağı çekmesine izin verme.
Hiç çırpınmayıp alçak bir seviyede ilerleme.
Çıkabildiğin kadar kibirsiz ama ideal bir seviyede uç ki hapse olduğun zindandan çıkabilesin.
Setodin'in The Icarus Deception yani Icarus Aldatmacası diye bir kitabı var.
Kitabında özetle şunu anlattığını söylüyor.
Bize Icarus'un hikayesini anlatarak yıllarca çok kibirlenip boyundan büyük işlere kalkışma dediler.
Ama alçaktan uçmanın bedeli çok daha büyük diyor Setodin.
Biz fazla güvenlikli, fazla korumacı hareket ediyoruz.
Yüksekten uçtuğunda oluşabilecek hasar riski sıradan bir hayat sürmekten.
Çok daha azdır. Yani sıradan bir hayat sürmek çok daha maliyetli, çok daha ağırdır.
Belki de o ölüm anında, o en son bütün hayat bittiğinde anlayacağımız bir maliyet, bir pişmanlık o.
Diyor ki Sete Dün, mükemmel olmayı bekleseydin hala bekliyor olurdun.
Size heyecanlı duyduğunuz şeylerin ardından güneşe uçtuğunuz günler diliyorum.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
