
(Yunan) 16: Amazonlar: Vahşi Kadın Savaşçılar
29 Kasım 2020 · 11 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Instagram: @mitolojikinciler
Reklam ve İş birlikleri için: info@podcastbpt.com
Transkript
Amazon kadınları.
Derinlemesini bilmeseniz de eminim Amazonlar deyince çoğunuzun aklında güçlü, savaşçı, vahşi bir kadın figürü beliriyor.
Bazı hikayelere göre Amazonlar Ares ve Aphrodite'in çocuklarıdır.
Ancak Catelyn Sears, Mitoloji 101 kitabında Ares'in bir Amazon kraliçesiyle beraber olduğunu ve Amazon neslinin oradan devam ettiğini söyler.
Yani Ares bir nevi Amazonların babası.
Amazonlar efsanevi kadın savaşçılardır.
Kendilerine özgü yasaları ve bir kraliçenin başkanlık ettiği hükümetleri vardır.
Ülkelerinin yeri farklı farklı anlatılıyor.
Trakya, Skitya denilen Orta Asya ve Sibirya'nın olduğu kısım, Kafkas dağları, Türkiye'de Samsun'daki terme çayı ve Libya'da hikayelerde Amazonların ülkesi olarak belirtilebiliyor.
Hatta Sözcü gazetesi haberi Wonder Woman'a hemşeri olabilirsiniz diye vermiş.
Amazon kadınlarını şöyle hayal edin.
Atın üstüne eğer yerine sadece örtü örtüp binen, bir elinde ok ve yay, diğer elinde mızrak olan, deri elbiseler ve uzun deri çizmeler giyen dövmeli kadınlar.
Çoğu sanat eserini bu şekilde tasvir edilirler.
Hani ben küçükken Zeyna diye bir Amerikan dizisi vardı.
Zeyna Savaşçı Prenses.
Türkçe dublajlı olarak televizyonda verilirdi.
Orada Savaşçı Zeyna karakteri bence bir Amazon kadına çok yakındı.
Bayılırdım ona. Arkadaşlarımın çoğu onun...
Karışım ve daha sakin arkadaşı Gabrielciydi ama ben Zeynepciydim.
Hatta yıllar sonra iki kedim olduğunda kuyu renkli tüyleri olan ve erkek kardeşinden pek haz etmeyen dişi kedime Zeynep'in adını vermiştim.
Mitolojide Amazonlar sadece kadınlardan oluşan bir topluluktur.
Erkeklerin yanında olmaya tahammül edemezler.
Yalnız tutsak aldıkları bazı erkekleri hizmetkar olarak kullanırlar.
Sadece soylarını devam ettirebilmek için erkeklere ihtiyaç duyduklarından komşu kabileler, gezginler, yabancılar ve savaşta tutsak aldıkları erkeklerle beraber olurlar.
Yalnız katı kuralları var.
Bir erkekle birlikte olmak için üç erkeği öldürmüş olmak gerekir.
Kültürlerinde baba diye bir kavram yok.
O yüzden beraber olduktan sonra erkeklere ihtiyaç duymazlar.
Beraber olduktan sonra erkekleri ya postalarlar ya da çoğu zaman öldürürler.
Doğan çocuk kız olursa bir Amazon kadını olarak yetiştirilir.
Erkek olursa ya babasına gönderilir ya da öldürülür.
Daha da kötüsü bazı erkekleri sakat bırakırlar, gözlerini uyarlar ya da isterlerse köle olarak yetiştirirler.
Freie Universität Berlin profesörü Hermann Parzinger, Amazon kelimesinin Yunanca'da memesiz anlamına gelen Amazostan geldiğini söyler.
Amazon kadınları savaşçı olarak yetiştirdikleri için ileride ok ve yer kullanırken memelerinin onlara engel olmaması gerekir.
O yüzden bazı söylencelere göre Amazonlar memelerinin gelişmemesi için kısrak yani dişi at sütü ile beslenirler.
Bazı söylencelere göre ise göğüslerinden birini keser ya da dağlarlar yani kızgın bir demirle orayı yakarlar.
Amazonlar tıpkı babaları Ares gibi savaşa düşkündür.
İlginç bir şekilde erkeklerden nefret etmelerine rağmen babaları Ares'e çok bağlılardır ve bir de dişilik gücünü temsil eden ve erkekleri dışlayan Artemis'e taparlar.
Bir Amazon kadını bir erkek kadar güçlü ve bir vahşi hayvan kadar acımasızdır.
Üstelik çok akıllı ve kurnaz oldukları için bunlardan daha tehlikeli olarak görülürler.
Truva savaşında da Amazonlar Truvaların yanında savaşırlar ancak kraliçeleri Pentheselia Aşil tarafından öldürülür.
Catelyn Sears antik Yunan'da kadınların da erkeklerin de Amazonlara hayran olduğunu söyler ama farklı biçimde.
O dönemde erkeklere kıyasla çok hasakka sahip olan kadınlar için Amazonlar özgürlük ve gücün sembolü iken erkeğe ihtiyaç duymayan güçlü kadın konsepti erkeklerde korkuyla karışık bir hayranlık uyandırırdı.
Hala böyle değil mi zaten erkekler size soruyorum.
Tarihçiler ve arkeologlar mitolojideki Amazon kadınların iskit yani sakalar diye bildiğimiz Orta Asya göçebe toplumuna dayandığını söylerler.
Yani Amazonlar iskitlerin abartılmış bir versiyonu gibi öyle düşünün.
Yani iskitler tabi sadece kadınlardan oluşmuyor.
Kadın ve erkekler var. Ama Amazonları abartıp sadece böyle kadınlardan oluşan abartı korkunç bir toplum gibi göstermişler.
Bu yüzden iskitlere dar bir belgesel izledim.
Size oradan öğrendiklerimi de anlatayım.
Yani mitoloji bölümümüz bitti.
Belgeselle devam ediyoruz.
Sonra o mitoloji dinlemeye geldik, tarih dersi çıktı falan demeyin yani.
İskitler M.Ö.
8. ve 3. yüzyıllar arasında yaşamışlardır.
Farsçaya benzer bir dil konuşur ve İranlıların eskiden sahip olduğu inanç sistemine benzer bir inanç sistemine yanırlardı ama İranlı değiller.
İskitlere sadece antik Yunan ve Roma kaynaklarında değil İran, Hint, Çin kültürlerinde filan da rastlanır.
Mesela dede Korkut hikayelerinde Alp kızları olarak geçiyorlar.
Antik Çin kaynaklarında ise kadınların da bulunduğu göçebe İskitlerin Çin'e saldırdığını anlatan günlükler var.
Bu göçebe topluluk tüyleri ürperten hareketleriyle karşılaştıkları kişileri dehşete düşürürlerdi.
Örneğin düşmanlarının kafatasından içki içerlerdi.
Yakaladıkları Yunanları sefil bir kölelik hayatı beklerdi.
Birdenbire ortaya çıkıp baskın yapan, köle ve tutsak alan ve birden ortadan kaybolan vahşi bir halk düşünün.
Kazakistan Arkeoloji Enstitüsü'nden Dr.
Zeynep Olya Samaşev yapılan bir mez...
Mezar kazısında bir iskelet buldu.
Kemik incelemesi yapan antropologlar iskeletin bir kadına ait olduğunu bellediler.
Mezarda bir demir hançer de bulundu.
Bu, kadının hem kraliçe hem de savaşçı olduğunun kesin kanıtıydı.
İskit savaşçı mezarlarını kazanan arkeologlar iskeletlerin erkeklere ait olduğu önyargısını taşıyorlardı başta.
Ancak DNA testleri ve biyo-arkeoloji bilimi sayesinde her 4 iskeletten birinin bir kadın savaşçıya ait olduğu ortaya çıktı.
Antik Yunan tarihçisi Herodot, İskit kadın ve erkeklerin aynı şekilde yetiştirildiklerini, aynı şeyleri giydiklerini, hepsinin ok ve yay kullanabildiklerini yazar.
Tarihçiler kadın Amazonların erkeklerden daha korkunç olduklarını, çünkü düşmanlara ve yırtıcı hayvanlarına karşı oklarına yılan zehri sürdüğünü söylerlerdi.
Canım ona korkunç değil de zeki diyelim yani.
İskit iskeletleri üzerinde yapılan araştırmalar çoğu kadının küçük yaştan itibaren at sürmekten dolayı çarpık bacaklı olduğunu ve eklem iltihabı gibi hastalıkları olduğunu gösterir.
Çoğunun vücudunda ağır savaşlardan kalma yaralar ve kafatasında ağır hasarlar bulunur.
Altay bölgesini kazan arkeologlar, Bazı donmuş vücutlar ve kadın mumyalarında erkeklerinkine benzeyen dövmeler buldular.
Bunlardan en ünlüsü 1993'te bulunan Buz Prensesi adı verilen mumyadır.
M.Ö. 5. yüzyılda yaşamıştı.
Vücudunda dövmeler vardı, saçı kazınmıştı.
Altı atı ve eşyaları, kozmetik çantası, çeşitli tıbbi odlar gibi birçok eşyayla beraber gömülü bulundu.
Yalnız uzun yıllar incelenirken Altay bölgesinin bilge şamanları onun mezarından çıkarılmasını lanet getireceğini söyleyip mezarına geri gömülmesi için kampanya başladı.
2019 tarihli bir haberde yetkililerin buz prensesinin mezarına geri koymayı planladığını okudum.
Yunan kaynaklara göre Amazon kadınları çok eşliydi.
Çünkü çoğu kabiliyede olduğu gibi güçlü bebek yapmak için daha çok erkekten yararlanması gerektiği inancı vardı.
Bazı büyük İskender tarihçileri Amazon kraliçesi Taletres'in İskender'den çocuk yapmak için 300 savaşçı kadınla beraber onu ziyaret ettiğini söyler.
Bazıları da yalanlar.
İskitler hırsızlıkta çok iyilerdi.
Büyük İskender'in favori atını çaldıkları söylenir.
İskitlerde bir kabile şefi öldüğünde yerine karısının ya da kadın akrabalarının geçtiğine dair kanıtlar var.
Günümüzde Moğolistan tarafındaki göçebe topluluklar hala benzer özellikler taşıyorlar biraz.
Kız çocukları da kartal ve yılan gibi tehlikeli hayvanlar öldürebiliyor.
Amazon kadınlarından bahsetmişken DC komiksi Wonder Woman filminden bahsetmemek olmaz.
Serinin ilk filmi 2017'de çıkmıştı.
Yalnız ben Wonder Woman'ı izledim ve beğenmedim bu arada.
Başroldeki Golgadat'ın oyunculuğunu çok yapay buluyorum.
Yani benim fikrim.
Amazonlar çok tatlış gösterilmiş.
Mitolojik hikayelerden çok farklı.
Aris'le savaşıyorlar mesela.
Gerekmedikçe savaşmıyorlar falan ama gerçekte Amazonlar için savaş bir tutku.
Asla filmle alakası yok.
Ayrıca areste tapıyorlar hani söylediğim gibi yani filmde areste savaşıyorlar falan neyse.
İkincisi de bu yıl Aralık'ta çıkacakmış.
Bakalım yani çıkarsa meraktan izlerim.
Bu arada internette araştırırken gördüm.
Amazonların yaşadığı yerlerden biri olduğuna inanılan Samsun'da geçen yıl Amazon Kadın ve Yaşam Derneği adlı bir dernek kurulmuş.
Dernek kadınların sosyalleşmesini, sanatta gelişmesini ve zorluklarda birbirlerini desteklemelerini amaçlıyormuş.
Bir de internette kendini Kürtlerin Amazon kadını olarak tanımlayan bir şarkıcı karşıma çıktı.
Semyani Perizade.
Küçükken bölgedeki karmaşadan dolayı ayrıca Mersin'e göç etmişler.
Okutulamamış ama eğitimini dışarıdan bitirmiş.
Sonra da oyunculuk ve müzikle ilgilenmiş.
Merak ederseniz Spotify'da şarkısı var.
Ben bir de I Am Fire diye bir şarkısının klibini izledim.
Tüm konsept olmasa da kazınmış saçları, dövmeleri ve kostümleriyle bir Amazon havası var gerçekten.
Yani ta antik Yunanların İskitlerin kütülerini öğrenirken yüzyıllardır beraber yaşadığımız kardeşlerimizden biri bu konuda bir şey yapmış.
Bahsetmesem olmazdı.
Bu yüzden takipten çıkacak taşlayacak varsa güle güle.
Biliyorsunuz geçtiğimiz 25 Kasım kadına şiddete karşı uluslararası mücadele günüydü.
Almanya da mesela kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetleri rakamlarını açıkladı.
Bize de bu rakamların az olmadığını biliyoruz.
İskitler ta M.Ö.
kadınları... erkeklerle eşit tutmuş.
Onları yetiştirip erkekler gibi savaşmayı öğretmiş.
Yani hiçbir şekilde eksik görmemiş.
Savaşta ön cephede savaşçı ya da kabile lideri yapmışlar.
Yani hani bir zaman makinesi olsa da geçmişten gelseler M.S.
2020 yılında aynı topraklarda yaşayan bizim hala bunları tartıştığımızı görseler ne düşünürlerdi acaba?
Kapatırken laboratuvarda dirsek çürütüp kendini bilime adayan kadınları.
Ölen ya da terk eden kocasının ardından tek başına çocuklarını büyüten kadınları.
Matematik ve astronomiye gönül verip taşlanarak öldürülen Yunan filozof Haypatya'yı.
Türk tiyatrosunda sahneye çıkan ilk Müslüman oyuncu Afife Cale'yi.
Doğuştan elleri olmayan ayaklarıyla uçak kullanan pilot Jessica Cox'u.
Ayakları ampute olmasına rağmen hem atlet hem oyuncu hem mankenlik yapan Amy Mullins'i.
Ve defalarca kanseri yenip ampute edilip yine de son damlasına kadar savaşan geçen ay kaybettiğimiz Neslihan Tayyip.
anmak istedim. Yani bu liste sabaha kadar uzar.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
